Ana Sayfa Edebiyat Şiir Reddiye-İ Divan

Reddiye-İ Divan

Bülbül koşuyormuş gülün peşinden
Gazeller nakşetmiş hilal kaşından
Bakıp utanmadan geçmiş yaşından
Buna divan denmez kıran denilir

Saraylı evlenir surname gerek
Köteği yiyince” Harname” gerek
Edip değil bunlar soysuz engerek
Buna divan denmez viran denilir

Şeyhülislam olmuş şarap yazıyor
Dişi eşek görse hepten azıyor
Ahretini yakmış mezar kazıyor
Buna divan denmez azan denilir

Elinde nasır yok, beli yağ tutmuş
Halkı ölmüş kalmış hepten unutmuş
İki beyit yazmış çok haram yutmuş
Buna divan denmez kızan denilir

Padişah çanağı hiç aşınmıyor
Yalayan dillerden söz taşınmıyor
Mısıra sürgün zor, hiç kaşınmıyor
Buna divan denmez Fizan denilir

Hamsesi var diye tapılan sığır
Doğru söze kördür istersen bağır
Aruzu kusurlu, lisanı ağır
Buna divan denmez hazan denilir

En sözü keskine vermişler akçe
Sonra vakit geçmiş kısmışlar sertçe
“Şikâyet” yazılmış o anda mertçe
Buna divan denmez sazan denilir

Hep savaş, hep sefer şiir mi şer mi?
Ben ozanım diyen “Hünkarım” der mi?
Açlıktan ölmek mi sarayda yer mi?
Buna divan denmez sızan denilir

Devşirilen devrin kavukluları
Zararlı haşere kabukluları
Bitmez halk malıyla savruklukları
Buna divan denmez yazan denilir

Bir avuç softanın üç beş mollanın
Seferde oklanıp yolda kalanın
Anladığı sanat, bu mu yalanın?
Buna divan denmez uzan denilir

Katranı kaynattık ve oldu şeker
Kimine tükürsek birine çeker
Yurdundan bihaber hep teker teker
Buna divan denmez kazan denilir

Çoğu hep yalaka, azın hicvi sert
Kimi padişahı hep eylemiş dert
Bir tımar kapmaya baş eğen namert
Buna divan denmez ezen denilir

Süslü nesir diye uydurulan dil
Sembolü gül suyu ve ipek mendil
Tazarrunameymis gel de biraz gül
Buna divan denmez izan denilir

Saray sofrasında vakanüvis
Tarih uydururlar ne sahih ne us
Peçeci, Naima kuşlardan tavus
Buna divan denmez yolan denilir

Nice sehrengizde övülürken yurt
Acem şehirleri kanlı kuduz kurt
Ecel geldi ise hiciv ile dürt
Buna divan denmez boran denilir

Gazavat yazılır fars lisanıyla
Mübalağası çok, yalan kanıyla
Müptezel, tarafgir, rezil yanıyla
Buna divan denmez düzen denilir

Şarkı şarktan gelmiş bilmem türküyü
Enderunlu Vasıf sezmiş öyküyü
Aşk ve şarap ucuz lakin kör büyü
Buna divan denmez üzen denilir

Türk-i Basit demiş sahih bir ozan
Hiç kıymet görmemiş sanatta hazan
Hep el üstündeymiş Arapça yazan
Buna divan denmez süzen denilir

Atlası, libası, ipek kumaşı
Beyzadedir hepsi, haramdır aşı
Baki’dir bu kirli düzenin başı
Buna divan denmez yazan denilir

Haddimi aşmadım az bile dedim
“Edip edepliymiş” bu nushu yedim
Kibirden Ölmüşler Nabi’yle Nedim
Buna divan denmez kazan denilir

Özüne öykünmez, bedevî sever
Asli Orta Asya, ruh çölde gezer
Hep Lale Devri mi masalsı her yer
Buna divan denmez izan denilir

Nice genç özenir şaraba aşka
Gerçek ciftbozandır, şiirler başka
Alayınız diri yüzülse keşke
Buna divan denmez kıran denilir

Fildişi kulede tenkit olur mu
Olsa bile bunlar yeri bulur mu
Sülük tezkiresi sahih durur mu
Buna divan denmez kızan denilir

Mesnevî yazmayı saymak maharet
Akıl karı mıdır övmek hararet?
Taptığınız sanat bence taharet
Buna divan denmez yüzen denilir

Devri âlem etmiş bilmem kaç yılda
Nice altın yemiş gemide salda
Seyahat ettin de ne var ki bunda
Buna divan denmez düzen denilir

Ekmeği aş eden köylüyü yazmaz
Öşürle ezilen insanı bilmez
Dilinde hep şarap halkını görmez
Buna divan denmez kızan denilir

Kasiden övülse bir kese altın
O da olmadıysa neylesin bahtın
Elbet yıkılacak taptığın tahtın
Buna divan denmez susan denilir

Sözün musiki elbet var ama
Halkının boynuna olunmaz kama
Beyzaden geçiyor(!) Defol çık cama
Buna divan denmez yağdan denilir

Sümbülzade gibi saydırsam bir bir
Dilim kılıç olsa sözlerim demir
Şiiri yazdıran değildir emir
Buna divan denmez hayvan denilir

Kadiri Garib’in dilin ayarı
Birazdan cahiller kasar duyarı
Ben insanım, sevdim insan sayarı
Buna divan denmez kusan denilir

Önceki İçerikMavi Bisiklet
Sonraki İçerikYolun Kendi
Abdulkadir LALOĞLU
Diyarbakır doğumluyum, 36 yaşındayım, evli ve bir çocuk babasıyım. Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bir okulda Teknoloji ve Tasarım, özel eğitim kurumlarında da (yaklaşık 15 yıl) Eğitim bilimleri hocalığı yapmaktayım. Şiire ve edebiyata çok yakın olmasalar da tasarımı sanat, eğitim bilimini de ruhsal alt yapı materyali olarak kabul edip şiir denemeleri yapmaktayım. Daha önce Edebiyatist ve Songemi dergilerinde şiirlerim yayınlandı.

Bu Yazı İçin Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz