Deneme

An Bu An

Bir kültüre doğarsın, o seni büyütür ama aynı zamanda seni şekillendirir. Sen fark etmeden seni kendi doğrularına devşirir ve SEN zannettiğin bir BEN doğurur.
Sen ona BEN dersin bilmeden SEN kimsin?

Sonra gün olur, gece olur ve yeniden gün doğunca kendini kumların üzerinde senden büyük dalgalara bakarken bulursun ve SEN kimsin anlarsın. Bildiğin SEN’ den eser kalmamış, bildiğin köşelerin kırılmış, bildiğin zihnin düz olmuş bulursun kendini. Dokunursun cildine hatırlamaya çalışırsın SEN’ i ama nafile, gitmiş. Bir başka his var o tende, bir başka lezzet akıyor. Evrenin sana hep, “Bırak zamana!” dedikleri şeyi yaşıyor olursun oturduğun kumların üzerinde.

Güneş birazdan batacak. Rüzgâr sakinleşirse dalgalarda durulacak ama bilemeyiz. Bu rüzgâra bağlı. Durmak ister mi diye sana sormayacak. Sende artık kendine sormayacaksın BEN kimim ve ne yapıyorum diye. Neden bu sahilde bu kumların üstündeyim. Neden yanımda boş duran o sandalyede oturmuyorum ve neden bu satırları yazarken kendi BEN’ liğimden pekte memnunum.

Bir köpek koşarak yanıma geliyor. Tanımadan yalıyor ayaklarımı. İnsan, zarar göreceğinden korkarken şu hayvan dediğimiz mahlûkat kokumdan beni bilirken BEN kendimi bilmiyorum. Ya kendime zararlıysam… Bütün virüsler içimde hastalıklı yaşarken şifamı bulamıyorsam hep belamı bularak yaşamaktan yorgunum. Köpeğin sahibi çağırdı; hemen koşarak vardı onun yanına. Varacak sahibim yok diye hüzün hissettim mi diye sordum kendime.

Birisine bağımlı değilim diye neden bunca sevinçliyim? Anneyim ben evlatlarına düşkün. Evladıyım bir annenin; kollanan sevilen. Dostum ben zor zamanda el tutan. Bir evin sahibiyim onu temiz tertipli tutan. Bir patronun elemanıyım saatlerimi o kazansın diye harcayan. Bir maaşın hesabıyım her ay eksi bakiye veren. Bunca sorumlu olduğum hallerim varken nasıl bağımlı olmadığımı düşünebiliyorum, şaşkınım.  Sorup duruyorum kendime ama kendim hiç cevap vermiyor. Vermek mi istemiyor? Yoksa cevabı mı yok, yoksa beni dikkate mi almıyor? Ya da bu lisanı anlamıyor mu?  Anladım, bildiğim BEN beni anlamıyor şimdi; dönüştüğüm son halimi. Kesinlikle doğru cevap bu.

Ben, kumların üzerindeki kadın, kendimi anlamıyorum. Ve yeni lisanda, aynı gün batımını seyrediyor, bilindik hislerle içimde kelebekler dolanıyor olsa da artık biliyorum ki her gün batımı kendi içinde batıyor. BEN’ imi SEN gibi seven birinin lisanı ile sesleniyorum adını.  Ardından ekliyorum, “Anlamıyorsun BENi SEN. Anlama da zaten. Bu, SEN değilsin. Bu BEN’ im.

Yazar: Stella Namet Abulafya

1971 İstanbul’da doğdum. Eğitim hayatım öyle çok şatafatlı değil, İstanbul Üniversitesi Dericilik bölümü mezunuyum ve mesleğimi hiç yapmayanlardanım. İşim gereği çok seyahat etmem insan hallerini gözlemlemeye imkân tanıdı, bu da beni yazmaya teşvik etti. Kanserle tanışıp haşir nesir olmamızın kurgusunu yazdığım “PENCERE" ve yola çıkma cesareti gösteren tüm ruhlar anısına yazdığım “3 NOKTA YOLDAN ÇIKANLAR” adlı basılmış iki kitabım mevcut.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir