Ana Sayfa Edebiyat Öykü Şaka

Şaka

Arkadaşını ikna ediyorsun. Gidip kendinize şeyhlerin giydiği beyaz entariden birer adet alıyorsunuz. Başınıza birer de sarık sarıyorsunuz. Teflerinizi alıp dağa doğru yola çıkıyorsunuz. Kafanıza koymuşsunuz, böyle yapmazsanız aç kalacaksınız. Ovada size ekmek olmayacağının kanaatine varmışsınız. Bu nedenle de şimdi dağ yollarına düşmüşsünüz. İnsanların pek uğramadığı köylere gideceksiniz. 

Ova ve dağın kesiştiği yerde kurulu olan bir köye varıyorsunuz. Teflerinizi çalıyorsunuz. Teflerinizden hışırtı ve gümbürtüler yükseliyor. Çocuklar etrafınızı sarıyor. Kasidelerinizi okumaya başlıyorsunuz. Çocuklar birden dönüp kaçmaya başlıyorlar. Yaklaşmakta olduğunuz evin köpeklerinden korkuyorlar.

Köpekler öyle bir saldırıyorlar ki ödün kopuyor. Arkadaşın bir avluya atarak kurtarıyor kendini. Köpekler senin etrafında dönüp duruyor. Seni yere devirmek için bir fırsat kolluyorlar. Arada bir tefini etrafında döndürüp hışırdatıyorsun ama kâr etmiyor. Adamın biri bir kapının önünde durmuş ve, “Hadi bakalım yalan değilse, köpeklerin sana saldırmamasını sağlamalısın. Hadi sevgili şeyh! Hadi ağzını bağla şunların!” diyor ve kahkahalarla düştüğün duruma gülüyor. Arkadaşın uzunca bir sopa bulup köpeklerin kafasına vuruyor. Sözleriyle sana, sopasıyla da köpeklere vuruyor. 

Kapıdaki adama seslenip, “Allahtan korkun yok mu senin? Şeyh olmazsak bile köpeklerin bize saldırmasına izin vermemeliydin!” diyorsun.

Camiye gidiyorsunuz. İkindi namazı vaktidir. Oldukça bilgili bir imamla karşılaşıyorsunuz!

Bu köyde size ekmek olmadığını hemen anlıyorsunuz. Size ekmek kapısı olacak başka bir yere doğru yola koyuluyorsunuz. Başka bir köye varıyor ve teflerinizi gümbürdetmeye başlıyorsunuz. Teflerinizin sesi ile köylülerin etrafınızda toplanmasını sağlıyorsunuz. Hemen onların yanında kendinize bir yer ediniyorsunuz. Sizden çok hoşlanan köylüler toplanıp bir karar alıyorlar. İmamlarını köyden kovup sizi onun yerine alacaklar. Zaten Ramazan ayı da geliyor. Sizinle çok eğlenecekler. Köy imamı kovulacağını ve zekâtın elden gideceğini görünce, köylüler onu kovmadan o eşyalarını topluyor. Arkadaşınla işi bozduğunuzu anlıyorsunuz. Ya imam giderse, kim cemaate namaz kıldıracak? İmamın evine varıp ona yalvarıyorsunuz. İmamı ikna edip gece yarısı köyden gizlice ayrılacağınızı söylüyorsunuz. İmamla bu konuda anlaşıyorsunuz. Ertesi gün imam köylülere, “Şeyhlerimiz, gâvurların eziyet ettiği bazı müslümanların yardımına gitmişler,” diyecek!         

Gece yarısından sonra köyün imamı sizi bir tarafa yönlendiriyor. Epey yürümüşsünüz. Birden üzerinize ateş açılıyor. Yaklaştığınız köyün kanlıları varmış meğer. Zaten entarileriniz de kaç metre öteden fark ediliyor. Köylüler olayın farkına varıp sizin şeyh olduğunuzu anlayınca sizi ağırlıyorlar. O köyde çok kalmıyorsunuz. Hemen hemen dağdaki bütün köyleri dolaşıyorsunuz.

Yeterince dolaşıp zekât topluyorsunuz.

Topladığınız zekâtı koyunlara, koyunları da paraya çevirmişsiniz. Birer at da alarak şimdi dönüş yolundasınız. Dağları ardınızda bırakmışsınız. Aşağıda, dağın eteklerindeki bir köyde geceyi geçirmek için bir evde misafirliğe kalmışsınız. Misafir olduğunuz evin sahibi yataklarınızı damda kurmuş. Onların yatakları da damda serilmiş. Her biriniz damın bir tarafındasınız. Gece yarısı evin sahibi kalkıp koyunlarını otlatmaya çıkarıyor. Adamın gece yarısı koyun sürüsünü otlatmaya çıkaracağını biliyorsun ve bunu bekliyorsun.

Öc alma peşindesin.

Konuk olduğunuz birçok evde arkadaşın doğru dürüst bir lokma yemek yemene izin vermemiş, yemek esnasında midenin bulanmasına ve sofradan kalkmana sebep olmuştu. Gittiğiniz her yerde arkadaşının etrafında dört dönüp, “Buyurun şeyhim, geçin geçin. Hadi bir döşek kurun ve yastık getirin şeyhime!” diyordun. O ise birçok yerde yemek sırasında mahsus burnunu karıştırıp midenin bulanmasına sebep olmuştu.

Şimdi o her şeyden habersiz ve eve döneceğiniz için çok mutlu. Her zamanki gibi derin derin uyuyor. Yine uzun donunu soymuş ve başucuna koymuş. Ona da Allah öyle bir huy vermiş işte; donunu soymadan kesinlikle uyumaz. Sen de arkadaşının donunu alıp getiriyorsun, konuk olduğunuz adamın uyumuş karısının başucuna koyuyorsun! Eh, beyaz don bu!

Sen üstünü çıkarmamış adamın dönmesini bekliyorsun!        

Adam dönüyor, koyunlarını avluya bırakıyor sonra da dama çıkıyor. Yorgan altından izliyorsun. Arkadaşının donu sanki, “Buradayım ben” diye bağırıyor. Adam kendi yatağının yanına varıyor. Elindeki sopa ile donu yukarı kaldırıyor, şöyle bir bakıyor ve kızgın bir şekilde size doğru geliyor. Yorganı üzerinden atıyorsun ve hooop diye kendini damdan aşağı atıyorsun. Atına binip kurtarıyorsun kendini. Neye uğradığını şaşıran arkadaşın ev sahibinden yediği dayakla acı çığlıklar atıyor. O da kendini kurtarıyor ve damdan aşağı atlıyor. Çıplak haliyle atın sırtına atıyor kendini. Kurtulduğunu anlayıncaya kadar durmadan atı dörtnala sürüyor.       

Bacaklarının arasındaki derinin hepsi soyuluyor. Artık yürüyemiyor da. O haliyle nasıl olmuşsa eve varmış! Şimdi yüzüstü yatağa uzanmış, karısı kuş tüyü ile bacaklarının arasına yağ sürüyor. Sen de pencereden onlara bakıp gülüyorsun!

Arkadaşın sana, “Ne oldu yine? Yine ne kurnazlık düşünüyorsun?” diyor.

“Hiiç!” diyorsun ve çay bahçesinden Mardin ovasına bakarak gülüyorsun!

Önceki İçerikDefrag
Sonraki İçerikFındık Tozu
Roni War
Ronî War; 1969 yılıda Mardin’in Derik ilçesinde doğdu. Nûdem, Kevan, Nûbihar, Kulîlka Ciwan, War, Dergûş, Tîroj, Kovara W, Ajda, Notos, Hayal gibi dergi ve gazetelerde çevirileri, öyküleri ve yazıları yayınlandı. Türkçe Eserleri: Kuyudaki Taş (öykü- Kürtçeden çeviri), Kuşların Talebesi Feqiyê Teyran (Roman-Kürtçeden çeviri), Mem ile Zîn (Roman- Kürtçeden çeviri), Dewrêş ile Edûlê (Roman-Kürtçeden Çeviri), Şahmaran (Roman-Kürtçeden çeviri) Kürtçe Eserleri: Jiyan Jê Difûriya ( Çîrok), Hemû Çîrok in ( Çîrok: Ji Tirkî werger) Kevnedostê min gumgumok (Roman: Ji Tirkî werger), Feqiyê Teyran (Roman), Mem û Zîn (Roman), Siyabend û Xecê (Roman), Tehar û Ziharê (Roman), Behlulê Dîwane (Çîrok-Berhev), Deftera Wenda (Çîrok-Berhev), Mele Nisredîn (Pêkenok-Berhev), Şahmaran (Roman), Şahê Dengbêjan Evdalê Zeynikê (Roman), Dewrêşê Evdî û Edûlê (Roman)

Bu Yazı İçin Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz