Ana Sayfa Edebiyat Deneme Çorbayı Çatallamak

Çorbayı Çatallamak

Ağzına kadar bir sıkılmışlığın yegâne sahibiydi dışarıya açılan öte yanım. Çalanların haddi hesabı olmadığı gibi birde çekip gitmelerin de en büyük şahidi tutuldum bilmem kaç asırdır. İki yana var oldum bir yandan sevmelerin dışarı taşmasını engellerken; öte yandan nefretlerin dışarıda sönmesini sağladım. Ben kim miyim?  Kolu ceviz ağacından, eşiği meşeden, tokmağı demir ırkından. Ben Bay Kapı.  Evet evet aynen ben Bay Kapı. Çocukluğu pastoral bir sefalette şekil bulmuş Nimet Hanım! ların köşkünde dışarıya olduğu kadar içeriye de açılabilen ben Bay Kapı. Çocuklar burada anlam aramaz, onlar kibar sevmelerin ve çatal bıçak ehlinden yontulmuşlardır. Bu cenahta sevgi anılara değil yeşil kâğıtlar üzerine yerinde olmayan kafalar tarafından işlenirdi. Yedilik çocuk Nimet ve ona yamanmış anıları buraya gelene değin.

Sizlere şahit tutmuşluklarımın sadece ve sadece bir nüshasını anlatmaya yüz tutacağım. Henüz yedi yaşındaydı; dünyanın halen yabancısı olduğu kadar çorba içmenin de yabancısıydı Nimet. Kendisi çorbayı çatallıya çatallıya içerdi. Gerçi bunda şaşırmaya ne hacet ki o ömrü boyunca uğraş etti,  hayatının her anını güzelleştirmek adına. Her anın değeriyle kaim olduğunun bilincindeydi. Onun için eşyalar sadece eşya olarak var değildi, yemekler sadece yemek olarak var değildi. O, eşyaya gömülmüşlerin/anıların kadınıydı. Kırsaldan köşke geldiği günden beri köşkte ki yas mevsimini bitirdi pastoral sefaletiyle.

Yine günlerden bir kuşluk vakti içerideki horlamaları ve loş havayı kapı dışarı edip, kuş seslerini eve aldıktan sonra kendisi için bir hafıza yarattığı mekânına, mutfağa çekiliverdi. Mutfakta diline günlerdir olta atmış türkünün namelerini mırıldanırken, ocakta pembeyi kovalayan soğanlar her üç nameye bir darağacı dikiyordu. Gel zaman git zaman ansızın dalıp gitmişliğin kadını oluverdi. Yine nüksetmiş belli ki bin bir vaktin esaretinde gömülü hatıratlar muhtemel odur ki yine şeker hikâyesinin dizginlerinden tutmuş, dörtnala koşturmakta kendi yaşam hikâyesinin sırtında. Hikâyesini bir ben(Bay Kapı) birde eşikteki sehpanın gözünde bulunan sararmış sayfalar bilir.  Gel zaman git zaman bir anı tarafından deşilen hüznün hikayesi akadurdu.

Kuyudan, bir çölü orman edecekmişçesine kova kova su çekerdik komşumuza ben ve sekiz kardeşim. Sırf bir iki tane şeker alalım diye ve ne gariptir ki o şekerleri ne ben, ne de kardeşlerim yiyorduk. Yemeyi geçtim, açmıyorduk. Günlerce uykularımıza eş kıldık onları, her akşam ellerimiz cebimizde, elektriği olmayan kırsalda, gaz lambaların esaretinde uyuyakalırdık. Ta ki günlerden bir gün açtığımızda gözümüzü şekerlerin eridiğini görene kadar mutluyduk. Aslında bizim elinden tuttuğumuz bir şeker paçasından çok daha fazlasıydı, biz mutluluğun elinden tutmuşuz meğersem pastoral sefaletimizi sürdürürken. Bizim açmadığımız bir şeker değil, bir şekerden çok daha fazlasıydı, o bir kafese hapsettiğimiz mutluluğumuzun tam da kendisiydi, parlak yaldızlı kâğıdı sıyrıldığında uçacağından kaybolacağından korktuğumuz mutluluğumuzdu. Biz komşudan sadece ve sadece kristalize edilmiş bir yığın glikoz almamışız, biz bütün umutların ve hatıratların mezarını alıp, cebimize gömüyormuşuz asrın onda bir yaşımızda.

Önceki İçerikVazgeçtim
Sonraki İçerikKara Kalem
Murat Demir
Murad Demir: 1997 yılında, Mardin’in Nusaybin ilçesinde doğdum. 2015 yılında başlayan Selçuk Üniversitesi sosyoloji bölümü lisans maceram 2019 yılında son buldu. Eğitimime aynı yıl ara vermeden kendi üniversitemde, yani Selçuk Üniversitesi Genel Sosyoloji A.B.D yüksek lisansa başlama hakkı kazandım. Halen aynı üniversitede öğrenimim devam etmekte. Daha önceki süreçlerde çeşitli edebiyat ve sosyal bilim dergilerinde birkaç yayın yapma hakkı edindim. Kanaatimce, bana çok şey kattığını düşündüğüm bu dergilerden en önemlisi Soyologos Dergisi oldu. Mevcut derginin 19- 20. sayısının editörlüğünü yapmakla beraber çalışmalarımla katkı sağlamaya çalıştım. Akademik çalışmalarımın yanında edebiyata olan yoğun ilgim devam etmekte. Netice olarak “Edebiyat” bizler için hakikat arayışı kadar, kutsal bir arayıştır

Bu Yazı İçin Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz