Ana Sayfa Edebiyat Öykü Hipernova

Hipernova

Lita, sahnenin tam ortasında dizlerinin üzerine çöktü. Her yer kapkaranlıktı ve üzerine beyaz bir ışık vuruyordu. Ezberlediği tüm cümleler aklındaydı. Bu oyunu yıllardır oynuyordu. Tek başına sahnede, karanlıklar içinde hem de korkmadan. Tam da bu sahnede bağırıp yalvarması gerekiyordu tanrıya.

“Tanrım kaçacak yerim yok. Kendimden bile kaçamıyorum. Sana sığınmak kolay olur sanmıştım. Ne kadar da uzun cümleler kurulmuyormuş yüzüne ve ne kadar da susulmuyormuş. Çaresizim. Bir yolum yok. Biliyorum tanrım… Bir son gelirse işte bu söyleyemediklerini gözünden akıtmalarından gelir.”

Yapmadı. Ezberlediklerini söylemedi. Lita, söylemesi gerekenleri söylemişti. Şaşkındı ama tarifi olmayan bir rahatlık vardı üzerinde. İçinden geçenler birden ağzından çıkıvermişti. Bir tek an vardı kendini anlatabileceği. O da bundan yararlanmak istemişti beli ki. Henüz ışık onun üzerindeyken ve henüz insanlar dikkatini kaybetmemişken konuşmak.

“Unutmak istiyorum. Baş edemediğim her şeyi unutmak. Veda etmek istiyorum tüm kırgınlıklarıma. İçimdeki yaraya henüz ışık düşmemişken her şeyi yüreğimin ertesinde bırakmak istiyorum.”

Lita bunları söylerken başta çok korkmuştu. Ancak kimse onu durdurmadı. Kimse ona yanlış bir şey yaptığını da söylemedi. Bir kişi bile asıl söylemesi gerekenleri fısıldamadı arkasından. Üzerindeki ışık da sönmemişti. Lita bundan cesaret aldı. “Kendi zamanımı kendim yaratacağım. İşte tam da şu an benim zamanım,” diye geçirdi içinden. Ayağa kalkması ve onu seyredenlere seslenmesi gerekiyordu. Ezberlemişti bunları. Kaç kere oynamıştı kim bilir bu sahneyi. Aslında Lita da tam olarak bunu yapmak istiyordu. İnsanlara bir şekilde seslenmek.

“İnsan tekil mutsuzluklara yenilebilir, yalnızlığı içinde kaybolup sürüklenebilirdi. Ama muhakkak cevapları olmalıydı hepsine. Aynada gördüğüyle yüzleşmeliydi mesela. Neden sorusuna bir cevabı olmalıydı. Söylediği sözlerin manasıyla karşılaşmalıydı. İçinin bahçesinde tutuşan zamanla yarışmalıydı. Kendine duymak istediklerini değil duyması gerekenleri anlatmalıydı. Sonra duyurmalıydı sesini yankılanabilecek her yerde.”

Lita, içinden geçirdikleriyle adeta zamanı durdurmuştu. Doğru anı yakalamak fikri bir hiçti artık. Hep bunu beklemişti. Ama şimdi kararlıydı, kendi anını kendisi yaratacaktı tüm yaratılmışlara inat. Bu hissi sevmişti ve bu his onu gittikçe daha da güçlendiriyordu. Durmaya ve susmaya niyeti yoktu. Ayağa kalktı. Sahnedeki ışık daha da kuvvetliydi sanki. Ve Lita daha da farklı bir kadındı şu andan itibaren.

Bu sefer o konuşacaktı. Ve tüm dünya dinlemek zorundaydı… Bir saniyesini dâhi kaçırmadan dinlemeliydi, gökyüzünde süzülen bir kuş bile. Yeni doğmuş bir bebek ağlamasından vazgeçmeliydi Lita’yı dinlemek için. En öfkeli anında ağzından tek bir ses çıkmamalıydı herhangi bir adamın ve gözünü bile kırpmamalıydı bir kadın ağlamasının en feryat figan anında. Çünkü tutunacak tek bir dalı bile bırakılmamış bir kadın gülleri uyutacaktı ninnisiyle… Bu bir isyandı ve bunun bir rengi bile vardı. Bu bir yakarıştı ve bunun bir ezgisi bile vardı. Bu bir duaydı ve kimse bilmiyordu Lita’dan başka.

“Her şey beni yalnız bıraktığında kalbime sığındım. Tanrım bu söylediklerim boğazıma düğümlenirken sana sığınmadığım için bana kızamazsın. Yalnızlıklar biriktirdim. Hepsinde bir tek ben vardım yanımda. Hep beraber atlarız sandığım tüm uçurumlardan bir tek ben atladım. Bir tek ben düştüm düşülebilecek tüm yüksekliklerden. Şimdi ben kendimi geride bırakıyorum tanrım. Bana ağır gelen ne varsa hepsini içimde özenle sakladım. Beni yaralayan ne varsa sevmeye devam ettim. Affımı geride bırakıyorum. Ey insanlar, sessiz kalıp sizi affedemediğim için bana kızamazsınız.”

Lita sözünü bitirir bitirmez ışık söndü. Karanlık artık çok da korkutucu değildi. Lita üstünü başını düzeltti. Işıklar açıldı. Kimse yoktu. Lita bunun farkında bile değildi. Garipsemedi. Ama kimse yoktu. Sesini duyurduğu için içi çok rahattı. Ama etrafta kimse yoktu. Kendini ilk kez bu kadar duyulmuş hissediyordu. Ama duyan kimse yoktu. Selam verdi Lita. Ve yukarı doğru baktı. “Bu bir veda değil mi,” diye sordu. “Hipernova,” dedi bir ses. “Büyük yıldız ölümü.”

Bu Yazı İçin Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz