Deneme

Dedikodunun Doğası

Günlük hayatımızda çoğumuzun fazlasıyla aşina olduğu veya yaptığı eylemlerden biri dedikodur. Dedikodu, Türk Dil Kurumu sözlüğünde konusu çekiştirme veya kınama olan konuşma olarak geçmektedir (Solmaz, 2006).  Bu tanım dedikoduyu olumsuz algılamamıza neden olabilir. Daha mitolojik bir açıdan bakacak olursak dedikodunun toplumdaki yerini Roma mitolojisinde görebiliriz. Roma mitolojisindeki birçok gözü ve ağzı olan ‘Fama’  ünü ve dedikoduyu sembolize eden tanrıçadır (Gürel ve Özşenler, 2020). Fama tanrıçası çok hızlı uçabilmekte ve yer değiştirebilmektedir. Bu durum dedikodunun sembolize edilmiş özelliğidir. Dedikodu, tarih boyunca toplumsal yapılanmaları da etkilemiştir. Günümüzde çoğu toplumsal normlar bir başkasının ne diyeceği üzerine kurulmuş görünüyor. Kolektif yapılanmış toplumlarda bu durum ‘Elalem ne der?’ kaygısıyla, atasözleri ve deyimlerle kendini göstermektedir.

‘Hayvanlardan Tanrılara Sapiens’ kitabında yer alan konulardan bazıları dil teorileri ve dedikodu evrimi konularıdır. Kitaba göre dilimizin dünyayla ilgili geçirdiği değişimleri ele alan teorilerden biri dilimizin dedikodu yapma aracı olarak evrilmiş olmasıdır. Bu teoriye göre Homo Sapiens sosyal bir canlı ve asıl görevi hayatta kalmaya çalışmaktır. Bu çaba çerçevesinde aslanların veya tehlike yaratan başka türlerin yerlerini bilmek yeterli olmayabilir. Asıl önemli olan kabilede kimin kimden nefret ettiğini, kimin nerede ne yaptığını, kimin dürüst kimin hilebaz olduğunu öğrenmektir. Sosyal varlıklar olarak kalabalık gruplarda iş birliği yapabilmenin temeli de buraya dayandırılabilir. Günümüz Sapiens’in yaklaşık 70 bin yıl önce edindiği yeni dil becerisi ona saatlerce dedikodu yapma fırsatı sağlamıştır. Grupların sağlam iş birliği yapabilmeleri için de bireyler birbirini yakından tanımalıdır. Burada dedikodu bir iletişim kanalı olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda da dedikodu kime ne zaman güvenip yardımcı olabileceğimizi öngörülür hale getirme olasılığımızı artırabilir.

Dil evrim teorilerinin dışında evrende kabul gören temel felsefelerden biri Yin Yang’ dır. Zengin (2011), Yin Yang’ın birbirini tamamlayan karşıt kutupların dengesinden oluştuğunu belirtir. Bu felsefede her kutup kendi zıttını az da olsa içinde barındırır. Her kötünün içinde bir iyi ve her iyinin içinde bir kötü vardır. Hiçbir şey salt gerçek veya salt yalan değildir. Evrendeki çoğu şeyi bu felsefi yaklaşımla açıklamak mümkün olabilir. Dedikodu kavramı toplum algısında daha olumsuz görünmektedir. Fakat olaya Yin Yang felsefesiyle baktığımızda dedikodunun iyi bir yönünün de olabileceği görünmektedir. Olumlu yöndeki dedikodu bizlere olumlu nitelik kazandırabilir. Yani bir kişinin olumlu bir şekilde dedikodusu yapılıyor ve dedikodusu yapılan kişiye bu durum belirtiliyorsa sosyal bağlar bu noktada daha fazla güçlenebilir ve empati duygusu doğabilir ( Gürel ve Özşenler, 2020). Dedikoduyu kullanmayı bildiğimizde doğasındaki iyi noktaya değebiliyoruz. Başarı öykülerini konuşmak ve bunu rehber edinebilmek bizlere dedikodunun olumlu yanını katabilmektedir. Bazen sosyal hayatta karşılaştığımız başarı öyküleri veya birinin çok iyi şeyler üretebilmiş olması iyi rehber olabilme profilinden ziyade toplum tarafından yıkıcı eleştirilere maruz bırakılabilmektedir. Bunu yapan toplum yapıları kendi içinde birbirini yiyip tüketirken nesiller boyu devam edecek olan bir tür davranış bozuklukları yaratabilmektedir. Bu bozukluk sonucunda da toplumun olgunlaşma süreci uzayabilmektedir.

Dedikodu karşımıza sosyal ve bireysel alanlar dışında din konusunda da çıkmaktadır. Parlatır (2011)’e göre dedikodu Arapça’da gıybet, gıyap ortada görünmeme, kaybolma anlamını taşımaktadır (akt. Sezer, 2020). Gayptan gelmek, haber almak bir ilahi özellik gösterebilir. O yüzden Tanrı ve peygamber arasındaki konuşmalar bir tür dedikodur (Sezer, 2020). Yani ayetler bir tür dedikodu örneği sayılabilir. Bu açıdan bakıldığında dedikodu kutsal bir tanıma işaret edebilir. Sezer (2020) , çalışmasında 16. Yüzyıl ve sonrasında dedikodunun anlamının daha olumsuz, asılsız haber, konuşma gibi tanımlamalara evrildiğini belirtmiştir.

Dedikodu doğasında hem olumlu hem olumsuz özellikler barındırmaktadır. Başta iletişim biçimi ve sosyal varlıkları hayatta tutmaya yarayan araçlardan biri olarak karşımıza çıkan dedikodu, zamanla kutsal bir anlama bürünüp modern zamanda daha olumsuz bir anlama kadar uzanmıştır. Tüm uygarlık tarihi boyunca insana yoldaşlık etmiş olan dedikoduyu hayatımızdan çıkartabilmek pek mümkün görünmemektedir. Fakat dedikodunun olumlu yönüne odaklanıp toplumsal gelişmeye katkısını artırabilmek mümkün olabilir. İnsanoğlu çoğu zaman doğasına aykırı davranıp kendini bir macera içinde bulmak isteyebilir. Bu maceraların yarattığı anlam boşluklarını ve bilgi eksikliğini dedikoduyla tamamlamak yalan haberlerin çıkmasına zemin hazırlayabilmektedir. Bu çıkış toplumun psikolojisini ve davranışlarını olumsuz yönde etkiler. Hatta bireyin depresyona girmesine, asosyalleşmesine veya intihar etmeyi düşünmesine kadar uzanan bir süreç doğurabilmesine neden olabilir<. Bir kelime tarihsel süreçlerde sürekli farklı anlamlar kazanmış olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir kelimenin anlamının değişmesi o toplumun zihniyetinin ve davranışının değişmesine neden olabilmektedir. Toplum anlamın bilişsel gücüne değebilmek için ‘anlam’ı iyi kavrayabilmelidir. Bir manaya uzanan iletişim şekilleri toplumu daha yapıcı hale getirebilir. Çünkü anlam varsa bilgi ve sadelik vardır. Çünkü anlam evrendeki varoluşumuzun en gür doğal bitki örtüsüdür.

Kaynakça:

Gürey, E. ve Özşenler, D. (2020). Dedikodu olgusu:atasözleri ve deyimler üzerine bir içerik analizi. İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 19 (39), 975-992

Harari, Y.N. (2015). Hayvanlardan tanrılara: sapiens. (E. Genç, Çev.) İstanbul: Kolektif Kitap

Sezer, A. (2020). Dedikodu, mekan ve statü. Motif Akademi Halkbilimi Dergisi, 13 (31), 1040-1055.

Solmaz, B. (2006). Söylenti ve dedikodu yönetimi. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 16, 563-575.

Zengin Oktuğ, M. (2011). Uzakdoğu felsefesi ışığında yay filminin göstergebilimsel çözümlemesi. İletişim Fakültesi Dergisi

Yazar: Arzu Tükenmez

Doğu Akdeniz Üniversitesi Psikoloji bölümü mezunuyum. Hayatı ve insanları anlayabilmek adına tercih ettiğim bu meslekte faydalı olabilmeyi amaçlıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir