<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şeyhmus Gencan &#8211; Zamansız Dergi</title>
	<atom:link href="https://zamansizdergi.com/author/seyhmusgencan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://zamansizdergi.com</link>
	<description>Herkes İçin Edebiyat</description>
	<lastBuildDate>Mon, 16 Aug 2021 07:36:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2019/03/cropped-zamansiz_editor_100x100-1-32x32.jpg</url>
	<title>Şeyhmus Gencan &#8211; Zamansız Dergi</title>
	<link>https://zamansizdergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sinema ve Tiyatro Oyuncusu Hacı Ali Konuk İle Röportaj</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/sinema-ve-tiyatro-oyuncusu-haci-ali-konuk-ile-roportaj/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/sinema-ve-tiyatro-oyuncusu-haci-ali-konuk-ile-roportaj/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şeyhmus Gencan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Aug 2021 07:35:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=10006</guid>

					<description><![CDATA[Oyunculuk zor bir meslek, yani insanın kendi karakterinden başka bir karaktere can vermesi çok zor bir iş. Bunun bir eğitiminin olması lazım, eğitimsiz bir oyunculuk hiçbir şeye benzemez. İlla bir okulda/akademide olması şart değil, bir rahle-i tedrisattan geçip bir ustanın yanında eğitim almak lazım. Çünkü oyunculuk öğreti ile gelen bir durumdur. &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Hacı Ali Konuk&#160; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Oyunculuk zor bir meslek, yani insanın kendi karakterinden başka bir karaktere can vermesi çok zor bir iş. Bunun bir eğitiminin olması lazım, eğitimsiz bir oyunculuk hiçbir şeye benzemez. İlla bir okulda/akademide olması şart değil, bir rahle-i tedrisattan geçip bir ustanın yanında eğitim almak lazım. Çünkü oyunculuk öğreti ile gelen bir durumdur.</p><p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>Hacı Ali Konuk&nbsp;</strong></p><p><strong>-Bize kendinizi tanıtır mısınız?</strong></p><p>Hacı Ali konuk, 1968 Erzurum doğumluyum. İlkokul ve ortaokulu Aydın&#8217;da bitirdim. Liseyi İzmit&#8217;te, Üniversiteyi de hem ilahiyat hem diş hekimliği olarak bitirdim, ayrıca Müjdat Gezen Sanat Merkezini bitirdim(mezun oldum). O yıllarda, işte Müjdat Gezen ’den ayrıldıktan sonra Levent Kırca bir yarışma açmıştı, hem yazarlık olsun Hem oyun olsun Levent Kırca ile 3 sezon çalıştım; Bir sinema filmi çekti, “Şeytan Bunun Neresinde!” Daha sonra televizyon dizileri başladı, tiyatro zaten vardı. Liseden itibaren tiyatro vardı. Tiyatro yapmaya da devam ediyorum.</p><p><strong>-Sizce ülkemizdeki sinema kültürü dünyadaki sinemacılığın neresinde ve ne durumdayız?</strong></p><p>Sinema bir kültürdür. İnsanların yaşadıklarını ve geçmiş yıllarda yaşanan şeylerin beyazperdeye aktarılması ve bazı hassasiyetlerin üzerinde durulması konusunda sinema çok önemli bir sanat dalıdır, göstergedir aynı zamanda. Özellikle şu iletişim çağında iletişim araçlarını kullanarak dünyaya kendi kültürümüzü anlatmak için sinema özel ve önemli bir yer tutar. Sinemamız var ama maalesef kendimizi anlatmakta net bir şekilde zorlanıyoruz. &nbsp;Emperyalistler sinema, reklam vs. üzerinden kendilerini çok iyi pazarlayabiliyorlar, kültürlerini dayatabiliyorlar, ürettiği malı/kültürü kitle iletişim araçları sayesinde dünyaya pazarlayabiliyorlar, kendilerini ifade edebiliyorlar. İşte bu alanda da her şeyde olduğu gibi biz biraz geri kaldık. Çalışma yok, üretme yok bizde yani aslında sinema kültürünü tam olarak algılayamadık, anlamadık. Sömürgeci veya emperyalist değiliz ama bu kadar ırkın/kültürün/halkın bir arada yaşadığı bir kültürü sinema açısından dünyaya tanıtmak veya pazarlamak için ne yaptık mesela? Daha çok çalışmalıyız.</p><p><strong>-Online sinema platformları hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></p><p>Şimdi Online sinema platformları organik sinemayı etkiler mi? Tabii ki etkiler; şöyle etkiler; şimdi Z kuşağı denen nemelazım, ne olduğu belli olmayan bir kuşak çıktı; aslında böyle bir nesil yok ama biz bunu adlandırdık, daha doğrusu hayat ile çok da alakası olmayan; daha çok platformlarda kendilerini ifade etmeye çalışan yoğunluğun olduğu platformlar! Ve dünya bu yöne doğru gidiyor, fakat biz, yani bu coğrafyanın insanları olarak oralara da bir şey üretemiyoruz ki kardeşim! Misal, çalıyoruz, çırpıyoruz, oradan buradan alıyoruz! Bu durumda nasıl bu tür platformları etkileyebiliriz ki? Bugün artık organik sinemaya aktarılması gereken para bu tür sitelere aktarılmaya başlandı. Pandemi gibi dış etkenler, yapay zekâ, Z kuşağı, reklam gücü vs. faciadır… Aslında organik sinema için başka bir platform oluşturmalıyız. Online veya kendini tekrar eden kurgularla ilerleyen sinema/dizi vs. yaratıp ilerleyemez. Bizim burada ne yapabildiğimiz önemli. Ankara’ nın ötesinde kendini tekrar etmeyen inanılmaz hikâyeler var. Organik sinemayı kurtarabilmek için biz kendi doğal hikâyelerimize sahip çıkıp işlememiz lazım. Bu sanat dalında hafıza ve tecrübe söz konusudur.</p><p>Hayallerimizi yüksek tutmamız gerekiyor. Oscar alan bir Türk gördünüz mü veya duydunuz mu? Duyamazsınız; duysanız da ekrandan belki ödüller almıştır da Nuri Bilge Ceylan belki Tayfun Pirselimoğlu gibi birkaç kişi; onlar da özgün sinema yapıyorlar Yani dünyanın seyredebileceği bir sinema yapmak…</p><p>Mesele aslında uluslararası bir Pazar payıdır, bu paya sahip olmak lazım, o da özgün eserlerle mümkündür. Sinema bir kültür ise iş kültür bakanlığını da ilgilendiriyor, bu bakanlığın kendi hikâyelerimizi üretebilmemiz için öncü olması gerekir.</p><p>Benim de hayallerim var, Doğu kültürü ile ilgili; özellikle Kars ve Erzurum yöreleriyle ilgili bir film çekme hayalim var. Bizim buralarda kız çocuklarına çok önem verilir. Mesela bizim ailede bir kız çocuğu eve girdiği zaman bütün aile fertleri ayağa kalkar. Özellikle baba kız çocuğuna çok hürmet eder, önünü ilikler, &nbsp;gerektiğinde ona yemek yapar, “Bir emrin var mı?” der. Bu konu ile ilgili bir sinema filmi hayalim var, adı (Hicaz) bir kar filmi… Çoğul hikayeli bir kar filmi çekmek istiyorum. Dünyaya bu coğrafyada aslında bilinenin tam tersine kadına ne kadar değer verildiğini anlatmak istiyorum.</p><p><strong>-Yapay Zekâ Sinemacılığı hakkında bize neler söylemek istersiniz</strong></p><p>İnsanların monotonlaşmasıdır yapay zekâ sinemasının ortaya çıkması yani tembelliği arttırır. Dünyadaki belli kişiler ve uzaklar çıkarına paranın dönmesi için yapılan bir oyundur. Bitcoin gibi, çok da önemsemiyorum.</p><p><strong>-Etkisinde kaldığınız birkaç film ismini merak ediyoruz!</strong></p><p>Yani çok var ama beni çok etkileyen son zamanlarda (Parazit) diye bir film var Kore, Güney Kore&#8217;deki insanların hayatlarını anlatıyor. Üç kazan düşünün! Orta kazandan büyük kazana daima bir şeyler taşınıyor/katılıyor ama en küçük kazana hiçbir şey taşınmıyor, akmıyor. Biz de eşitsiz ve adaletsiz değil, hayatın insanca yaşandığı yerleri/zamanları görmek istiyoruz.</p><p><strong>-Oyunculuk(rol oynamak, birilerin rol biçmesi) nasıl bir durum?</strong></p><p>Oyunculuk zor bir meslek, yani insanın kendi karakterinden başka bir karaktere can vermesi çok zor bir iş. Bunun bir eğitiminin olması lazım, eğitimsiz bir oyunculuk hiçbir şeye benzemez. İlla bir okulda/akademide olması şart değil, bir rahle-i tedrisattan geçip bir ustanın yanında eğitim almak lazım. Çünkü oyunculuk öğreti ile gelen bir durumdur. Oyunculuğun bilgi birikimi bir okulda verilse bile alt metni bir ustanın yanında işlenmelidir. Çünkü oyunculuk insanı insanca anlatan bir sanattır. Bu sanatta insanın kalbi ve ruhu birleşmelidir. Birileri bize rol biçerken ne hissediyoruz? Yani biz rol biçmediğimiz için başkasının rol biçmesi biraz havada kalıyor. Yani insanın biraz da karakteri ile ilgili; sen nasıl bir duruş sergiliyorsan karşındaki insan da o duruşu… Yani sen iyi bir adım atarsan karşındaki sana rol kesemez. Sen rol kesmezsen başkası sana rol kesmez.</p><p><strong>-Hayat hikâyenizden kısaca bahseder misiniz?</strong></p><p>Doğdum doğalı hikâyeler anlatan bir insanım, sosyal bir insanım, insanlara kendimi çok iyi ifade edebiliyorum. Bu da aileden gelen bir durum, sevgi kaynaklı bir ailem var. Hayatım çok enteresan olaylarla geçti. Çok ünlü insanlarla tanıştım; mafya olsun sinema aktörü olsun, devlet yöneticileri olsun, hakimler olsun, askeriye falan&#8230; Enteresan dönemlerden geçtim ben. Bu arada vaizlik yaptım, çok enteresan değil mi? Oyunculuğun vaizlikle ne alakası var yani? İşte… Memurluk yaptım yani, vaizlik/hatiplik. Sonra istifa ettim, istifa ettikten sonra diş hekimliği estetiğine geçtim, onu okudum. Sonra hayat serüvenim sinema ile devam etti. İyi olmaya, insanlara iyi davranmaya çalışıyorum. Tanrı insanları bir yaratmış, hepsinin iki gözü iki kulağı var. Kimsenin kimseden üstünlüğü yok. İnsanlara sevgi ve güzelliği anlatmaya çalıştım hep.</p><p>&nbsp;<strong>-Hayatımızın sinemasında nerede olmak istersiniz?</strong></p><p>Hayatımızın sinemasında nerede olmak isterdim biliyor musun; kurtla kuzunun kardeşçe yaşadığı bir dünyada olmak isterdim. Kimsenin kimseyi üzmediği, herkesin birbirine tebessüm ettiği o hayat sineması içerisinde böylesi mutlu bir sonla biten bir başlangıç isterdim.</p><p><strong>-Toplumun hangi alanına dokunmak isterdiniz?</strong></p><p>İnsanca yaşamak, insan olma bilincini, erdemini insanlara anlatmak isterdim. Toplumun bozuk taraflarına biraz dokunmak isterdim.</p><p><strong>Kendinizi tanımlar mısınız?</strong></p><p>Dünya denen bu misafirhanede güzel ve tatlı yaşamak isterim, iyi anılmak isterim.</p><p><strong>-Nasıl bir filmde oynamak istersiniz?</strong></p><p>Bir Down Sendromlunun hayatını oynamak istiyorum, özellikle engelli arkadaşlarımızla ilgili etkileyici son bir sinema filmi yapmak istiyorum.</p><p><strong>-Özel zevkleriniz?</strong></p><p>Basket oynamak, koşmak, kitap okumak, okey veya ellibir oynamak, arkadaşlarımla muhabbet etmek… Çocuklarımla vakit geçirmeyi severim.  </p><p><strong>-Oyunculukta kırmızıçizgileriniz var mı?</strong></p><p>Oyunculukta -kırmızıçizgi- olmaz, oyunculukta çizgi olmaz ki! Toplumda herkesin bir hayatı var, sana derler ki bu hayatı oyna; o hayatı oynarsın, yani çizgi olmaz, benim için çizgi olmaz, bir başkası için olabilir ama benim için çizgi yok. Bir hikâye var ve hikâyenin içindeki bir karakter var; bazen hayaller kuruyorsun ve her şey hayaller üzerinden yürüyor, ama gerçek hikâyeleri aktarmak başka bir şey… Hayalindeki hikâye senaryosunun oyuncusu olmanın çizgisi olmaz, oynarsın ve orda kalır.</p><p><strong>-Sinemanın geleceği?</strong></p><p>Sinemanın geleceği her zaman parlaktır. Sinema asla bitmez, insanlar var oldukça sinema da var olacaktır. Önemli olan sinemanın geleceğine ayak uydurabilmektir. Yarının alanlarını bilmek insanı endişeye sevk edebilir, çünkü yarın belki de öleceğimi bilebilirim, o yüzden yarını bilmek istemem. Geçmişte kalan yaşadıklarımla da ne üzülür ne de sevinirim. Geçmiş geçmişte kalmıştır, geleceği de göreceğiz, çünkü dünyada yaşayan canlılar arasında öleceğini bilen tek varlık biz insanlarız. Mesela hayvanlar öleceklerini bilmezler tehlikeyi enselerinde hissetmedikleri sürece. Yarını niye bileyim, bilsem ne olacak ki? Başıma bir kaza gelecek, bir sürpriz gelecek; onları bilmek çok önemli değil, bilmezsem sürpriz olur ve daha güzel bence, çok ta merak etmiyorum. Süleyman Demirel’in dediği gibi, “Dün dündür, bugün de bu gündür! Dün dünde kalmıştır. Bu gün de bu gündür…” mı diyelim, yarın da amaan! “ Benzin var da biz mi içtik!” diyelim:))   </p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/sinema-ve-tiyatro-oyuncusu-haci-ali-konuk-ile-roportaj/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinema ve Dizi Film Oyuncusu Şoray UZUN İle Röportaj</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/sinema-ve-dizi-film-oyuncusu-soray-uzun-ile-roportaj/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/sinema-ve-dizi-film-oyuncusu-soray-uzun-ile-roportaj/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şeyhmus Gencan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 May 2021 07:11:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=9922</guid>

					<description><![CDATA[Modern zamanlarda seyirci ya da taraftar tanımı değişti. Artık onlar müşteri oldu. Hatta biraz zorlamayla, günümüzde hastalar bile müşteri oldu. Şoray UZUN Hazırlayan: Şeyhmus GENCAN&#160; Kendinizi Tanıtır mısınız? En zor soru bu. Belki de bu soruyu beni tanıyanlara sormak gerekir. İnsanın kendi kendini tanımı ile hayatının kesiştiği insanların tanımları her zaman farklıdır ve esas olan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Modern zamanlarda seyirci ya da taraftar tanımı değişti. Artık onlar müşteri oldu. Hatta biraz zorlamayla, günümüzde hastalar bile müşteri oldu.  Şoray UZUN</p><p>Hazırlayan: Şeyhmus GENCAN<br>&nbsp;</p><p><strong>Kendinizi Tanıtır mısınız?</strong></p><p>En zor soru bu. Belki de bu soruyu beni tanıyanlara sormak gerekir. İnsanın kendi kendini tanımı ile hayatının kesiştiği insanların tanımları her zaman farklıdır ve esas olan diğerlerinin tanımıdır. Dolayısı ile siz nasıl tanımlıyorsanız ben oyum.</p><p><strong>Sizce ülkemizdeki sinema kültürü dünyadaki sinemacılığın neresinde ve ne durumdayız?</strong></p><p>Bu soruyu yanıtlayabilecek donanıma sahip olduğumu düşünmüyorum. Bu konuda bir araştırmam&nbsp;ya da yapılmış olan ciddi bir değerlendirmeyi okumuşluğum da yok. Sadece Türk dizi sektörünün Türk sinemasını çoktan geçmiş olduğunu söyleyebilirim. Sektörün içinden biri olarak söylemiyorum bunu. Sıradan bir seyirci olarak bile durum çok net.&nbsp;</p><p>Netflix, Hulu, Amazon, Blu tv. gibi online sinema platformları hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu platformlar organik sinemacılığı nasıl ve ne düzeyde etkileyebiliyor veya etkiler?</p><p>Tüm bu platformların gerçek sinema seyircisini değiştireceğini ve sinema alışkanlıklarımızı sona erdireceğini düşünüyorum. Pandeminin de etkisi ile beraber biz bunu ülkemizde futbol yayıncılığında gördük. Parası olan taraftarlığına devam etti parası olmayan maçları yandan kıyıdan izlemeye çalıştı ama izleyemedi. Modern zamanlarda seyirci ya da taraftar tanımı değişti. Artık onlar müşteri oldu. Hatta biraz zorlamayla, günümüzde hastalar bile müşteri oldu. Bu ve benzer platformların bir güzel yanı; sinema yapmak isteyen yetenekli genç kardeşlerimiz için seyirciyle buluşabilecekleri alternatifler çoğaldı. Bu da artık tıkanma emareleri gösteren hikâyelerimizin çeşitliliği anlamında artı bir değer olur.</p><p><strong>Sinema ile ilgili gelecekteki projeleriniz veya gerçekleştirmek istediğiniz hayalleriniz mutlaka vardır, neler söylemek istersiniz?</strong></p><p>İnanın yok&#8230; Sadece ve sadece bu işe başladığımda beraber oynamak istediğim ustalarım vardı. Onları da birer birer kaybettik maalesef. &#8216;şöyle bir hikâye olsa, şöyle bir karakter oynasam, şununla kamera karşısına geçsem&#8217; gibi isteklerim artık yok. Belki de artık yok. Sadece.. Çetin Tekindor usta ile oynamak çok hoş bir deneyim olabilirdi. Ama bunun için illa ki bir filmde karşılıklı oynamak zorunda da değiliz. Esasında samimi bir kırkbeş dakikalık sohbet bile yeterli benim için.</p><p><strong>Yapay zekâ sinemacılığı hakkında bizlere neler söylemek istersiniz?</strong></p><p>Bana kızmayın lütfen ama bu konu hakkında da yeterli birikime sahip değilim. Bizde kronik olan ve hiç hoşlanmadığım konu; sorulan her soruya, konunun uzmanıymışcasına&nbsp;yanıt verilmesi. Yapay zekânın sinemadaki varlığının teknik detayı ile ilgili bilgim pek yok. Yine de; artık hayatta olmayan oyuncuları yeni çekilecek filmlerde izleyecek olmak çok heyecan verici. Ya da Cüneyt abinin (Arkın) 30&#8217;lu yaşlarındayken oynadığı, aslında hiç setine gitmeden yapay zekâ vasıtası ile çekilecek sıfır bir filmde yepyeni bir hikâyede izleme düşüncesi de çok ilgi çekici. Ben yine de; Sergio Leone&#8217;nin iki üç günde çektiği, gerçek mekân ve mizansenler ile olan filmlerini blue box/green box&#8217;ta çekilen filmlere tercih ederim.</p><p><strong>Şimdiye kadar sizi en çok etkileyen filmlerden birkaç örnek verebilirmisiniz?</strong></p><p>Babam ve Oğlum (Çağan Irmak)<br>İyi Kötü Çirkin &#8211; Batıda Kan Var &#8211; Bir Zamanlar Amerika (Sergio Leone)<br>Baba 1 &#8211; Baba 2 &#8211; Kıyamet (Federico Fellini)<br>Cinema Paradiso (Giuseppe Tornatore)<br>Bisiklet Hırsızları (Vittorio De Sica)<br>Rıhtımlar Üzerinde (Elia Kazan)<br>Doktor Jivago &#8211; İrlandalı Kız (David Lean)<br>Çağrı (Moustapha Akkad</p><p><strong>Oyunculuk nasıl bir meslek?</strong></p><p>Oyunculuk; size ait olmayan bir karakteri seyirciye, sizinmiş gibi inandırma becerisidir !.. Bazıları izleyiciyi ikna eder, bazıları edemez. Hepsi bu&#8230;</p><p><strong>Hayat hikâyenizi kısaca öğrenmek istiyoruz?</strong></p><p>Altı kuşak önce Osmanlı ordusunda çavuş olan rahmetli Ahmet dedem Konya Akşehir&#8217;den görevli olarak Rusçuk sancağına gider ve oraya yerleşip Kırım&#8217;dan gelen büyükannemle evlenir. Rusçuk kaybedilir ve Ahmet&#8217;in torunları artık Bulgaristan vatandaşı olur. Anne tarafı 1930&#8217;larda Elazığ&#8217;a, baba tarafı da ellilerde Maraş&#8217;a yerleşir. Biz de Maraş&#8217;a giderken Adana&#8217;da paramız biter ve oraya yerleşiriz. Ben Adana&#8217;da büyüdüm. Bildiğim yer Adana&#8217;dır. Sonra İstanbul&#8217;a göç ettik. Tır şoförü Ali&#8217;nin oğluyum. Gerisi detay&#8230;</p><p><strong>Hayatımızın sinemasında nerede olmak istersiniz?</strong></p><p>Öyle bir rol yok. Rol dağılımına hiç kimse karışamıyor. Dahası belirleyemiyor.. Sadece size biçilen rolü oynamama özgürlüğünüz var ki; durduk yere varoluşçuluk konuşmaya dalmayalım.</p><p><strong>Toplumun hangi alanına dokunmak istersiniz ve nasıl anılmak istersiniz?</strong></p><p>Bunu öngörebilmek mümkün değil. &#8216;iyi bilirdik&#8217; yeterli. Toplumun bir alanına oyuncu olarak dokunabilmek çok zor. Bunun için senarist ya da yönetmen olmanız gerekir.</p><p><strong>Zamanı gelince açıklamak istediğiniz bir anınız var mı, eğer zamanı geldiyse?</strong></p><p>Sakladığım bir anım yok. Sır tutarım. Ağzım sıkı sayılır ama kendime sakladığım anılarım yok. Daha doğrusu da, geleceğe bırakmak istediğim pek bir şey yok. Tabii ki birini üzecekse o ayrı. O anlatılmaz.</p><p><strong>Olmak istediğiniz veya oynamak istediğiniz son karakter?</strong></p><p>Hiç fark etmez.. Yapımcılar hangi rolü uygun görürlerse. Yapımcı siz değilseniz rol hayali kurmanın anlamı yok. Hele ki iddialı roller! Mevcut karakterleri mümkün mertebe inandırıcı kılalım yeter.</p><p><strong>Özel zevkleriniz?</strong></p><p>At binmeyi, uzun yol yapmayı severim. Ama en çok arkadaşlarla sınırsız sohbetler.. Bir de değişik illerde yurdumun değişik insanlarıyla sohbet etmek.</p><p><strong>Birileri size rol biçerken ne hissediyorsunuz?</strong></p><p>Beğenmezsem ve madden zor durumda değilsem kabul etmiyorum. Allah herkese böyle bir özgürlüğü nasip etsin inşallah.</p><p><strong>Oyunculukta kırmızıçizgileriniz var mı?</strong></p><p>Oyuncunun kırmızıçizgisi olmaz ki! O zaman oyunculuktan bahsedemeyiz. Yine de bireysel olarak; toplumun, ailenin, yakın çevrenin tepkilerini düşünüp ya da kendini bu tepkileri göğüslemek zorunda hissetmeyen meslektaşlarımı anlıyorum.</p><p><strong>Hayatı ve hikâyelerini oynamak nasıl bir duygu?</strong></p><p>İnanılmaz keyif verici. Anlatamam.. Gerçek hayatta asla karşınıza çıkmayacak hikâyelerde, asla tanışamayacağınız&nbsp;karakterlerle bir arada olmak ve size ait olmayan birini gerçekmiş gibi gösterme çabası çok ama çok güzel bir şey.</p><p><strong>Sinemanın geleceği ile ilgili neler söylemek istersiniz?</strong></p><p>Sinemanın geleceğini tamamen teknolojiye teslim etmeyiz inşallah. Yüzüklerin Efendisi de iyi güzel hoş ama benim tercihim Bisiklet&nbsp;Hırsızları.</p><p><strong>Yarının neresini, hangi alanını bilmek istersiniz?</strong></p><p>Yarının bilmek istediğim bir tarafı yok. Zaten bunu bilerek yaşamak dayanılmaz bir ızdırap olurdu. Bu insanın doğasına da aykırı bence. Yarınını bilerek yaşamak dayanılmaz bir çile olurdu.</p><p><strong>Dün veya geçmiş nedir?</strong></p><p>Dün ya&nbsp;da geçmiş… Bitmiştir… Günümüzden daha güzelse bile bitmiştir. Tekrarı mümkün değildir. Bir daha asla gerçekleşmeyecektir. Orada takılı kalmanın ya da sanal olarak geçmişte yaşamanın bir anlamı yoktur. Kıymetlidir ama bitmiştir, geçmiştir.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/sinema-ve-dizi-film-oyuncusu-soray-uzun-ile-roportaj/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinema Ve Dizi Film Oyuncusu Murat MAKAR İle Röportaj</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/sinema-ve-dizi-film-oyuncusu-murat-makar-ile-roportaj/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/sinema-ve-dizi-film-oyuncusu-murat-makar-ile-roportaj/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şeyhmus Gencan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Apr 2021 08:29:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=9842</guid>

					<description><![CDATA[-Din, dil, ırk, sınır farkı gözetmeden İnsan olgusunun bende önemli ve değerli olması hiçbir değişikliğe uğramadan benimle günümüze kadar gelmiştir. &#8211; Üzerinde yaşadığımız toprakların kültürel birikimi ve tarih sayfasında yaşadığımız olaylar bütünü hikâyelerin ana başlıklarının sayısız bir zenginlikte karşımıza çıkmasını sağlamaktadır. -Sinemanın dünyadaki en etkili propaganda metodu olduğunu içtenlikle söyleyebiliriz. -Öncelikle derginizde bana da yer [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>-Din, dil, ırk, sınır farkı gözetmeden İnsan olgusunun bende önemli ve değerli olması hiçbir değişikliğe uğramadan benimle günümüze kadar gelmiştir.</p><p>&#8211; Üzerinde yaşadığımız toprakların kültürel birikimi ve tarih sayfasında yaşadığımız olaylar bütünü hikâyelerin ana başlıklarının sayısız bir zenginlikte karşımıza çıkmasını sağlamaktadır.</p><p>-Sinemanın dünyadaki en etkili propaganda metodu olduğunu içtenlikle söyleyebiliriz.</p><p>-Öncelikle derginizde bana da yer verdiğiniz için çok teşekkürler ve tüm okuyanlarımıza selamlarımı sevgilerimi iletiyorum.</p><p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Murat MAKAR</p><p><strong>Hazırlayan: Şehmus GENCAN</strong></p><p><strong>&nbsp;Kendinizi tanıtır mısınız?</strong></p><p>Efendim bendeniz Murat Makar, 1969 yılında Almanya’nın Hollanda sınırına yakın bir kasabasında Moers’de doğdum.</p><p>Yaklaşık 14 yaşıma kadar Almanya Türkiye arasında bolca gitgelli bir hayatım oldu.&nbsp; Sonrasında Bursa’da lise hayatımı tamamladıktan sonra Konya Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Almanca Öğretmenliği bölümünü bitirdim.</p><p>Oyunculuğa üniversite yıllarında Ankara Devlet Tiyatrosu oyuncularından ilk eğitimlerimi alarak başladım. Sonrasında profesyonel olarak oyunculuk hayatıma devam ettim.</p><p><strong>Sizce sinema kültürü dünyadaki sinemacılığın neresinde ve ne durumdayız?</strong></p><p>Sektörü öncelikle bir bütün olarak ele almak gerekir diye düşünüyorum. Şöyle ki; sinema, dizi ve belgesel anlamında içerik ve üretim olarak Dünyada sayılı ülkeler arasına girdiğimizi söyleyebilirim. Özelikle dizi sektörünün ve üretimlerinin yurtdışında nasıl rağbet gördüğünü dünyanın birçok ülkesinde film ve dizi ithal eden bir ülkeyken son yıllarda yapım şirketlerimizin yurt dışına birçok film ve dizimizi satıyor olması sektör için büyük bir başarı sayılabilir. Sinema sektörüne yön veren Amerika başta olmak üzere birçok ülkenin film prodüksiyonları için harcadıkları para miktarı açısından değerlendirmede bulunacak olursak; maddi kaygı ve yetersizlikler yüzünden halen çekilememiş binlerce hikâyemizin olduğunu söyleyebilirim.</p><p>Üzerinde yaşadığımız toprakların kültürel birikimi ve tarih sayfasında yaşadığımız olaylar bütünü hikâyelerin ana başlıklarının sayısız bir zenginlikte karşımıza çıkmasını sağlamaktadır.</p><p>İkinci dünya savaşında yaşanan olaylar konusunda Amerikan sinemasının sayısız hikâyesi bulunmasına rağmen, uluslararası platformlarda bizi kabullenecekleri hikâyeleri üretmek konusunda daha yolun başında sayılabiliriz. Sinemanın dünyadaki en etkili propaganda metodu olduğunu içtenlikle söyleyebiliriz.</p><p>&nbsp;Bu metodu kullanmak konusunda sinema sektöründeki öncü ülkelerin şimdiye kadar uyguladıkları tüm metotları bizlerinde eksiksiz uygulaması gerekir diye düşünüyorum.</p><p>Özellikle telif hakları, sinema emekçilerinin hakları gibi konularda çok acil bir şekilde kanunlarımızın tekrar düzenlenerek gerekirse sıfırdan tekrar yapılarak sektöre nefes aldırılması gerektiğini düşünüyorum.</p><p><strong>Netfilix, Amazon vs. Gibi dijital platformlar sinema ve dizi sektörünü nasıl etkiler?</strong></p><p>Dijital platformlar ileriki dönemlerde hayatımıza daha da çok girecek. Malum, teknolojinin bu denli hızlı gelişmesi ve Dünyayı etkileyen pandemi süreci hem izleyenlerin hem de sektörde üretim yapan şirketlerin süregelen tüm alışkanlıklarını değiştirdi. Örneğin sinemaya gitme kültürü bir dönem için rafa kaldırıldı. Bu dönemde sinemalar gibi tiyatrolarda eserlerini dijital ortamlar için kayıt altına almaya başladılar. Ama unutulmamalıdır ki sinema salonları için üretilmiş bir film sinema salonunda izlenmelidir. Sinema salonunda dev ekranda… Ses efektleri ve görsel olarak sinemalar için kurgulanmış filmler seyredene çok daha farklı ve doyurucu tecrübeler hissettirmektedir.</p><p>Dijital olarak hangi aşamada olursak olalım sinema kültürü hayat şartlarının normal sürece dönmesi ile tekrar canlanır umudu taşımaktayım. Yayınlanacağı mecralar nereler olursa olsun hikâyeler mutlak surette çekilmeye devam edilecektir diye düşünüyorum.&nbsp;</p><p><strong>Sinema ile ilgili gerçekleştirmek istediğiniz hayalleriniz……?</strong></p><p>Hayallerin sonu yok J ve bizim meslekte her şey hayal kurarak başlıyor. Hayal kurmaya başladığınızda ister istemez kafanızda kendi filminizi oluşturmak konusunda hikâyeler derlemeye ve oluşturmaya başlıyorsunuz. Kendi hikâyelerinizin hayata geçmesi ya da şimdiye kadar çalışmadığınız yönetmen ve oyuncularla bir arada projelere imza atma isteği gelecekteki hayallerimizi oluşturuyor.</p><p>Her farklı hikâyenin oyuncu için farklı bir yolculuk olduğunu düşünürsek hayallerimizin aslında geleceğimizi oluşturduğunu görüyoruz.</p><p><strong>Şimdiye kadar sizi en çok etkileyen filmlerden birkaç örnek verebilir misiniz?</strong></p><p>Hemen hiç düşünmeden ilk sıraya 1994 yılı yapımı Forrest Gump diyebilirim, Tom Hanks’ın müthiş oyunculuğu ve hikâyenin gerçekçiliği unutamayacağım işler arasında. Bizden örnek verecek olursak Eşkıya, Hababam Sınıfı ve Dondurmam Kaymak gibi doğal akışında ilerleyen bizden olan hikâyeleri hiç sıkılmadan defalarca oturup izlediğim filmler arasında.</p><p><strong>Oyunculuk nasıl bir meslek biraz anlatır mısınız?</strong></p><p>Yanlış hatırlamıyorsam rahmetli Altan Erbulak ustamızın söylediği bir söz bizim mesleği kısaca anlatan bence en önemli sözdür, “Oyunculuk aslında çok kolay bir meslektir; ilk 30 yılı hariç” &nbsp;Başlamanın ve mesleğe devam etmenin tamamen bir adanmışlık ilkesi üzerine kurulması gerekir öncelikle. Oyuncu olmadan önce İnsan olmanın ne demek olduğunun çözülmesi gerekir. Oyuncunun malzemesi kendi bedeni ve diğer insanlar olduğu için aslında bir oyuncunun her şey olabilecek hayal gücüne ve gözlem yeteneğine sahip olması gerekir. Aslında her meslek dalında olması gereken usta çırak ilişkisi yolculuğunun en önemli olduğu alandır diyebiliriz.</p><p><strong>Hayat hikâyenizi kısaca anlatır mısınız?</strong></p><p>Dün doğdum ve bugün sizinle konuşuyorum. Aslında hikâye Almanya’da başladı rahmetli Babam Almanya’ya işçi olarak gelen ilk kafilenin içindeymiş. Alman iş gücüne hayat vermek için Dünyanın dört bir tarafından gelen diğer işçi ailelerinin çocukları ile sokaklarda büyüdüm. İlk hatırladığım; arkadaşlarımın arasında İtalyan, Bulgar, Alman çocuklarının da olduğudur. Belki de o yıllardan kalma bir alışkanlıkla halen başka ülkelerin kültürlerine büyük ilgi duyarım.</p><p>Okul yıllarımda klasik, ezbere dayalı bir eğitim yerine hayal gücümüzün ön planda olduğu ve olabildiğince özgür olduğumuz bir sistemin içinden geçmiş olmam beklide beni bu günlere hazırladı.</p><p>Üniversite hayatıma yön vermem gereken yıllara geldiğimde, farkında olmadan en çok oyunculuk eğitimimin beni beslediğine karar vermem; belki de geçmişte yaşadığım çok uluslu, çok farklı karakterde ve kültürde insanla etkileşimde olmam sonucu olmuştur diye düşünüyorum.</p><p>Türkiye’de özel radyoların seslerini duyurmaya başladığı 90 lı yıllarda ilk yayıncılardan birisiyim. Televizyon ve radyo programlarım devam ederken asıl işim olan oyunculuğa da tiyatro sahnelerinde devam ediyordum. Daha sonrasında özel televizyonların dizi ağırlıklı yayın akışlarına karar vermesi ile ilk oynadığım dizi olan Yılan Hikâyesi (Memoli) projesi ile de dizi sektöründe çalışmaya başladım.</p><p><strong>Hayatımızın sinemasında nerede olmak isterdiniz?</strong></p><p>İzleyenlerin gözünde nerede olacağını planlamak aslında pek de bizim elimizde değil. Bizler bize yazılan hikâyede bir başkasını ne derece iyi hayata geçirebilirsek sizlerin aklında o derece iyi yerleşebiliyoruz. Sorun, bazen çok iyi canlandırdığımız o karakter olarak karşılanmamız… Rahmetle analım sevgili Erol Taş’ ın kötü adam zannedilerek sokakta darp edilmesi sorununu, bence halen devam ediyor!&nbsp; Şevkat&nbsp; Yerimdar projesinden sonra halen çalıştığım hamamın nerede olduğunu ciddi ciddi soranlar olduğuna göre&nbsp; bu işin ve sizin hayatınızda nerede olacağım konusunda şimdiden cevap verebilmem mümkün değil:)) Aslında kesin olarak emin olduğum tek şey; bizden sonraki nesillere bırakabildiğimiz işlerle akıllarda kalabildiğimiz… Hayatınızın sinemasını bilemem ama kendi hayatımın sinemasında filmimi tamamladıktan sonra son söz olarak canı gönülden bir İYİ BİLİRDİK cümlesini alabilirsem ne mutlu bana…</p><p><strong>Kendinizi tanımlar mısınız</strong>?</p><p>Kendimi tanımlamak, kendimi tanımak, kendimi anlatmak…&nbsp; Gerçekten bu soruyu uzun uzun düşündüm! Bu soruya şu an için cevap verebilirim. Çünkü dünkü Murat ile bu günkü Murat arasında mutlaka farklılıklar vardır diye düşünüyorum. Eskiden çok çabuk sinirlenen birisiyken, eskiden evde pek de fazla vakit geçiremeyen Murattan evde oturmak zorunda kalan birisine evrilmek; hayatın aslında hepimizi değiştirmek için planları olduğu konusuna en iyi örnek. Ama çok daha eskilere gidip günümüze döndüğümde Murat’ta kalan en önemli özelliğin kesinlikle Hümanist olmasıdır. Din, dil, ırk, sınır farkı gözetmeden İnsan olgusunun bende önemli ve değerli olması hiçbir değişikliğe uğramadan benimle günümüze kadar gelmiştir. Bu soruyu çok sevdim, çünkü uzun zamandır Murat’tan ikinci bir şahıs gibi bahsetmemiştim.</p><p>Murat ayrıca damak tadını hiç kaybetmeden bu günlere kadar gelmiş birisidir. İyi ve kötü arasındaki farkı karşısındakini incitmeden güzel örnekler vererek anlatabilir. Tam bir ekip adamıdır. Gezmeyi ve kamp yapmayı çok sever. Yurt içinde ve yurt dışındaki dostlarını ziyaret etmeyi ve onlarla vakit geçirmeyi çok sever…</p><p><strong>Size özel zevkleriniz neler?</strong></p><p>Hazır bir önceki soruya cevap vermişken yani kendimden bahsetmişken hiç hız kesmeden keyiflerimden zevklerimden de biraz bahsedeyim; ben yüzmeyi, güneşi ve denizi çok severim. Tarihe ve farklı kültürlere meraklı olduğum için tiyatro turnelerimizde gittiğim her şehri keşfetmeyi, oraların geleneksel tatlarını denemeyi ve dostlarıma tavsiye etmeyi severim. Saatlerce süren dost sofraları en büyük keyiflerimdendir. Dikkat ettiyseniz temas ettiğim noktalar aynı zamanda bu günlerdeki özlemlerimiz de oldu.</p><p><strong>Oyunculukta kırmızıçizgileriniz var mı?</strong></p><p>Oyunculukta herhangi bir renkte herhangi bir çizgim yok, fakat şu an bir futbolcuyu da oynayacak kondisyona sahip değilim. Çok basit anlamda iyi ya da kötü karakterleri oynamam diyebileceğim bir mantığa sahip değilim. Fiziksel ve duygusal olarak inandırıcılığı en uygun karakterler başta en kolay işler gibi gelse de oynamak için gerçekten heyecan duyabileceğim karakterler için fiziksel durumumu hazırlama çabasına girebilirim ki son uzun soluklu dizim olan Şevkat Yerimdar projesinde Tellak karakterinin inandırıcılığını arttırmak için aldığım 15 kiloyu örnek gösterebilirim.</p><p><strong>Hayatı, hayatları, hikâyeleri oynamak nasıl bir duygudur sizce?</strong></p><p>Bu soruyu cevaplamak için sinema dizi ve tiyatro oyunculuğu disiplinlerini ayrı ayrı ele almak gerekiyor. Dizi, zamana karşı yapılan teknik bir iş olduğu için duygular arasında geçiş set esnasında pek de mümkün olmayabiliyor. Daha çok öncesinde hazırlanmış duyguları unutmamak üzerine bir disiplin diyebiliriz. Dizide elinize bölüm senaryosu geldiğinde okuyup hissettiklerinizi devamlılık denilen disiplin içinde parça parça ve sırasız bir şekilde vermeniz gerekir. Sinema bu işin bir parça daha zamana yayılan yönetmen ve senaristle hikâye hakkında uzun uzun konuşabileceğiniz, sahnelerin işleyişi açısından duygularınızı çok daha dikkatli bir şekilde disipline edebileceğiniz bir dal.</p><p>Tiyatro ise aslında oynamadan o kişi olabilme yeteneğinin en dürüştçe sergilendiği aslında işin er meydanı olan bir sanat dalı. Ama her üç alan için de oyuncu için ortak noktanın canlandıracağın kişiyi oynamak değil o kişi olabilmek yolculuğudur. Çok klasik bir tabirle MIŞ gibi yaptığınızda izleyeni etkilemek mümkün değildir. Özellikle tiyatro sahnesinde canlandırdığınız kişi olabilirseniz oyun bittiğinde gelen alkışlara kadar aslında kim olduğunuzu hatırlamazsınız diye düşünüyorum.</p><p><strong>Size göre dün ya da geçmiş nedir?</strong></p><p><strong>YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM</strong></p><p>Her gün bir yerden göçmek ne iyi.</p><p>Her gün bir yere konmak ne güzel.</p><p>Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.</p><p>Dünle beraber gitti, cancağızım,</p><p>Ne kadar söz varsa düne ait.</p><p>Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.</p><p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;MEVLANA</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/sinema-ve-dizi-film-oyuncusu-murat-makar-ile-roportaj/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
