Şiir

Sanrı

Ayağım takılıp erken düşünce Dünya’ya

Hatrı olmayan şeyler hatırladım

Söylenmez hiç-biri,

Yine de söylesem diyorum,

Sus diyorsunuz.

Gökyüzü kızıla çaldığında,

Uçan kuşa söylemek geliyor içimden.

Vakit uçan kuş.

Hava hüzün.

Sus diyorsunuz yine.

Susuyorum.

İçime kaçıyor yaşlı cümleler,

Muzdarip konuşmaların esiri oluyorum,

Kazdığınız kuyulara atlıyorum,

Kuyulara düşüyorum.

Dilinizle kırdıklarınızı pamuklara sarıyorum,

Bir saatin akrebini tersine döndürebilseniz de siz,

Yere döktüğünüz o ‘artık’ zamanlara bile kıyamıyorum ben.

Ne kadar da farklıyız oysa,

Bazen ne kadar da aynı sanıyoruz.

Uslanmaz aklımla o taşa takıldığımdan beri, iyileşmez yaram

Ne bileydim ben değil, düştüğüm taş yaralı,

Ne bileydim bu kadar erken hatırlı dünya,

Avucuma bulaşan sert kabuktan bildim

Sertti dünya.

Açtığı derin yara aslında yolum.

O derin çukur doğumum.

Yeniden doğmak istedikçe atladığım çukurlarda,

Kabuk kabuk yeniden döküldüm yerküreye

Döküldükçe hafifledim, hatırsız vakitlerde

Dünyanın acısını çektikçe anladım.

Onun kabuğuymuş bunca zaman üstüme yapışan,

Hatırlı sandığım dünya taş-mış

Dünya yaralı.

Yazar: Zeynep Kesim

"Hacettepe Üni. Eğitim Fakültesi mezunu ve öğretmen. Birkaç yıldır çeşitli edebiyat dergilerinde yazı ve çizimleri yayımlanmakta. Bunlardan bazıları: Edebiyatist, Mikrop Dergi, Masa Dergi, Tezgah Dergi, Yalnız Dergi, Pastel, Kimliksiz..."

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir