<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Pınar Göçer &#8211; Zamansız Dergi</title>
	<atom:link href="https://zamansizdergi.com/author/PinarGocer/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://zamansizdergi.com</link>
	<description>Herkes İçin Edebiyat</description>
	<lastBuildDate>Mon, 18 Feb 2019 09:17:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2026/08/cropped-Untitled-design-32x32.jpg</url>
	<title>Pınar Göçer &#8211; Zamansız Dergi</title>
	<link>https://zamansizdergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Annemin Doğum Günü (9 yaş üstü)</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/annemin-dogum-gunu-pinar-gocer/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/annemin-dogum-gunu-pinar-gocer/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Göçer]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Feb 2019 09:17:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Hikayeleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=5652</guid>

					<description><![CDATA[Odamda ders çalışıyordum. Biraz mola vereyim, dedim. Mutfağa bir bardak su içmeye gittim. Kapıyı açtım. Babam içerdeymiş, “Ödümü koparttın!” dedi. Cep telefonunu, kolunun altına saklamaya çalışıyordu. “Niye sessizce giriyorsun Pelin?” “Su içecektim,” dedim. Raftan aldığım bardağa, sürahiden su doldurdum. Babam, cep telefonunu kulağına götürdü, “Pelin’e de söylüyorum Sedat,” dedi. Sedat dayımla konuştuğunu anlamıştım. Kaşlarımı kaldırdım. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>				Odamda ders çalışıyordum. Biraz mola vereyim, dedim. Mutfağa bir bardak su içmeye gittim. Kapıyı açtım. Babam içerdeymiş, “Ödümü koparttın!” dedi. Cep telefonunu, kolunun altına saklamaya çalışıyordu. “Niye sessizce giriyorsun Pelin?”</p>
<p>“Su içecektim,” dedim. Raftan aldığım bardağa, sürahiden su doldurdum.</p>
<p>Babam, cep telefonunu kulağına götürdü, “Pelin’e de söylüyorum Sedat,” dedi.</p>
<p>Sedat dayımla konuştuğunu anlamıştım. Kaşlarımı kaldırdım.</p>
<p>“Ne oldu baba?”</p>
<p>“Yarın annenin doğum günü…” diye fısıldadı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-5653" src="https://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2019/02/images.png" alt="" width="265" height="190" /></p>
<p>Ellerimi çırptım, “Çikolatalı pasta alalım,” dedim.</p>
<p>İşaret parmağını dudağına götürdü. “Sus sus! Annen salonda televizyon seyrediyor, konuştuğumuzu duymasın.”</p>
<p>Hiçbir şey anlamamıştım ama babamın sözünü dinleyip sustum.</p>
<p>Masanın kenarındaki sandalyelere oturduk. Babam ciddileşmişti. Kulağıma doğru eğildi.</p>
<p>“Hiç kimse annenin doğum gününü kutlamayacak.”</p>
<p>“Annem çok üzülür…” diyecek oldum.</p>
<p>Dudaklarında bir gülümseme belirdi. “Şaka yapıyoruz kızım. Doğum gününü unuttuğumuzu sanacak. Oysa akşama sürpriz doğum günü partisi düzenliyoruz. Anneannenle deden dahi oyunumuza katılmayı kabul etti.”</p>
<p>“Tıpkı filmlerdeki gibi…” dedim.</p>
<p>“Evet,” dedi babam. “Ve senin de bir görevin var. Sedat dayınla birlikte evi süsleyebilelim diye, anneni evden uzaklaştıracaksın.”</p>
<p>“Anlaştık,” dedim ve mutfaktan çıkıp odama gittim fakat hemen geri döndüm.</p>
<p>Babam, yine telaşlandı, “Aman Pelin…”</p>
<p>“Ne yapayım baba, su içmeyi unutmuşum.”</p>
<p>Mutfak kapısını, arkamdan yavaşça kapadım. Göz ucuyla kontrol ettim; annem salonda televizyon seyretmeye devam ediyordu.</p>
<p>Ertesi sabah, erkenden uyandım. Annem, odama geldi. Neşeliydi, en güzel elbisesini giymişti. “Günaydın Pelin, kahvaltı birazdan hazır olur,” dedi.</p>
<p>“Günaydın anne,” diyerek yatağımdan kalktım. Okul formamı giydim ve kahvaltı etmeye gittim. Ailece sofraya oturduk.</p>
<p>Babam, anneme döndü, “Ben bugün biraz gecikebilirim Ceyda, toplantım var,” dedi.</p>
<p>Annem, hayretle gözlerini açtı. “Hakan biliyorsun bugün…” diyordu ki babam sözünü kesti.</p>
<p>“Ah evet, sıradan bir gün,” dedi.</p>
<p>Annemin canı sıkılmıştı yine de bir şey söylememeyi tercih etti.</p>
<p>“Hadi Pelin, okula geç kalacaksın,” dedi babam.</p>
<p>Okulda bütün gün, son ders zilinin çalmasını bekledim. Heyecandan tek kelime ders dinleyemedim.</p>
<p>Annem, lisede matematik öğretmenidir. Akşamları aynı saatlerde eve dönüyoruz. Ondan önce eve ulaşmak için koşa koşa gittim ve çarçabuk üstümü değiştirip apartmanın dış kapısına çıktım.</p>
<p>Zavallı annem, keyifsiz bir halde eve geldi. Demek ki öğretmen arkadaşları, doğum gününü kutlamamıştı.</p>
<p>“Neden kapının önündesin?” diye sordu.</p>
<p>Sorusuna cevap vermek yerine, “Anneanneme gidelim,” dedim.</p>
<p>Durdu, düşündü. “Gidelim bakalım, belki hatırlar,” dedi.</p>
<p>“Neyi?” diye sordum. Kahkaha atmamak için kendimi zor tutuyordum.</p>
<p>“Hiç…” dedi.</p>
<p>Anneannem, bizi görünce şaşırmış gibi yaptı.</p>
<p>“Ah sizi görmek ne güzel!”</p>
<p>Dedem de evdeydi. Salonda karşılıklı koltuklara oturduk. Ortamda derin bir sessizlik vardı. Annem sonunda dayanamadı.</p>
<p>“Hangi ayda olduğumuzun farkında mısınız?”</p>
<p>“Şubat,” dedi dedem.</p>
<p>“Peki, hangi gündeyiz?”</p>
<p>“On beşi değil mi? Evet, evet on beşi…” dedi anneannem.</p>
<p>“Yani hatırlamıyorsunuz?”</p>
<p>“Emekli maaşımızı soruyorsan biz aybaşında alıyoruz kızım,” dedi dedem.</p>
<p>Annem, iki eliyle başını tuttu. “Emekli maaşı da nereden çıktı baba?”</p>
<p>“Sen sordun ya?” dedi dedem. Güldüğü belli olmasın diye de eliyle ağzını kapatıyordu. Annem öylesine kızmıştı ki güldüğünü fark etmedi bile… “Hadi Pelin gidiyoruz,” dedi.</p>
<p>“Yine gelin,” dedi anneannem.</p>
<p>“Küstüm, gelmem,” dedi annem.</p>
<p>“Küsme benim güzel kızım,” dedi dedem.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-5654" src="https://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2019/02/745838338a7b060.jpg" alt="" width="650" height="443" srcset="https://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2019/02/745838338a7b060.jpg 650w, https://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2019/02/745838338a7b060-300x204.jpg 300w, https://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2019/02/745838338a7b060-600x409.jpg 600w" sizes="(max-width: 650px) 100vw, 650px" /></p>
<p>Daha partiye bir saat vardı. Sokakta oyalanmaya devam etmemiz gerekiyordu. “Parka doğru yürüyelim mi?” dedim.</p>
<p>Annem derin bir nefes aldı. “Hava almak bana da iyi gelecektir,” dedi.</p>
<p>Parka varmıştık. Çınar ağacının altındaki bir banka oturduk. Güneş batmaya hazırlanıyor.</p>
<p>“Bugün benim doğum günüm,” dedi annem. “Hiç kimse hatırlamadı. Ne kadar büyürsek büyüyelim, doğum günlerimizde çocukluğumuza geri dönüyoruz. Kutlama yapmak istiyoruz.” Sesinden canının sıkkın olduğu anlaşılıyordu.</p>
<p>“Bana da kırgın mısın?” dedim. “Kusura bakma, henüz doğum günlerini aklımda tutamıyorum.” Ayağa kalktım. Kendi kendime, “On dakika daha sabret,” diye mırıldandım.</p>
<p>“Bir şey mi dedin Pelin?”</p>
<p>“Eve gitme zamanı anneciğim.”</p>
<p>El ele tutuştuk ve ağır adımlarla ilerleyip evimize vardık. Misafirlerin, salona saklandığını biliyordum.</p>
<p>Annem montunu çıkardı, askıya astı ve salonun kapısını açtı.</p>
<p>“Sürpriz! İyi ki doğdun Ceyda!”</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-5702" src="https://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2019/02/Annem-sürpriz-doğum-günü-kutlamasına-çok-sevinmişti....jpg" alt="" width="904" height="960" srcset="https://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2019/02/Annem-sürpriz-doğum-günü-kutlamasına-çok-sevinmişti....jpg 904w, https://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2019/02/Annem-sürpriz-doğum-günü-kutlamasına-çok-sevinmişti...-300x319.jpg 300w, https://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2019/02/Annem-sürpriz-doğum-günü-kutlamasına-çok-sevinmişti...-600x637.jpg 600w" sizes="(max-width: 904px) 100vw, 904px" /></p>
<p>Babam önde; akrabalarımız, annemin arkadaşları, komşularımız arkasında…</p>
<p>“Doğum gününü unutmam mümkün mü Ceyda?” dedi babam.</p>
<p>“Doğduğun gün, sanki dünmüş gibi aklımda,” dedi anneannem.</p>
<p>Annemin neşesi yerine gelmişti. Sevinç gözyaşlarını sildi ve “Hepinizi çok seviyorum,” dedi. Alkışlar arasında, doğum günü pastasının üzerinde yanan mumları üfledi.</p>
<p>&nbsp;		</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/annemin-dogum-gunu-pinar-gocer/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sihirli Kitap (9 yaş üstü)</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/sihirli-kitap-pinar-gocer-9-yas-ustu/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/sihirli-kitap-pinar-gocer-9-yas-ustu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Göçer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Feb 2019 16:00:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Hikayeleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=4759</guid>

					<description><![CDATA[Gün, yeni yeni ağarıyor. Yatağımdan kalktım, burnumu pencere camına dayadım, dışarıyı seyrediyorum. Dün gece başlayan yağmur, hâlâ dinmemiş. Kaldırım kenarlarında minik dereler oluşmuş. Pazar günü olduğundan sokaklar tenha. Çıt yok, herkes uyuyor galiba. Sokağımızın gönüllü koruyucusu benekli köpek bile karşı apartmanın girişine uzanmış. Annem, odama geldi. Yüzünde sevgi dolu bir gülücük belirdi. “Erken kalkmışsın Emre…” [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>				<em>Gün, yeni yeni ağarıyor. Yatağımdan kalktım, burnumu pencere camına dayadım, dışarıyı seyrediyorum.</em></p>
<p>Dün gece başlayan yağmur, hâlâ dinmemiş. Kaldırım kenarlarında minik dereler oluşmuş. Pazar günü olduğundan sokaklar tenha. Çıt yok, herkes uyuyor galiba. Sokağımızın gönüllü koruyucusu benekli köpek bile karşı apartmanın girişine uzanmış.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-4761" src="http://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2018/12/book-2160539_960_720.png" alt="" width="960" height="540" /></p>
<p>Annem, odama geldi. Yüzünde sevgi dolu bir gülücük belirdi. “Erken kalkmışsın Emre…”</p>
<p>“Evet anne…”</p>
<p>“Kahvaltı hazırlayacağım, baban da fırından taze ekmek almak için çıkacak.”</p>
<p>“Bu yağmurda mı?” diye sordum.</p>
<p>“Islanmamak için yanına şemsiye alır,” dedi.</p>
<p>“Öyleyse dedem de söz verdiği gibi gelecektir,” dedim.</p>
<p>“Elbette gelecek Emre. Yağmurun yağması, dedenle birlikte gezmenize engel olmayacaktır.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-4762 alignleft" src="http://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2018/12/bilge-dede-250x250.jpg" alt="" width="250" height="250" />Annem, mutfağa gitti. Ben de pencereden dışarıyı seyretmeye devam ettim. İnsanlar, birer ikişer sokağa çıkmaya başlamışlar. Kimisi şemsiyesinin altına sığınıyor kimisi yağmurluğu ile ıslanmaktan korunuyor.</p>
<p>Hava yağmurun etkisiyle biraz serinlemiş. Pijamamın üzerine eski bir kazak geçirdim ve mutfağın yolunu tuttum. Annem çaylarımızı bardaklara dolduruyordu. Sokak kapısının açılma sesini işitince de babamın fırından ekmek alıp geldiğini anladım. Babam, uçlarından sular akan şemsiyeyi kurusun diye koridorda açık bıraktı.</p>
<p>Ekmekler de mis gibi kokuyor. Bir parça koparıp ağzıma attım.</p>
<p>“Bir an evvel kahvaltı etmeye başlayalım. Bilirsin deden erkencidir, birazdan kapıyı çalar,” dedi babam.</p>
<p>“Sofraya geçebiliriz. Sahanda yumurtalar hazır,” dedi annem.</p>
<p>Bir sandalye çektim ve oturdum. Taze ekmeği yumurtaya banıp güzelce karnımı doyurdum. Kahvaltı sofrasından kalkınca, üzerimi değiştirmek için odama gittim.</p>
<p>“Balıkçı yaka mavi kazağını giy,” diye arkamdan seslendi annem. “Sıcak tutar, üşümezsin.”</p>
<p>Mavi kazağımı ve pantolonumu giydim. Dedemi bekliyorum. Çok geçmeden zilimiz çaldı ve dedem geldi. Koşup boynuna sarıldım.</p>
<p>“Seni çok özledim.”</p>
<p>“Ben de seni özledim Emre,” dedi. Siyah şemsiyesini kapının kenarına bıraktı.</p>
<p>“Hemen çıkalım mı?” dedim.</p>
<p>Babam araya girdi, “Birlikte sabah kahvemizi içelim, sonra gidersiniz.”</p>
<p>Salona geçip koltuklara oturdular. Kahvelerini içtiler.</p>
<p>“Hadi ama dede…” dedim.</p>
<p>“Tamam, Emre’ciğim,” dedi dedem. “Ömer’i fazla bekletmeyelim.”</p>
<p>Dede – torun, annemle babama veda ettik ve evden ayrıldık. Yağmur, daha da hızlanmış. Neyse ki yağmurluğumu giydim.</p>
<p>“Gideceğimiz yer çok uzak mı dedeciğim?”</p>
<p>“Sokağın başındaki duraktan belediye otobüsüne bineriz. On beş dakikaya orada oluruz.”</p>
<p>Sahiden de on beş dakika sonra büyükçe bahçesi olan bir evin önündeydik. Dış görünüşünden, oldukça eski olduğu belliydi. Pembe renkli boyası solmuş, ahşap panjurları yıpranmıştı.</p>
<p>Bahçeden geçip kapı ziline bastık.</p>
<p>“Ding, Dong!”</p>
<p>Dedem gibi beyaz saçlı olan Ömer amca, kapıyı açtı.</p>
<p>“Hoş geldin Ahmet, hoş geldin Emre… Amma ıslanmışsınız, sobanın başına geçin de hasta olmayın.”</p>
<p>“Hoş bulduk,” diyerek içeri girdik.</p>
<p>Ömer amcayla bir süre önce dedemin evinde tanışmıştım. İkisi, çocukluktan beri arkadaşmış. Ömer amca, bana pek çok kitabı olduğundan söz etmiş ve evine davet etmişti.</p>
<p>Yağmurluğumu çıkardım, ellerimi ısınsınlar diye sobaya tuttum. Bir yandan da koca salonun iki duvarını kaplayan kitaplığa bakıyorum. Hayatımda bu kadar kitabı bir arada görmemiştim.</p>
<p>Ömer amca, “Çay demlemiştim, getireyim de birer bardak içelim,” dedi.</p>
<p>Çaydanlıkla geri döndüğünde, yanında benim yaşlarımda bir kız çocuğu vardı. Çay bardaklarını koyduğu gümüş tepsiyi taşıyordu.</p>
<p>Ömer amca, çaydanlığı sobanın üzerine yerleştirdi.</p>
<p>“Torunum Miray,” dedi. “Senin gibi kitap okumayı çok sever.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-4763 alignleft" src="http://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2018/12/girl-160169_960_720.png" alt="" width="490" height="720" />“Özellikle de sihirli kitapları,” dedi Miray.</p>
<p>Ömer amcanın çay doldurduğu ince belli cam bardağı, teşekkür ederek aldım.</p>
<p>“Sihirli kitap mı?” dedim.</p>
<p>“Emre’ciğim,” dedi dedem. “Sizin yaşınızdayken ben de sihirli kitap okumaya bayılırdım.” Kitaplıktaki yeşil, bordo ve lacivert deri kaplarıyla dikkat çeken bazı kitapları işaret etti. “Ömer, sihirli kitaplarının kıymetini bildi, ne yazık ki ben çoğunu kaybettim.”</p>
<p>Gözlerimi hayretle açtım. “Sihirli kitaplarının olduğunu bilmiyordum,” dedim.</p>
<p>“Sana söylemeyi unutmuşuz demek ki… Baban, elimde kalan son kitapların masallarıyla büyüdü,” dedi dedem. “Bendekileri sana veririm.”</p>
<p>Şaşkınlığım iyice artmıştı. “Sihirli kitaplar; sadece masallarda, filmlerde oluyor sanırdım,” dedim.</p>
<p>“Bütün kitaplar sihirlidir, okuyucularını daha önce gitmedikleri dünyalara taşırlar,” dedi Ömer amca.</p>
<p>Miray; yeşil, bordo ve lacivert kitapların sıralandığı rafın önüne gitti ve ellerini kitapların üzerinde gezdirdi.</p>
<p>“Ama biz gerçek sihirden söz ediyoruz.” Yeşil kapaklı bir tanesini, nazik bir hareketle raftan çekti. Adeta fısıldayarak, “İçindeki hikâyelerden birini okumamı ister misin?” dedi.</p>
<p>“İsterim,” dedim. Nedense ben de fısıldamıştım.</p>
<p>Miray, kitabın kapağını açtı. Aniden odanın içini parlak bir ışık kapladı. Işığa gözüm alışınca, karşımda altın renkli bir kapının olduğunu fark ettim.</p>
<p>Ömer amca, çayından bir yudum aldı ve ceketinin cebinden devasa bir anahtar çıkarıp uzattı. “Bu anahtar her kapıyı açar. O kitabı hatırladım, en son altmış sene önce açıp okumuştuk, değil mi Ahmet?”</p>
<p>“Ah, evet,” dedi dedem. “Genç ve güzel Nazlı ile kötü kalpli cadının hikâyesi ile başlıyor.”</p>
<p>Ömer amcaya baktım. Yerinden kıpırdamamıştı. “Biz kapıdan geçiyoruz, siz gelmiyor musunuz?” dedim.</p>
<p>“Daha çayımız bitmedi,” dedi Ömer amca.</p>
<p>Bu büyükleri de hiç anlamıyorum. Çay &#8211; kahve içmeyi, sihirli bir kapıdan geçmeye, tercih edebiliyorlar.</p>
<p>Anahtarı alan Miray, kilide taktı ve çevirdi. Altın renkli kapı usulca açıldı. Biz geçince arkamızdan hemen kapandı.</p>
<p>Miray, yeşil kapaklı kitabı bana verdi, “Sakın kaybetme.”</p>
<p>Kitabı ıslanmasın diye kazağımın içine sakladım. Çünkü bardaktan boşanırcasına yağmurun yağdığı, karanlık bir ormanın içindeydik.</p>
<p>“Anlaşılan yağmurdan kurtuluş yok,” dedim. “Bilseydim yağmurluğumu giyerdim.”</p>
<p>“Hikâyelerde yağan yağmurlar ıslatmaz ki&#8230;”</p>
<p>Ellerimi, kollarıma sürdüm. “Evet, evet ıslanmamışım,” diye bağırdım. “Bu müthiş bir duygu!”</p>
<p>“Şşşt!” dedi Miray. “Kötü kalpli cadı, geldiğimizi duymasın.”</p>
<p>Geç kalmıştı. Tiz bir ses, “Kim var orada?” dedi.</p>
<p>Kötü kalpli cadı, kayığıyla bir derenin içinde ilerliyordu. Sırtında da bir büyücü heybesi taşıyordu. Cadıyla göz göze geldim ama gözleri korkutucu olmak bir yana, hayli bitkin bakıyordu.</p>
<p>“Yıllardır kürek çekmekten kollarım yoruldu. Bu derenin ne başı var ne sonu,” dedi.</p>
<p>Cadıyı ardımızda bıraktık ve dar yolda ilerledik. Yağmur durmuştu, beyaz bir kedi “Miyav,” diyerek bacağıma süründü. Kediyi kucağıma alıp tüylerini okşadım.</p>
<p>Bahçesi çiçeklerle bezeli, sevimli bir kulübeye varmıştık. Sallanan sandalyesinde oturmuş, örgü ören bir nine bize gülümsedi.</p>
<p>“Minnoş’la çabucak dost olmuşsunuz,”</p>
<p>“Kedileri severim,” dedim.</p>
<p>“Ahmet’le Ömer, buralarda mı?” dedi.</p>
<p>“Salonda çay içiyorlar”, diye cevap verdim.</p>
<p>Nine, “Söyleyin o yaramazlara, çok fazla şeker yemesinler,” dedi.</p>
<p>Ninenin söylediklerinden hiçbir şey anlamamıştık.</p>
<p>“İkisi de dede oldu. Biz de onların torunlarıyız,” dedi Miray.</p>
<p>Nine, telaşla sandalyesinden kalktı ve kulübesine koşturdu. “O kadar zaman geçti mi? Ocakta kaynattığım çorbam taşmıştır.”</p>
<p>İçeriden bir çığlık sesi yükseldi. Nine, bir gümüş aynayla yüzünü inceliyordu. “Yaşlanmışım,” dedi. “Oysa bu imkânsız&#8230; Beni, kötü kalpli cadının elinden kurtaracak yakışıklı ormancı henüz gelmedi.”</p>
<p>Nineyi tekrar bahçedeki sallanan sandalyesine oturttuk. “Bu hikâyede neler olup bittiğini çözdüm,” dedim. “Nazlı adındaki genç kız, bir sebepten yaşlanmış.”</p>
<p>Kitabı, kazağımın içinden çıkardım. Okumaya başladım. Kötü kalpli cadı, kayığına binmiş ve ormandaki kulübesinde yaşayan güzel kızı, bir karakargaya çevirmeye geliyordu. Güzel kız ise kulübesinin bahçesinde örgü örüyordu. Ne var ki sonraki sayfalar birbirine yapışmıştı.</p>
<p>“Dedelerimiz, şekerli elleriyle sayfaları çevirmişler,” dedi Miray.</p>
<p>“Sayfalar da şeker yüzünden birbirine yapışmış. Hikâyede bu sayfada takılmış.” dedim.</p>
<p>Parmaklarımızı kullanarak sayfaları temizledik. Kötü kalpli cadı, kayığından atladı. Nine de alımlı bir genç kız oluverdi.</p>
<p>Ormanın içinde, neşeli bir şarkı söyleyen ormancının sesi yankılandı.</p>
<p>Başımızı çevirince bir de ne görelim; güzel kız, cadının serptiği büyü tozu yüzünden bir kargaya dönüşüvermiş.</p>
<p>Yakışıklı Ormancı, kulübenin bahçesine girdi.</p>
<p>Ağacın dalında “Gak gak!” diyerek şarkısına eşlik eden karakarganın kanatlarını okşadı. “Sen ne güzel bir kuşsun böyle!” dedi.</p>
<p>“Aklını kaçırmışsın, o çok çirkin bir kuş,” dedi Cadı.</p>
<p>“Bence, dünyanın en güzel kuşu,” dedi Yakışıklı Ormancı.</p>
<p>Karakarga, silkindi ve eski haline dönüşüverdi. Yakışıklı Ormancı sayesinde büyü bozulmuştu. Genç kız, cadının sırtında taşıdığı heybeyi aldı ve ocakta yanan ateşe attı.</p>
<p>Kötü kalpli cadı da korkusundan ormanın öbür ucuna kaçtı.</p>
<p>Miray, sevinçle ellerini çırptı. “Mutlu sonlara bayılırım.”</p>
<p>“Artık hiç yaşlanmayacaksın Nazlı,” dedim ve kitabı kapattım.</p>
<p>Miray derin bir nefes aldı. “Kitaplıktaki bütün sihirli kitapları temizlemem gerekiyor.”</p>
<p>“Merak etme, sana yardım ederim,” dedim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><iframe loading="lazy" title="Sihirli Kitap - Pınar Göçer" width="1290" height="726" src="https://www.youtube.com/embed/r9R1kISBv_w?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>		</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/sihirli-kitap-pinar-gocer-9-yas-ustu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vasiyet</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/vasiyet-pinar-gocer/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/vasiyet-pinar-gocer/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Göçer]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2019 08:26:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=5658</guid>

					<description><![CDATA[Ilık bir eylül akşamında ölmek istiyorum, Ardımdan haber verir gibi tatlı bir meltem essin. Küçük bir kasabada yaşayayım öncesinde, Bahçe içerisindeki evimde, Ağaçların gölgesinde… &#160; Üst kattaki yatağımda kenarı fistolu beyaz çarşaflar, Özenle işlenmiş pikeler içinde çıkayım son yolculuğuma. Üzerime sabun kokan temiz bir gecelik giydirin. Saçlarımı tarayın. Aman ha bunalırım, yüzümü örtmeye kalkmayın. Komşulara [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>				Ilık bir eylül akşamında ölmek istiyorum,</p>
<p>Ardımdan haber verir gibi tatlı bir meltem essin.</p>
<p>Küçük bir kasabada yaşayayım öncesinde,</p>
<p>Bahçe içerisindeki evimde,</p>
<p>Ağaçların gölgesinde…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Üst kattaki yatağımda kenarı fistolu beyaz çarşaflar,</p>
<p>Özenle işlenmiş pikeler içinde çıkayım son yolculuğuma.</p>
<p>Üzerime sabun kokan temiz bir gecelik giydirin.</p>
<p>Saçlarımı tarayın.</p>
<p>Aman ha bunalırım, yüzümü örtmeye kalkmayın.</p>
<p>Komşulara eşe dosta haber verin de</p>
<p>Bahçe yavaş yavaş yasımı tutmak isteyenlerle dolsun.</p>
<p>İki tane genç kız tutun,</p>
<p>Gelene gidene gazoz ikram edecek</p>
<p>Ev tenhalaşınca da ortalığı silip süpürecek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Cenaze arabamı siyah renkte istiyorum.</p>
<p>İnanmayın canım şaka yapıyorum,</p>
<p>Pırıl pırıl yıkasınlar yeter.</p>
<p>Mezar yerimi önceden almış olurum herhalde,</p>
<p>Onun için zahmet etmeyin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Düşündüğüm en tepede bir yer.</p>
<p>Anlaşıldığı üzere</p>
<p>Pek sıkıntıya gelememekteyim.</p>
<p>Uzakta bir deniz manzarası varsa eğer,</p>
<p>Değmeyin keyfime, mutlaka huzur içindeyim.		</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/vasiyet-pinar-gocer/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aydınlık Gece 6</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/benim-adim-gunduz-pinar-gocer/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/benim-adim-gunduz-pinar-gocer/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Göçer]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Dec 2018 23:00:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Şiirleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=4753</guid>

					<description><![CDATA[Benim adım Gündüz. Oysa ben, Geceyi severim. Niye koymuş ki Annem babam? Sordum: Gündüz aydınlıktır, Dedi annem. Sıcaktır, Dedi babam. Çok garip, Görmüyorlar mı Ay’ın aydınlığını? Hissetmiyorlar mı Yıldızların sıcaklığını? Üstüne bir de Gecenin sessizliğini Hem de temizliğini. Ne yazık! Yoktur herhalde, Gece adlı Bir çocuk. Lütfen! Kızma Ay. Karar verdim. Ben büyüyünce Oğluma gece [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>				Benim adım Gündüz.</p>
<p>Oysa ben,</p>
<p>Geceyi severim.</p>
<p>Niye koymuş ki</p>
<p>Annem babam?</p>
<p>Sordum:</p>
<p>Gündüz aydınlıktır,</p>
<p>Dedi annem.</p>
<p>Sıcaktır,</p>
<p>Dedi babam.</p>
<p>Çok garip,</p>
<p>Görmüyorlar mı</p>
<p>Ay’ın aydınlığını?</p>
<p>Hissetmiyorlar mı</p>
<p>Yıldızların sıcaklığını?</p>
<p>Üstüne bir de</p>
<p>Gecenin sessizliğini</p>
<p>Hem de temizliğini.</p>
<p>Ne yazık!</p>
<p>Yoktur herhalde,</p>
<p>Gece adlı</p>
<p>Bir çocuk.</p>
<p>Lütfen! Kızma Ay.</p>
<p>Karar verdim.</p>
<p>Ben büyüyünce</p>
<p>Oğluma gece</p>
<p>Kızıma yıldız</p>
<p>İsimlerini kullanacağım.</p>
<p>Lütfen! Kızma ay.</p>
<p>Bu pahalılıkta</p>
<p>Başka çocuk yapmayacağım.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="Aydınlık Gece Şiirleri - Pınar Göçer" width="1290" height="726" src="https://www.youtube.com/embed/mhE7I9RlvuY?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>&nbsp;		</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/benim-adim-gunduz-pinar-gocer/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aydınlık Gece 5</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/aydinlik-gece-5-pinar-gocer/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/aydinlik-gece-5-pinar-gocer/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Göçer]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Dec 2018 17:48:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Şiirleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=4750</guid>

					<description><![CDATA[Gördünüz mü? Küstürdü şu ablam, Ayı ve hatta yıldızları… Sağda en çok parlayan vardı ya, O bile gelmedi bu gece. Ah abla ah! Ne yaptın sen böyle? &#160; &#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>				Gördünüz mü?</p>
<p>Küstürdü şu ablam,</p>
<p>Ayı ve hatta yıldızları…</p>
<p>Sağda en çok parlayan vardı ya,</p>
<p>O bile gelmedi bu gece.</p>
<p>Ah abla ah!</p>
<p>Ne yaptın sen böyle?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;		</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/aydinlik-gece-5-pinar-gocer/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aydınlık Gece 4</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/aydinlik-gece-4-pinar-gocer/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/aydinlik-gece-4-pinar-gocer/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Göçer]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Dec 2018 17:46:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Şiirleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=4747</guid>

					<description><![CDATA[Vah, zavallı ablam! Küçücük bir bulutun, Koskocaman ay ile Baş edebileceğini sanıyor…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>				Vah, zavallı ablam!</p>
<p>Küçücük bir bulutun,</p>
<p>Koskocaman ay ile</p>
<p>Baş edebileceğini sanıyor…		</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/aydinlik-gece-4-pinar-gocer/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aydınlık Gece 3</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/aydinlik-gece-3/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/aydinlik-gece-3/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Göçer]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Dec 2018 17:43:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Şiirleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=4743</guid>

					<description><![CDATA[Ablam bana dedi ki: Eğer hava bulutlu değilse Ay daha rahat parlar gökyüzünde. İşte bu nedenle Hayal kurma boşuna. Ayın da yıldızın da Duygusu mu olurmuş!]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>				Ablam bana dedi ki:</p>
<p>Eğer hava bulutlu değilse</p>
<p>Ay daha rahat parlar gökyüzünde.</p>
<p>İşte bu nedenle</p>
<p>Hayal kurma boşuna.</p>
<p>Ayın da yıldızın da</p>
<p>Duygusu mu olurmuş!		</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/aydinlik-gece-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aydınlık Gece 2</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/aydinlik-gece-2-pinar-gocer/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/aydinlik-gece-2-pinar-gocer/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Göçer]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Dec 2018 17:41:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Şiirleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=4740</guid>

					<description><![CDATA[Bu gece çok aydınlık… Gökteki minicik yıldızlar, Ay ile birleşip Işık saçıyorlar geceye. Herhalde keyifleri yerinde!]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>				Bu gece çok aydınlık…</p>
<p>Gökteki minicik yıldızlar,</p>
<p>Ay ile birleşip</p>
<p>Işık saçıyorlar geceye.</p>
<p>Herhalde keyifleri yerinde!		</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/aydinlik-gece-2-pinar-gocer/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aydınlık Gece 1</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/aydinlik-gece-pinar-gocer/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/aydinlik-gece-pinar-gocer/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Göçer]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Dec 2018 17:38:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Şiirleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=4736</guid>

					<description><![CDATA[Yatağım pencerenin önünde. Böylece ben her gece, Yatma vaktim gelince, Yatağıma girince, Tek tek iyi geceler dileyebiliyorum Yıldızlara, Bir de parlayan Ay’a. &#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>				Yatağım pencerenin önünde.</p>
<p>Böylece ben her gece,</p>
<p>Yatma vaktim gelince,</p>
<p>Yatağıma girince,</p>
<p>Tek tek iyi geceler dileyebiliyorum</p>
<p>Yıldızlara,</p>
<p>Bir de parlayan Ay’a.</p>
<p>&nbsp;		</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/aydinlik-gece-pinar-gocer/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
