<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Handan Kılıç &#8211; Zamansız Dergi</title>
	<atom:link href="https://zamansizdergi.com/author/handankilic/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://zamansizdergi.com</link>
	<description>Herkes İçin Edebiyat</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Oct 2023 09:43:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2026/08/cropped-Untitled-design-32x32.jpg</url>
	<title>Handan Kılıç &#8211; Zamansız Dergi</title>
	<link>https://zamansizdergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Firuze</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/firuze/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/firuze/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Handan Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Oct 2023 09:43:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=11236</guid>

					<description><![CDATA[“Kaçta geleceksin?” “İşim bitince” “Neymiş işin acaba?” “Of anne, sal beni arkadaşlarım bekliyor görüşürüz, sen ye yemeğini.” Bak edepsize, iyice yoldan çıktı bu çocuk, yüzüme kapattı telefonu. Neyse on dakika geçsin bu sefer mesaj atarım. Geçmiş, başla Firuze. “Kaşkol var mıydı yanında, eldiven falan? Bak üşütme oğlum herkes kırılıyor mikroptan! Dikkat et olur mu, maske [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">“Kaçta geleceksin?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">“İşim bitince”</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Neymiş işin acaba?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Of anne, sal beni arkadaşlarım bekliyor görüşürüz, sen ye yemeğini.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bak edepsize, iyice yoldan çıktı bu çocuk, yüzüme kapattı telefonu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neyse on dakika geçsin bu sefer mesaj atarım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçmiş, başla Firuze.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Kaşkol var mıydı yanında, eldiven falan? Bak üşütme oğlum herkes kırılıyor mikroptan! Dikkat et olur mu, maske tak hatta, bitse de geçmez o virüs, kolonya kullan sık sık.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet, çift tık tamam. Peki niye görmezden geliyor bu çocuk. Serhat’ın işleri hep bunlar. Erkek çocuklarına karışılmaz, rahat bırak çocuğu, ne istiyorsa yapsın diye diye böyle zıvanadan çıkardı oğlanı. Anası onu sıkmamış. İyi halt etmiş. Ceremesini biz çekiyoruz şimdi. Hey gidi Fırat, sen cevaplama, anneler yılmaz savaşçılardır unutma.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Fırat, oğlum, arkadaşların kimler? Ben tanıyor muyum? Hem nereye gidiyorsunuz bu saatte? Geç kalmayın bak, sabah erken okul var, dinlenemiyorsun hiç, her gece geç geliyorsun eve.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bak bak interneti de kapadı. Görüyor musun Serhat Efendi? Bir de babası olacaksın. Her şeyiyle ben uğraşayım sen keyfini sür de mi oğlanın. Şimdi çift tik bile olmuyor, mavisi zaten hep kapalı beyefendinin, her şeyi şifreli, ne saklıyorsa artık bizden. Gerçi yapmaz benim oğlum kötü şey, şarjı bitmiştir. Yüzde bire kadar nasıl düşürüyor anlamıyorum ki! Ama bu da senden Serhat Efendi, nerde ihmal orda sen, şimdi bir de oğlun? Ben hep peşinizden koşayım değil mi? Yazık bu Firuze’ye. Hem insan evden çıkmadan o şarjı doldurur, yedek şarj, neydi adı hah power bank, onu da alır yanına, öyle çıkar. Vestiyerin üzerine akşamdan hazırla anahtarı, cüzdanı, kullanmasan da bir miktar nakit paranı. Atkı, bere, bot bu mevsimde zaten şart. Serhat unutmaz bunları, kendini bırakır beresini bırakmaz evde. Ama Fırat öyle mi? Neymiş efendim, amfi sıcakmış, saçı bozulurmuş, kütüphanede ayakları yanarmış! Dışarıda da donuyor o ayaklar, spor ayakkabıyla. Yok “Nuh der peygamber demez.” Ne yapacağım bu çocukla? Bak hala ulaşılamıyor. Arkadaşını mı arasam? Fırat da Serhat da kızar. Babası bey arkasına havlu da götür halı sahaya diye tersledi geçenlerde. Ne yapsam ki? Serhat’ı arayayım en iyisi. Açmıyor bak. Al oğlunu vur babasına! Ah Firuze ah, işin gücü bırak bütün gün uğraş bunlarla.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Kızım ya bırakmıyor ki rahat, evde, okulda, kütüphanede devamlı gözetler gibi ne yapıyorsun, üstünde ne var, atkını sardın mı, halı sahada terli durma, elini dezenfekte ettin mi sürekli bir sorgu hali, yoruyor insanı çok. Ya tamam biliyorum iyiliğimi istediğini. Ama bıktım ya. Yetişkin bir insanım ben. Tek başıma yaşadım aylarca. İdare edemediğim bir şey oldu mu? Gelip başımda beklemesine gerek yok. Tamam ya, sen de benden yana mısın ondan mı karar ver. Tamam anahtarı unuttum bir kez ama bu herkesin başına gelecek bir durum değil mi? Annem unutmamıştır tamam da takıntılı kadın. Kapıyı kilitledikten sonra tekrar açıp ütü yapmadığı gün bile ütüye bakıyor. Kapalı çaycının fişini söküyor. O kadar manyak değilim. Tamam biliyorum yangının telafisi yok. İnanmıyorum. “Gelin kaynana toprağından olur” der durur annem, ütü fişte mi diye iki kere açar bakarız artık kapıyı. Hemen laf sok, iyi ki bir çilingire düştüğümüzü anlattık, yüz sene mevzu yaparsınız annemle. İnan bak ben böyle hayatıma karışılmasını sevmiyorum, baştan söyleyeyim. Kıskançlığa da gelemem. Yok sana karışırım da kıskanırım da o ayrı. Yok daha neler, o kadar da değil. Ne taş fırını yahu erkek olan doğal olarak hisseder o kıskançlığı. Fallik unsur falan başlama yine. Ben sana seminer veririm o konuda ama benim sevgilim benim dizimin dibinde olacak. Evet aynen, gak dediğimde suyum, guk dediğimde yemeğim hazır olacak. Hayır canım ev hanımı olamazsın. Hem çalışacaksın hem evi idare edeceksin hem de çocuklarla ilgileneceksin. Biz anamızdan böyle gördük. Çevirmiyorum lafı, bunaltıyor falan ama bizim bir şeyi düşünmemize de gerek kalmıyor. Biraz rahata alıştım. Babam da unutkandır. Annem peşimizi toplar. İşini de toplar, hobisine de gider. Örnek insan gerçekten emeği çok canım annem ya. Bir arayayım onu. Hadi kapatıyorum şimdi sinemaya kadar çalışacağım, geç kalma. Evet geçen gittiğimiz yerin yanı ya, hamburgeri efsaneymiş. Görüşürüz tatlım. Ben bir canım anama ifademi verip derse oturayım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Tamam annem, seni seviyorum annem, bilmiyorum babamı nerde, ara sen, hadi ben kapatıyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arıyor yine. Açmayacağım. Bak mesaja başladı. Geç kalmayacakmışım. Peh! Yüzmeye gideceğim ya bugün, kıskançlık bastı. Sen de git diyorum. Yok. İşler yetişmiyor Serhat diye ağlanıyor. Bırak yapma diyorum yüzüne. Bir gün lafımı dinlerse boku yeriz. Neyse ki inatçıdır, yap deyince yapmaz. Ben buradan yürürüm. Çok dırdırı var ama duymadın mı mis. Her iş bitiyor. Söylenir durur yardım et diye. He he der kulağımın üzerine yatarım. Nasılsa dayanamaz kalkar yapar. Bir ara yoğunluktan işten geç çıktıydı da ortalık birbirine girmişti. Yalapşap yapıyormuşum her şeyi. Eleştirdi mi top bende, canıma minnet, benden bu kadar deyip bırakıyorum. Benim adım Hıdır elimden gelen budur. Sonra dinle bir sürü tan tana. Öyle yapılmazmış da şöyle yapılırmış. Hiç bitmiyor ki istekleri. Daha beğendiği bir kimse görmedim. Hem anam benim elimi sıcak sudan soğuk suya sokmadı. Ne bileyim iş güç. Yolumu buldum ama. Konuşmaya başladı mı perdeyi indiriyorum kulağıma. Tıkaçlar da tamam. Gözlüğü de takalım. Bone sıkıyor ama şart, Firuze gibi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atlayalım havuza. Sen ara dur Firuze. Ancak dolapta titrersin. Ben kaçtım sıcak dırdırdan serin havuza. Oğluna sar hadi canım, rahat bırak beni. Sen bırakmazsan da ben bırakacağım kendimi, kaldırma gücüne kurban olduğum sulara.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/firuze/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Had/siz</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/had-siz/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/had-siz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Handan Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Mar 2023 11:54:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=11121</guid>

					<description><![CDATA[“Bu yaştan sonra” diye başladı cümlesine, gerisini dinlemedim. Oysa bir beş yıl önce ateşli tartışmalara girerdim. Her zaman kazanamazdım. Hatta karşımdaki bir laf cambazı ise zayıf noktamdan yakalayıp realist olduğum konulardan mevzuya girerek görünen çerçevemin sınırlarını hatırlatınca yumuşar, haklılığını kabul ettiğim bile olurdu. Fikri sabit biri olmadım hiç. Diretmem, aklıma yatarsa ikna olurum. Ama haddini [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"> “Bu yaştan sonra” diye başladı cümlesine, gerisini dinlemedim. Oysa bir beş yıl önce ateşli tartışmalara girerdim. Her zaman kazanamazdım. Hatta karşımdaki bir laf cambazı ise zayıf noktamdan yakalayıp realist olduğum konulardan mevzuya girerek görünen çerçevemin sınırlarını hatırlatınca yumuşar, haklılığını kabul ettiğim bile olurdu. Fikri sabit biri olmadım hiç. Diretmem, aklıma yatarsa ikna olurum. Ama haddini bilmek önemli bir konudur. “Bu yaştan sonra” diye akıl vermek haddini aşmanın resmi ifadesidir. Artık bu hadsizlere pabuç bırakmıyorum. Dalgalanmalarım olmuyor değil. Yıllarca “Çerçevelenip duvara asılmış bir hayatın yansıması” olarak yaşadıktan sonra çılgınlık yapmak kolay mı? İnsan, hayatı ıskaladığını ancak gün gelip çerçevenin kenarına oturduğunda, ayaklarını sallayarak olan biteni izlerken fark ediyor. Ve bir anda “Hadsizlerin söyledikleri doğru mu? diye korkuya kapılıyor. Dedik ya, kolay değil çerçeveden sıyrılmak!  Sudan çıkmadan balık bilir mi karayı? Kim hayat sandığı o normalden dışarı kolay kolay adım atar? Hangi balık kavağa tırmanmaya kalkar?  </p>



<p class="wp-block-paragraph">Çerçeveler rengarenktir. Dışarıdan bakınca hepsi işlevsel ve yerinde güzeldir. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Yangın Talimatnamesi ile bir mandala, yılların emeği diplomayla yağlı boya bir tablo aynı çerçeveyle sergilenmez duvarda. Yine de hepsinin bir çerçevesi vardır ve amacı etrafını çevirdiği nesneyi en iyi şekilde görünür kılmaktır. Tabi bu kadar çeşit gösterilecek meta varken genel geçer kurallar belirlemek gerekir. Normal/olur/vasat sınırları işte böyle çizilir. Sonrası mahalledeki çerçevecilerin işidir. Onlar da en normalinden birkaç alternatif sunarlar. “Bu böyledir” der nokta koyarlar. Her şeyi bilir çerçeveciler, hadsizce sınır çizer.</p>



<p class="wp-block-paragraph"> “Bırak dağınık kalsın” dersin bazen. “Bitmemiş bu, eksik” derler: “Bir çerçeve olsaydı!” </p>



<p class="wp-block-paragraph">Ağzı olan konuşur, fikrini merak ettiğin susar da sevmediğin ot misali hemen yanında bitiverenler, başlar önerilere, niyet okumalara.</p>



<p class="wp-block-paragraph"> Sordum mu? </p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayır!  Söylediklerinin bir önemi var mı? Hayır!  </p>



<p class="wp-block-paragraph">Bak, bu kulağımdan girdi, birkaç takla atıp güldürdü beni, sonra tekmeyi yedi. Hop diğer kulaktan dışarı. </p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bu yaştan sonraymış!”  </p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayna dağıtmalı herkese, konuşurken bakması için. Özellikle de hadsizlerin krallarına. Kraliçeler sık sık bakarlar aynaya, içlerine, kalplerine, kurtlarla koşarken birbirlerine de. Bazen görürler içlerindeki kız çocuğunu, maskelerden soyunup yüzleştiklerinde. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Krallarınsa işi zor. Yolda buldukları ilk taşın üzerinde kala kalırlar çoğu zaman. Yorgunluk, zamansızlık bahanedir iç/dış yolculuklarına. Yine de aklı/izanı yerinde olanların şansı vardır, aynaya bakınca. İşte onlar “Kral çıplak!” diyen çocuğu duyarlar aynada. Doğru zamanda karşılaşırlarsa içlerindeki çocukla, kendilerine gelebilirler.  İnsanoğlu zamanla anlar ki, iyinin içinde kötü, kötünün içinde iyi gizlidir. Kimse siyah ya da beyaz kalamaz. Uslu çocuklar akıllı, yaramazlarsa boş beleş değildir. Ve vaatler hep yalandır. Şirinler bile. İyi bir çocuk olunca değil özgür bir çocuk olunca görünür güzellikler. Hem zaten ormanda beyaz iç donla gezen mavi küçük adamları görmek için çerçevelere sıkışmaya gerek yok. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaşsızdır aslında hayat! Yaşansın diyedir. Gelecek gelir mi bilinmez. Geçmiş geridedir, değişmez. Öyleyse her anı kıymetlidir, çerçeveletip asmak için değildir. Uslu bir çocuk yetiştirmek marifet mi? Üç yaşındayken koca koca adamlar/ kadınlar gibi konuşmak, davranmak ideal mi? Bunları olgunluk diye tarif etmek o çocuğu öldürdüm demektir. Zaten ölüler kalıplara, tabutlara daha kolay girer. Saçlarına kurdeleler bağlayıp kırmızı ayakkabılar giydirince de ses etmezler. Yatırınca gözleri kapanan porselen bebekler gibi güzeldirler. Vitrine koy, seyret, dokunma, dokundurma. Çerçevelerler hepimizi küçükten, gururla asarlar duvara. Ara sıra tozumuzu alır, yerimizi değiştirir, okşar, bazen konuşur ama yine yerine asarlar. Belli aralıklarla da yenilerler, konsepte uydururlar. “Büyüdün artık, eskisi gibi olmaz, çocuk değilsin, bu sana yakışmaz, daha iyisi olmalı, en moderni seç, hayır artık yeni gelinsin, süslü bir şeyler al, hiç anneye bu yakışır mı, evlat dediğin böyle olur” diye diye yeni çerçeveler sunarlar insana. Bu değişimler sadece çerçevecilerin işine yarar. Asana da asılana da hep zarar.  Öyleyse unutma! Cümleye “Bu yaştan sonra” ile başlıyorlarsa rengini solduracaklardır, sinsice kurulmuş tuzaklarla. Gül ve geç. Yoksa yerin hevesliler mezarlığı bu topraklarda. Hala konuşuyorlarsa ve kenarından bin bir emekle genişlettiğin çerçevende kalmalarını istemiyorsan “Hadsiz, haddi aşma” diyerek tekmeyi salla.  </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/had-siz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mektup</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/mektup/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/mektup/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Handan Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Nov 2022 11:16:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mektuplar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=10926</guid>

					<description><![CDATA[“Canım annem,Seni çok özledim. Bu bayram da gelemedik. Ersin, fabrikadan izin alamadı. Ablam daHollanda’dan size geleceğim deyince en azından biz beraber olacağız diye sevindik. Bavulumhep gözümün önünde, sanki her an geri dönecekmişiz gibi. Ablam “Alıştık artık, bizimhayatımız burada” dedi mi şaşırırdık ya, biz de alışacakmışız. İnsan her şeye alışıyor, herşartta yaşıyor. Burada evler kutu gibi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">“Canım annem,<br>Seni çok özledim. Bu bayram da gelemedik. Ersin, fabrikadan izin alamadı. Ablam da<br>Hollanda’dan size geleceğim deyince en azından biz beraber olacağız diye sevindik. Bavulum<br>hep gözümün önünde, sanki her an geri dönecekmişiz gibi. Ablam “Alıştık artık, bizim<br>hayatımız burada” dedi mi şaşırırdık ya, biz de alışacakmışız. İnsan her şeye alışıyor, her<br>şartta yaşıyor. Burada evler kutu gibi nerede öyle memleketteki genişlik. Ama buna da alıştık,<br>iki göz oda da yetiyormuş insana. Huzur olduktan sonra.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yerli malı haftasında ne yediysek isterdi ya ablam, artık hepsi var, hem sizdekilerden<br>güzelleri buraya geliyor. Pahalı diyordum önceleri, bizim paraya vurunca. Sonra dediler ki<br>artık buradaki parayı düşün, öyle bakınca uygunmuş fark ettim. Zaten sizin ora daha da pahalı<br>olmuş şimdi. Bu virüs her şeyi, her yeri mahvetti. Bizim de fiyatlar arttı, gerçi sizinkilerin<br>yanında lafı olmaz. Kurban da bari beraber olalım, babamı da razı et, size bilet gönderelim, atlayın gelin uçuğa.<br>İnat etmesin babam, her yeri gezdireceğim bak. Çok sevecek, hem kart çıkardı hükümet, her<br>yere o kartla dokuz avroya gideceğiz. Sizin benzinciler gibi değil. Mazot yüzünden üzümü de<br>tütünü de bıraktık dediydi Kemal. Aslında ona da iş bulsak, Ayşen zaten hemşire, az dil<br>öğrense… Her gün sağlıkçılar geliyor buraya. Onlar da gelirse üç çocuğun dışarda sen neyi<br>bekleyeceksin orada. İki ay birinde iki ay birinde gez dur evlatlarını. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Hem torunlar ana ata görsün. Ah bu bayram nasıl kaynaştılar kuzenler. Biz ne güzel hep beraber büyümüştük.<br>Şimdi hepimiz başka yerlere dağıldık ama çocukken yalnız hissetmedik. Şimdi çocuklar<br>yalnız. Resimde ondan yoklar, parktalar. Tek başına çocuklar parkta mı dediğini duyar<br>gibiyim. Telaş etme. Hiç aklımız kalmıyor, sizin oralarda güvenlik de kalmamış, duyuyoruz.<br>Kemal dedi mahalleden çocukları taciz ediyorlarmış yeni gelenler. Buralarsa bizim<br>çocukluğumuzdaki sakinlikten bile güzel. Parklarda oyuncaklar tahta, her şey doğal. Plastik<br>değil, çocuklar enerjisini atıyor, topraklanıp geliyor. Okula bisikletle gidiyor, yolda kalsalar<br>kendileri çözüm üretiyor. Şimdiden bu kadar becerirlerse on sekiz oldu mu bizi aramazlar bile<br>diye düşünüyor insan. Ama iyi ki koynumda büyüttüm senin lafını dinleyip. Ana kokusunu<br>aldı mı bir daha unutmaz derdi ya babaannem. İnşallah bizimkiler de hayırlı evlat olurlar.<br>Ah anam, canım anam. Memleket hasretiyle yanarken memleket yandı be anam. Son birkaç<br>senede ne çok şey oldu. Arada haberlere bakıyoruz, neye üzüleceğimizi şaşırıyoruz. İyi ki<br>vaktinde gelmişiz diye şükrediyoruz. Artık dönmeyiz diyor Ersin. Çocuklar için iyi bizim<br>buralar, kazancımız da güzel, kurduk mu düzeni niye dönelim? Bir sizin hasretiniz işte!<br>Bahçeli bir eve geçecek gibiyiz. O zaman kesin aldıracağım sizi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özlemişim mektup yazmayı. Konuşuyoruz sık sık, görüntülü de araşıyoruz ama böylesi de<br>güzel. İnsana iyi geliyor yazmak. Bir daha memlekete dönmeme fikrine kendimi ikna<br>edemiyordum ama bak bunları sana yazarken burada kalmalı artık diye kanaat getirdim. Kâğıt<br>üstünde görünce gerçeği ikna oldum.<br>Ellerinden öpüyor, hasretle sarılıyorum. En kısa sürede cevabınızı değil sizi buraya<br>bekliyorum.<br>Kızın Fatma”</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/mektup/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
