<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sabriye Gür &#8211; Zamansız Dergi</title>
	<atom:link href="https://zamansizdergi.com/author/sabriyegur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://zamansizdergi.com</link>
	<description>Herkes İçin Edebiyat</description>
	<lastBuildDate>Fri, 04 Aug 2023 09:07:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2026/08/cropped-Untitled-design-32x32.jpg</url>
	<title>Sabriye Gür &#8211; Zamansız Dergi</title>
	<link>https://zamansizdergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ankara/Küçük Kirli Kız Çocuğu/Menekşe Gözlü Kadın</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/ankara-kucuk-kirli-kiz-cocugu-menekse-gozlu-kadin/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/ankara-kucuk-kirli-kiz-cocugu-menekse-gozlu-kadin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sabriye Gür]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2020 11:55:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=9282</guid>

					<description><![CDATA[Soğuk bir Ankara sabahı. Hani o ayazı, ayaz, kurusu kuru olandan. Elleri buz tutmuş. &#160;Burnunun direği kırılmış. Ayak parmaklarını hissetmiyor.&#160; Neden sabahın köründe Kızılay’da, Meşrutiyet Caddesindeki köprüde hiç bir fikri yok (Yıl 1998 ve O Anadolu’dan kalkıp gelmiş bir öğrenci olduğuna göre işin raconu da bu olabilir). Henüz yeni nesil “outdoors” shoewear denen, pahalı Kuzey [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Soğuk bir Ankara sabahı. Hani o ayazı, ayaz, kurusu kuru olandan. Elleri buz tutmuş. &nbsp;Burnunun direği kırılmış. Ayak parmaklarını hissetmiyor.&nbsp; Neden sabahın köründe Kızılay’da, Meşrutiyet Caddesindeki köprüde hiç bir fikri yok (Yıl 1998 ve O Anadolu’dan kalkıp gelmiş bir öğrenci olduğuna göre işin raconu da bu olabilir). Henüz yeni nesil “outdoors” shoewear denen, pahalı Kuzey Amerika markalı bir çift ayakkabının varlığından haberi de yok. Belki de henüz öyle şeyler de yok. &nbsp;O yüzden ayak parmaklarını hissetmiyor olmayı da hiç garipsemiyor, ne de olsa Ankara’da. Ayazı, ayaz, kurusu kuru, öğrenci kenti, <strong><em>Ankara</em></strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hani o ılıman kışını- karlı bir gününe 17 yıl tanık olamadan göçüp geldiği bir Ege şehri olan Manisa’dan sonra yaşamaya başladığı öğrenci kenti Ankara. Nerden bilecek kısacık (17 yıllık) hayat tecrübesiyle, Ankara’da bir başına öğrenci olarak reşit olmak ona neler getirecek ve ondan neler götürecek. Hele o yaşta, o köprünün üstünde, ayak parmaklarını hissetmezken nerden gelecek aklına 40’lı yaşlarına şöyle bir bakmak ve görmek o <em>genç kızın</em>, ayazı ayaz bir Ankara sakini olup çıkmış yetişkin hallerini…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>O an köprüde o genç kızın görebildikleri ise şöyle: Küçük kirli bir kız çocuğu ve annesi</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Küçük Kirli Kız Çocuğu</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Buzlu yollara inat, yalınayak küçücük ayaklarıyla annesinin peşinden ona hayran gözlerle koşan küçük kirli çıplak ayaklı bir kız çocuğu. O gözler ki ona yapılan tüm zalimliğe ve haksızlığa rağmen hem masum, öfkesiz hem de sevgi dolu. Etraftaki <strong>“gaddar”</strong> annesine yargılayıcı bakan tüm o yabancı gözlere inat, nasıl da hayran bakışlarıyla, çıplak ayaklarıyla annesinin eteğine sarılma telaşında. Haykırıyor adeta herkese: “O benim annem! Ona öyle bakamazsınız!”,&nbsp; diye.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her halinden belli ki görevi büyük köprüdeki bu küçük kızın!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Küçük Kirli Kız Çocuğunun Görevi:</strong> &nbsp;Köprüye oturup gün boyu oradan geçecek, günlük koşuşturma içinde, pek de fazla çaba sarf etmeden en kolay bir şekilde vicdanını rahatlatmaya çalışanlardan para dilenen annesinin kucağında oturmak ve adaletsiz dünyayı mesken tutmuş görece rahatı yerinde olup adalet kurbanı olmayanların vicdanlarını daha garantili bir yoldan uyanışa geçirmek! &nbsp;Ve haykırmak gözleriyle: “O benim annem! Ona öyle bakamazsınız!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>O an köprüde Manisalı genç kızın düşündükleri ise şöyle: Senin nefretle baktığın kadın, bu küçük yüreğin biriciği, en kıymetlisi. Onların yolculuğu bu, yoldaşlığı bu, sen anlasan da anlamasan da.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>&nbsp;</em></strong><em>Ve soruyor Manisalı genç kız<strong> kendine</strong></em>, küçük kirli kızın gözlerine bakarak ve orda bir yerlerde kendini bularak: “Sen nereye gidiyorsun, senin yolculuk nereye?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Son Söz :</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazar o gün, o köprüde gördüğü o iki harika gözü, kirli çıplak ayakları, 23 yıldır hep düşünür ara ara ve sorar hep kendine : “Kime göre? Neye göre?”.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Hisseden:</em></strong> O köprüde o gün 40’lı yaşlarına şöyle bir bakmayı akıl edememiş 40’lı yaşlarında genç kız.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Yazan</em></strong><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</strong> 40’lı yaşlarına gelmiş, ayazı ayaz, kurusu kuru Ankara sakini.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Selamlar sana <em>Küçük Kirli Kız Çocuğu.</em> Bilki seni ve o bakışlarını hiç unutmadım. Ve evet çok haklısın: “Kime göre? Neye göre?”.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Küçük Kirli Kız Çocuğu</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Biraz önce hayatımın ilk yıllarından bir kesit okudunuz. Biliyorum merak içinde kaldınız. “Ne oldu küçük kirli kız çocuğuna? Şimdi nerelerde? Başından neler geçti?” diye soruyorsunuz kendinize. Merakınızı gidereyim, anlatayım öyleyse. O günlerden; başlangıçtan başlayayım isterseniz önce.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>-BAŞLANGIÇ-</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğrusunu isterseniz,&nbsp; pek çok soğuk sabah, yalınayak yürüdüm annemin eteğinde o köprünün üstünde Manisalı genç kız beni görene dek, bana bakan acıyan gözler eşliğinde çocukluğumda. Her geçenin bana bakıp benle ilgili düşüncelere daldığı gibi ben de her geçenin ardından istisnasız hayaller kurar, onların gözünden yaşamak istediğim hayatları yaşardım, onlar gözden kaybolana dek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazen yüksek, ince topuklu, parlak kırmızı bir ayakkabıya takılırdı gözüm önümden geçen. Hiç daha yukarıya bakmadan başlardım hayale.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Annem, kırmızı ayakkabıyı giymiş, sabah evden çıkıyor telaşla, işe gidiyormuş ben de eteğine sarılmış yetişmeye çalışıyorum ona; beni de okula bırakacakmış. Biraz endişeliyim, çünkü ödevimi yapmamışım.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Tek derdim öyle şeylermiş o hayatta. Hayal bu ya!</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazen de parlak kösele siyah ayakkabılara takılırdı gözüm.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Ayakkabının parlaklığındaki yansımada gülümseyen annemi görüyorum! Ne de güzel, ışıl ışıl gülüyor. Parlak siyah kösele ayakkabısını giymiş babam. İşten gelmiş, elinde poşetler. Sabah işe giderken sormuş bana: “Kızım bi şey ister misin? Akşam gelirken alayım sana!” Ben de “Muz, çikolata ve pasta!”, demişim meğer. Şimdi işte annemin eteğine sarılmış mutfağa koşuyorum içinden mis gibi kokular gelen. Muz, çikolata ve pastanın peşi sıra, havalara uçarak çocuk kalbimi eğliyorum annemin eteğinde. Allahım, ne mutluyum!</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonra bir gün annemle benim önümden geçerken, önümüzdeki mendile 50 kuruş atan bir kadının elindeki poşetteki şişme havuz takılıyor gözüme.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>&nbsp;Ve ben hop birden karnesini almış koşa koşa eve giden temi-pak, beyaz kurdeleli bir kız çocuğu oluyorum. Tüm derslerim “<strong>pekiyi</strong>”! Değmeyin keyfime!</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>&nbsp;Annem babamla çok önceden konuşmuş, bana sürpriz yapacaklarmış. Annem şişme havuzu çoktan almış, karneyi getirmemi beklerlermiş meğer. Güzel gözlü, mis kokan annem heyecandan yerinde duramamış, beni sokakta beklermiş meğer.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>&nbsp;Karnemi göstermişim elimde sallaya sallaya. Menekşe gözlü annemi görünce sokak başında, yapışmışım yine eteğine. “Karne hediyem nerde?” diye sorup durmuşum tüm sokak boyu.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>O da ne! Şişme bir havuz mu? Bu kadarını ben bile hayal etmemiştim!</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Ben eve girer girmez babam, avluya kurdukları havuzu doldurmuş. Mest olmuşum! Ne de güzel bir yaz tatili beni bekliyormuş.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sımsıcak hayaller sayesinde yüzümde hep bir tebessüm oluşurdu genelde, annemin kucağında soğuk kış günlerinde otururken o köprüde. Bazen hayallerime sekte vururdu zabıta amcalar. Kovarlardı bizi köprüden, kaçardık hızlı hızlı. Güzel gözlü annem önde, ben arkada, eteğine yapışmış.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Günler birbirini böyle böyle kovaladı ardı ardına. Soğuk Ankara günlerinde ben ve sımsıcak hayallerim. Hayallerim benim tarçınlı salep kıvamındaydı hep kış günlerinde içmesi hayal edilen. Ben, tarçınlı salep hayal etmezdim, hayallerim tarçınlı salepti zaten mis kokan.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biliyorum başlangıcı fazla uzattım. Merakınızı iyice artırdım. “Ee ne oldu sonra,&nbsp; küçük kirli kıza? O da annesi gibi dilenci mi oldu, <em>kendi kirli kız çocuğunu</em> eteğinin peşine takıp?” dediğinizi duyar gibiyim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne yapayım, sıcacık hayallerimi anlatırken sonu bir çırpı da söylemeye dili varmıyor insanın hemen öyle. Hem, okuyucu da nasiplensin istiyorum o küçük kalbin “<em>büyük</em>” hayallerinin tılsımından.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslında, belki de ondan da değil uzatmam hayallerle dolu başlangıcı. Korkum yine önyargılardan.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Okuyucunun, başıma gelenlerden, menekşe gözlü annemi müsebbip tutacak olduğunu bilmemdir korkum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O sebepten süslüyorum soluk benizli çocukluğumu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aman kimse küçük kirli kız çocuğunu mutsuz sanmasın! Annesine kimse kızmasın!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir türlü saadete gelemeyişim ondan aslında. Yoksa, en başta söyleyivermesi cok da zor değil aslında <em>Küçük Kirli Kız Çocuğu’nun </em>sonunu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet, Manisa doğumlu, Ankara sakini şimdi 40’larında olan kadın!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Selamını aldım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ara ara aklına geliyorum, biliyorum!&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Beni köprüde gördüğünün ertesi günü, zabıta amcadan kaçmak için, annemin eteğinin peşinde koşarken, yalınayak küçük ayaklarımda daha fazla takat kalmadı ve yolun ortasında kalakaldım, annem önde yokluğumdan bir haber kaçarken, ben yolun ortasında donakaldım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Annem yokluğumdan, ben de bana doğru hızla gelip beni sonsuz yolculuğuma uğurlayacak otobüsten bi haber!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>-SON-</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Selam Okuyucu, fark ettiğin gibi sonu yazmak çok da zaman almadı! Şimdi anladın mı sonu bu kadar sona saklamamdaki sebebi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Bu güne kadar belki bir tek o köprüdeki kadının aklına gelir dururdu kirli cemalim.&nbsp; Ama biliyorum ki,&nbsp; bu günden sonra beni benden okuyan her bir kimse ara ara; ya çayını, ya da kahvesini yudumlarken; belki bir bir dost sohbetinde, belki de yalnızken,&nbsp; ama illa ki soğuk bir kış gününde tarçınlı salep hayal ederken beni: “<em>Küçük Kirli Kız Çocuğunu</em>” şöyle bir düşünecek. Ve ben de onları sonsuzluktan selamlayacağım!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Selamlar!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kime göre? Neye Göre?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Menekşe gözlü anneme&#8230;.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Menekşe Gözlü Kadın</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 18-07 2020</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sevgili Okur,</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oyuncak bebeklerim vardı benim!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Saçlarını taradığım, saçlarına kurdeleler taktığım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onlarla hayal dünyasına dalıp, anne olduğum, oyuncak bebeklerim vardı benim!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne de iyi anne olurdum, oyunlarımda!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sohbet ederdim onlarla, üstlerini değiştirir, karınlarını doyururdum, her boş kaldığımda.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Pespembeydi dünyam onlarla.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Pembe panjurluydu hayalimdeki ev- üç oda bir salon dediklerinden, bacası tüten.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Annem, okuldan gelir gelmez sobanın üstünde kızarttığı ekmeğe tereyağı- salça sürerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Okşardı saçlarımı ben ekmeğimi yerken.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yumuşacıktı elleri. Bakışları içimi ısıtırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geceyi sabırsızlıkla beklerdim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gece olsa da annem yamacıma gelse, uzansa yanıma da odanın karanlığında, sobanın ateşinden duvara yansıyan gölgelere bakıp hikâyeler kursak&#8230; Bazen korku, bazen dram.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Henüz <em>hayatın</em> bizim için elleriyle yoğurup mayalanmaya bıraktığı korku ve dramlardan habersizdik o zaman.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Babam mı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;O, zaten <em>hayatın</em> bana, ben henüz doğmadan hazırladığı sürpriz paketten çıkan bir dramdı. İki alana bir bedava cinsinden.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Hayat</em>, “bir elimle alır, diğer elimle veririm”, sözünü annemde denemek isteyen tavrıyla, ben doğmadan 2 ay önce babamı almış annemden ve beni vermiş kucağına. Sıkı sıkı da tembihlemiş ona: “Artık bu çocuğun hem anası hem babası sensin!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte tam o vakit “hem ana hem baba olmak” tabiri vücut bulmuş annemde.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yememiş, yedirmiş, giymemiş, giydirmiş, saçını süpürge etmiş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Annem bu kadar çabalarken, hayat da eli boş durmamış elbet. Mayaladığı dertleri fırına verme vakti gelmiş de geçmiş! Bu kez bir eliyle almış, ama öbür eliyle vermeyi unutmuş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet, bana yerine bi şey vermeden,&nbsp; annemi de alıp gitmiş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha oyuncak bebeklerimin saçımı tarar, altını değiştirirken, bir de bakmışım kendimin hem anası hem babası oluvermişim yani sizin anlayacağınız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sıkı sıkı bana da tembihlemiş fısıltıyla: “Artık bu çocuğun hem anası hem babası sensin!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">O günden beri hep o fısıltının peşinden gittim:&nbsp; Hem anası oldum, hem babası kendimin. Ha bir de oyuncak bebeklerimin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir onun olamadım hem anası hem babası: Kızımın!</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Kızın mı?” dediğinizi duyar gibiyim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Evet o hikayelerini okuduğunuz <em>Küçük Kirli Kız Çocuğu, </em>benim kızım: adı “<em>Hayat”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Adını “<em>Hayat” </em>koydum <em>hayata</em> inat.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Belki adaş olduklarını görür de ona zorbalık yapmaz dedim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama gördüm ki her geçen gün peşimde eteğimde sürüklenen <em>Hayat </em>için hiç de güzel planları yoktu<em>. </em>Yine formundaydı maşallah!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ben de baktım bir gün o güzel bana hayran hayran bakan gözlerine can parçamın ve verdim kararımı<em>; hayattan </em>önce davranmalıydım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İzin veremezdim. İzin veremezdim. Ne bu zalimlik sarmalında büyüyüp, savrulup gitmesine ne de bu kader döngüsünü devam ettirmesine, izin veremezdim!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;İzin vermeyecektim. Bu döngüyü kıran ben olmalıydım. Bozmalıydım <em>hayatın</em> planlarını.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve böylece <em>izin verdim!</em> Eteğimden düşüp, yolun ortasında kalıvermesine. Arkama bakmadım, bakamadım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi bunu okuyanlar “Katil!”, “Zalim!” “Kalpsiz!” diyor bana duyuyorum. Ama ben de soruyorum: “Kime Göre? Neye Göre?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Selam olsun bu hikâyeyi dinleyen/okuyan herkese!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonsuzluktaki <em>hayatın</em> kirletemediği meleğime, <em>Hayat’a</em>&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>                                                                                   Menekşe</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; (Müebbet Hükümlü mahkûm)</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ankara Kapalı Cezaevi</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/ankara-kucuk-kirli-kiz-cocugu-menekse-gozlu-kadin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İçindeki Harmoni</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/icindeki-harmoni/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/icindeki-harmoni/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sabriye Gür]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2020 14:06:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=9205</guid>

					<description><![CDATA[Loş bir ortam. Kırışıkları, kusurları kapatan cinsten belki de yalan söylerken onları ele veren gözleri de bi nebze&#8230;&#160; Derin sohbet halindeler. İkisinin de birbirinden habersiz bir şekilde bu halden mutlu oldukları bir hal bu. “Maddenin üç hali değil hani o katı, sıvı ve gaz olan. Kimyanın bir hali mi yoksa? Hakkında pek de konuşacak bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Loş bir ortam. Kırışıkları, kusurları kapatan cinsten belki de yalan söylerken onları ele veren gözleri de bi nebze&#8230;&nbsp; Derin sohbet halindeler. İkisinin de birbirinden habersiz bir şekilde bu halden mutlu oldukları bir hal bu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“Maddenin üç hali değil hani o katı, sıvı ve gaz olan. Kimyanın bir hali mi yoksa? Hakkında pek de konuşacak bir şeyimin olmadığı konularda da kalem oynatmada üstüne yok hani. &nbsp;Aslında oynattığın bir kalem de yok! Herkesin bir klavye slahşörü olduğu günümüz dünyasında, klavyeyi kaleme yeğ tutmuş, yazmayı araç edinip ruhunun derinliklerine varmayı amaç edinmiş bir garip Machivellist’den de ancak bu beklenir zaten. Sen yaz da&#8230; &nbsp;Anladığın bir konu mu, &nbsp;anlamadığın bir konu mu? Hiç fark etmez. Hele o kafanı boşalt da!&nbsp; O kafanın içindekileri. Oysa öyle bir sey mi yazar olmak. Eee, &nbsp;peki nasıl bir şey yazar olmak. &nbsp;Sen, yine bilmediğin sular da yüzmeye çalışmadan, &nbsp;bir çık bakayım o sulardan ve bas klavyenin tuşlarına bakalım seni nereye götürüyor zaman; hele bir gör.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet loş bir ortam. İki kadeh, iki kişioğlu</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;“<em>Cinsiyetçi kelime seçimine de bak: kişioğlu da ne? ”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Derin bir sohbet.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>&nbsp;</em></strong><strong><em>“</em></strong><em>Kendinle mi?Bir başkasıyla mı?Farkeder mi?”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kadehlerden biri diğerine göre daha boş. Mavi elbiseli neşeli kadınınki. Demek ki daha hızlı içiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>&nbsp;“Elbiseye neden mavi dedin? &nbsp;Kadına neden neşeli. Bir yanın hep esaretten şikayteçi, özgür olmak istiyor. Bak gördün mü? Nasıl da yansıdı klavyeye, renk seçimine”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mavi elbiseli neşeli kadının aksine, daha yavaş içen soluk benizli kadın daha temkinli konuşuyor. Kaptırmıyor kendini. Koyverip gitmiyor sohbette.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Hangisinin ki daha doğru? Sana ne? Rahat bırak şu kadınları. Rahat bırak insanların sohbetini.</em> <em>Kim nasıl istiyorsa öyle sohbet etsin. Sen kendine bak. Sen ne kadar bırakıyorsun kendini akışa. Kapat kulaklarını şu içindeki susmayan sese. Ne kadar da geveze! &nbsp;Ne kadar da patavatsız</em>!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mavi elbiseli kadın kalkıp birden dans etmeye başlıyor. Kadeh elinde. Fonda Ray Charles çalıyor- “<em>I got a woman</em>”.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<em>Sevgisini sadece bana saklayan kadın</em>” nakaratı dönüyor boşlukta.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mavi elbiseli kadın eşlik ediyor nakarata, soluk benizli kadının gözünün içinde nakaratın anlam bulup bulmayacağını sorgulayan bakışlarla.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Belli ki mavi elbiseli kadın susturmuş çoktan kafasının içindeki kendinden bağımsız haykırmaya alışmış kakafoniyi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Ancak öyle bırakmış ruhunu ve bedenini hür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onun kafasındaki kakafonin yerini çoktan içinde hep çalan şarkı <em>My Body is a Cage’ye bırakmış. &nbsp;</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>&nbsp;</em>Ona şöylesalık veriyor kulağındaki melodi, <em>&nbsp;“Bedenin evet bir kafes, ama anahtarı zihninde!”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve dans ediyor kadın elindeki kadehle, soluk benizli kadının gözlerinin içine bakarak ve mırıldanarak :</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>&nbsp;“Bir kadınım var, sevgisini sadece bana saklayan!”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“Ne yaptın sen şimdi? Bilinç akışı tekniğini falan mı dediğini sanıyorsun? Kendine gel!”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Ve susturuyorum artık o sesi! Sus ve içindeki harmoniye kulak ver!</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">My body is a cage that keeps me<br>From dancing with the one I love<br>But my mind holds the key<em></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>My body is a cage!</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">But my mind holds the key!<em></em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/icindeki-harmoni/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Söz ve Resim</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/soz-ve-resim/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/soz-ve-resim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sabriye Gür]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2020 07:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İzlenim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=9098</guid>

					<description><![CDATA[Eğer benim gibi ilköğretim yıllarınızı 1980-90 lar döneminde tamamlamış ezberci öğretim müfredatına maruz kalmış bir bireyseniz nam-ı diğer Sosyal Bilgiler dersinin tarih kısmına giriş kısmına ait hafzlarınızda kalan bilgi muhtemelen aşağıdaki gibi olacaktır. Tarih öncesi dönem: Taş devri (Kaba Taş Yontma Taş devri, Cilalı taş devri), Maden devri (Bakır Devri,Tunç Devri, Demir Devri). Tarih Devirleri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Eğer benim gibi ilköğretim yıllarınızı 1980-90 lar döneminde tamamlamış ezberci öğretim müfredatına maruz kalmış bir bireyseniz nam-ı diğer Sosyal Bilgiler dersinin tarih kısmına giriş kısmına ait hafzlarınızda kalan bilgi muhtemelen aşağıdaki gibi olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Tarih öncesi dönem: Taş devri (Kaba Taş Yontma Taş devri, Cilalı taş devri), Maden devri (Bakır Devri,Tunç Devri, Demir Devri). Tarih Devirleri (İlk Çağ, Orta Çağ, Yeni Çağ, Yakın Çağ- ya da Uzay Çağı).</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Bu sıralamayı başlangıç ve bitiş tarihleri ile birlikte hatırlamanıza ya da ezberlemenize yarayacak, sınıfınızın bir duvarına (muhtemelen bir Türkiye coğrafi haritası yanına) asılı devasa tarih çağları tablosunu da gözlerinizin önünde şu an canlandırabiliyorsanız, üzgünüm bugünler de tüm siyasilerin, toplum mühendislerinin, neuromarketing uzmanlarının, gelecek bilimcilerinin ve bilumum diğer yeni nesil meslek gruplarının tavlamaya çalıştığı <em>Z kuşağı </em>bireylerinden değilsiniz. Size daha çok tarihin linear akışı, belli neden sonuç ilişkileri bağlamında anlatıldı yıllar boyu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonraki yıllarda,&nbsp; medeniyet, <em>medeniyetler savaşi</em>, uygar olmak, uygarlık düzeyi, “batılılaşma”, gelişmişlik seviyesi, globalleşme gibi kavramlarla tanıştınız belki yine eğitim öğretim hayatınızın belli noktalarında. Belki biraz ilgiliyseniz neden-sonuç ilişkilerine ve tarih biliminin, geçmişi bilmenin gelecekleri inşaa etmedeki ve bugünü anlamadaki rolüne daha da derinleştiniz ve <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Jared_Diamond">Jared Diamond</a>’dan <em>Tüfek, Mikrop ve Çelik,</em> Bernard Lewis’dan Ortadoğu, Edward Said’den <em>Ortadoğu</em>, <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Samuel_Huntington">Samuel Huntington</a> ‘ın <em>Medeniyetler Çatışması</em> vb kitaplar okuduz. Belki de benim gibi bu yolculuğun asla bitmeyeceğini anladınız her yeni edindiğiniz bilgiyle, bazen yıldınız kafanızdaki sorulara cevap bulamamaktan, bazen de tam tersi heyecanlandınız “Aman tanrim ne çok şey var daha öğrenecek!”. Daha da derinleşmek istediniz. Kafa yordunuz beşer üstüne, toplum üstüne, toplum bilim üstüne.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama bazen öyle anlar vardır ki okuduğunuz onca bilgi, kafanızda kurduğunuz onca bağlantı gördüğünüz bir imajla, bir resimle alt üst olabiliyor ya da taşlar tamamen yerine oturabiliyor. Onca kitabın onca sözün, onca teoremin yapamadığını resim sanatı bir anlık bir bakışla yapabiliyor. (Sanatın gücü!).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Benim için bu etkiyi <em>James Gillray’ın 1802 de resmettiği yukardaki tablo yarattı. Bilmeyenler için hikayesi şöyle. 1800’lü yıllarda su çiçeği henüz aşısı bulunmamış, bulaş hızı çok yüksek olan, insanların karantina edilmesine sebep olmuş öldürücü etkisi yüksek bir salgın hastalık olarak girmiş insanların hayatına. (Hikaye bilmem tanıdık geldi mi?). Ve günün bilim insanları aşı bulmak için tüm güçleri ile uğraşmış. Günün birinde bir bilim insanı, bir ineğin üzerindeki benzer bir virüsten yola çıkarak bir aşı üretmiş. Ve işte o an halk ikiye bölünmüş; aşı fikrini benimseyenler ve aşı karşıtları. Aşı fikrini benimseyenler üzerinden çok ilginç hikayeler hatırda kalmasa da aşı karşıtlarının argumanları epey ışık tutucu günümüze. Kiliseyi almışlar yanlarına karşı çıkmak için aşıya; “Bu aşı insan kanını kirletiyor; insanları ineğe eş değer tutacaklar” diyerek örgütlemeye çalışmışlar insanları. Aşının kullanılmaması konusunda hemfikirlermiş. İşte James Gillray bu resim ile bu halet- i ruhiyeyi anlatmaya çalışmış. </em><em></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu resmi gördüğümde tarihle ilgili, evrimle ilgili, toplumsal bilim, örgütlenme, kitle ve iktidarla ilgili, medeniyetleşme ile ilgili bugüne kadar okuduğum pek çok şey bir saniye içinde geçiverdi beynimden. RESMİN GÜCÜ! Onca sözün, onca kitabın ve onca teorinin bir görselde özeti oldu beynimde.  </em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Tarihin tekerrürden ibaret olduğu, ya da&nbsp; linear takvimin yelkovanının “uzay çağı”</em><em>, </em>akrep’inin de “Bilişim Çağını” gösterdiği vakitte yaşayıp çok benzer bir salgın senaryosu (COVİD 19)&nbsp; ile karşılaştığında ne kadar da benzer tepkiler verdiğini gördüm “modern” beşerin. Aşı bulunsun tez zamanda diye bekleyen bir gurup ve onlara karşı komplo teorilerini savunup aşının aslında insanları yeni çağa ayak uydurmasını kolaylaştıracak mikroçipler&nbsp; içerdiğini düşünen ya da aşının biyolojik bir silah olması kuvvetle muhtemeldir diyen diğer gurup. Hangi gurup haklıdır elbette “<em>zaman</em>”gösterecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kimin hakli olduğunu bugün “dün” olduğunda geçmişi deşelemeye meraklı, geçmişin izinden gidip yarınını anlamaya çalısan; bugün ismi henüz konulmamış bir kuşağın bir bireyi, bugunun Z kuşağı gencine ait bir karikatür ya da bir resimden öğrenecek belki de. İşte o zaman yine tarih tekerrürden ibaret olacak. Söz hep var olacak ve resimle anlam bulacak; insanın kendi yolculuğunu anlama yolunda söz ve resim el ele verip ışık tutacak beşere.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/soz-ve-resim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu hiç adil değil!</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/bu-hic-adil-degil/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/bu-hic-adil-degil/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sabriye Gür]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2020 14:05:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=9074</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Bu hiç adil değil!&#8221; Diline pelesenk olmuş bir nida oldu bu, bugün &#160;oğlum küçük Uzay&#8217;ın. (Hangi adalet dağıtılan çizgi filmden duyduysa:) Süt içmek istiyor! Kefir değil; kefir veriyorum: El &#160;cevap: &#8220;Bu hiç adil değil!&#8221; Beklenti, paket cips; verilen, ev yapımı, lavaştan bozma&#8221; cips&#8221;. El&#160; Cevap: &#8220;Bu hiç adil değil!&#8221; Anlaşılan bu aralar adalet arar modda [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Bu hiç adil değil!&#8221; Diline pelesenk olmuş bir nida oldu bu, bugün &nbsp;oğlum küçük Uzay&#8217;ın. (Hangi adalet dağıtılan çizgi filmden duyduysa:)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Süt içmek istiyor! Kefir değil; kefir veriyorum:</p>



<p class="wp-block-paragraph">El &nbsp;cevap: &#8220;Bu hiç adil değil!&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Beklenti, paket cips; verilen, ev yapımı, lavaştan bozma&#8221; cips&#8221;.</p>



<p class="wp-block-paragraph">El&nbsp; Cevap: &#8220;Bu hiç adil değil!&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşılan bu aralar adalet arar modda takılıcaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ya dünya?!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne zamandır sorguluyor insanoğlu, <em>adaleti</em>?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Belli ki sosyal düzenin varoluşundan beri.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğanın gücü karşısında savunmada kalmak için kurduğu topluluklarda, onun zalimliğinden topyekün ve imece usulu korunmayı başarmışken yine aynı toplum içinde çıkan adaletsizliklerden zulum görmüş insanoğlu; belki de yok olmuş! Doğanın zulmunden kaçıp &#8220;kalabalık&#8221;dan güç alacağim derken, canından olmuş yine o&nbsp; &#8220;kalabalık&#8221; yüzünden. Doğal olanin kudretinden korunmuş da sığınağındaki &#8220;güçlü&#8221; ye yenik düşmüş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eflatun, Aristo, Socrat ve daha nice feylasof da cevap aramaya çalışmış Eflatun&#8217;un derlediği diyaloglardan oluşmuş kitab-ı &#8220;Devlet&#8221;&#8216; de benzer sorulara. Sohbet etmişler sorular üstüne. Mesela, &#8220;Adalet nedir?&#8221;, &#8220;Adaletli olmak mı yoksa adaletsiz olmak mı iktidarın işine gelir?&#8221; ve &#8220;Adaletsiz olmak mı adaletli olmak mı doğal olandır?&#8221; ve benzeri sorulara cevap aramşlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kimisi, doğaya bakmalıyız soruların doğru cevabı için demiş ve savunmuş şu fikri: “Doğa da da adalet yok, güçlünün güçsüzü ezmesi &#8220;hak&#8221; ”,&nbsp; demiş. Kimisi de “zaten <em>evren</em>, <em>insan</em>, <em>tanrı </em>&#8220;bir&#8221; dir. Bu &#8220;bir&#8221; liğin içinde &#8220;kötü&#8221; yoktur &#8220;kötü&#8221; görünen her şey mutlak bir neden-sonuç ilişkisi içinde &#8220;bir&#8221; olanın döngüsüne katkı için vardır ve &#8220;iyi&#8221; dir”, &nbsp;demiş. Yani adaletsizlik ve adalestsiz olan da aslında hakikaktin mutlak varlığının devamı için gereklidir demeye getirmiş ?! Bazıları ise ilahi olana bağlamış &#8220;adalet&#8221; kavramını. Hatta, &#8220;adaletsiz&#8221; olduğunu farkettirmeden &#8220;adaletsiz&#8221; olmak daha erdemlidir diyen bile olmuş; çünkü zaten “güçlünün elinden adaletsiz olma hakkını alıp güçsüzün hakkını gaspetmesine izin vermemek zaten düpedüz &#8220;adaletsizlik&#8221; miş!!!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Antik çağ felsefecileri bunları derken soruyorum kendime:&nbsp; &#8220;Sence nedir adalet? Ya da adalet var mıdır?&#8221; diye!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve ben soruyu cevaplayamadan mutfaktan bir ses: &#8220;Bu hiç adil değil!&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü jelibonunu abisi yemiş!</p>



<p class="wp-block-paragraph">O yüzden şimdi ben yargı dağıtmaya mutfağa..</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü mesele felsefe yapmak için yaşamı bırakmak değil, yaşarken felsefe yapmakmış..</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Adalet nedir? Var mıdır?&#8221; sorusuna benim cevabım mı?&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilmem ki&#8230; &nbsp;Varmı dır? ..</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/bu-hic-adil-degil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gelincik</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/gelincik/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/gelincik/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sabriye Gür]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2020 07:04:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=9054</guid>

					<description><![CDATA[Her resmin bir hikâyesi varmış. Her insan bi romanmiş&#8230; Anlatsam roman olurmuş. Peki hikayesi olan her resmi çizen romanların başkahramanlari, resmin hikayesini çizerken ne kadar özne, ne kadar nesne. Ya hikayesi olan resim&#8230; Resmedilen&#8230; Özne mi? Nesne mi?&#160; Bir yanda Vincent Van Goh&#8217;un fırçasından çıkan çiçek resimin hikayesi&#8230; Usta ellerden çıkan, fırça darbelerinde ustanın ruhunu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Her resmin bir hikâyesi varmış. Her insan bi romanmiş&#8230; Anlatsam roman olurmuş. Peki hikayesi olan her resmi çizen romanların başkahramanlari, resmin hikayesini çizerken ne kadar özne, ne kadar nesne. Ya hikayesi olan resim&#8230; Resmedilen&#8230; Özne mi? Nesne mi?&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir yanda Vincent Van Goh&#8217;un fırçasından çıkan çiçek resimin hikayesi&#8230; Usta ellerden çıkan, fırça darbelerinde ustanın ruhunu taşıyan çiceğin hikayesi&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer yanda sadece usta ellerden çıkmiş çiçeklere bakarak kendi hikayesi olan çiçekleri resmetmeye çalışan, mağrur ve ürkek fırça darbeleri atan çaylak resimleyici..</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çicekler farklı&#8230; Hikayeler farklı&#8230; Çiçek mi hikaye? Resmeden mi? Peki ya resme bakan? Ya onun hikayesi? Bütün hikayeleri bilip, hissedip resme bakabilmek mümkün mü tüm&nbsp; tüm zamanlardan- zamansızlıktan?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çicek hep aynı çiçek mi? Ressam hep aynı ressam mi? Çiçek mi ressama, ressam mı çiçeğe muhtaç var olmak için?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zamanlar farklı&#8230; Peki ya hezeyanlar? Varoluşun sancıları hangi resme, hangi çiçeğe, hangi filme ve hangi zamana baksan hep aynı sanki..&nbsp; Hikaye edenle hikaye edilen arasında gizli&#8230; Bu bir var olma çabası çiçekle ressam arasında asırlara dayanan.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/gelincik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Papağan ya da Tûtî</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/papagan-ya-da-tuti/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/papagan-ya-da-tuti/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sabriye Gür]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jun 2020 11:30:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=8992</guid>

					<description><![CDATA[Papağan, papağansılar (Psittaciformes) takımını oluşturan kıvrık gagalı, etli ve kalın dilli, parlak tüylü, sıcak yerlerde yaşayan kuş türlerine verilen ad. Ayrıca bu kuşların bazı türleri söylediğiniz bazı şeyleri tekrar edebilirler. Dişileri ve erkeklerini çoğu türünde birbirinden ayırmak nerdeyse imkansız. Sütü hazmedemezler (www.wikipedia.org). Yukarıdaki papağanla ilgili Vikipedik bilgiyi okuyup geçicek miyiz, perspektifi genişletip derinleşicek miyiz? Çağımız [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Papağan, papağansılar (Psittaciformes) takımını oluşturan kıvrık gagalı, etli ve kalın dilli, parlak tüylü, sıcak yerlerde yaşayan kuş türlerine verilen ad. Ayrıca bu kuşların bazı türleri söylediğiniz bazı şeyleri tekrar edebilirler. Dişileri ve erkeklerini çoğu türünde birbirinden ayırmak nerdeyse imkansız. Sütü hazmedemezler (www.wikipedia.org).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıdaki papağanla ilgili Vikipedik bilgiyi okuyup geçicek miyiz, perspektifi genişletip derinleşicek miyiz?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çağımız insanın hergün belki her saniye &#8220;çok akıllı&#8221; telefonun ekranından algıladığı görüntüyü, görme sinirleri becerisiyle beyindeki görme merkezine ileterek &#8220;gördüğü&#8221; yüzlerce &#8220;görüntü-bilgicikten&#8221; sadece birisi olarak mı kalacak aklımızda &#8220;papağansıların biyografisi&#8221;?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yoksa bir &#8220;Tûtî&#8221; olarak yer tutmayı becerebilecek mi okuyucunun dimağında papağan.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her fikrin/bilginin ancak pazarlanabildiği,&nbsp; ölçüde &#8220;satın alındığı&#8221; digital dünyada, bu sorunun cevabı belki de digital yazarın çekim gücüne bağlı&#8230; Anlayacağınız o ki yazarın işi zor bu &#8220;papağansı&#8221; biyografisini nesnelliğinden arındırıp öznel bir Tûtî ye dönüştürmek konusunda. Varsın koyulsun yine de işe biçare yazar&#8230; Ne de olsa çağın öğretisi değil mi &#8220;önemli olan başarmak değil yola baş koyup süreçten doyum almak.&#8221; &nbsp;Kişisel gelişimine okuyucuyu feda etmek uğruna başlıyor öyleyse @digiyazar, Tûtî olma yolundaki papağanın derinleşen hikayesini anlatmaya.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Nasıl &#8220;tûtî&#8221; olur &nbsp;papağan?</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Hint mitolojisine bakarsan bizim tûtî&#8217; nin kırmızı gagası, yağmurdan önceki kırmızı toprak anayı, yeşil parlak tüyleri ise yagmurdan sonra gelen toprak üstündeki bereketi temsil eder. Bundan olacakdır ki Hint mitolojisinde aşk ve şehvet tanrısı olarak bilinen <em>Kama</em>, hep bir tûtî ile resmedilir. <em>Kama&#8217; </em>ya göre tûtî&#8217;mizin kırmızı gagası aşka olan açlık iken, parlak yeşil tüyleri ise bu aşka doymuşluktur. Ve tabi bundan olmalıdır ki divan edebiyatında da şair aşkını tûtî ye benzetirmiş anlatabilmek için gerçeği. Gerçek ise şuymuş şaire göre: bizim tûtî hem âşığa aşkı öğretenmiş hem de şairi aşk ile konuşturanmış&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hint mitolojisi ve divan edebiyatından sonra, Tûtî&#8217;miz tasavvuf edebiyatında da kendini, kafesine (bedenine) hapsolmuş ruhu temsil ederken bulmuş&#8230; Anlatılana göre sahibine, kurtuluşun, &#8220;ölmeden önce ölmek&#8221; gerçek kurtuluştur diyebilmek için ölü taklidi yapmış kafesinde. Bu yolla sahibi onu ölü sanıp kafesinden çıkarsın diye&#8230; Çıkarsın ki o da &#8220;kafes&#8221; inden uçsun gitsin bu vesileyle&#8230; Uçsun gitsin de anlasin kendine &#8220;sahip&#8221; diyen zat, asıl kurtuluşun &#8220;ölmeden önce ölmek&#8221;te olduğunu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Velhasıl kelam böyleymiş işte Tûtî&#8217; nin söz dünyasındaki masalsı hikayeleri&#8230;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Söz dünyasından çıkınca da kimi&nbsp; göz onu &#8220;papağan&#8221; görürmüş; omzuna koyup fotoğraf çektirirmiş; kimi gözse bir tıklayıp vikipedik biyografisine bakıp&nbsp; belki bir gün &nbsp;işe yarar düşüncesiyle beyninin &#8220;papağan&#8221; la ilgili sinapsislerinde bir yere depolarmış. Sözün masalsı dünyasını mesken edinmeyi seven gözler de &#8220;papağan&#8221; ı alırmış Tûtî yaparmış, tüm şiirsel tınısıyla kulaklarına hoş bir musikiye dönüştürmüş dimağlarında.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/papagan-ya-da-tuti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
