Ana Sayfa Edebiyat Eleştiri Retorik Tarihinin Önemli Dönemleri

Retorik Tarihinin Önemli Dönemleri

Retorik daha ortaya çıkar çıkmaz parçalanmıştır. Retorik ve türlerin ayrılması olarak kanıtlama karşılığı kısa sürede birliğini dağıtmıştır onun.

Yunanlılara göre retorik siyasette oyların çokluğunu, toplumda araçların amaçların tartışılmasına dayanan demokrasinin olabilirliğini temsil eder. Platon bu disiplini pek sevmez. Aristoteles ise yararlı bulur ve felsefeyle bağdaştırmak ister onu, çünkü ona göre ortak çıkar demokratik topluluklar içinde herkes tarafından tartışılan sürekli bir gelişmenin ürünüdür. Her halükarda, doğuştan ayrıcalıklı olanların ya da talihin ayrıcalıklı kıldığı insanların durumu hemen anlaşılabilecek bir olay değildir. Cicero ya da Quintilianus dünyasında ethos’un saltanatı hüküm sürmektedir, bununla birlikte, birincisi sonu gelmekte olan cumhuriyeti temsil eder, öbürü ise bir buçuk yüzyıl sonra doğmakta olan imparatorluğun temsilcisidir. Cicero’da retoriğin ayrıcalıklı alanı hukuk ve bir davayı savunma sanatıdır, Quintilianus ise daha çok etkilemeye yönelik figürlerin istilasındaki saraya özgü bir hitabet üstünde durur. Retorik egemen bir düşünce modelinin silinmesiyle ve başka bir modelin beklenmesi sırasında ortaya çıkar. Yunan mitolojisi kendisini bir kurgu olarak empoze ettiğinde ve gerçek anlamda bir mitoloji gibi kabul edilmez olduğunda retoriğin, ancak gerçek olduğu düşünülemeyecek bu dilin analizi ve betimlemesi gibi ortaya çıkması anlaşılabilir bir şeydir. Öte yandan, ideolojik anlamda herkes için geçerli olan tek bir söylem olmadığından, insanlar aynı soruyla ilgili olarak farklı düşünceler geliştirirler ve doğru olduğuna inandıkları cevapları getirerek tartışırlar birbirleriyle. Sofistlerin Yunanistan’ı, Aristoteles’in sistematizasyonunda özgür ve kendi kaderini kendisi belirleyen bir siteyle son bulmuştur.

Eski skolastik-teolojik modelin de çökmesiyle retorik Rönesans’ı andıran bir gelişme gösterecektir. Retoriği çok fazla etkilemiş olan ideolojiler Berlin Duvarı’yla birlikte çöktüğünde XX. yüzyıl için de aynı şeyin geçerli olduğu söylenebilir. Toulmin ve Perelman bu yenilenmeyi önceden haber vermişlerdir. Onların yaklaşımı logos üstünde odaklanır. ABD’de ve Burke ethos’un rolünü ön plana çıkarırlar. Buna karşılık, Amerikan retoriği ya da yorumculuğu özellikle dinleyicinin, okuyucunun, muhatabın –kısacası pathos’un rolü üstünde durur. Bu bölünme Rönesans’ta olup bitenleri hatırlatır, çünkü ethos, pathos, logos dağınık bir düzen içinde, bir kez daha ön plana çıkarlar. Rönesans’ta kanıtlama –diyalektik- yavaş yavaş ortadan kalkar, yöntem söylevi ve bilim tarafından yutulur. Ethos ya da pathos kaygısı içindeki retoriği ise çok kısa süre içinde ahlak ve din yutmuştur.

Bu arada retoriğin birliği ve temelleri olan ethos, pathos ve logos’tan bahsedecek olursak:

I- Ethos Ya da Cisimleşmiş Ben:

Yunanlılara göre ethos ben imgesidir. Yani karakter, kişilik, davranış özelliklerini temsil eder ve yaşam ve amaç tercihidir (dolayısıyla da etik, diyebiliriz).

Bütün bu terimler pek birbirlerine bağlı gözükmez ama özellikle bir soru doğururlar; retorikle ne ilgisi vardır bunların? Kısacası, ethos tam olarak ne anlama gelir ve niçin hatibin rolüne benzetilir onun rolü?  Ve hatip kimdir? Tartışma yaratan ve üstünde tartışılan sorulara cevap vermesi gereken kişi. Bu yetenek uzmanlıktır, ama sadece tam anlamıyla hatiple özdeşleştirilemez; konuşma boyutu daha karmaşık biçimde yapılanmıştır. Ethos, bir alan, bir düzey, bir yapıdır –kısacası bir boyuttur-, ama bu fizik olarak bir dinleyiciye hitap eden biriyle, hatta bir metnin arkasına gizlenen ve bu nedenle sonuçta “varlığı” pek önemli olmayan bir yazarla bile sınırlı değildir.

Ethos genel olarak dinleyicinin özdeşleştiği biri gibidir ve bu durum, sonuçta, tartışılan soruya verdiği cevapları geçerli kılar.

II- Pathos: Hatipten sonra dinleyici.

Pathos’tan söz etmek dinleyicinin ancak tutkularıyla var olduğu anlamına gelebilir. Mutlaka böyle değildir bu. Ethos cevaplara gönderme yapar, pathos ise soruların kaynağıdır ve sorular tutkuların, heyecanların ya da fikirlerin tanıklık ettiği birçok nedenle ilişkilidirler. Ama retorikte “tutku”dan ne anlaşılması gerektiğini belirtmek gerekir.

Bizi ilgilendiren bir soru en azından olası iki cevap (evet ve hayır) içeren bir alternatif sunar ve Retoriğin temelidir. Bu alternatif, öznellik bağlamında hoşnutluk ve hoşnutsuzluk çiftiyle ifade eder kendisini. Tutku gibi heyecan da cevap olarak sorulmuş soruyu dönüştürür ve dolayısıyla bir yığın renk katar ona: Korkudan, umuttan, nefretten, sevgiden, umutsuzluktan, kıskançlıktan ve daha bir yığın başka tutkudan söz edilir. Ama tutku hoşnutluk ve hoşnutsuzluk açısından görülen bir sorunun öznel ifadesiyle başlar: Cevap olarak bu soruyu yok eder ve ona özel ve öznel nitelikler yükler, tıpkı, yukarıda tutkular konusunda söz ettiklerimiz türünden… Böylece, zevk ve sıkıntı karmaşıklığı, bütünüyle retorik biçimde de olsa, sorudan cevaba geçilmiş olması nedeniyle alternatif şemasını aşan tutkular gibi bütün heyecanların kompozisyonuna girer.

Sonuç olarak, pathos retoriğin bir boyutudur ve şunları içerir:

  1. Dinleyicinin soruları.
  2. Bu sorular ve cevapları karşısında hissettiği heyecanlar.
  3. Kendisine göre bu soruların cevaplarını doğrulayan değerler.

III- Logos:

Logos soruları ve cevapları farklılıklarını koruyarak açıklayabilmelidir. Öneri ve yargıyı düşünce ve söylemin birliği olarak düşünmemek gerekir artık. Bunlar kesinlikle cevaptır ve bu özellikleriyle çözerken, ortadan kaldırır gibi gözüktükleri sorulara gönderme yaparlar. Konuşan ya da yazan birinin kafasında her zaman bir soru bulunur ama mutlaka dile getirmez bunu, çünkü amaç değildir, bu kişi soruyu çözen ya da çözen şeyi söyleyendir. Aynı şekilde, her cevap kendisini doğuran soruyla özgürlüğüne kavuşur ve dolayısıyla başka sorulara gönderme yapar. Bu nedenle bir önermeye apokritiko-problematolojik çift denebilmiştir. “Apokritik” Yunancada cevap veren, çözen anlamına gelir. “Problematolojik” bir soruyu açıklayan ama aynı zamanda sorun demektir. Belki de, bir kısır döngü tehlikesiyle aynı anda ikisi birden. Bu durumda başlangıç noktasına dönülür, çünkü cevap çözdüğü kabul edilen soruyu açıklar ve bu durum biraz bir yargıcın bir zanlıya olay henüz kanıtlanmamasına rağmen karısını niçin öldürdüğünü sormasına benzer. Buna bir mantık hatası denilebilir. Çözüldüğü varsayılan soru çözülmesi gereken sorunun aynısıdır, yargıcın sorusu ayırır bunları, dolayısıyla kısır döngü vardır burada.

Kısaca logos, sorusu olduğu şeylerin tümüdür. Her yargı sorulan bir soruya cevaptır ve sorulmayan ve iletişimi mümkün kılan sorulara özet şeklindeki sözcüklerden oluşur. Cevaplar soruları cevaplarken başka sorular da getirirler; gerçek anlam temel önermeyle eşdeğerdir, mecazi anlam yeni bir soru gerektirir, çünkü mecazi anlam olabilmesi için cümlenin başka bir soruya gerçek bir cümleyle cevap vermesi gerekir.

Retoriğin Bölümlerinin Temeli Olarak Ethos-Pathos-Logos Eklenmesi:

Retorik sanatı genellikle beşe ayrılır:

  • Yaratma
  • Düzenleme(ya da anlatma)
  • İfade biçimi (üslup)
  • Eylem
  • Bellek
Önceki İçerikMatrix 20 Yaşında: Gerçeğin Çölüne Hoş Geldiniz
Sonraki İçerikHavin
Salih Aydemir
1967’de doğdu. 9 Eylül Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitirdi. T.B.M.M’de danışmanlık yaptı. İşsizler Derneği Genel Başkanlığı’nı yürüttü. 2000 yılına kadar çeşitli şiir dergilerinin yayın süreçlerinde yer aldı. 2000 yılından beri Öteki-Siz Dergisi’ni çıkartıyor. 2007-2011 yılları arasında Uluslararası(UNESCO) Türkiye PEN Yazarlar Derneği Denetleme Kurulu Üyeliğini ve Barış Komitesi başkanlığını yürüttü. Anadolu Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü öğrencisi… Şiirleri, İngilizce, Fransızca, Almanca, Çince, Kürtçe, Rusça ve İtalyanca dillerine çevrilmiştir. kitapları: (H)içlenmeler (Şiirsel Denemeler) (İlgi Yayınevi, 2000) , Meriç Hanım (Şiir) (Öteki-siz yayınevi, 2002), Hüzünlü Isırgan (Şiir) (Şiirden Yayınları, 2007) , Akıntılar (Deneme) (Babil Yayınları, 2009), Dilbendi (Şiir) (Şiirden Yayınları, 2009) , Gölge Göçü (Şiir) (Şiirden Yayınları, 2014) , Kırık İğne (Şiir) (Noktürn Yayınları, 2015) , Sessizliğin Laneti (Şiir) (Artshop Yayınları, 2017), Akıl Ayazı (Şiir) (Etikus Yayınları, 2005 ve Kaos Çocuk Parkı, 2018) , Araz (Şiir) (Kaos Çocuk Parkı, 2018).

Bu Yazı İçin Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz