Ana Sayfa Edebiyat Deneme Çocukluğu Anayurdu İnsanın

Çocukluğu Anayurdu İnsanın

Hitler’in sapkın davasına hizmet etmiş kadınların alayının geçmişleri “çocukluğunuza inelim” sorusuyla muhatap. Nasıl bir geçmişte yoğruldun ki, insan derilerinden kendine aydınlanmak için abajurlar yaptırdın? Nasıl ayrı gayrı tuttular ki seni bir şeylerden, entelektüel varsayım kimliğine eşlik etsin diye yine insan derilerinden kitap ayraçları yaptın? İnsanın derisini sıyırıp sıyırıp şevkle seyreylediğin devasa kitaplığını süsleyen kitaplarının ciltlerine karıştırdın? Muhtemel “Ben insanı çok severim” söylemlerinin alaycı savunmalarına geçtiği tutanakların altında olası geçmişin öfkesi var.

Azıcık bir çocukluk kocaman bir ömrün yolunu döşüyor bütün psikoloji aleminin dediğine göre. Üstüne en güzel sözü ekleyivermiş şair:” İnsanın anayurdu çocukluğudur.” O anayurtta ne yaşıyorsak ne yaşatılıyorsa bize, sonra yolumuzun vardığı bütün yurtlarda şehirlerimizi ona göre kuruyoruz. Yaşamımızı biz kuruyoruz yani. Suçladığımızı biz. Olmayanı biz. Tutturamadığımızı ve bir türlü tutmayanı biz. Olanı da biz, tutanı da biz.

Hitler’in kadınları onaysız büyütülmüş kadınlar.
Çoğu istemsiz dünyaya getirilmiş. Ama getirilmiş.
Ya anne ya da babanın tutsaklık otoriteleriyle büyütülmüş. Ama büyütülmüş.
Sevilmemiş kadınlar. Ailede ya da aşkta.
Takdir edilmemiş, ruhları okşanmamış, hep yarım bırakılmış kadınlar.
İçlerinde aşağılanarak büyütülmüş olanlar var.
Ruh hastası anne- babalarla büyümüş olanlar.
Beceriksiz, işe yaramaz yaftasıyla sıfatlanmış.

Hasta, yaralı ve sapkın ruhlarını okşayan insanlar bulunca, eğitilmemiş benliklerini onların kucaklarına bırakmışlar. Egolarını alkışlayan avuçların doğruluğu ya da yanlışlığı umurlarında olmamış. Onaylanmak yetmiş. İnsanların derilerini yüzdürüp onlardan kendi yaşam alanlarına eşyalar yapacak kadar hasta ruhlarını kendilerini alkışlayan hasta ruhlarla tamamlamışlar. Ait olmak uğruna insanlık tarihinin en utanç dilimlerinden birine imzalarını atmışlar.

Anayurdunda sevgi ve huzurla büyütülmüş çok az hasta ruhu işaret ederken veriler, tam aksi büyütülmelerde ruhunu kendi gücüyle kucaklayıp sağlıklı yaşamlar sürdürmüş örnekler var elbet. Ama yaşama öfkenin çoğunluğu hep bir yerlerde yarım kalmışlıktan. Aslında bırakılmışlıktan.

Geçen yıl bir öğrencimin seçtiğim şiiri okuduktan sonra söylediğim “seni seviyorum” a verdiği yanıt sanırım ölene dek içimde asılı kalacak. “Beni kimse sevmez ki”

Çocukluğu anayurdu insanın.
Çocukluğu öz yurdu. Has vatanı.
Sonraki şehirlerimizi anayurdumuzdan kopardığımız parçalarla kuruyoruz hepimiz, oradan avuçlarımıza sakladığımız toprağın üstüne. Mayamız orası.

Öyleyse…
Oraya salıncaklar kurmalı sevgiden.

Önceki İçerikSen Üzülme Gevrek Ömrüm
Sonraki İçerikYetmiş İki Saniye
Aysel Kaymaz
1970 yılında Almanya’da doğdu. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Birçok edebiyat dergisinde şiir, öykü ve denemeleri yayımlandı. Kuşları Dökülmesin Ağaçların” çocuk şiirleri dosyası ile 2014 Mevlüt Kaplan şiir ödülünü kazandı. “Siyah Pelerinli Dev” çocuk korku öyküleri iki yazarlı olarak üçüncü baskısını yaptı. “Bir hayaletin Günlüğü” 8-11 yaş çocuk kitabı yayımlandı.

Bu Yazı İçin Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz