Ana Sayfa Edebiyat Deneme Ubuntu

Ubuntu

Afrika’da çalışan bir Antropolog, bir kabilenin çocuklarına oyun oynamayı önerir ve ağacın altına koyduğu meyvelere ilk ulaşanın ödülünün o meyveleri yemek olacağını söyler. 

Onlara “Hadi, şimdi başlayın birinci olan ödülü alacak” der.

O anda bütün çocuklar el ele tutuşur, koşup ağacın altına beraber varırlar ve hep beraber meyveleri yemeye başlarlar.

Antropolog neden böyle yaptıklarını sorduğunda şu yanıtı verirler, Bu “Ubuntu” dur. Nasıl olurda diğerleri mutsuz iken birimiz o ödülü yiyebilir ki?

Nelson Mandela’nın çok kullandığı bu felsefik düşünceye göre;

Ubuntu’ya inanan bir insan diğerlerine açıktır, diğerlerine olumludur, diğerleri iyi ve yetenekli olduğunda tehdit altında hissetmez, onun daha büyük bir bütünün parçası olduğunu bilmekten gelen bir özgüveni vardır ve diğerleri aşağılandığında, küçük düştüğünde, zulme uğradığında ya da ezildiğinde kendini de aşağılanmış hisseder.”

insanların birbirlerine bağlılık ve ilişkilerine odaklanan etik ya da hümanist bir felsefedir Ubuntu. Sözcük Güney Afrika’daki Bantu dillerinden gelmektedir. Ubuntu klasik bir Afrika anlayışıdır.

“Ben, ben olduğum için sen, sensin” sloganı üzerinde şekil alır.

Şimdi dünyanın durumuna bakıyorum da ne zaman Ubuntu’yu unuttuk.

İklim değişikliği baş gösterdiğinde mi? Hayvanların türleri kaybolmaya başladığında mı? İlaç yerine silah satmaya başladığımızda mı? Sevgiyi paylaşmak yerine nefreti körüklediğimizde mi? Çalmanın erdemleştiği zamanımızda mı? Sınırlar arasına hapis ettiğimiz mülteci sorunu mu? Renkleri, cinsleri birbirinden ayırdığımızda mı?

İnsanın dış kabuğu olan derisini ortadan kaldırdığımızda geriye aynı kanı taşıyan insan topluğu görüntüsü çıkacaktır. Derimizin altında olan şey tamamen aynı. İnsanlığımızın da aynı olduğunu anlamak uzun zamanımızı almış olmalı ki minnak bir virüs hepimizin altını üstüne getirip bizleri pandemik bir hale sokunca aklımız başımıza geldi.

Acaba şimdi Ubuntu’yu hatırlayabilir miyiz?

Karşılıklı destek ruhu içinde birbirimizin refahı ve iyiliği için diğerini düşünüp gözetmeye değer verebilir miyiz? İnsanın kıymetini anlayıp, toplumsal ilişkileri insani açıdan değerlendirsek, doğaya ve onun kaynaklarına saygı duyarak yaşarsak acaba Ubuntu’yu gerçek kılmış olur muyuz?

No Future without Forgiveness kitabının yazarı Desmond Tutu’nun sözlerini dikkate alalım:

“Biz beraberlik için, birbirine bağımlı hassas bir iletişim ağında yaşamak üzere yaratılmışız. Bütünüyle kendine yeten bir insan, insan değildir. Çünkü hiç birimiz dünyaya mükemmel bir şekilde gelmeyiz. Ubuntu için en iyi şey, toplumsal uyumdur.” Tutu acaba bize Korona virüsünden kurtulabilecek aşının formülünü mü vermiş?

Sağlıklı günler hepimizin olsun ve İtalyanların dediği gibi, “Andra tutto bene” yani, her şey iyi olacak.

Yeter ki ben sen olduğumu hatırlayayım.

Önceki İçerikSerseri’m Tuhaf
Sonraki İçerikCenneti İkiye Ayıran Makas Gibi Dudakların
Stella Namet Abulafya
1971 İstanbul’da doğdum. Eğitim hayatım öyle çok şatafatlı değil, İstanbul Üniversitesi Dericilik bölümü mezunuyum ve mesleğimi hiç yapmayanlardanım. İşim gereği çok seyahat etmem insan hallerini gözlemlemeye imkân tanıdı, bu da beni yazmaya teşvik etti. Kanserle tanışıp haşir nesir olmamızın kurgusunu yazdığım “PENCERE" ve yola çıkma cesareti gösteren tüm ruhlar anısına yazdığım “3 NOKTA YOLDAN ÇIKANLAR” adlı basılmış iki kitabım mevcut.

Bu Yazı İçin Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz