Ana Sayfa Edebiyat Deneme Edebiyat Kırığı

Edebiyat Kırığı

Sevgili 5tl ye tavuk dürüm-ayran kombinciler ! Pek kıymetli herhangi bir parkın banklarında yan taraftaki kızın duyabileceği ses tonun da devrim ve Marksizmi tartışan comradeler! Ayaz vurmuş mahalle bekçileri!  Ve değerli büyük şehir belediyesi çalışanları!  Ultra değerli ülkem entelektüelitesi!

Dinleyin. Bir delinin üç-dört dakikalık yastık altı ero(poli)tik sözlerini dinleyin!
Sevgili homosevişkenuslar ve değerli homoverişkenuslar! Günün konusu kesinlikle sevişenlik üzerine olmayacak. Zaten bu durum dergimizin yayın çizgisi ve Cumhuriyet Başsavcılığı’nın izin vereceği çerçevenin dışındadır. Haaa! Yok, kardeşim illa biz erotik bir yazı okumak istiyoruz derseniz anlayana sivrisinek misali anladığınız kadar işte… Zaten niyeti olan için topuktan yukarısı yeter de artar bile…

Yazının belli bir konusu yok zaten olması da mümkün değil. İyisi mi siz kopukluğun ve deliliğin iki-üç dakikalık tadını çıkarın. En azından ileride müptelası olacağınız yazarı tanımaya çalışın. Mezopotamya’nın kadim hikâyelerinden kuantum fiziğine oradan inorganik kimyaya ve uzayın derinliklerine kopuk yolculuklarda bulunacağız. Gelenlere selam olsun.

Değerli psikoseksüel yaklaşımcılar! Sevgili post modern sevişken dostlarım!

Yerel düşünüp evrensel pratikte bulunan ezilmiş proleter dostlarım! Tanrı kralların, feodalitenin pre-kapitalizm’in dışında kalmış az sevişken halkım, vibreyşin’a uğra ve kendine gel. Kendine gel ki kendi omuzlarında yükselttiğin, basit bataklıklarında kendine tapacak sivrisinekler olan basit tanrıcıkları tanı! Tahttan indirmediğin sürece omuzlarında seni ezecek ve senin yüceltmelerin sonucu, seni o küçük sefil bataklığında bir sinek olarak gören, tanrı kralları gör! Gör ve nefret etmeyi öğren! Bil ki senin ulaşılmaz dediklerin sadece senin omuzlarının üstünde yükselenlerdir. ( Yalanlar kendi ayakları üzerinde durmaz başka ayaklara ihtiyaç duyarlar ) İndir onları! Omuzlarından da bindirdiğin Makam-jiplerinden de indir! Kayıt dışı kaçak cep telefonu gibi davranmaktan vazgeç artık! kayıtlı ol. Yaşadığınız coğrafya sırf Mezopotamya’nın orta yeri diye tanrı-krallara tapmak zorunda değilsiniz.(Tanrı-krallar: Daha detaylı bilgi için bkz. M.S. Bilgin’in herhangi bir kitabı ) Kendine güven! Ama dikkat et bu duygu seni zafere götürdüğü zaman özgüven, mağlubiyete götürdüğü zaman ise kibir adını alır. Tıpkı “ erkeğin o…una çapkın, kadının çapkınına ise o…u.” dedikleri gibi.

Sevgili kuantumcular! Değerli analitik geometriciler!

Gördüğünüz gibi artık çağımız mutlak doğrulara tahammül etmeyen bir çağdır. Kutsallık, kesinlik gibi olgular Einstein amcanın Öklit ağabeyi bilimsel alanda nakavt etmesinden sonra anlamlarını yitirdiler. Çağ artık bildiğiniz kaos çağı! Bilin ki serf ve senyör ilişkisinin demode, postmodernist grupsevişkenliğinin in olduğu bir zamandayız. Yani kimin şeyi kimin şeyin de olayları anlayacağınız. Bu durumda iyi bir Dino okuyucusunun favori deyişi “ zaman kötü kolla g…ü “ olmalıdır.

Sevgili diyalektik düşünürler! Değerli metafizikçiler!

Sevgili Nietzsche okurları değerli Aristo mantıkçıları! Bilin ki tanrı asla ama asla size mükemmeli vermez. Mükemmelliğin parçalarını vermekten de geri durmaz. Yumurtaya can veren yüce rabbim domates ve biberi de yaratmış ancak onlardan menemen yapacak olanlar sizler siziniz. ( soğanlı – soğansız tartışması başka bir yazımızın konusu )Tıpkı bize suyu ve toprağı vermesi gibi. Ondan çamur yapacak olanlar biziz. Yani doğaya hüküm etme olayları. Değiştirme ve dönüştürme olayları.

Önce dünyanın evrenin merkezinde değil de basit bir yıldızın etrafında dönen basit bir gezegen olduğunu Kopernick amcadan öğrendik sonra insanın seçilmiş bir tür değil de sıradan memeli ( Meme; beyinden daha seksidir ) bir tür olduğunu Darwin amcadan öğrendik. Daha sonra ise ne tanrı nede beyin kulu olduğumuzu Aydınlanma Çağında emeği geçen arkadaşlardan öğrendik ve en sonra doğaya hükmedebileceğimizi onu dönüştürebileceğimizi de yukarıda verilen menemen örneği sayesinde öğrenmiş olduk.

Değerli öğretmenler sevgili öğrenciler! Yaşamın her alanında anlık öğretmen ve öğrencileriz!  Size anlatacak bir kaç cümlelik hikâyelerim var. Bu yazının altına yerleştirilecek yorum kısmına da siz bana anlatacaklarınızı anlatırsınız. Nihayetinde insan anlaşılmak istediği kadar anlamak isteyen bir hayvandır.

Yukarıda ki yazılar karşısında mahşer yerinde duran putperest misali ” ne l.n bu? Ben bir şey anlamadım a.q” diyen sevgili kopuk anlayışlı okur! Merak etme ki hımmm hımmmlayrak okuyan okuyucudan hiç bir farkın yok. Ne ben ne de okuyucu kesinlikle bir b…k anlamamışızdır.

Selam olsun.

Önceki İçerikOna
Sonraki İçerikAile Bütçesi
Erdal Alper
Site editöryası kendimi tanıtacak bir özgeçmiş istemişti. İnsan en çok kendisine yabancı olan canlıdır hesabı soruya cevap vermek için kopya çektim. “dünya küresinin, Türkiye qariyesi Mardin sakinlerinden; ismi önemsiz, Cismi değersiz, çaresiz ve kimsesiz bir Abd-î acz.* *1960 lı yıllarda Elazığ tımarhanesinde vefat eden bir“ delinin” son arzuhalinden kopya edilmiştir.

3 YORUMLAR

  1. Seni bilmem ama ben az buçuk bir şeyler anladım. Ne anladım diye sorma sakın, inan az önce sırf yorum yapmak için ben az buçuk bir şeyler anladım dedim. Aslında bir kaç kelam etmek isterim anlamaya çalıştıklarımdan 🙂 Ha bak baştan söyleyeyim yok noktalama işaretleri, yok anlam bozuklukları, yok Türkçeyi katletmişsin falan filan diyeceksen ben yorum yapmadan önce söyle yazmayayım. Sanki küçük bir şakamı yaptım ne. Yazmadan nereden bileceksin ki bunları 🙂 Çok gevezelik ettim sankim. Ama buradan yola çıkabilirim ; ” Pek kıymetli herhangi bir parkın banklarında yan taraftaki kızın duyabileceği ses tonun da devrim ve Marksizmi tartışan comradeler! ” Müsadenle az buçuk da ekleme yapayım 🙂 Çok mu tebessüm ettim ne.

    devrimci saflardan kopan işçi sınıfına sırtını dönen sol liberaller, uzlaşmaz iki sınıfından biri olan burjuvazinin atadığı sendikacı, gençliğinde solculuk oynayıp biraz kocayınca soluğu yurt dışında alıp devrimci klasikler okuyarak devrimcilik oynamayı bile beceremeyen abilerim, ” Barış ve kardeşlik ” sloganlarıyla kandırılan hümanistler,( sadece halklar barışır ), sınıf bilincinden yoksun Feministler, sınıfın içinden çıkmamış , işçi sınıfına yabancı olup önderlik üstlenmeye çalışan aydınlar, sistemin şakşakçılığını ve kuyrukçuluğunu yapmada sınırları aşmış , ”onur ” yoksulluğundaki yarışta pisliğe batmış yandaş burjuva medyası, bir burjuva devrimi olan Cumhuriyeti anlayamamış Statikocu sosyal demokratlar ve burjuva sosyalistleri, işçi ve emekçi kitleleri ayrıştırmada fitürsuzlaşmış ” din ‘ i kullanarak birliğe engel olan yobazlar, en büyük bölünmenin Milliyetçilik olduğunu anlaması imkansız olan Türk ve Kürt milliyetçileri , parlementodan medet uman kendileri için mücadele eden kitleye sırtını dönmekle yetinmeyip bir de düşman ilan etmiş işçi yığınları , işçinin alın terini taşerona peşkeş çekmiş devlet büyükleri, sermayenin tetikçiliğini yapmakta acımasız olan oligarşi, kutsallaştırılmış değerlerin gözlerini kör ettiği kendinden başka hiç kimseye yaşam hakkı tanımayan faşistler , ENTELLEKTÜEL GEVEZELER, alayınıza Dino Tello’nun selamını getirdim.

  2. Yemin billah, yorum; yazımdan daha uzun, daha karmaşık, daha anlaşılmaz ve daha sexapel duruyor. Köşeyi sana 5000 tl ye devredeyim bu iş burada bitsin. ( Az da olsa pazarlık payı vardır. Ölü alıcılar araya girmesin lütfen!) Selamlar hürtmetler 🙂

Dino Tello için bir cevap yazın İptal

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz