<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mehmet Emin Duyan &#8211; Zamansız Dergi</title>
	<atom:link href="https://zamansizdergi.com/author/mehmeteminduyan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://zamansizdergi.com</link>
	<description>Herkes İçin Edebiyat</description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Jan 2023 10:16:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2026/08/cropped-Untitled-design-32x32.jpg</url>
	<title>Mehmet Emin Duyan &#8211; Zamansız Dergi</title>
	<link>https://zamansizdergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kuyruklu Yalan</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/kuyruklu-yalan/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/kuyruklu-yalan/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin Duyan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2023 10:16:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=11067</guid>

					<description><![CDATA[Ben seni hiç özlemedim ki!Gözlerimde ki yaşlara bakma,Yalancı onlar. Ben seni hiç özlemedim ki!Ben kovaladıkça,Karşıma dikilen hayallerin de yok.Ben seni hiç özlemedim ki! Dokunuşlarını da unuttumKirpiklerimi okşamanı da.Ben seni hiç özlemedim ki! Birinden çıkıp, diğerine yuvarlandığımKuyular gibi gözlerini de unuttum.Ben seni hiç özlemedim ki! Dudaklarım da titremiyor artık,Öpüşlerinin hazzında erimiyorlar.Ben seni hiç özlemedim ki! Ettiğim [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><br>Ben seni hiç özlemedim ki!<br>Gözlerimde ki yaşlara bakma,<br>Yalancı onlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Ben seni hiç özlemedim ki!<br>Ben kovaladıkça,<br>Karşıma dikilen hayallerin de yok.<br>Ben seni hiç özlemedim ki!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Dokunuşlarını da unuttum<br>Kirpiklerimi okşamanı da.<br>Ben seni hiç özlemedim ki!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Birinden çıkıp, diğerine yuvarlandığım<br>Kuyular gibi gözlerini de unuttum.<br>Ben seni hiç özlemedim ki!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Dudaklarım da titremiyor artık,<br>Öpüşlerinin hazzında erimiyorlar.<br>Ben seni hiç özlemedim ki!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Ettiğim duaları hatırlamıyorum,<br>Hoyrat ellerin sildiği umutlarımı da.<br>Ben seni hiç özlemedim ki.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Adını da unuttum. Sahi neydi?<br>Gülüşünün dünyaya kattığı rengi de,<br>Tılsımlı ışıklarını da unuttum gözlerinin.<br>Ben seni hiç özlemedim ki!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Gülüşümün kırıklığı senin yüzünden değil.<br>Başka dertler var başımın üstünde dönen.<br>Ben seni hiç özlemedim ki!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Papatya zamanları gelmişse bana ne?<br>Ben onları da unuttum. Sen gibi.<br>Rüzgârın sevişlerini de benzetmiyorum dokunuşlarına,<br>Hem ben seni hiç özlemedim ki!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Derin iç çekişlerimin sebebi başka.<br>Alma üstüne sen<br>Ben seni hiç özlemedim ki!Satırlar da yalan dolu, sözler de<br>Sesim titriyorsa üşümüşümdür<br></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ben seni hiç özlemedim ki!<br>Ben seni hiç özlemedim ki!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Sarıldığım karanlığın koynu pek hoş.<br>Ne ses, ne nefes.<br>Yanağımın ıslanması esnemekten aslında<br>Yoksun ki aklımda.<br></p>



<p class="wp-block-paragraph">Hem ben seni hiç özlemedim ki!<br>Ben seni hiç özlemedim ki!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/kuyruklu-yalan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gönülde Akşam</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/gonulde-aksam/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/gonulde-aksam/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin Duyan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Mar 2022 07:49:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=10465</guid>

					<description><![CDATA[Nihayet! Dedi yaşlı adam.Nihayet!Hiç gitmeyecekmiş gibi geldiEski dostu.Acaba anlamış mıydı telaşını?Gitsin diye gözünün içine bakışınıAnlasa inadına didiklerdiNe kurttu o…“Geçmeli” dedi fısıltıyla.Akşam güneşininYarım yamalak izler düşürdüğüTezgâhın ardından doğruldu.İskemlesini aldı.Kapının önüne koydu.Toparladı çırpınan yüreğininYorduğu soluğunu.Beklenen, akşamıBin kat daha güzel etmeyeNeredeyse gelirdi.Otururken kapı önüneGözü iliştiKol düğmelerineAtmıştı rengi ama içlerindeEn beğendiği onlardı.Buruşuk ellerini gezdirdiPantolondaki ütü izlerinin üstünde.Pek hamarattı hanımıHakkını [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Nihayet! Dedi yaşlı adam.<br>Nihayet!<br>Hiç gitmeyecekmiş gibi geldi<br>Eski dostu.<br>Acaba anlamış mıydı telaşını?<br>Gitsin diye gözünün içine bakışını<br>Anlasa inadına didiklerdi<br>Ne kurttu o…<br>“Geçmeli” dedi fısıltıyla.<br>Akşam güneşinin<br>Yarım yamalak izler düşürdüğü<br>Tezgâhın ardından doğruldu.<br>İskemlesini aldı.<br>Kapının önüne koydu.<br>Toparladı çırpınan yüreğinin<br>Yorduğu soluğunu.<br>Beklenen, akşamı<br>Bin kat daha güzel etmeye<br>Neredeyse gelirdi.<br>Otururken kapı önüne<br>Gözü ilişti<br>Kol düğmelerine<br>Atmıştı rengi ama içlerinde<br>En beğendiği onlardı.<br>Buruşuk ellerini gezdirdi<br>Pantolondaki ütü izlerinin üstünde.<br>Pek hamarattı hanımı<br>Hakkını yememek lazımdı<br>Yaşlanmasına rağmen<br>Asla aksatmadı kadınlık görevlerini<br>Ah! Bir de her akşam<br>O soran gözlerle bakması olmasa…<br>“Yok” demenin ne zor olduğunu<br>Bilmez mi?<br>“Hayırsız” dedi, kendi kendine…<br>Yüreğindeki sevgiyi daha bir duyarak<br>Oğul gelin bir yana da<br>O gözleri kömürlü parmaklarla yerleştirilmiş<br>Lacivert gözlü torun<br>İşte onun hasreti beterdi.<br>Demişti. “Gitme”<br>“Son zamanlarımızda bizi boynu bükük koma”<br>Ama nerde!<br>Gitmişlerdi…<br>Ne haber, ne eser<br>Sızlayan dizlerine dokundu<br>Gözlerini köşe başından ayırmadan<br>“Şimdi çıkar” dedi<br>“Geçer önümden.”<br>Son zamanlarda ona<br>Adeta insan olduğunu, yaşadığını<br>Hatırlatan o güzel yanık sevda<br>Adımlarının birbiri önüne geçişini düşledi<br>Tam o anda göründü.<br>Köşe başından geliyordu.<br>Rüzgâr ne mutludur şimdi<br>Tenine dokunmaktan<br>Nasıl doyasıya kokluyordur şimdi.<br>İmrendi.<br>Yüreğinin ihanetinden korktu bir an<br>“Sakın durayım deme” dedi içinden<br>“Sakın durayım deme!”<br>Yaklaştı beklenen<br>Beklendiğini bilmeden<br>Tam önüne geldiğinde<br>Daha fazla dayanamadı<br>Gizledi gözlerinin ardına<br>Son anı<br>Hapsetti.<br>Kırmızı bu kadar mı yakışırdı insana.<br>Yitip gidene dek izledi<br>Alaca karanlığa süzülüşü…<br>Nasıl bir haldi bu<br>Nasıl dayanacaktı bu yorgun yürek.<br>Bunca yüke<br>Sabır diledi.<br>Kalktı.<br>Ağır ağır doğruldu<br>Zor zekât kapattı kepenkleri<br>Evine yürüdü.<br>Üç beş adımdı zaten<br>Kendileri gibi eski kapıyı<br>Açtı karısı<br>Başında tülbent, kollar çevrili.<br>Ya namazdan dönülüyordu<br>Ya durulacaktı azdan<br>Abdest alınmıştı.<br>Klor kokan karısının<br>Sorgular bakışlarını görmemek için<br>Başını her zamanki yerlerinde duran<br>Terliklerine eğdi.<br>Giyindi.<br>Kendi gibi eski radyonun düğmesini kıvırdı<br>Pencere önünde ki divana oturdu<br>Kendi yansımasını<br>Karanlığın ayna ettiği camda gördü<br>Derin bir iç geçirdi<br>Radyodan gelen<br>Şarkının denkliğine şaştı.<br>Acı bir tebessümle kıvrıldı dudağı<br>“Daha önceleri neredeydiniz”<br>Sahi daha önceleri neredeydiniz<br>Neredeydiniz…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/gonulde-aksam/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ömer Hayyam’a Mektup</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/omer-hayyama-mektup/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/omer-hayyama-mektup/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin Duyan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Apr 2021 07:38:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=9868</guid>

					<description><![CDATA[Oğlum yavrum canımın en güzel parçası sen bu mektubu okuduğun zamanlarda nerelerde ne hallerde olurum bilmiyorum. Malum Azrail gelmeden ne mail atıyor nede mesaj. Ben sana bu mektubu yazarken sen annenin karnında keyif çatıyorsun. Gerçekten sen mi istiyorsun bilmiyorum ama annen sürekli babası Ömer’in canı çekiyor diye saçma sapan şeyler istiyor. Mesela daha dün gece [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Oğlum yavrum canımın en güzel parçası sen bu mektubu okuduğun zamanlarda nerelerde ne hallerde olurum bilmiyorum. Malum Azrail gelmeden ne mail atıyor nede mesaj. Ben sana bu mektubu yazarken sen annenin karnında keyif çatıyorsun. Gerçekten sen mi istiyorsun bilmiyorum ama annen sürekli babası Ömer’in canı çekiyor diye saçma sapan şeyler istiyor. Mesela daha dün gece senin avokado istediğini söyledi. Ulan sıpa sen Mardinlisin avokado nedir? Haklısın oğlum bir avokado için tartışmaya değmez, babaların görevidir evlatlarının dileklerini yerine getirmek. Bunu bir yatırım gibi düşünmek gerek değil mi? Ben sana şimdi bakacağım sende bana ben yaşlanınca bakacaksın. Evet, oğlum bu cümlem ile sana hayata dair ilk dersi vermiş oldum. Hayatta her şey karşılıklıdır yani ne ekersen onu biçersin. Yaradan bana yeterince ömür verirse sana hayata dair anlatacağım çok şeyler olacak. Ama bu mektubun amacı o değil. Sana seni beklerken yaşadıklarımı ve his ettiklerimi anlatmak için bu mektubu yazıyorum. Bir nevi günlük gibi düşün. Haklısın oğlum madem bu bir günlük olacak o zaman başlık Ömer Hayyam’ı beklerken olmalıydı ama ne bileyim içimden böyle yazmak geldi. Aman canım başlığın ne önemi var önemli olan altta yazılanlar öyle değil mi? Başlıyorum o zaman.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sanırım öncelikle neden sana Ömer Hayyam dediğimle başlamak gerekiyor. Aslında her şey küçük ablan Hayat Elif’in başının altından çıktı kendileri tam bir cadı, bir gün durup dururken</p>



<p class="wp-block-paragraph">Baba! Ben hep küçük mü kalacağım benim abla olma hakkım yok mu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gibi absürt bir soru sordu, tabi’i ki ciddiye almadık ama bir akşam durup dururken annenin karnını öpüp</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Ömer nasılsın kardeşim?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Deyiverince annen ile birbirimize baka kaldık!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sanırım bu bir işaret dedi annen.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sırf cuma günü sala okunurken doğduğu için ismi Mehmet Emin yapılan bir kişi olduğum için oldum olası bu tür işaretlere uyuz olmuşumdur. Ayrıca yıllar önce ben senin ismini bulmuştum; bir oğlum olursa adını Onur koyağım demiştim. Şimdi dört yaşındaki bir velet yüzünden bu hayalimden vazgeçmek olmazdı. Ama bir evde üç kız ve bir kadın varsa bir erkeğin onlara karşı direnme şansı sence yüzde kaçtır, tabiî ki sıfır. Üstelik içten içe bir erkek evlat isteğin varsa ister istemez yelkenleri suya indiriyorsun. Ve ağızdan şu cümle çıkı veriyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ulan söz veriyorum bir oğlum olursa adını Ömer koyacağım</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve dün annenin doktoru müjdeyi verdi</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gözünüz aydın bir oğlunuz olacak</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet, bir oğlum olacak. Belki büyüdüğünde ben çok yaşlanmış olacağım ama yinede karşılıklı oturup birer kadeh parlatıp dertleşebileceğim bir oğlum olacak. Bir oğlum olacak babam ile birlikte yapamadıklarımı birlikte yapabileceğim bir oğlum olacak. Şimdi sana bir sır vereceğim oğlum, ama bu ikimizin arasında kalsın. Kimliğine ismini Ömer Hayyam yazdıracağım böylece hem ablana verdiğim sözü yerine getirmiş olacağım hem de ilk okuduğum kitabın yazarı olan en sevdiğim şairin ismini evimde yaşatacağım, umarım beğenmişsindir ismini. Bu günlük bu kadar oğlum, aklıma bir şeyler geldikçe oturup tekrar yazacağım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nereye gidiyorsun oğlum sana anlatacağım hikâyelerimi dinlemeden nereye gidiyorsun. Gitme be daha seninle annenin dırdırından kaçıp bir Türkü barda oturup erkek erkeğe rakı içip dertleşeceğiz. Sen bana seni terk edip giden o selvi boylu boncuk gözlü kızı anlatacaksın, ben de sana Üniversite yıllarından kalma ve hala unutamadığım yıldız gözlü cennet gülüşlü Ermeni kızı anlatacağım. Gitme oğlum daha seninle Kadıköy’e gideceğiz benim gençlik yıllarımda gittiğim iskelenin oradaki Birahaneye gideceğiz birer bira içip oradan Saraçoğlun da Fenerin maçını izleyip Fenerin aleyhine karar veren hakeme küfür edeceğiz </p>



<p class="wp-block-paragraph">.Bu yaşlı adamı bırakma gitme oğlum. Bakma sen herkesin bana yaşın kırk altı henüz gençsin dediğine, bedenim değil belki ama yaşlı ve yorgun bir kalbim var benim bu gidişi kaldırabileceğinden şüpheliyim be oğlum. Emir büyük yerden geliyor ise yapacak bir şeyi kalmıyor insan oğlunun git o vakit yavrum git beni düşünme sen beliki yarım kalan bir hikaye olarak yer alacaksın yüreğimde </p>



<p class="wp-block-paragraph">SÖYLE BAKALIM BEYİM BEN ŞİMDİ BU MEKTUBU KİME GÖNDERECEĞİM.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/omer-hayyama-mektup/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Susam Sokağı Perisi Ayfer Artaç İle Röportaj</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/susam-sokagi-perisi-ayfer-artac-ile-roportaj/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/susam-sokagi-perisi-ayfer-artac-ile-roportaj/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin Duyan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2021 08:24:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=9682</guid>

					<description><![CDATA[1980’li yılların sonlarına doğru TRT de Amerikan CTW- TV ile uluslararası ortak bir yapım olan SUSAM SOKAĞI (Sesame Street) adlı bir çocuk programı yayınlanmaya başladı. Bu program o dönemki çocukların hayal dünyalarının gelişmesinde büyük etki yaratmıştı. SUSAM SOKAĞI’NIN ülkemizdeki metin yazarlarından olan ve çocukların hayallerine ilham veren Peri’lerden biriydi Ayfer Artaç. Bu programdan sonra çocuklara [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">1980’li yılların sonlarına doğru TRT de Amerikan CTW- TV ile uluslararası ortak bir yapım olan SUSAM SOKAĞI (Sesame Street) adlı bir çocuk programı yayınlanmaya başladı. Bu program o dönemki çocukların hayal dünyalarının gelişmesinde büyük etki yaratmıştı. SUSAM SOKAĞI’NIN ülkemizdeki metin yazarlarından olan ve çocukların hayallerine ilham veren Peri’lerden biriydi Ayfer Artaç. Bu programdan sonra çocuklara yönelik ilk haber olan İstim Bülten, Expres Bülten programlarının yapımcılığını ve metin yazarlığını yaptığı gibi uzun yıllar birçok kanalda belgesel, dizi ve TV programlarının kamera arkasındaydı. Onu bu kez çocuklar için hazırlanan bir sanat serisinde yazar olarak görünce hemen çaldık kapısını!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mehmet Emin DUYAN</p>



<p class="wp-block-paragraph">SORU:- Çocuklar için projeler senin için hep özel bir yere sahip oldu. Bunu okuyucular da bilsin istiyorum. Ne istiyorsun bu ülkenin çocuklarından?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>CEVAP: Yetişkin dünyasında çocuktan bir şey istemek için çocuğa önce ne sunulduğuna bakmak gerekir. Ben kendi adıma demokrasiye, sanata, bilime inanan ve bununla uğraşan çocuklar görmek istiyorum. Bunu istemek için de kendime düşeni yapmaya çalışıyorum. Evrensel sanatı oluşturan isimlerle ve eserleriyle çocukları buluşturmak için uğraşıyorum. Sonra onlardan ‘bu yolda neler yaptınız, sizi durduran mı var’ diye yanıt isteyeceğim. (gülüşmeler) &nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">SORU: Peki kim bu Perus ve Lorza?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>CEVAP: Bunlar iki arkadaş. İlham Perileri Ülkesinde yaşayan 2 ilham perisi. Cinsiyetleri ve yaşları yok.&nbsp; Sanatçıların üretim süreçlerine bir de ilham veren periler açısından bakmak istedim.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Soru: İlham Perilerin Mozart ve Van Gogh gibi sanat ile uğraşan insanlara İlham veriyor, &nbsp;bu çok güzel ama ülkemizde yaşayan sanatçılara da ilham verecekler mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>CEVAP: İlham Perileri uzun bir seri olarak planlandı. Epsilon/Uçan Fil yayınevi projeyi genişletmeyi hedefliyor. &nbsp;Ülkemizde de evrensel sanata yön veren sanatçılarımıza tabi ki yer verilecek. Bu daha başlangıç!</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">SORU: Bu iki kitabın diğer çocuk kitaplarından farklı bir özelliği var; kitapların kapağında yazdığı gibi bu kitaplarda müzik saklı. Müzik bu kitapların neresinde saklı?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>CEVAP: Burada teknolojinin nimetlerinden faydalandık açıkçası. Mozart’ı anlatan bir kitapta onun müziklerini dinletmenin kısa ve pratik bir yolu olmalı diye düşündük. QR kod uygulaması ile kitaptan kopmadan Mozart müziklerini dinleyebiliyorsunuz. Müziklere Türkçe sözler yazıldı ve hikâyenin kurgusuna dâhil edildi. Van Gogh kitabında ise ressamın tabloları için özel olarak müzikler bestelendi. Çocuklar o resimleri müzik eşliğinde izleyebilsinler diye.&nbsp; &nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">SORU: Neden böyle farklı bir şey denediniz?</p>



<p class="wp-block-paragraph">CEVAP: <strong>Çoklu sanat disiplinine inandığım için. Çocukları sanata ‘maruz’ bırakabilmek için. Günümüz çocukları için çok fazla uyaran var. Ben de teknolojinin avantajlarını kullanarak uyaranları arttırdım ve sanata maruz bırakmak istedim sanırım (Gülüşmeler) &nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">SORU: Müziklerine değinmişken Sevgili Meriç Artaç’tan bahsetmemek olmaz değil mi? Çarpıcı bir özgeçmişi var. Önce İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Piyano bölümünü bitiyor ardından Hollanda’da Codarts Rotterdam Konservatuarından mezun oluyor. &nbsp;2018 yılından beri Amsterdam Konservatuarında dersler verirken Rotterdam Konservatuarında Kompozisyon Bölümü’nün koordinatörlüğünü ve temsilciliğini yapıyor. Bunları yaparken de Tiyatro ve opera projeleri için de besteler yapıyor. Bu kadar yoğunluğun içinde onu bu proje için nasıl ikna ettin.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>CEVAP: Meriç uluslararası bir sanatçı. Yurt dışındaki tanınırlığı ülkemizden daha çok. Onu annelik hakları üzerinden ikna etmek mümkün değildi. (gülüşmeler) Gerçekten inanmadığı bir projede yer almayacağını biliyordum. Projeye inandı. Özeti bu aslında.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">SORU: Bu iki kitabın içini süsleyen resimlerden ve çizen sevgili Tuğçe Karaburçak hakkında söylemek isteyeceğin şeyler vardır mutlaka</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>CEVAP: Onunla yayınevimiz vasıtasıyla tanıştım ve şimdi de peşini bırakmıyorum. Gerçekten çok etkileyici bir çizer ve naif bir sanatçı. Zaten kalpler aynı ritimle atmasa ortak bir üretim yapmak çok zor. Kan uyumu oldu diye düşünüyorum.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="715" height="691" src="https://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2021/03/Ayfer-ARTAC.jpg" alt="" class="wp-image-9685" srcset="https://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2021/03/Ayfer-ARTAC.jpg 715w, https://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2021/03/Ayfer-ARTAC-300x290.jpg 300w, https://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2021/03/Ayfer-ARTAC-600x580.jpg 600w" sizes="(max-width: 715px) 100vw, 715px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">SORU: Aslında belgesel, dizi ve TV programları metin yazarlığı konusunda bu ülkenin önde gelen İnsanlarından birisi.&nbsp; Bu konuda yetiştirdiğin Televizyonlarda/ &nbsp;Tiyatrolarda çok başarılı işler yapan birçok kişi var. Gençlere her zaman el uzatan bir İlham Perisi olarak yazarlığa gönül verenlere İlham perisini yakalamanın yolları hakkında verebileceğin ipuçları var mı?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Cevap: Çok renkli bir ülkede zor koşullarda yaşıyoruz. Kültürel olarak motive edilerek yetiştirilmediğimiz için motive etmeyi de bilmiyoruz. Asıl perimiz hep öz gücümüz ve öz inancımız olmak zorunda.&nbsp; Başka periler gelirse de kanatlarımızın üstünde yeri var. (gülüşmeler)</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sevgili Ayfer Artaç, bu iki kitabı yazdığın çocuklar ve İlham perisi olduğun yüzlere; genç yazarlar adına sonsuz şükranlarımı sunuyorum, iyi ki varsın.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/susam-sokagi-perisi-ayfer-artac-ile-roportaj/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Unut(ma)</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/unutma/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/unutma/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin Duyan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2021 07:03:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=9630</guid>

					<description><![CDATA[Acıların sevindiren yanı olur mu? Olur… Hem de bal gibi olur. Gözünün önünde hayattaki son nefeslerini alıp, yakalandığı hastalığa hem kahrolup hem de iyi ki olanları hatırlamıyor diye sevinir mi insan? Sevinir… Hiç sevmediği hastanelere son günlerini verdiğini anlamamak güzel olmalı… Üstelik kriz anlarında kurguladığı hikâyeleri bilinçli olarak söyleyebildiğimizi düşünüyorum da ne biçim bir rahatlama… [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Acıların sevindiren yanı olur mu? Olur… Hem de bal gibi olur. Gözünün önünde hayattaki son nefeslerini alıp, yakalandığı hastalığa hem kahrolup hem de iyi ki olanları hatırlamıyor diye sevinir mi insan? Sevinir…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiç sevmediği hastanelere son günlerini verdiğini anlamamak güzel olmalı…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üstelik kriz anlarında kurguladığı hikâyeleri bilinçli olarak söyleyebildiğimizi düşünüyorum da ne biçim bir rahatlama… Ağzına geleni say sonra da hatırlama. Ve bunun için sana kimse kızamasın. Evet, evet Alzheimer dan bahsediyorum.&nbsp; İlk zamanlarıydı sanırım bildiğim en akıllı, derin düşünen kadınlardan biri idi. Ve onun bu hale gelmesi daha da acıtıyordu insanı. Öylesine anlardan biri…</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Aynısı,&nbsp; görsen aynısını yapmış… Eşyaların aynından, duvarlar bile küf yeşili. Hatta çeyiz sandığımın aynısı… Ceviz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Yok, öyle bir şey. Olacak iş mi? Neredeymiş?</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Ohoo! Sen daha uyu. Hani ileride köprü var ya oranın öteki ucunda. Her duvarı ayrı renkten boyalı. Köşk gibi ama değil tabii.  Bahçe içinde. Bizim ev gibi balkonlar ışıklandırılmış. Her akşam yakıyorlarmış ışıkları ev yaldır yaldır. Ön cephesinden seyretmeye adam kıyamıyormuş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Babam neden yapsın sana bunu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Yapmış işte… O kadına açmış o evi… Açmış.</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Anahtarları versin gidip bakacağım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Kim?</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Baban. Ara getirsin şimdi… O anahtarı getirsin… Getirsin gözü kör olasıca.</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Babamda yoktur anahtar falan.</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Ver şu pardösümü…</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Anne nereye?</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Eve.</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Senin evin burası zaten evindesin!</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Yok, öteki eve gideceğim çeyiz sandığım orada. Getirsin anahtarı, o puşta söyle çabuk getirsin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">…</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Alo… Baba, annem öteki evin anahtarlarını istiyor!</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Ne evi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Köprünün öteki ucundaki evin anahtarlarını. Hani akşamları balkon ışıklarını yaktığınız…</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Anladım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Tamam, baba sen akşama getir anahtarları.</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Of…</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Anne, bak akşama getirecekmiş babam anahtarları. Şimdilik bekleyelim. Akşam olsun gelsin alırız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Getirecek değil mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Getirecek…</p>



<p class="wp-block-paragraph">-E şimdi çeyiz sandığımı kurcalarlar orada.</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Bir şey olmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">-İçinde sizin bebeklik eşyalarınızdan da var… Ellerler. Anahtarı getirsin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Hoş geldin baba…</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Hoş buldum… Annen nerede?</p>



<p class="wp-block-paragraph">-İçeride.</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Anne, babam evin anahtarlarını getirmiş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Ne evi? Hangi ev?</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Hani köprünün öte tarafındaki ev. Duvarları küf yeşili boyalı… Çeyiz sandığın da orada imiş ya hani.</p>



<p class="wp-block-paragraph">-Densiz, densiz konuşma… Babana terlik ver</p>



<p class="wp-block-paragraph">..???</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/unutma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mavi Hikâye</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/mavi-hikaye/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/mavi-hikaye/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin Duyan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Nov 2020 04:48:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=9413</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul mavidir… Mavi de İstanbul… Methiyelerin hakkını sonuna kadar veren o canım şehir! Sokaklarında kaybolamadığım şehirlere bir türlü ısınamayışım da senin yüzünden zaten. Başka nerede bulunur ki mehtabı batırıp, güneşi anason kokusuyla doğurmanın hazzı? Eski dar sokakların şimdilerde ayaküstü uğrak mekânlara dönen, değişen insan profiline rağmen duygu anlamında buram buram aşk olan tek şehir. Maviye tutkunluğum [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">İstanbul mavidir… Mavi de İstanbul…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Methiyelerin hakkını sonuna kadar veren o canım şehir!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sokaklarında kaybolamadığım şehirlere bir türlü ısınamayışım da senin yüzünden zaten. Başka nerede bulunur ki mehtabı batırıp, güneşi anason kokusuyla doğurmanın hazzı? Eski dar sokakların şimdilerde ayaküstü uğrak mekânlara dönen, değişen insan profiline rağmen duygu anlamında buram buram aşk olan tek şehir. Maviye tutkunluğum bundan belki de.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir balıkçı tezgâhının mavi muşambasının romantik bir hale gelişi de yine senin yüzünden İstanbul! Suçlusun ve ben senin suçlarına bile bayılıyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nasıl demişti Tevfik Fikret İstanbul için?</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ey köhne Bizans! Ey büyücü koca bunak! Ey bin kocadan arta kalan el değmemiş dul…“ diye gidiyordu aklımda kalan dizeler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne zaman çaresizliğe düşsem bir mavi yapıştı kalemimin ucuna. Üstelik terk etmeyen tek sevgilim gökyüzü de mavi. Şimdi bunca girizgâhın ardından mavi sevdası tüttürmek iyi gidecek sanırım. Gelin bendeki mavilerden sunayım bir iki tane;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu tezgâhın sahibi nerede?</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Tükenmişlerini almaya gitti…</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Belli mi dönüşü?</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Azında çok kalır, çoğunda az…</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Öyküsü derindir Bey amca… Mavi tutturur, mavi yazar.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>…</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“ En beğendiğim bir damla gözyaşıyla yıkadığımdır” der.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Maviler kaçadır ki?</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Alıcısı biçer pahayı…</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>…</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Çoğu akşam mavisi ister. Bir kadeh rakıya yarenlik etsin diye. Üstüne serper hüznü, verir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Ederi?</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Beleş…</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Ya şu açık mavi olanlar?</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Onlar sabahlık… “ Tan karşılaması” der… Üstüne uykusuzluk döker verir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Ederi?</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Beleş…</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Şu üstünde buğu olanlar peki?</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Onlar “ Avuç içi mavisiymiş. Her daim avuçta. Nemli. Kaybetmeyi göze alamayanlar içinmiş. Üstünün süsü, derin nefesmiş.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Ederi?</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Beleş…</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Sabah dizerken hepsiyle konuşur Bey amca. Sever hepsini tek tek.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bulut yanına uyan; nokta maviler de yapar. Aradan görünsün gülsünmüş diye…</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>O ne kadar ki?</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>E beleş…</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Peki, bunca beleşe nasıl dönecek ki bu çark?</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>O bir bakışla, bir sözle doyar </em>b<em>ey amca. Hele hele içten dökünen birkaç hece bitimsiz kazanç. Mavileri tükenince gider böyle. Bazen bulur gelir bazen de kendi tükenir. İşte o zaman içindeki mavilerden döker. Katar, karıştırır. Mavi ağlar, mavi güler </em>b<em>ey amca!</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Sevdalıdır, ne denir?</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/mavi-hikaye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>13</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olmalı</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/olmali/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/olmali/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin Duyan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2020 09:45:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=9246</guid>

					<description><![CDATA[Ben sele kapılmadanBoğulmaz kelimelerim satırlardaGörüyorum geliyor en azından sesi… Yakamıza yapışmışZemheri yalnızlıklarınCemresi mi düşüyor? Yok, yok…Olur mu ki?Ya olursa! Yok saydığımız,Yerini unuttuklarımız var.Bir göz-ışığıBir yürek çarpıntısı meseleAnımsadıkça gülümsemek hatta… Yok, yok…Olur mu ki?Ya olursa! Üstelik adı bile konmamışÖmrü henüz çok azÇiçeği daha geçmemiş bile kulaktanBurunaTadı varsa illa adı da mı olmalı? Yok, yokOlur mu ki?Ya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Ben sele kapılmadan<br>Boğulmaz kelimelerim satırlarda<br>Görüyorum geliyor en azından sesi…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yakamıza yapışmış<br>Zemheri yalnızlıkların<br>Cemresi mi düşüyor?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yok, yok…<br>Olur mu ki?<br>Ya olursa!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yok saydığımız,<br>Yerini unuttuklarımız var.<br>Bir göz-ışığı<br>Bir yürek çarpıntısı mesele<br>Anımsadıkça gülümsemek hatta…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yok, yok…<br>Olur mu ki?<br>Ya olursa!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üstelik adı bile konmamış<br>Ömrü henüz çok az<br>Çiçeği daha geçmemiş bile kulaktan<br>Buruna<br>Tadı varsa illa adı da mı olmalı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yok, yok<br>Olur mu ki?<br>Ya olursa!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hani en son<br>Umut idi terkedilecek olan…<br>O zaman ya olursa da değil artık<br>Olmalı, olacak, istiyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/olmali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günaydın</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/gunaydin/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/gunaydin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Emin Duyan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2020 10:33:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=8997</guid>

					<description><![CDATA[Usulca açtı gözlerini, hep yaptığı gibi yastıktan kaldırmadan başını sağ taraftaki pencereye doğru çevirdi ve derin bir oh çekti. Her sabah olduğu gibi aynı yerde rızkını bekliyordu. Yavaşça yatağından doğrulmaya başladı, çok tuhaf her zaman hissettiği ağrı yoktu bu sabah. Cesaretini toplayıp bir anda doğruldu, aman Allah’ım hiç acı hissetmedi, gülümsedi en son ağrısız yataktan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Usulca açtı gözlerini, hep yaptığı gibi yastıktan kaldırmadan başını sağ taraftaki pencereye doğru çevirdi ve derin bir oh çekti. Her sabah olduğu gibi aynı yerde rızkını bekliyordu. Yavaşça yatağından doğrulmaya başladı, çok tuhaf her zaman hissettiği ağrı yoktu bu sabah. Cesaretini toplayıp bir anda doğruldu, aman Allah’ım hiç acı hissetmedi, gülümsedi en son ağrısız yataktan kalktığı anı düşündü ama hatırlamayacağı kadar uzun zaman olmuştu. Dudaklarındaki gülümseme ile çalışma masasına yanaştı üstünde duran kavanozu açıp avuç içine pencerede bekleyen kumru yavrusunun rızkı olan mısır tanelerinden döktü. Pencereye doğru önce çok yavaş bir adım attı, durdu<br>-Neden korkuyorsun be adam acımıyor işte<br>Ve adımlarını daha cesur atarak yanaştı pencereye, pencereyi açtı. Rızkı olan mısır tanelerini yavru kumrunun önüne döktü<br>-Günaydın<br>-Günaydın<br>Diye cevap vermedi tabi ki kumru. Her sabah kumrunun yerine o cevap veriyordu kendi kendisine. Deli olduğu veya delirmek üzere olduğu için yapmıyordu, Bu bir oyundu kendisiyle oynadığı. Az sonra göreceksiniz nasıl bir oyun olduğunu. Masanın yanına gitmek için geri döndü bir anda durdu<br>-İçmeyeceğim ilaçlarımı nasılsa ağrım yok bugün öyle değil mi?<br>-Saçmalama<br>Bakın işte başladı oyun<br>-Niye saçmalıyormuşum ağrım yok bu sabah neden içeyim ki bu ilaçları<br>-Ağrı yok diye ilaç içmemek olur mu, ya birazdan ağrırsa<br>-Birazdan ağrırsa ilaçları birazdan içerim<br>-Aman be ne halin varsa gör hem ben niye dert ediyorum ki kendime ağrın başlayıp acıdan bağırmaya başladığın anda uçar giderim ben<br>-Her zaman yaptığın gibi değil mi nank…<br>-Nankör değil kuşum ben kuş. Sence de bu işte bir tuhaflık yok mu?<br>-Hiç ağrımın olmaması değil mi? Tuhaf ama güzel<br>Bir anda zengin kalkışı yapıp uçtu kumru yavrusu<br>-Müsaade sizin efendim gene bekleriz, hoş beklemez isek de geliyorsunuz kumru hazretleri. Bugün bir tuhaflık var bende<br>Diye düşündü, öyle ya her sabah korku ile açıyordu gözlerini ya açamazsa bir daha. Azrail bu sağı solu belli olmaz, gelmeden önce ne mail atıyor ne de mesaj yolluyor, haber vermeden bir anda ”Selamünaleyküm“ deyip çıkı veriyor insanın karşısına.<br>-Hadi gözün aydın bu geceyi de ölmeden atlattın<br>Dedi kendi kendine<br>Gerçi çoğu zaman gözlerini ağrı ile açıyordu sabahları, hatta gece yarıların da uykusunu zehir ediyordu midesindeki ağrılar<br>-Ama olsun yaşıyorum ya ona bak. Peki, ama neden bu sabah ağrım yok? Sanırım son günlerime yaklaşırken bana kıyak yapıyor<br>Diye düşündü. Neden olmasın on yedi ay önce doktorlar<br>-En fazla on yedi ay yaşarsın<br>Demişti.<br>-Belki de bari son günlerini acısız geçirsin zavallı demiştir<br>Diyerek gülümserken bir ses<br>-Ahmet oğlu Mehmet lütfen sırat köprüsünün başına<br>-Hsktr… ya</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/gunaydin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>23</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
