<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İrfan Erdoğan &#8211; Zamansız Dergi</title>
	<atom:link href="https://zamansizdergi.com/author/irfanerdogan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://zamansizdergi.com</link>
	<description>Herkes İçin Edebiyat</description>
	<lastBuildDate>Fri, 14 Mar 2025 21:48:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2019/03/cropped-zamansiz_editor_100x100-1-32x32.jpg</url>
	<title>İrfan Erdoğan &#8211; Zamansız Dergi</title>
	<link>https://zamansizdergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İlhan Sami Çomak &#8221; Kimseye Kırgın Değilim&#8221; diyor…</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/ilhan-sami-comak-kimseye-kirgin-degilim-diyor/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/ilhan-sami-comak-kimseye-kirgin-degilim-diyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İrfan Erdoğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Mar 2025 21:48:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=11611</guid>

					<description><![CDATA[Mahkemece kanıtlanmış hiçbir suçu olmadığı halde sırf yalancı şahitlere dayanarak cezalandırılıp hapse atılan ve neticede sıradan bir insan iken orada çeşitli uluslararası ödüller de dâhil onlarca ödül alan ve 12 Kitap yazarak 30 yıl 3 ay 6 gün hapis yattıktan sonra  geçtiğimiz haftalarda bir şair olarak özgürlüğüne kavuşan İlhan Sami Çomak&#8217;ın&#8221; Karınca Yuvasını Dağıtmamak &#8220;adlı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p></p><p>Mahkemece kanıtlanmış hiçbir suçu olmadığı halde sırf yalancı şahitlere dayanarak cezalandırılıp hapse atılan ve neticede sıradan bir insan iken orada çeşitli uluslararası ödüller de dâhil onlarca ödül alan ve 12 Kitap yazarak 30 yıl 3 ay 6 gün hapis yattıktan sonra  geçtiğimiz haftalarda bir şair olarak özgürlüğüne kavuşan İlhan Sami Çomak&#8217;ın&#8221; Karınca Yuvasını Dağıtmamak &#8220;adlı kitabını okudum&#8230; &#8221; Bunca yılın sonunda adalet nedir sorusuna sağlıklı bir cevabım yok benim. Zira bu konuda her şey o kadar değişken, hercai ve umutsuz ki&#8230;</p><p>Eh, insanın neresi ağırsa canı orası. Adalet, uzun upuzun yargılanmamaktır; adalet, kanunların herkes için geçerli olmasıdır; adalet, haksız yere içerde olmamaktır; adalet, unutulmamaktır&#8230;&#8221; diyor&#8230; Çocukluğunda bir gün çayır biçen amcasının yanında bir karınca yuvasına denk gelen İlhan Sami Çomak, o günleri güç sahiplerinin güçsüze yaptıklarına gönderme yaparak gördüğü bir karınca yuvasına karşı edindiği izlenimlerini de şöyle anlatıyor&#8230; &#8220;Ve beni gerçekten karınca yuvasını dağıtmakta alıkoyan neydi? Güçlüydüm ama sakınabildim. Kötülük sonradan ilişiyordur insana, kim bilir. O yuvayı dağıtmış olsaydım belki de bende apayrı bir hayat çizgisi, bugünkünden çok farklı bir kimlik şekillenmiş olurdu bende&#8230;&#8221; diyor&#8230; </p><p>İlhan Sami Çomak yaşadığı bunca karanlığa ve zorluğa rağmen hayata ve özgürlüğe olan tutkusunu da kaybetmeyerek gün yüzüne adım atmadan önce dışarı çıktığında yapacaklarının listesini de çıkarmadan edemiyor&#8230; İlhan Sami Çomak&#8217;ın listesi şöyle&#8230; </p><p>&#8220;1. Önce varlığıyla sonra ölümüyle (ah, dillendirmek öyle zor ki!) beni değiştiren, yasını bitiremediğim kardeşimin mezarı ziyaret edilecek. Ağlayacağım, kimse varmasın yanıma! 2. Dönüp dönüp sığındığım ilk çocukluğumun mekânına köye gideceğim&#8230; 3. Peri ırmağına ineceğim. Önce yüzmenin çeşitli hallerini deneyeceğim. Lütfen yalnız bırakmayın beni! 4. Bunca yıldır soran veya sormayan tüm akrabalar aranacak. İlk düşünülecek,ilk ziyaret edilecekler elbette dostlar olacak&#8230;. 5 . Özgürlüğüme kavuştuğum gün bol sarılmalı bir gün olacak sanırım, sınır koymadan, sevdiklerime, aileme doyasıya sarılacağım&#8230; </p><p>Hepsini beraber görmenin mutluluğunu yaşayacağım hissindeyim. Sonra da Cengiz abimin otomobiline bineceğim ve &#8220;çok yavaş sür &#8221; diyerek, Nasıl bir yolu aşıp ziyaretime geliyorlar diyerek yıllardır merak ettiğim sorunun cevabını öğrenmeye girişeceğim &#8220;diyor&#8230; İlhan Sami Çomak, uğradığı haksızlığa rağmen yine de hiç kimseye ve hiç bir şeye öfkeli olmadığını açık yüreklilikle ve samimi bir şekilde şöyle dillendiriyor &#8221; Bana işkence yapanları, yargılayıp yargılayıp gerçeği önemsemeden aynı cezayı vererek beni özgürlüğümden edenleri, yaşadıklarıma göz yumarak beni kötülük karşısında yalnız bırakıp sessizliği çoğaltan toplumu affettim, affetmesini bildim ben! &#8221; diyor&#8230; 160 sayfa olan &#8220;Karınca Yuvasını Dağıtmamak&#8221; adlı bu kitap İletişim yayınları arasında çıkmış&#8230; İlhan Sami Çomak hepimizi affediyor.&#8221; Kimseye kırgın değilim &#8220;diyor</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/ilhan-sami-comak-kimseye-kirgin-degilim-diyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Garip</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/garip/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/garip/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İrfan Erdoğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Dec 2021 08:27:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=10263</guid>

					<description><![CDATA[Haydar amcamın, kangal cinsi köpek yavrusunu Sivas&#8217;tan getirdiği günü daha dün gibi hatırlıyorum. Haberi duyar duymaz kangal yavrusunu görmek için o gün köyde ne kadar çocuk varsa Haydar amcamgilin kapısının önüne toplanmıştık, Halbuki köyde köpek çoktu ancak söz konusu kangal olunca hepimiz heyecanlanmıştık, Çünkü o güne kadar köye bir Sivas kangal köpeği cinsi ilk defa [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Haydar amcamın, kangal cinsi köpek yavrusunu Sivas&#8217;tan getirdiği günü daha dün gibi hatırlıyorum. Haberi duyar duymaz kangal yavrusunu görmek için o gün köyde ne kadar çocuk varsa Haydar amcamgilin kapısının önüne toplanmıştık, Halbuki köyde köpek çoktu ancak söz konusu kangal olunca hepimiz heyecanlanmıştık, Çünkü o güne kadar köye bir Sivas kangal köpeği cinsi ilk defa Haydar amcam tarafından getirilmişti. Heyecan oradaydı. Velhasıl çok sevinmiştik. Bu sevginin karşısında Haydar amcam da biz çocuklar köpeği severken incitmememiz için bağırıp durmuştu.</p><p>İlerleyen günlerde Haydar amcamgil Garip büyüsün de bir an önce evi ve koyunları korusun diye gözü gibi bakıyor ondan hiçbir şey esirgemiyordu. Neticede, günler birbirini kovalarken kangal büyüdü. Artık çobanla ve sürüyle birlikte dağa gitme zamanı da gelmişti.</p><p>Köyde adettendi herhalde, iyi hatırlamıyorum ama dağa ilk defa çobanla birlikte davara yollanan köpeklerin önce karnı doyurulur sonra da iyice bir dayak atılıp çobanın ardından yollanırdı. Bugün de hala anlamış değilim köpeklere neden öyle eziyet edip davranıldığını&#8230;</p><p>O gün Garip köpeğin başından da aynı macera geçmişti. Çoban ve koyunlarla birlikte dağa ilk gönderildiği gün biz çocukların gözleri önünde önce kendisine *yal yapılarak karnı doyurulmuş ardından da güzel bir meydan dayağı çekilerek dağa yollanmıştı. Çok üzülmüştük tabi Garip köpeğe yapılanlara, ona gösterilen bunca şefkat ve sevgiden sonra böyle bir şekilde dağa yollanacağı aklımızın ucundan bile geçmemişti ama yapacağımız bir şey olmayınca içimizde de öyle kaldı gitti o acı. Hala da o günleri düşünürken o acıyı yüreğimde taşırım ama hiçbir şey anında değişmiyor maalesef. İnsanların değişmesi gerekiyor işte&#8230;</p><p>Zamanla Garip büyüdü kendisine takılan Garip adını da iyice kabullendi, Söylenenleri yaptı söylenmeyenleri yapmadı. Köy ve köylüye de alıştı.Tut deyince tutu, bırak deyince bıraktı. Kendisine gösterilen sevgi karşısında o da adeta sevgiden zerre kusur etmeyerek sevenlerinin ayaklarına kapandı.</p><p>Garip günden güne yaşlanınca çobanla beraber davara da pek gitmez olmuştu. Gitmeyince de başta Haydar amcam olmak üzere evdeki herkes tarafından dayak atılıp dışlanır olmuştu. Bunu artık Garip de sezdiği için korkudan eve pek uğramaz olmuş orda burada gezmiş el alemin samanlıklarında sabahlamış karnını da girdiği evlerde hırsızlık yaparak doyurmaya başlamıştı. Garip’in düştüğü bu durumu Haydar amcam görmüştü “Bu köpekten artık hayır gelmez!” demişti, evdeki kırma tüfekle çekip vurmuştu.</p><p>* Yal (Köpekler için undan yapılan bir nevi bulamaç)</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/garip/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konyalı Kamil</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/konyali-kamil/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/konyali-kamil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İrfan Erdoğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Sep 2021 05:52:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=10054</guid>

					<description><![CDATA[İş arkadaşım Konyalı Kamil, dişlerini yaptırmak için aylardır fabrikadaki arkadaşlar arasında kulis yapıyordu. Bazen Alman kalitesi güzeldir. Alman dişçilerinde yaptıracağım arkadaş. Adamların her şeyi kaliteli bazen da fikrini değiştirerek “Yok arkadaş! En iyisi Türkiye´de yaptırmak, Atatürk boşuna &#8216;Beni Türk hekimlerine emanet edin&#8217; dememiş.” deyip bir türlü karar veremiyordu. Bazı arkadaşlar da Kamil´in kararsız birisi olduğunu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İş arkadaşım Konyalı Kamil, dişlerini yaptırmak için aylardır fabrikadaki arkadaşlar arasında kulis yapıyordu. Bazen Alman kalitesi güzeldir. Alman dişçilerinde yaptıracağım arkadaş. Adamların her şeyi kaliteli bazen da fikrini değiştirerek “Yok arkadaş! En iyisi Türkiye´de yaptırmak, Atatürk boşuna &#8216;Beni Türk hekimlerine emanet edin&#8217; dememiş.” deyip bir türlü karar veremiyordu.</p><p>Bazı arkadaşlar da Kamil´in kararsız birisi olduğunu bildiklerinden ve biraz da işin gırgırına giderek ortalığı kaynatıp milleti neşelendirmek için Kamil´e takılarak “Aman Kamil abi burada yaptırma dişler domuz kemiğinden olabilir sonra ne olur ne olmaz abi. Elhamdüllahi müslümanız, aman dikkatli ol ha” diyerek ortalığı kahkahalara boğuyorlardı. Arkadaşların bu alaycı durumu karşısında iyice çaresiz kalan Kamil de iyice panikleyerek bazen işin içinden çıkamadığında ve bunalınca bu defa direk yanıma gelir “Hüseyin abi sen ne diyorsun bu duruma, bunların işi gücü gırgır. Bunlara kalsa ömür boyu dişsiz kalırım ya!“ der çıkardı.</p><p>Ben de Kamil´i aydınlatabildiğim kadarıyla düşüncemi söylerdim söylemesine de Kamil´in hergün planları değişirdi, bir türlü nerede nasıl yaptıracağına karar veremezdi. Onun için benim de söyleyeceklerimin bir faydasının olmayacağını bilsem de yine bildiklerimi söylerdim. Bir başka gün Kamil yine sevinerek yanıma geldi ve bu defa heyecanla “Abi, sonunda kararımı verdim, Türkiye`de yaptıracağım dişlerimi, orada çok hesaplıymış duyduğuma göre, bir hastane buldum ismi xxx Hastanesi, adamlarla da konuştum; orada 3 ay boyunca dişlerimi yaptığım süre içinde yeme icme, konaklama, her şey dahil 3 bin euroya mal olacakmış, öyle dediler. Vallahi çok güzel, böyle fiyat nerden bulunur. Bu firsat kaçırılmaz. Hem elin Almanına kazandıracağımıza memleketimiz kazansın değil mi yani, boşuna burada niye 7 &#8211; 8 bin euro vereyim ki?” deyince, bu defa: Vallahi orasını sen bilirsin Kamil, benim bildiğim dişin iyisini her yerde biraz fiyatlı yaparlar, senin dediğin aklıma yatmadı, böyle bir fiyat biçmekle onlar seni önce oraya çekmek için öyle demiş olabilirler, dikkatli ol yine de ona göre dedim ama artık Kamil çoktan kararını vermişti bir şekilde, tekrar “Yok yok abi, yarından tezi yok fabrikadan izin alıp biletimi kestikten sonra gideceğim; bu kafama yattı, başka çaresi yok” diyerek son noktayı koyunca artık ben de fazla bir şey diyemedim.</p><p>Aradan haftalar aylar geçti, sonra Kamil fabrikadaki yıllık izniyle birlikte 3 ay izin alarak biletini de kestikten sonra Türkiye´nin yolunu tuttu. Üç ay sonra Kamil, dişlerini yapmış bir şekilde aramıza geri döndü. Bu defa hepimiz Kamil´in etrafını sararak kendisine tek tek hayırlı uğurlu olsun dedik yeni dişleri için ama Kamil´in ağzını bıçak açmıyordu. Belli ki bir şeyler ters gittiği için öfkelenmişti. Bu haline karşı arkadaşlarla ne dediysek ne yaptıysak konuşturamadık bizim Kamil´i, belli ki içinde büyük bir öfke vardı ama nasıl patlatacağını kestiremez gibi bir hali de vardı. Üzerine varmadık. Bir süre Kamil´i kendi haline bıraktık. Nihayet günler sonra Kamil dayanamadı ve fabrikadaki bir dinlenme molası sırasında artık konuşmak için bana dönerek “Ah eşşek kafam ah, senin dediğini dinlemedim de gittim bir de üstüne üstlük borçlu döndüm iyi mi Hüseyin abi?</p><p>Halbuki bana burada telefonda 3 bin euroya herşey tamamdır diyen hastane orada bana tam 10 bin euro hesap çıkarmasınlar mı. Kendilerine telefonda konuştuklarımızı hatırlattım ama onlar bu defa kıvırarak biz sadece dış masrafları için öyle demiştik dediler. Üç ay boyunca yeme içme yatmayı hesaplamamıştık deyip çıktılar işin içinden abi, ben de çaresiz artık çıkan tam 10 bin euroluk masrafı elimdeki parayla ve birazını da orada borçlanarak ödedim geldim.“ deyince</p><p>Bu defa arkadaşlar Kamil&#8217;e biraz moral vermek düşüncesiyle de olsa işi tekrar şamataya dökerek Kamil´e “Abi, üzme tatlı canını, olan olmuş artık; hiç değilse dişlerin helal diş, helal diş sahibi oldun be, burada allah esirgesin domuz kemiğinden yaptırıp günaha girseydin nolacaktı, direk cehennemi boylayacaktın bir düşün hele,“ deyince artık Kamil de bizim kahkahalarımıza katılarak hep birlikte kendisine güldük sonra da neşeyle kalkıp işimizin başına döndük.</p><p>O günden itibaren de bizim  Kamil ne zaman sözü dişçi ve dişlerden açsa başına gelenleri yad eder; hep birlikte doya doya güleriz&#8230;</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/konyali-kamil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ünzüle Teyze</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/unzule-teyze/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/unzule-teyze/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İrfan Erdoğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2021 08:00:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=9999</guid>

					<description><![CDATA[Ünzüle teyzemi bundan tam 44 yıl önce daha 18 yasına bile basmadan seyyar satıcılık yapmaya başladığım günlerde gittiğim Buruncu adlı köylerinde tanıdım. Ünzüle teyze o zamanlar hatırladığım kadarıyla 50 yaşlarında ya var ya yoktu. Kendisi ufak tefek bir kadın ama on tane erkeğe bedel kocaman yüreği olan sıcak kalpli, insanı çok seven kadın gibi kadındı. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ünzüle teyzemi bundan tam 44 yıl önce daha 18 yasına bile basmadan seyyar satıcılık yapmaya başladığım günlerde gittiğim Buruncu adlı köylerinde tanıdım.</p><p>Ünzüle teyze o zamanlar hatırladığım kadarıyla 50 yaşlarında ya var ya yoktu. Kendisi ufak tefek bir kadın ama on tane erkeğe bedel kocaman yüreği olan sıcak kalpli, insanı çok seven kadın gibi kadındı.</p><p>Köylerinde elimdeki öteberiyi satmak için bağırıp çağırdığım anda tesadüfen kapılarının önünden geçerken beni çağırıp ne alıp sattığım hakkında benimle sohbet ettiğinde onu daha yakından tanıdım.</p><p>O dönemler gittiğimiz köylerde açlığımızı, susuzluğumuzu giderecek lokanta bakkal vs az bulunduğundan veya hiç bulunmadığından dolayı bu ihtiyacımızı genelde kapılarının önünden geçtiğimiz evlerde bize sunulan ya da köylülerin, denk geldiğimiz öğle veya akşam yemeklerinde davet edildiğimiz sofralarında gideriyorduk.</p><p>Ünzüle teyzemi de seyyar satıcılığa başladığım o ilk günde, kendi köylerinde kapılarının önünde gezinirken uzaktan dikkatini çekmiş olacağım ki beni görür görmez ağaçtan koparılmış bir ağaç parçasını baston olarak kullanarak ve etrafına bakınarak bana doğru geldi ve beni görür görmez o yörenin diliyle, “A yavrım; açlığın ney, var mı yok mu? Bu i sıcağın altında acıkmışsındır, ellem kuzum gel hele otur şöyle“ deyince utanarak sıkılarak hayır falan açlığım yok dedim ama bana da fırsat oldu. Gerçekten acıktığım ve susadığım için bu defa hiç teredütsüz evet dedim ve Ünzüle teyzem ile yan yana yürüyerek soluğu kaplarının önünde sattığım eşyalarımı sekiye koyarak bana buyur diye gösterilen sandalyeye oturdum.</p><p>Oturur oturmaz da Ünzüle teyze bir yandan elimde sattığım eşyalara bakıyor diğer yandan da benimle sohbet ederek “ Kimin kimsen var mı yok mu guzum, nerden gelir nere gidersen a yavrım” deyince “ Var Ünzüle teyze babam var ama anam yok dedim” deyince de yüzü buruşarak “Yavrım babasız olunur da anasız olungmaz deller “ dedi ve bir yandan da üzüldü.</p><p>Sonra kapının önünden içerdekilere bana yiyecek getirmeleri icin seslenen Ünzüle teyze bana buz gibi bir tabak yoğurt ile taze pişirilmiş ekmeği getirtip önümdeki sandalyeye koyarak yeniden yöresel ağzıyla bana “ Ye guzum ye, afiyet olsun, karnını doyur gendini yabancı ney sanma yavrım” deyince ferahladım ve bana sunulan yoğurt ile ekmeği afiyetle yedim tabi.</p><p>O günden sonra yine Ünzüle teyzemin köyü olan Burunucu köyüne zaman zaman giderek ziyaret ettim, yine çayını kahvesini de içtim.O da bana “Yavrım ev senin,bura gelirsen açlığın olursa sölle” deyip durdu.</p><p>O beni çok sevmişti ben de onu. Sonra aradan günler aylar hatta yıllar geçti o yöreleri terk etmek zorunda kaldım. Onun için de Ünzüle teyzemi bir daha görmek nasip olmadan hayata gözlerini yumduğunu duyunca ona olan vefa borcumu ödemek için hiç olmasa onun ardından onu anlatan iki satır yazı yazayım dedim…</p><p>RUHUN ŞAD OLSUN ÜNZÜLE TEYZEM…</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/unzule-teyze/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sevgili Anneciğim</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/sevgili-annecigim/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/sevgili-annecigim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İrfan Erdoğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2021 06:37:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anlatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=9695</guid>

					<description><![CDATA[Aramızdan ayrılalı bir hayli zaman oldu ama biz seni hiç ama hiç unutmadık. Her an bizimleymişsin gibi yaşamaya devam ettik. Hasretin dayanılacak gibi değil ama yapacak bir şey de yok. Kendimizi yokluğuna alıştırmaktan başka çaremizin olmadığını bilip öyle yaşıyoruz işte! Bazı insanlar; mesela yanıbaşınızdayken bile esamesi okunmayacak derecede varlığı ile yokluğu bir olan insanlar gibidir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aramızdan ayrılalı bir hayli zaman oldu ama biz seni hiç ama hiç unutmadık. Her an bizimleymişsin gibi yaşamaya devam ettik. Hasretin dayanılacak gibi değil ama yapacak bir şey de yok. Kendimizi yokluğuna alıştırmaktan başka çaremizin olmadığını bilip öyle yaşıyoruz işte!</p><p>Bazı insanlar; mesela yanıbaşınızdayken bile esamesi okunmayacak derecede varlığı ile yokluğu bir olan insanlar gibidir ama seni, aramızdan ayrılışının kırbeşinci yılında da olsa; yaptığımız her güzel işte hatırlamak bile bize güç ve kuvvet veriyor, vermeye devam ediyor. Hiçbir şey senin bırakıp gíttiğin gibi değil anne, çok şey değişti çok. Mesela sen giderken yedi nüfustuk, şimdi dört kişi kaldık. Anlayacağın aileden üçü aramızdan ayrılıp sonsuzluğa gitti. Şimdi hepimiz büyüdük birer anne ve baba olduk, çocuklarımız da oldu.</p><p>Seni her anışımızda onlara seni anlattık mutlaka ama onlar yine de seni tanımadıkları göremedikleri için senin hakkında konuştuklarımızı sadece dinlemekle yetindiler, yetiniyorlar, o kadar. Bize sağlığında her gün; günde üç öğün “iyi birer insan olun başka bir şey istemiyorum” deyişin bize rehber oldu. İyi birer insan olmaya çalıştık hep ve bunu çocuklarımıza da anlattık, anlatıyoruz. Onun için gözün arkada kalmasın anne.</p><p>Mutlaka her gün olmasa da aile içinde senden bahsettiğimiz oluyor ama bugün bizden ayrılığının tam kırkbeşinci yılı olunca sana bu satırları yazmadan edemedim. Dediğim gibi aramızda yoksun, onun için de seni özlemekten başka bir şey yapamıyoruz ancak bize miras kalan o sözlerini rehber ediniyoruz. Ha, az daha unutuyordum, bizden ayılıp gittiğinde yaşadığımız evi değiştirdik, sonra kaldığımız şehri de değiştirdik. Derken hepimiz evlendik ve ayrı diyarlara gitmek zorunda kaldık ama sen hep bizimlesin bunu da bilmeni istiyoruz.</p><p>En çok zoruma giden ne anne biliyormusun? Sağlığınızda babamla yaptığınız vasiyetinizde “ölünce ikimizi de aynı mezara koyun” deyişinizi şartlarımızın ve ortamın müsait olmayışı yüzünden yerine getiremedik, onun için babam İstanbullarda sen ise Mersinlerde kaldın. Bundan dolayı ikinizden çok ama çok özür diliyoruz, bizleri affedin. Son olarak diyeceğim; hepimiz çok çok iyiyiz, çalışıyoruz, yaramaz bir durum da yok ancak dünyamız çok ama çok kötü bir Korona salgını ile karşı karşıya kaldı.</p><p>Tam bir yıldır bu salgın ve bu salgının yarattığı yıkımla uğraşıyoruz. Bu satırları sana yazarken gazeteler dünyada yaklaşık 3 milyon insanın bu salgın ve hastalıktan öldüğünü yazıyordu anne. Yani anlayacağın dünyanın hali hiç iç açıcı değil, hiçbir şey bıraktığın gibi kalmadıysa da çok güzel şeyler de yaşamadı, yaşamıyor dünyamız onu da diyeyim. Yine açlık, yine işsizlik, yine yoksulluk, kıtlık ve kıranla boğuşup duruyor.</p><p>Aslında yazılacak çok şeyler var anne, ama hepsini tek tek yazmanın da anlamı olacağını sanmıyorum. Sana yaşadığımız dünyanın ve yaşamımızdan kısa bir özet yazdım. Zaten sen de sağlığında bir şeyi uzun uzadıya yazmamızı ve konuşmamızı sevmezdin. Çok kısa ve net konuşurdun. Seni olanca özlem ve hasretimizle bir kez daha anıyor ve son nefesimize kadar unutmayacağımızı yineliyoruz. </p><p>Toprağın incitmesin seni</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/sevgili-annecigim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
