Ana Sayfa Edebiyat Deneme Yorgunum

Yorgunum

Yorgunluğumu anlatacak tek bir kelimem yok. Öyle ki, yoruldum diyemeyecek kadar yorgunum. Bir şeyleri anlatamayacak kadar, hayattan zevk alamayacak kadar… Mutsuzum, gülen yüzüme inat içimde hıçkıra hıçkıra sebepsiz ağlayan bir kalp var. Belki sebebi de vardır. Ama o kadar alıştım ki duygularımı bastırmaya ne için üzüldüğümü ne için ağlamak istediğimi bile bilmiyorum. Bunları ne için yazdığımı da bilmiyorum. Ama anlatacak kimsemin olmadığını hissediyorum. Anlatsam bile anlamayacaklar. Zaten anlatabilsem önce kendime anlatırdım. Çok tuhaf ama beş dakika önce ne yaptığımı bile hatırlamamaya başlıyorum, çünkü gözümün içine bakıp yalan söylüyorlar ve yalan bir şeye neden inanmak istediğimin bir de hesabını soruyorlar.

İlkokul anılarımı, lise anılarımı, üniversite anılarımı hiç hatırlamıyorum. Biri hatırlıyor musun şunu yaptık dediğinde gülümsüyorum ama onu asla hatırlamıyorum.

Nasıl bir çocukluk geçirdim ne yaptım ne yapmadım okulda öğretmenlerim ne derdi arkadaşlarımla neleri paylaşırdım hiç hatırlamıyorum. Koca bir boşluktaymışım da sadece savruluyormuşum gibi; o boşluklar nasıl oluştu, neden oluştu, faili kimdi, kim olabilirdi? Bir balığın hafızası mühletinde unutuyorum.

Peki ya unutmak istediğim anlar, anılar nasıl her an gün yüzünde kalbimi acıtmak için bekliyor? Ben nasıl böyle unuttum geçmişi, kendimle ilgili her şeyi… Ben neyi unutmak istedim ki ve neleri unuttum!

Unutmaktan, unutamamaktan, ağlamaktan, ağlayamamaktan, anlatmaktan, anlatamamaktan ve tüm insanlardan yoruldum, hatta kendimden…

İnsan kendinden kaçar mı? Kaçmaz değil mi ama ben kaçıyorum, kendimden, yaptıklarımdan yapamadıklarımdan, hatalarımdan başarılarımdan ve tüm hayallerimden kaçmak istiyorum.

Beni tanımayan insanlarla dolu bir şehre gitmek istiyorum. Beni tanıdığını sanan insanlardan ve kendini tanıtamayan kendimden kaçmak istiyorum, çünkü kendini tanıtıyor ama yalan! Beni tanımlıyor yine yalan!

Bir insan neden hatırlamak istemez? Bir insan neden unutmak ister? Bir memlekette kuşlar cıvıldayıp ötmüyorsa, başaklar rüzgâr danslarında değilse, çocuklar sokaklara çıkmaktan korkmaya başlamışsa, aşk kentlerin kuytu köşelerine çekilmişse, zulüm sağanak bir yağmur gibi yağmaya başlamışsa, yalan ve hile sofranın başköşesinde kendine yer bulabilmişse ve zaman bütün bileşenleriyle yanı başımda cirit atıyorsa yorgunluğumu anlatacak tek kelime “Yorgunum” olur. Hafızamı anlatacak ilk kelime “Hatırlamıyorum” olur.

Hatırladıklarımı, gördüklerimi, yaşadıklarımı… Üzgünüm.

Bu Yazı İçin Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz