Ana Sayfa Edebiyat Eleştiri Retorik ve Şiir (2)

Retorik ve Şiir (2)

Retorik Sanatının Eleştirisi

Sokrates’in retorik sanatını kıyasıya eleştirdiği ve Platon tarafından aktarılan uzun diyalog, Sokrates’in bir sofist olan Kallikles’in evine gelmesiyle açılır. Kairephon tarafından agorada oyalandığı için Gorgias’ın yaptığı konuşmayı kaçıran Sokrates’in amacı zaten konuşmayı dinlemek değil, meşhur hatibi retorik konusunda sıkıştırmaktır. Ancak Gorgias’ın uzun söylevinden sonra çok yorgun olduğunu ileri süren Polos, Sokrates’in sorularını kendisi yanıtlamak ister. Sokrates’in öncelikle öğrenmek istediği, retorik sanatının konusunun ne olduğudur:

Khairephon– peki soruyorum: Gorgias da kardeşi Herodikos gibi aynı sanatı uyguluyorsa Gorgias’a ne diyebiliriz? Kardeşine ne diyorsak onu değil mi?

Polos– Evet.

Khairephon– Öyleyse ona hekim dersek doğruyu söylemiş oluruz.

Polos– Evet.

Khairephon– Sanatı Aglaophon’un oğlu Aristophon’un ya da erkek kardeşinin sanatıyla aynı ise o zaman Gorgias’a ne diyebiliriz?

Polos– Ressam, elbette.

Khairephon– Ama Gorgias’ın asıl sanatı nedir? Ona ne demeliyiz?

Polos– Bak, Kairephon, dünyada insanların deneyimle elde ettikleri sayısız sanat vardır. Çünkü deneyim, yaşamımıza, sanata göre yön verir, deneyimsizlik ise yaşamı rastlantıların akışına bırakır. Kimi insan bu sanatı kimi de şu sanatı seçerken, en iyi sanatları seçenler en mükemmel insanlardır. İşte Gorgias da bu mükemmel insanlardan biridir ve sanatı bütün sanatların en güzelidir.”

Tipik bir retorik örneği olan bu cevap elbette ki Sokrates’i tatmin etmez ve filozofun doğrudan Gorgias’a yönelmesine neden olur. Daha fazla ilerlemeden retoriğin neliğine ilişkin birkaç küçük açıklama yapmak gerekebilir: Sokrates’in cepheden saldırdığı retorik, kelime kökeni itibariyle yetenekli kişilerin yaptığı konuşma anlamı taşır ve ilk kez platon tarafından Gorgias diyaloğunda kullanıldığı öne sürülür. Yöntemsel açıdan Sokratesçi diyalektiktekinden farklı olarak retorlar karşılıklı konuşmazlar, bilakis, düşüncelerini kanıtlamak için uzun söylevler verirler. Hatta Sokrates bu nedenle henüz tartışmalarının başında Gorgias’ı “alışık olduğu gibi” uzun konuşmaması için uyarır. Uyarıyı dinleyen ve Sokratik yöntem kullanmaya ikna olmuş görünen Gorgias, Sokrates’in sorusuna karşılık, insanların özgür olmalarına ve hükmetmelerine yarayan bir sanat icra ettiğini, bu sanatın konusunu logosun oluşturduğunu ve insanları ikna etmeyi amaçladığını söylediğinde ise Sokrates’in karşı sorusu hazırdır: Peki, bu ikna’nın söz gelimi bir hastalıktan düçâr olduğuna hastasını ikna etmeye çalışan hekimin sanatından ya da sağlıklı olmak için spor yapması gerektiği konusunda kişiyi ikna etmeye çalışan beden eğitimi hocasının yaptıklarından ne farkı vardır? Aslında Sokrates’e bu soruyu sorduran -yahut Platon’un aklına yatmayan- şudur: Nasıl olur da kendisine özgü bir konusu bile olmayan, salt şekli bir sanat insan değerlerine ve amacına ilişkin yönlendirmelerde bulunabilmektedir?

Akıl Retoriğe Yabancıdır

 Sokrates’i, bir sofist sanatı olarak retoriği tanımlatmaya yahut tanımlamaya iten temel dürtü, felsefeyi sahtesinden ayırt etme arzusudur. Bunu yaparken ayıklama sanatını kullanacak, retoriği kendisine benzer görülen kavramlardan ayırarak, “çatlağı olmayan” bir noktaya getirecektir. Bu nedenle işe, ikna etmeye yönelik diğer sanatlardan başlar. Varmak istediği nokta, iknanın ürünü olan kanıyı felsefeyle ulaşılabilecek bilgiden ayırt etmek, onun değerden arî olduğunu göstererek retoriğin aslında yanıltıcı bir dalkavukluk sanatı olduğunu göstermektir.

İknanın önemini vurgulamak için Gorgias, Atina surlarının meslekten kişilerin değil Perikles’in tavsiyesi üzerine yapıldığını söyleyince Sokrates, hasmına bir övgüde bulunur: “Bu yüzden retorik gerçekten çok önemli bir sanattır.” İşte, Gorgias’un düşüşünün başladığı nokta da burasıdır. Sanatının övülmesi karşısında rehavete kapılan ünlü retorikçi, retoriğin kâdir olduğu şeyleri sayıp dökmeye başlar. “Örneğin bir hastanın karşısına”, der “bir hekim ve bir hatip çıksa, onu bahse varım hatip daha kolay ikna edecektir”. Bu, tam da Sokrates’in, aslında Platon’un da beklediği ifadedir. Bilgiye dayalı olmayan ikna ancak bilgisiz kalabalıkları etkileyebilir. Diyalektikle iki adım geri atılır: bilgi her durumda bilgisizlikten üstündür. Peki eğer öyleyse, üstün olmayan bir şeyi öngörüyorsa retorik ne türden bir sanattır? Sokrates cevap verir: aynı aşçılık gibi… Hekimle aşçı karşılaştırıldığında aşçı ne ise, filozofla retorikçi karşılaştırıldığında retorikçi odur. İnsana faydalı olan şeyleri yemeyi öğütleyen hekime karşılık, yedirdiği şeylerin vereceği zevki gözeten aşçı gibi retorikçi de insanları söz yoluyla mutlu etmektedir. Bu ise bir sanat değil -saldırının dozu artmıştır- dalkavukluk ve göz boyamacılığıdır; bilgili insanlar topluluğuna değil, cahillere yöneliktir. Sofistlerin sanatının bilgi değil kanı üretmesi, bunun da iknaya bağlı olması, sofizmin bünyesinde barındırdığı görelilik göz önüne alındığında anormal sayılmaz. Oysa gorgias diyaloğunu yazan platon, mutlak hakikatin peşindedir. Şeylerin özü hakkında kanaat değil, salt bilgi edinmek gerekir. Platon’u idealar kuramına kadar götüren, bu arayıştır: Herakleitos’tan beri değiştiği, akıp durduğu kabul edilen dünyada bir doğruluk arayışı… Böylesi temelden bir çelişki, Gorgias diyaloğunda konuşanın Sokrates kadar hatta belki ondan da fazla platon olduğu ihtimaline işaret etmektedir. Platon’un retoriği felsefeden ayırma isteği, Aristoteles’te tam tersine bir ifade bulacaktır. Aristoteles, retorik adlı eserine “retorik, diyalektiğin eşdeşidir.” diyerek baģlar. Retorik de hakikate ulaşmanın bir aracıdır. İnsanı kelimenin kötü anlamıyla “sofist” yapan bu aracı kullanması değil, kullanmadaki amacıdır. Ona göre retorik “belli bir durumda, elde var olan inandırma yollarını kullanma yetisi”dir ve bu anlamıyla başka herhangi bir sanat onun yerini tutamaz. Aristoteles, retoriğin temelinde bilgi olduğunu düşünmüş, bir anlamda Platon’un ayırdıklarını birleştirmiştir. Retoriği kuramsallaştırmış; Platon’un kişinin kendi amaçlarına ulaşmak için kullandığı bireysel bir sanat olarak retorik algısının yerine genel bir kanı, hatta kamuoyu oluşturmak için kuralları dâhilinde kullanılan bir retorik betimlemiştir.

Devlet’in bazı bölümlerinin de tanıklık ettiği gibi, etik ve politik konularda diyalektiği neredeyse matematikteki kadar kesin bilgilere erişmeye imkân veren bir yöntem gibi sunar. Bununla birlikte Platon’un, Sofistler’in kötüye kullandığı retoriğin yerini alabilecek bir “ak” retoriğe de işaret etti. Hocasının işaret ettiği bu imkânın peşinden giden Aristoteles Platon’un retorik hususundaki reddiyesi ve felsefenin yegâne yöntemi olarak diyalektiği yücelten yaklaşımı karşısında eleştirel bir tavır takınmıştır. Aristoteles, Platon’da âdeta göklere çıkarılmış diyalektiği tekrar yere indirmiştir. Bir bakıma retoriği felsefeye zararı dokunmayacak bir yönteme dönüştürerek “ıslah etmek” amacını gütmüştür. Netice itibariyle Aristoteles retoriği, uygulamaya dönük bilgiler arasında sınıflandırdığı politika ile yakından ilişkili görür. Yukarıda da incelediğimiz gibi, Aristoteles Platon’un tersine, diyalektiği kesin hakikatlere götüren bir yöntem olarak değerlendirmez. Ona göre diyalektik belirli kuralları gözeterek tartışmaktan ibarettir. Kesin kanıtlayıcı bir muhakeme sunmaktan ayrıldığı nokta ise, kabil (zorunlu olmayan, tersi de öne sürülebilir olan) hükümlere dayanmasıdır. Öyleyse şu soru akla gelir: diyalektiği, Sofistler’in muhakeme etme ve tartışma usullerinden ayıran nedir? Aristoteles’e bu soruyu sorabilme şansına erişseydik, mealen “mantığın kurallarına riayet etmesidir” şeklinde bir cevap vereceği şüphe götürmez. “İkna etme sanatı” olarak retorik, kesin ispatlama ile göz boyama ya da kafa karıştırma arasındaki bir üçüncü yol gibi görünmektedir: “Argümantasyon”. bir bakıma Sofistler’in nezdinde “her şey”, Platon’da ise “hiç” olan retoriğin abartılmadan ve küçümsenmeden de anlaşılabileceğini gösteren, yani bir bakıma onu yerli yerine oturtan Aristoteles olmuştur. Böylece Sokrates tarafından “Gorgias” diyaloğunun başında sorulan “retoriğin gücünün neden ibaret olduğu” sorusu, yaklaşık bir asır(!) sonra Aristoteles tarafından cevaplanmaktadır: Hatip tarafından ortaya konan muhakemenin şeklinden.

Retoriğin çağlar boyunca geçirdiği dönüşümün tasviri ortaçağ boyunca da retoriğe “trivium” adıyla anılan üç sanat (gramer, mantık, retorik) arasında mümtaz bir yer verilerek öğretildiğini kaydetmekle yetinelim. Cicero retorik sanatı üzerine kaleme aldığı de Oratore başlıklı kapsamlı incelemesinde, kâmil bir hatip olmak için çok bilgili, bilhassa da yasalara ve ahlâka ilişkin önemli meseleleri ele alabilecek donanımda olmak gerektiğine dikkat çeker. Ona göre, bu tür bilgilerle donanmış olmayan bir hatip ne kadar parlak ve canlı bir belâgat sergilerse sergilesin, neticede nutku tıpkı bir çocuğun boyunu aşan konularda konuşması gibidir.

Önceki İçerikDemlenmiş İzlenimler-1 (İsviçre ve Almanya’da Bir Edebiyat Eğitimcisinin Kültür Gezisi)
Sonraki İçerikArsız Münkir’e
Salih Aydemir
1967’de doğdu. 9 Eylül Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitirdi. T.B.M.M’de danışmanlık yaptı. İşsizler Derneği Genel Başkanlığı’nı yürüttü. 2000 yılına kadar çeşitli şiir dergilerinin yayın süreçlerinde yer aldı. 2000 yılından beri Öteki-Siz Dergisi’ni çıkartıyor. 2007-2011 yılları arasında Uluslararası(UNESCO) Türkiye PEN Yazarlar Derneği Denetleme Kurulu Üyeliğini ve Barış Komitesi başkanlığını yürüttü. Anadolu Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü öğrencisi… Şiirleri, İngilizce, Fransızca, Almanca, Çince, Kürtçe, Rusça ve İtalyanca dillerine çevrilmiştir. kitapları: (H)içlenmeler (Şiirsel Denemeler) (İlgi Yayınevi, 2000) , Meriç Hanım (Şiir) (Öteki-siz yayınevi, 2002), Hüzünlü Isırgan (Şiir) (Şiirden Yayınları, 2007) , Akıntılar (Deneme) (Babil Yayınları, 2009), Dilbendi (Şiir) (Şiirden Yayınları, 2009) , Gölge Göçü (Şiir) (Şiirden Yayınları, 2014) , Kırık İğne (Şiir) (Noktürn Yayınları, 2015) , Sessizliğin Laneti (Şiir) (Artshop Yayınları, 2017), Akıl Ayazı (Şiir) (Etikus Yayınları, 2005 ve Kaos Çocuk Parkı, 2018) , Araz (Şiir) (Kaos Çocuk Parkı, 2018).

Bu Yazı İçin Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz