Şiir

MUŞ’LU GELECEK ZAMAN

Satır başlarında başı vurulmuşlara

Kanlı tangolarda aşka tutulmuşlara

Ve kimonolu kudurmuşlara haber verin!

Çarmıhımdan yeni indim

Kanlı imgeli çivilerim ve tacımla.

Kapkaranlık bir çağda,

Apaydınlık gecelere…Amannn be!

Salın gitsin ağalar; kinimizce dönsün dilimiz

Ne yar yazılsın artık

Ne de kan kızıl şarap.

Bülbül diyen vurulacak,

Hasret yasaklanacak tüm lügatlerden

Mezar kazılacak sadece mezar:

İlkbahar yaz modası için mezar taşları

Biriktirilmiş gözyaşlarından yapılacak

Az kullanılmış şair cesetleri için.

Paris, Londra ve Münih denmeyecek

Satılacak ikinci el naylon üsluplar

Asılacak seçkin olmayan seçki kurulları

Bir kâbus gibi dolanıp ayaklara

Saçaklardan korkuyla süzülmek de yok

Edebi iklimin loşluğunda veya leşliğinde:

Yazları sıcak ve kurak

Kışları zıkkımın kökü gibi de olsa,

Muş’lu gelecek zaman diye başlayacak masallar(!)

Herseklerce bilinsin,

İnsan sever engereklerin

Hal bilen akreplerin 

Dost canlısı çıyanların diliyim artık.

Palavracı şiir sokaklarında

Çalınıp korkuyla kaçılan kapıların ziliyim.

Emeğe el basıp edilecekse yemin,

En kokan irinleriyle nice kanlı zemin

Şiir komisyoncularınca paklanacak.

Aklanacak ama yalanmayacak

Tutulacak çanak!

Bir ömre ayna tutulacak…

Dedim ya,

Çarmıhımdan yeni indim.

Yol yorgunuyum biraz da.

Lakin emrimin acelesi var:

“Tez zamanda başı vurula” şarkın

Kendisine müptela garbın

Ve sembolik zırvasıyla sudaki şavkın.

“Ah bilmiyorlar efendim bilmiyorlar”

Diyene haddi bildirilmeli,

Görülmeli hesaplar, ukde kalan cevaplar…

Göstermelik sevaplar adına

Beni taa kaç katlı gökten indiren davarlar(!)

Haberiniz olsun çarmıhımdan yeni indim.

Bu yolda sendikasız havariler edindim

Biraz da vergi borçları.

Sözümden daha kıymetli senet,

Vesikalı kanlı iktisattan

Ve sanattan umduğunuz medet dahil

Her şeyi yok sayıyorum.

Pavyona düşmüş şiiriniz için dua,

Ölmüş edebiyata temenni

Ve metafizik bir zırvada fenni tavsiye ediyorum.

Elbette ki yâre bir çift sözüm var:

“Ne sevdiği belli ne sevmediği”

Bir karar verip de ikrarda dursun

Aklı ve yüreği el vermediği.

Olmuyor efendim, canım olmuyor!

Ne vezin ne imge kalkmıyor şaha

Muş’lu gelecek zaman ki

Varto’dan, Bulanıktan bu yana

Ne diyeyim daha?

Sıkıcı bir iklimden yüzünü sürsem

Sağaltılmış acılarımla

Ve doğum değil ölüm sancılarımla

Yârden de vazgeçtim.

Baba, oğul ve rezil sanatınız adına

Çarmıhıma geri dönüyorum

Haberiniz olsun, ölüyorum:

Adım mı dediniz bayım? Ben şiiriniz!

Yazar: Abdulkadir LALOĞLU

Diyarbakır doğumluyum, 36 yaşındayım, evli ve bir çocuk babasıyım. Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bir okulda Teknoloji ve Tasarım, özel eğitim kurumlarında da (yaklaşık 15 yıl) Eğitim bilimleri hocalığı yapmaktayım. Şiire ve edebiyata çok yakın olmasalar da tasarımı sanat, eğitim bilimini de ruhsal alt yapı materyali olarak kabul edip şiir denemeleri yapmaktayım. Daha önce Edebiyatist ve Songemi dergilerinde şiirlerim yayınlandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir