<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Metaforik Düşünce &#8211; Zamansız Dergi</title>
	<atom:link href="https://zamansizdergi.com/zamansiz-o-an/metaforik-dusunce/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://zamansizdergi.com</link>
	<description>Herkes İçin Edebiyat</description>
	<lastBuildDate>Thu, 20 Jan 2022 08:22:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://zamansizdergi.com/wp-content/uploads/2019/03/cropped-zamansiz_editor_100x100-1-32x32.jpg</url>
	<title>Metaforik Düşünce &#8211; Zamansız Dergi</title>
	<link>https://zamansizdergi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Habib-i Neccar’ın Methettiği Efkâr</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/habib-i-neccarin-methettigi-efkar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haydar Alper Eser]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Jan 2022 08:21:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Metaforik Düşünce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=10336</guid>

					<description><![CDATA[Kumbaramdaki bozuklukları tümletmeye gideceğim.Bundan ötürü büyüdüğümü düşündüm.Olgunlaştım, dertsiz başıma sinüzit aldım.Konfor alanında kalmama son bir hafta! Konfor alanım işgal edileli yirmi üç yıl! Elimi kumbaraya attığımda…İçinde bozukluk çıkması varlıktı.Evde kumbara bulunması varlıktı.Kumbara bulundurma fikri hatta.Bir şekilde para artar da…Harcanmaz diye düşünülmüştü. Yaşamımız ofsayttı, para üstüydü.Burası maddiyattan bağını kesmişti.Her şeyin kurusu makbuldü.Ekmeğin, insanın, vicdanın…Çölden şehre inmeme [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph">Kumbaramdaki bozuklukları tümletmeye gideceğim.<br>Bundan ötürü büyüdüğümü düşündüm.<br>Olgunlaştım, dertsiz başıma sinüzit aldım.<br>Konfor alanında kalmama son bir hafta!</p><ul class="wp-block-list"><li>Konfor alanım işgal edileli yirmi üç yıl!</li></ul><p class="wp-block-paragraph">Elimi kumbaraya attığımda…<br>İçinde bozukluk çıkması varlıktı.<br>Evde kumbara bulunması varlıktı.<br>Kumbara bulundurma fikri hatta.<br>Bir şekilde para artar da…<br>Harcanmaz diye düşünülmüştü.</p><p class="wp-block-paragraph">Yaşamımız ofsayttı, para üstüydü.<br>Burası maddiyattan bağını kesmişti.<br>Her şeyin kurusu makbuldü.<br>Ekmeğin, insanın, vicdanın…<br>Çölden şehre inmeme rağmen evcilleşememiştim.</p><ul class="wp-block-list"><li>Varoluşsal çöllülüğüm çıkmamıştı benimden!</li></ul><p class="wp-block-paragraph">Küfür ederken dil değiştiriyordum.<br>Medeni rolü yapıyordum.<br>Medeni rolüm bitince kendimleşiyordum.<br>Rüyalarımda konuşmuyorum.<br>Sessiz rüyalar görüyordum.<br>İşkencelerden korkuyordum.</p><p class="wp-block-paragraph">Rüyamda bir dirsek biner boğazıma diye korkuyordum.<br>Rüyamda büyük dilim kesilir de…<br>Küçük dilimle iletişim kurmam emredilir diye bekliyordum.<br>Böyle böyle rüyalarıma da işledi korku.<br>İçine korku karışan rüyaya kâbus derler.</p><ul class="wp-block-list"><li>İçine riya karışan insana peki?</li></ul><p class="wp-block-paragraph">Su sevmiyorum, sulak alan sevmiyorum.<br>Medeniyet istemiyorum, beni çölüme götürün.<br>Beni barbarlığımla evcilleştirin.<br>Beni ehlîleştirmek için özüme çevirin.</p><ul class="wp-block-list"><li>Özüm hırstır, özüm fenalık, özüm özün!</li></ul><p class="wp-block-paragraph">Şarap bardağını tutmayı beceremem.<br>Testiyle ya da şişeyle içmekten gelir tarihim.<br>Hurmadan tarif üretmeyi bilmem.<br>Açlığımı bastırmaya yarar dallarım.<br>Buldukça oruç açarım.<br>Oruç açmam için oruç tutmam gerekir mi?</p><ul class="wp-block-list"><li>Fiili bir ölüm için yaşamdan pek söz etmemeliyiz!</li></ul><p class="wp-block-paragraph">Ellerim cebimde gezerim.<br>Ayağım takılırsa ben bile tutmam beni.<br>Evden çıkmadan diğer beni de çağırırım gezmeye.<br>Bir ben hırçındır, diğerini yatıştırır.</p><ul class="wp-block-list"><li>Bir ben kırgın, bir ben hiddetli, iki ben üçe düşman!</li></ul><p class="wp-block-paragraph">İnsanlar bu benden birinden pek haz etmez.<br>Diğer beni de inatla sermem önlerine.<br>Sigara içmem ama bazen tütün koklarım.<br>Yoksulluğu romantik sayanlardan nefret ederim.<br>Yoksulluğa şiir yazanladan tiksinirim.<br>Şiiri duyguya satanlarla aynı masada duramam.<br>Duygunun içerisindeki düşünceyi itmiş olurlar gözümde.<br>Fikirsizlik, her şeyi romantik sayar.</p><ul class="wp-block-list"><li>Romantik sayan romantik satar!<br>Haklısınız, büyüksünüz, tüccarsınız bilirim!</li></ul><p class="wp-block-paragraph">Beni bu boşvermişlik öldürür.<br>Beni bu dertliliğin dertsizliği topa tutar.<br>Telaşlarınızı -mesleki kimliğim dışında- saçma bulurum.<br>İçimdeki ergeni öldürmeye çalışırım.<br>İçinizdeki ergen, kalbimin tuvaletlerinde duman tüttürür.<br>İçimdeki diğer ergenler korur tüten dumanı.</p><ul class="wp-block-list"><li>İçimde müdürler, yardımcılar ve kayyumlar barınmaz!</li></ul><p class="wp-block-paragraph">Havalimanlarını, sana dair güzel günleri düşünürken severim.<br>Senle gittiğim ilk ve son şehirden nefret ederim.<br>Aradakilere canımı veririm.<br>Sanırım yaşama dair algımı insan üzerinden kurmam…<br>Bir benimi etkisizleştiriyor.<br>Herkes içinde iki benle yaşıyorsa iyi ayakta duruyorum.<br>Zira bir benim sende kaldı.</p><ul class="wp-block-list"><li>Utanıyorum, isteyemiyorum.</li></ul><p class="wp-block-paragraph">Gelirsen benler eşitlenir.<br>Bu defa söz, biri birinden üstün olmaz.<br>Romantiklere sövmem, bende romantik olurum.<br>Acizliğimi beraberce şehre duyururuz.<br>Utanacak bir şeyin kalmamasının utancını yaşarız.<br>Gözümde sıcak yuva düşlerim.<br>Gözümde sıcak ekmek, sen!</p><ul class="wp-block-list"><li>Ama kış günü doğduğunu unuturum.<br>Ağustosun güneşi beni kavurur.<br>Ben inatla üşür dururum.</li></ul><p class="wp-block-paragraph">Geceleri odamın kapısını üstüme kitlerim.<br>Deprem ihtimaline dair korkum…<br>Güvende hissetme alanımın büyüklüğü ile ilişkisine yenilir.<br>Geceleri tek göz odada iki gözle seni misafir ederim.<br>İkindiye, üçündüye kadar eskileri konuşuruz.<br>Hatalarımızı anlatırız, bağırırız, içeriz!</p><ul class="wp-block-list"><li>Ortadoğu’ya yeni yeni savaşlar katarız.</li></ul><p class="wp-block-paragraph">Sabah uyanınca basit bir insan olduğunu anlarım.<br>Şifayı hastanelerde, kahkahayı fotoğraf karelerinde ararım.<br>Kahvaltıda bal gördüğüm an susup ağlarım.<br>Bal bana hep medeni gelir, gözünü aktarır.</p><p class="wp-block-paragraph">Gözünün renklisi medeni gelir bana.<br>Kahvaltının kendisi medeni gelir.<br>Ben kapkara halde bakarım bunca beyazlığın içinden.<br>Toplum grileşti mi bilmem, tonum tonuna zıttır.<br>Tekrar -yanyana- gelebiliriz ayrı yazmadan.<br>Sen, kurumsal kimliğine karşı daima benimdin!</p><ul class="wp-block-list"><li>Medeniyet ahlakçılıktır fakat ahlaklılık değil</li></ul>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gidişinin Üzerinden Otuz Dokuz Gün Geçti</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/gidisinin-uzerinden-otuz-dokuz-gun-gecti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haydar Alper Eser]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Dec 2021 07:31:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Metaforik Düşünce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=10234</guid>

					<description><![CDATA[İsmiyle aynı adla başlayan eserlerden…Çocukluğumdan beri pek haz etmem.Düzene bağlanamıyorum, kurala inanmıyorum.Kovulmuş insanın şerrinden kendime sığınıyorum! Gidişinin üzerinden otuz dokuz gün geçti.‘’Gidiş’’ yönelimi belirsiz bir kelime.Aşağı mı, yukarı mı, bu gitme ne zaman biter?Bizim buralarda aşağı giden, yukarı gider.Bizim buralarda yukarıdakinin huzuru için…Aşağıya sular dökülür, başlar eğilir, yaşlar düşer.Bizim buralar, bizim olmayan buralara çok benzer. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph">İsmiyle aynı adla başlayan eserlerden…<br>Çocukluğumdan beri pek haz etmem.<br>Düzene bağlanamıyorum, kurala inanmıyorum.<br>Kovulmuş insanın şerrinden kendime sığınıyorum!</p><p class="wp-block-paragraph">Gidişinin üzerinden otuz dokuz gün geçti.<br>‘’Gidiş’’ yönelimi belirsiz bir kelime.<br>Aşağı mı, yukarı mı, bu gitme ne zaman biter?<br>Bizim buralarda aşağı giden, yukarı gider.<br>Bizim buralarda yukarıdakinin huzuru için…<br>Aşağıya sular dökülür, başlar eğilir, yaşlar düşer.<br>Bizim buralar, bizim olmayan buralara çok benzer.</p><p class="wp-block-paragraph">Rüzgâr sarıyı iter, düşürür, çürütür.<br>Sarı, oyun sarhoşu çocuklar gibi yuvarlanır yerde.<br>Sarı, bir pike olur kaplar üstünü ve kımıldamazsın sen.<br>Sarı kusarım, sarı ağlarım, sarı kanarım!<br>Otuz dokuz günü tek bir renkle boyarım!</p><p class="wp-block-paragraph">Ben, rüzgâra ve sarıya inat buzdolabından korkarım.<br>Ben, ruhumun ayaklarına müdahale edemem.<br>Ellerim tutmaz kulpları, ışığa bakmam söndü mü diye…<br>İçeriden kimse kızmaz artık, açamam ve bozulur.<br>Gitmeden bıraktıklarını görünce otuz dokuz gözüm olur.<br>‘’Isıtır yersiniz’’ cümlen beni otuz dokuz defa vurur!</p><p class="wp-block-paragraph">İnsan, bir çeşit zaman dilimidir.<br>Hiçbir dünya ülkesinin kabul etmediği…<br>İnsan, bir çeşit unutkanlık simgesidir.<br>Gider, yiter, bekler, küser ve geçer.<br>‘’İnsan’’ ve ‘’zaman’’ tam kafiye oluşturur.<br>‘’İnsan’’ ve ‘’geçer’’ bezen birkaç yüzü buruşturur!</p><p class="wp-block-paragraph">Yaşamın dışındaki her şey iletkendir.<br>Yaşamın içindeki her şey değişken…<br>Varlık ve yokluk arasında büyük sözler söylenmemelidir.<br>Otuz dokuz gün geçti dedim hatırlarsan…<br>Otuz dokuz asırdır düzenliydin, temizdin.<br>Evine hiç girmeyen misafirlerin sorardı.<br>Hiç görmeyecekleri yerlerin temizliği kalırdı.<br>Zaman daima dardı, zaman insandı, in san dı!</p><p class="wp-block-paragraph">İstifçiye döndün otuz dokuzuncu gün.<br>Kavanozları değerlendirme gibi değildi bu.<br>Cep aynasız, yüz makyajsız, kesiksiz, şartsız, susuz…<br>Geri dönüşüme destek verilmedi, kimse geri dönmedi.<br>Yatağında izmarit buldum sabah, durdum, güldüm, sustum.<br>Dudağının değmediği tüm izmaritler kahrolsun!</p><p class="wp-block-paragraph">Kaç yaşına geldim, bilmiyorum.<br>Otuz dokuz günlüğüm, yeni doğmuşum.<br>Aşağıda havanın soğuk olduğunu düşüyorum.<br>Direniyorum, üstümü asla örtmüyorum!<br>Mutfağımdan bazı baharatları da çıkardım.<br>O bıçağı en son sen tuttun ve sonra bir şey kesmedim.<br>Dolaptaki sebzeler seni örnek almaya başladı.<br>İnsanlar pişmiyor ve dolabın içi beynim gibi, benim gibi…<br>Çürüyor!</p><p class="wp-block-paragraph">Ben, duvar, tavan ve doksan dokuzluk tespih…<br>Otuz dokuz defa yenildik bugün!<br>Tesadüf ya şiirin işi, tespihin nişanesi otuz dokuzunda.<br>Her şey hayal ürünüydü, tasarlarsan kaçabilirdin oysa…<br>Acıyı hafifletmek için, ölümün doğum sancısını sunuyorum.<br>Otuz dokuz gecedir seni rüyama bekliyorum.<br>Otuz dokuz gecedir uyumuyorum, uyuyamıyorum!</p><p class="wp-block-paragraph">Değişen temizlik anlayışını örnek aldım bugün.<br>Avuç içlerime kadar bulaşan çamuru silmedim.<br>İnsanlarla tanışmıyorum, tokalaşmıyorum.<br>Veda etmeyi de bıraktım, elimi havadan indiremiyorum.<br>Geçmiyor pisliğim kimseye, herkes benden iğreniyor.<br>Her Perşembe otuz dokuz tekrar duyuyor mermer işçilerim.<br>Avuçlarımın içinde bir günahın izini saklıyorum.<br>Sözüm söz, dönene kadar kimseye göstermiyorum.</p><p class="wp-block-paragraph">Şiir, yaşamdan uzun olmalı; fikir, yaşamı yıkıp atmalı!<br>Otuz dokuz ayrılık, otuz dokuz ölüm yaşadım.<br>Otuz dokuz kez ölçtüm hangisi daha ağır kaçtı diye.<br>Cevabı kırkıncıda bulacağım, haykıracağım, kalmayacağım.<br>Otuz dokuz yerimden bıçaklanacağım, sızacağım.<br>Otuz dokuz mahalleden kovacaklar beni, yok olacağım.</p><p class="wp-block-paragraph">İçimden sarı sen akacak, rapora kırmızı yazılacak.<br>Oysa çöllüyüz biz, sarıyız, otuz dokuz kez inadız.<br>Hurma dallarımız kırık, yazgımızın kalemi başkasında.<br>Zeytinliklerimiz barışa uzanmaktan kavruldu, buradayız.<br>Tüm başkentlerimiz işgal edildi, kraliçemiz küstü bize.<br>Uykuda yastığımızı çaldılar, zêl bakmıyor yüzümüze!</p><p class="wp-block-paragraph">Gitmem gerek, sesleniyorlar, kılağılıyorlar bakışlarını, düşer gün!<br>Saat otuzu dokuz geçer, söner ışık, insan bazen unutulur.<br>Kemikli parmağında bir yüzük, sus, içinden kimliğim duyulur.<br>Otuz dokuz kez sevdim seni, yarın kırkım okunur!</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atos Portos Thanatos</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/atos-portos-thanatos/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haydar Alper Eser]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Nov 2021 05:21:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Metaforik Düşünce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=10178</guid>

					<description><![CDATA[Eros öldü. Aramis hapiste çürüyecek. Yapıcılık, yaratıcılık ve sevgi… 98’den beri işlenmiyor. Gökten dört elma düştü, birini yedim. Üç olması kanun hükmüne geçmiyor. Bazen birilerinin ölümü ardından Girilen hapislerin Cinayet temelli olmadığı vakalar görülebiliyor. Aramis, düşündüğü için girmiş içeri. İki yakın dostu da pek vermemiş teselli. Neredeyse 98’den beri… 98’den beri yorgunum, uykusuzum. Bir köstebeğin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph">Eros öldü.</p><p class="wp-block-paragraph">Aramis hapiste çürüyecek.</p><p class="wp-block-paragraph">Yapıcılık, yaratıcılık ve sevgi…</p><p class="wp-block-paragraph">98’den beri işlenmiyor.</p><p class="wp-block-paragraph">Gökten dört elma düştü, birini yedim.</p><p class="wp-block-paragraph">Üç olması kanun hükmüne geçmiyor.</p><p class="wp-block-paragraph">Bazen birilerinin ölümü ardından</p><p class="wp-block-paragraph">Girilen hapislerin</p><p class="wp-block-paragraph">Cinayet temelli olmadığı vakalar görülebiliyor.</p><p class="wp-block-paragraph">Aramis, düşündüğü için girmiş içeri.</p><p class="wp-block-paragraph">İki yakın dostu da pek vermemiş teselli.</p><p class="wp-block-paragraph">Neredeyse 98’den beri…</p><p class="wp-block-paragraph">98’den beri yorgunum, uykusuzum.</p><p class="wp-block-paragraph">Bir köstebeğin hayatına</p><p class="wp-block-paragraph">İmrenmemem gerektiğini biliyorum.</p><p class="wp-block-paragraph">Ki bir köstebeğin hayatına imrenmiyorum.</p><p class="wp-block-paragraph">Gece ile gündüz arasındaki farkı unuttum.</p><p class="wp-block-paragraph">Kuşluk ve akşam vakitlerinde iyiyimdir.</p><p class="wp-block-paragraph">Ay tersten D harfine benzeyince ilk dördün mü olurdu?</p><p class="wp-block-paragraph">Yaş almıyorum, çürüyorum!</p><p class="wp-block-paragraph">Çağ, benden bağımsız hızlanıyor.</p><p class="wp-block-paragraph">Diş geçiremiyorum, dişlerim dökük.</p><p class="wp-block-paragraph">98’den beri önümü iliklemedim.</p><p class="wp-block-paragraph">Soğuk alıyorum yıllardır, kırgınlık taşıyorum.</p><p class="wp-block-paragraph">Zaman durunca bende durabilir miyim?</p><p class="wp-block-paragraph">Sanmıyorum!<br>Zamanın varlığına da zaten pek inanmıyorum.</p><p class="wp-block-paragraph">Elle tutulmayan, gözle görülmeyen şeyler somut muydu?</p><p class="wp-block-paragraph">En azından zihinde tasarlanan…</p><p class="wp-block-paragraph">Bir tat sonucunda, bir kokunun ucunda…</p><p class="wp-block-paragraph">Zeytin, hurma, portakal, kan!</p><p class="wp-block-paragraph">Saate 3 dediğimiz için mi saat 3?</p><p class="wp-block-paragraph">Yoksa saat 3 olduğu için mi saate 3 diyoruz?</p><p class="wp-block-paragraph">98’den beri ahengi ve rengi sevemedim.</p><p class="wp-block-paragraph">Atasözlerini daima yanlış anlarım.</p><p class="wp-block-paragraph">Kıssalardan aldığım hisselerden son altı ayda zarar ettim.</p><p class="wp-block-paragraph">‘’İki günü bir olan ziyandadır!’’ sözüne bir kılıf arıyorum.</p><p class="wp-block-paragraph">Doğruysa, sadece kelebeklerin cennete gideceğini düşünüyorum.</p><p class="wp-block-paragraph">98 diye bir şey yok ve bu şiiri yetim bırakıyorum!</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Arka Fonda Zbigniew Preisner Çalıyor</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/arka-fonda-zbigniew-preisner-caliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haydar Alper Eser]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Oct 2021 18:17:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Metaforik Düşünce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=10118</guid>

					<description><![CDATA[Bu çağda her şey ağızdan çıktığı an anakronikleşir.Bu çağda Onurlar &#8221;Ah&#8221; çekmezler.Bu çağda Ahmedler AVM katlarında konuşulur.Bu çağda &#8221;bu çağda&#8221; diye başlayan insanlar okunmamalıdır. Kendilerini toplumdan soyutlamaya çalışanlarYeni bir toplum modeli yaratırlar.Sahneye çıkan seksizmi kınar.Sahneden inen seksizme sarar.Bir sincap, ağzına tıka basa fındık doldurur.Bu çağ ölümlerden kaçanların çağıdır.Yeni ölümleri üreten, hep başka çağlardır.Yüzleşmeyi yanlış anlayanlar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph">Bu çağda her şey ağızdan çıktığı an anakronikleşir.<br>Bu çağda Onurlar &#8221;Ah&#8221; çekmezler.<br>Bu çağda Ahmedler AVM katlarında konuşulur.<br>Bu çağda &#8221;bu çağda&#8221; diye başlayan insanlar okunmamalıdır.</p><p class="wp-block-paragraph">Kendilerini toplumdan soyutlamaya çalışanlar<br>Yeni bir toplum modeli yaratırlar.<br>Sahneye çıkan seksizmi kınar.<br>Sahneden inen seksizme sarar.<br>Bir sincap, ağzına tıka basa fındık doldurur.<br>Bu çağ ölümlerden kaçanların çağıdır.<br>Yeni ölümleri üreten, hep başka çağlardır.<br>Yüzleşmeyi yanlış anlayanlar evlerinde aynalar barındırır.</p><p class="wp-block-paragraph">Bir Arap şair yavaşça ayna örter.<br>Bir Kürt şair hızlıca ayıp örter.<br>Bir Tük şair normal olarak kahramandır.<br>Kimsenin kimseden başka dostu yoktur.<br>Bu çağda gırtlağında harfleri patlayanları asarlar.<br>Zenofobi bir çeşit &#8221;antiafganizm&#8221; modasıdır.<br>Gelenler gideni elbet öldürür.<br>Topraklar daima sahiplidir.<br>Sınırlarda mayınlar halıların altına süpürülür.<br>Parmaklar, sabahlara saatli bombalar kurar.</p><p class="wp-block-paragraph">Zihin, herkesten bağımsız çalışır.<br>Zihin, herkesten bağımsız durur.<br>İnsan, herkese duyrularak doğar.<br>İnsan, herkesten habersiz ölür.</p><p class="wp-block-paragraph">İki şehir arası şikayetler ertelenir.<br>Yarınlar hep umutludur, sonralar hep önemlidir.<br>Yeniler pek sevilmez, eksiler örnek alınmaz.<br>Herkes kurduğu düzenin içinde eritir kalbini.<br>Bazen hep geç kalınır, bazen biraz tuz atılır.<br>Bu ülkede herkes yanındaki üç beş dostu kadar şairdir.<br>Duygu ve düşünce aynı anda verilemez.<br>Duygusunda düşünce olana sirenler çalarlar.</p><p class="wp-block-paragraph">Bir gün, bir dile pelesenk olunur.<br>Belki samimiyet yağar yeryüzünden.<br>Olan olur, ölen ölür, bir şeyler anılır, bir şeyler kazılır.<br>Yan yana bile on üç senede bir ayrı yazılır.<br>Borç ödenir, bel doğrulur, anılar koşturur koridorlarda.</p><p class="wp-block-paragraph">Her çekmece bir morg fragmanıdır.<br>Ezanlar öncesi köpekler ulumaya başlar.<br>Selâlar öncesini ise tahmin edemezler.<br>Bazen yaşantılar örnek alınmaya çalışılır.<br>Tolstoy, Diyarbakırlı değildir, zira burada:</p><ul class="wp-block-list"><li>&#8221;İnsan, her hatayı kendisi yapacak kadar aptal yaşar.&#8221;</li></ul>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Döngüsel Töz</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/dongusel-toz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haydar Alper Eser]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2021 23:28:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Metaforik Düşünce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=9873</guid>

					<description><![CDATA[Âdem, tahtadan mı gelmiştir?Topraktan mı?Peki, nereye yönelir?Desteklememe müsaade verin savımı:Dünyayı iki insan yönetir. Ne gizli örgütler…Ne büyük ülkeler…Yalandır üç defa yazılan altı.Dünyayı iki kardeş yönetir.Oylama yapamazsın bunlara.Kırmızı ve maviyi seçemezsin.Üç yüz lira ile gelirsin dünyaya.Yüz ellisini biri alır.Yüz elli, diğerine kalır. Yaşadığın şey aslında…Bir beşikçi ile…Bir tabutçunun…Birbirlerinden para bozdurmaları gibi!İronik olduğundan beter, elzem sayılır. Yan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph">Âdem, tahtadan mı gelmiştir?<br>Topraktan mı?<br>Peki, nereye yönelir?<br>Desteklememe müsaade verin savımı:<br>Dünyayı iki insan yönetir.</p><p class="wp-block-paragraph">Ne gizli örgütler…<br>Ne büyük ülkeler…<br>Yalandır üç defa yazılan altı.<br>Dünyayı iki kardeş yönetir.<br>Oylama yapamazsın bunlara.<br>Kırmızı ve maviyi seçemezsin.<br>Üç yüz lira ile gelirsin dünyaya.<br>Yüz ellisini biri alır.<br>Yüz elli, diğerine kalır.</p><p class="wp-block-paragraph">Yaşadığın şey aslında…<br>Bir beşikçi ile…<br>Bir tabutçunun…<br>Birbirlerinden para bozdurmaları gibi!<br>İronik olduğundan beter, elzem sayılır.</p><p class="wp-block-paragraph">Yan yanadır dükkânları.<br>Ve kardeştirler üstelik.<br>Aynı evi paylaşırlar.<br>Yüzölçümleri geniştir.<br>Anneleri kayıptır.<br>Bulmaya da çalışmazlar.</p><p class="wp-block-paragraph">İş aynı, aş aynı, düş aynı.<br>Belki, müşteriler farklı!<br>Bir doğum sırasında…<br>Doktor, önündeki ikiliyi…<br>Pay eder birer diye.<br>Bebek düşer kardeşine.<br>Ağabeyine, anne!</p><p class="wp-block-paragraph">Tabutçunun, imamla arası iyidir köyde.<br>Ve hocalarla, rahiplerle, teşbihlerle…<br>Beşikçi ise ebelere nutuk çeker.</p><p class="wp-block-paragraph">İkisine de suyun kaynayanı gerekir.<br>Ve yaraların kanayanı!<br>Birine beşikten birine tabuttan önce…</p><p class="wp-block-paragraph">Vah ki, ikisine de nur yapımı bez gerekir.<br>Beşik içindekine de…<br>Tabut dışındakine de…<br>Ve ne garip, ikisini de dener insan.<br>Çoğu kez galip gelen beşik olur.<br>Bazıları beşiğe geçmeden tabut düşler.<br>Tek mi yola çıksın haşa anneler?</p><p class="wp-block-paragraph">Ve beşik daralmaya başlar zamanla.<br>Büyüdükçe rahat gelmez kenarları.<br>Devinimler, uyku getirmek yerine…<br>Zihin istifrası yaratır!<br>Ve rahatsızlıktan kurtulmak için…<br>Daha geniş olanına yönelir.<br>Daha rahat olanını kestirir!</p><p class="wp-block-paragraph">Ne garip, tabutçu ile beşikçi…<br>Aynı sofradan doyurur karınlarını.<br>Ne garip, tabutçu ile beşikçi…<br>Aynı semavere uzatır bardağını.<br>Çünkü onlar da nihayetinde…<br>Marangozudurlar bir belirsizliğin.</p><p class="wp-block-paragraph">Sorarlar kendi griliklerine:<br>Benim beşiğimi kim yaptı acaba?<br>Devreder sözü ve hissi ağabeyine:<br>Benim çivimi kim çakacak acaba?<br>Acaba ile geçer ömür denilen kıyam.<br>Metin Ağabeye selam durur cevabı olmayan soru.<br>Tahtanın kalp kıvrımları gibi…<br>Bükük bırakır boynu.</p><p class="wp-block-paragraph">İki dükkân duvarında da…<br>Bulunmaz saatin kaçlığı…<br>Ve bugünün geçtiği!</p><p class="wp-block-paragraph">Var olmanın hiçliği!</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cici Olmayan Bebe</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/cici-olmayan-bebe/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haydar Alper Eser]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2021 07:57:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Metaforik Düşünce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=9756</guid>

					<description><![CDATA[CİCİ OLMAYAN BEBE Özür diliyorum.Özür dilemek erdemdenmiş.Cahillikten sanıyordum.Cahillikten sandığım için de özür diliyorum.Son dilediğim özürde ‘erdem kaygısı’ güttüm.Böylelikle kibrimi arttırdığım için de özür diliyorum. Şiir alanında gizlilik ilkesi var mıdır?Marka isminde kelime başı ceza alır mıyım?Para mı, cezası mı?Bir şairin elindeki hesap makinesi gibi bir şey bu!Fakirliğime o denli yakışmıyor duruşu. Yediğimiz bir bisküvi ile [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph">CİCİ OLMAYAN BEBE</p><p class="wp-block-paragraph">Özür diliyorum.<br>Özür dilemek erdemdenmiş.<br>Cahillikten sanıyordum.<br>Cahillikten sandığım için de özür diliyorum.<br>Son dilediğim özürde ‘erdem kaygısı’ güttüm.<br>Böylelikle kibrimi arttırdığım için de özür diliyorum.</p><p class="wp-block-paragraph">Şiir alanında gizlilik ilkesi var mıdır?<br>Marka isminde kelime başı ceza alır mıyım?<br>Para mı, cezası mı?<br>Bir şairin elindeki hesap makinesi gibi bir şey bu!<br>Fakirliğime o denli yakışmıyor duruşu.</p><p class="wp-block-paragraph">Yediğimiz bir bisküvi ile yaşamlar anlatma derdindeyim.<br>Pek cici olmayan bir bebe bisküvisiydi bu dediğim.<br>Şekli, dişlerimi kaşımama kolaylık sağlardı.<br>Yerdim buldukça ve değişti sonra.<br>Normal günde şekerli çayın içine ekmek!<br>Şimdi ise çaya, şekere ne gerek?</p><p class="wp-block-paragraph">Büyüyünce, küçükken yapılanlar aptalca gelmeli insana.<br>Bana daha da mantıklı geliyor oysa.<br>Büyüdükçe aptallaşıyorum.<br>Eskiye dönmeyi düşlüyorum.<br>Çayın içine katıp mama yapardım o zamanlar.<br>Şimdi ise çaya batırıp ağzıma atmaya çalışıyorum.<br>Bir insanın dertleri sinesine hapsetmesi ile aynı iştahla çekiyor içine sıvıyı.<br>Bardak ile dudaklarım arası hayli mesafeli.<br>Düşüyor yolda.<br>Dağılıyor üstüm, başım.<br>Kirleniyor masa.<br>Zedelenen bir ben kalıyor kala kala.<br>Birden, ilk aşkım aklıma geliyor sonra.<br>Ve aşkın, bu şiirde hiçbir işi olmadığı da!</p><p class="wp-block-paragraph">Çaya bastırılan bir bisküvi gibi yaşıyoruz.<br>Sürekli daha çok şey isteyerek…<br>Başlarda güçlenerek, büyüyüp şişerek,<br>Sonrasında, bir topağın intiharı gibi dağılarak…<br>Kırk mevlidindeki kemik parçalanmasına benziyor bazı şeyler.<br>Benzetme yapmayı kendime yasaklıyorum.</p><p class="wp-block-paragraph">Tadı asla değişmeyen o minik bisküvileri de.<br>Otuz yaşına gelmesine rağmen markette eli gideni de.<br>Hazır her şey yasaklanıyorken ülkemde…<br>O zaman ben de bazı şeyleri kaldırıyorum kendimce.<br>Mesela, çayın içine bir şeyleri batırmayı bundan böyle…</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hatarat</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/hatarat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haydar Alper Eser]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2021 06:10:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Metaforik Düşünce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=9656</guid>

					<description><![CDATA[Mahmut Aksoy’a… Tepemde uçuşan sinekler dikkatimi dağıtıyor.Odadaki huzuru bozan minik kanatların vızıltıları…Yakalamaya çalışmak, öldürmeye uğraşmak ve dahası…Aksatıyor yaşamaya dair ne varsa, kalan birkaç çirkin anı.Tepemdeki savaş uçaklarının ne farkı var peki sineklerden?Rahatsız edici, mide bulandırıcı ve benciller değiller mi onlar gibi? Annemin sözünü kesiyorlar gece muhabbetlerinde.Babamın namaza başlaması için ellerini havada bekletiyorlar.Bembeyaz seccadelerin üzerine kızıllıklar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph">Mahmut Aksoy’a…</p><p class="wp-block-paragraph">Tepemde uçuşan sinekler dikkatimi dağıtıyor.<br>Odadaki huzuru bozan minik kanatların vızıltıları…<br>Yakalamaya çalışmak, öldürmeye uğraşmak ve dahası…<br>Aksatıyor yaşamaya dair ne varsa, kalan birkaç çirkin anı.<br>Tepemdeki savaş uçaklarının ne farkı var peki sineklerden?<br>Rahatsız edici, mide bulandırıcı ve benciller değiller mi onlar gibi?</p><p class="wp-block-paragraph">Annemin sözünü kesiyorlar gece muhabbetlerinde.<br>Babamın namaza başlaması için ellerini havada bekletiyorlar.<br>Bembeyaz seccadelerin üzerine kızıllıklar döküyorlar.<br>Bazen biri de yetmiyor gibi peş peşe geçiyorlar.<br>Evimin camlarını titretiyorlar, eşyalarımı deviriyorlar.<br>Bulutlara kötü davranıyorlar ve yerleri ıslatıyorlar.<br>Yılın ilk karını onlar yağdırıyor gürültüyle.<br>Her geçişlerinde bekliyoruz en az otuzar saniye!</p><p class="wp-block-paragraph">Bu beklemeler yerine defter, kitap toplasaydık…<br>Sanıyorum ki adımız düşerdi akademiye!<br>Kitaplar okusaydık şayet; halklara bakardık tepelerden!<br>Şairlik böyle öğretildi şehrimizdekilere!<br>Spor yapsaydık mesela; yüz yıl daha uzardı ömrümüz düne göre!<br>Ellerimizi kaldırıp çocukların ölmemesini diledik işte!<br>Hiçbir şey de olamadık haliyle!<br>Belki biraz insanlaştık, kim bilir?<br>Evet, öfke koktu içimiz, sıkıldı yumruğumuz.<br>Durduramadık çocuklarımızın ölümlerini de.</p><p class="wp-block-paragraph">Kala kala kendi içimizdeki kaldı göz dikmedikleri.<br>O da bu gidişle çıkar bir sandalyeye!<br>Tüm ‘dördüncü dünya’ ülkeleri gibi…<br>İki satır adı çıkar belki bir gazeteye.</p><p class="wp-block-paragraph">Bir kare ile ölümsüzleşsin diye kaldırınca kadrajları…<br>Arka plana birkaç parça devlet iliştirdiler ülkemde.<br>Ciğerimize çekmeden tüttürdüğümüz cigaralığı üflerken göğe…<br>Bulutları görmemize karıştılar bu viran mahallede.</p><p class="wp-block-paragraph">Travmatik çocukluğumuz ile oturduk şiir defterinin önüne.<br>Elbet kazınmıştı bilincimizin bir yerlerine.<br>‘Harfler yan yana gelip heceye ve kelimeye dönüşür’ diye öğretilmişti bizlere.<br>Tank, tüfek, mayın ve el bombaları oluşturdu yazdıklarım önümde.<br>Bazı şeylere ihanet ettiğim için suçlandım tükenir kalemimle.<br>Şimdi ne fark eder doğduğum toprağın rengi de bereketi de…<br>Taşları ha siyah olmuş ha beyaz, önemli olan bahtı değilse…</p><p class="wp-block-paragraph">Ha Diyarbakır’da yükselmişim, babamın omuzlarının üzerinde…<br>Ha Mardin’de kapanmış gözlerim, annemin yoksul ülkesinde!<br>O zaman da iliştirirler mi şairler adımı, ağıtlarının ilk dizelerine?</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eşhedü Dünya</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/eshedu-dunya/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haydar Alper Eser]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2021 07:25:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Metaforik Düşünce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=9575</guid>

					<description><![CDATA[U’yandım. Türk tiyatrosunun son sahnesi gibi değil.Açtım işte gözümü saat çalmadan.Ne yüzümü yıkadım ne dişimi fırçaladım.Ne kahvaltıya oturdum ne çay yuvarladım. Mont aldım vestiyerden, eşofman üstü çakması.Ayakkabı buldum tek harf farkı ile üç yüzlük eksik.Maske asılıydı geçirdim suratımdakinin üzerine.Çift maske ile geziyoruz kendi yüzümüzden geriye. Biraz adım attım biraz da emekledim.Vara vara vardım bir hastane [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph">U’yandım.</p><p class="wp-block-paragraph">Türk tiyatrosunun son sahnesi gibi değil.<br>Açtım işte gözümü saat çalmadan.<br>Ne yüzümü yıkadım ne dişimi fırçaladım.<br>Ne kahvaltıya oturdum ne çay yuvarladım.</p><p class="wp-block-paragraph">Mont aldım vestiyerden, eşofman üstü çakması.<br>Ayakkabı buldum tek harf farkı ile üç yüzlük eksik.<br>Maske asılıydı geçirdim suratımdakinin üzerine.<br>Çift maske ile geziyoruz kendi yüzümüzden geriye.</p><p class="wp-block-paragraph">Biraz adım attım biraz da emekledim.<br>Vara vara vardım bir hastane yoluna.<br>Filmler başladı, tahliller geldi ve bekledim birkaç yakını.<br>Bir ameliyathane önünde, süzüldü gözyaşları.</p><p class="wp-block-paragraph">Yanıma oturmaları yasaktı normalde…<br>Oturacak izlenimi ile yürüdü bir adam.<br>Elinde, parlak ve taşlı bir el çantası…<br>Elinde, son salladığı elin hava boşluğu kaldı.</p><p class="wp-block-paragraph">Eşi içeriye girdi yatay, adam yanıma yaklaştı dikey.<br>Oturdu ve başladı diğer eli ile çantayı okşamaya.<br>Fetişizmden uzaktı yaşananlar.<br>Pişmanlıklar gördüm ellerinde, itiraflar duydum.</p><p class="wp-block-paragraph">Dünyanın en inançsız insanları dahi açıyordu ellerini.<br>İnsana, Allaha, neye güvendilerse o an…<br>Başlıyorlardı dileklerini saymaya…</p><p class="wp-block-paragraph">İlk on beş dakika boyunca titredi bacakları.<br>Geçen gece sesini yükselttiği için pişman oldu.<br>Bir önceki sene evi terk ettiği için.<br>Aldattığı için ve daha da çok aldandığı için.</p><p class="wp-block-paragraph">Doktorlar çıkmadı, bilgi alamadık.<br>Adını öğrenemedik, yoktu sanırım kimsesi.<br>Çok telefonum çaldı o sıralar.<br>Açmadım hiçbirini.</p><p class="wp-block-paragraph">Arayanlardan bazılarını hatalı kaydettiğini anladım.<br>Düzeltmeye gerek kalmadı bir süre sonra.<br>Telefonun sahibinin haberi gelmişti çoktan.<br>Ne işim vardı orada?</p><p class="wp-block-paragraph">Ölü bekliyorduk, ölüyorduk beklerken biz de.<br>Hayatın en ağır mekânları bu bahsedilenler.<br>Ameliyathane kapıları, morg çekmeceleri beklemeceler…<br>Mezarlar önünde gençlerimin kürek doldurma sekansları…</p><p class="wp-block-paragraph">Bir düğün gibi değil.<br>Değil mi?<br>Makyaj yok, süs yok, beşeri hiçbir şey yok.<br>İnsandan ayrı.</p><p class="wp-block-paragraph">Yıkanmamış yüzler, ütüsüz pijamalar, açlığını unutan karınlar…<br>Mezar faslı bitince aradım yanımda oturan adamı.<br>Hiç konuşmamıştık aslında.<br>Bir şekilde aldım demek numarasını.</p><p class="wp-block-paragraph">İyi imiş karısı, başarmış cerrah denen uzman kasap.<br>‘Geçmiş Olsun’ dememiz gerek.<br>Onlar da tutturdu ki bir baş sağlığı vermek…<br>Ortak bir yerde buluşma kararı aldık.<br>Buluşmamamız gereken ortak bir konu bulduk.</p><p class="wp-block-paragraph">Ameliyathane ile morg arası.<br>Çağırdık asansörü.<br>Yerin altında birinci katta bindik ona.<br>İkinci katta onlar geldiler.<br>Üçüncü katta dualar okundu.</p><p class="wp-block-paragraph">Aynı anda hem geçmiş oldu hem de başlar sağ.<br>Hamileymiş beklenen kadın meğer.</p><ul class="wp-block-list"><li>Hayat böyledir, dedi.<br>Ameliyathane onu bilgeleştirmiş olmalı.</li><li>Belki de sizin ölünüz ile hayat bulan bir evlat olacak.<br>Kader arkadaşlığı başlatıldı.</li><li>Baki Allah, dedi babam.<br>Yerin altından, üstündekilere.</li></ul><p class="wp-block-paragraph">Gidenlerin isimleri, gelenlere verilirdi şehrimde.</p><ul class="wp-block-list"><li>Bana da bunun için Haydar deniyor herhalde.<br>Annem, okuduğu duaları anladı, annesinin dilinde.</li></ul><p class="wp-block-paragraph">Birinden giden can, diğerine hayat oldu dediler.<br>Ağladı ikisi aynı anda.<br>Birinin gözyaşı annesinin rahmine düştü.<br>Diğerininki babasının mezarına!</p><p class="wp-block-paragraph">Tabutçu ile beşikçi kavgaya tutuştular mahallemde.<br>Döndüm onlara selam vermeden, eve.<br>Giydiğim pahalı giysileri çıkarıp attım yere.<br>Bu saatten sonra kim bağıracak ki bana?</p><ul class="wp-block-list"><li>Oğlum! Toplasana odanı, diye.</li></ul><p class="wp-block-paragraph">Vakit geç olmuştu, yaşamaya değil.<br>Uyumak için geçmişti topal zaman.<br>Bir seccade serdim ‘ilk gece’ diye.<br>Birkaç lokma koydum ağzıma uyumak için.<br>Birkaç kadeh üzüm içtim son rekâtta.</p><p class="wp-block-paragraph">Biraz Hafız okumak için aldım elime kitabını.<br>Eskimişti sayfaları.<br>Okuduğum ilk sayfayı kopardım.<br>Dörde katladım dıştan içe<br>Koydum cüzdanımdan en ön göze.</p><p class="wp-block-paragraph">Uykumda, ziyarete giderim diye düşündüm.<br>Şehadet getirdim ne olur ne olmaz.</p><p class="wp-block-paragraph">Eşhedü en la ilahe illallah…<br>Ya Rab, bu nasıl tezat bir dünya?</p>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Poşet Savrulmaları</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/poset-savrulmalari/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/poset-savrulmalari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haydar Alper Eser]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Dec 2020 07:16:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Metaforik Düşünce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=9507</guid>

					<description><![CDATA[Balkonda, arkadaşlarının yanından düşmüş…Ya da itilmiş…Yerde duran ve esen rüzgârın yönüne göre…Kendi alanından ayrılmadan savrulan… ‘Bir market poşeti gibi hayatlar gördüm!’ Fırtına ile beraber tam özgürlüklerine de kavuşamıyorlardı.Ve ait oldukları yere de dönemiyorlardı.Birkaç adım mesafesine sağa…Sola!Öne…Geriye!Ve en çok sonuncusu galip olurdu böyle hikâyelerde…Giden, geriye… En çok sonuncusu üstün gelirdi diğerlerine.Yaşamaya da.Ölmeye de.Daha önce neler taşıdığını [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph">Balkonda, arkadaşlarının yanından düşmüş…<br>Ya da itilmiş…<br>Yerde duran ve esen rüzgârın yönüne göre…<br>Kendi alanından ayrılmadan savrulan…</p><p class="wp-block-paragraph">‘Bir market poşeti gibi hayatlar gördüm!’</p><p class="wp-block-paragraph">Fırtına ile beraber tam özgürlüklerine de kavuşamıyorlardı.<br>Ve ait oldukları yere de dönemiyorlardı.<br>Birkaç adım mesafesine sağa…<br>Sola!<br>Öne…<br>Geriye!<br>Ve en çok sonuncusu galip olurdu böyle hikâyelerde…<br>Giden, geriye…</p><p class="wp-block-paragraph">En çok sonuncusu üstün gelirdi diğerlerine.<br>Yaşamaya da.<br>Ölmeye de.<br>Daha önce neler taşıdığını bilemiyordu kimse.<br>Hangi ellerce kullanıldığını…<br>Hangi ağırlıkları kaldırdığını…<br>Ya da, hangi sivriliklerden delindiğini…</p><p class="wp-block-paragraph">Çünkü o poşetler de biraz…<br>İnsanlar gibi!<br>Siyahları ayıp şeyleri taşımakla görevli…<br>Düz beyazlar aile evi!<br>Ha bir de mevcut ki renklileri…<br>Ve kalanları, bilmemeli!</p><p class="wp-block-paragraph">İnsanlar da insanların sivriliklerinden…<br>Delinebiliyorlar!<br>Değil mi?<br>Poşetler gibi…<br>Kalpleri…<br>Ya da zihinleri!</p><p class="wp-block-paragraph">Havanın kararmasına doğru biraz daha umutlanıyorlar balkondan uçmak için.<br>Ya da damlardan…<br>Çatısız alanlardan.<br>Ama gece çöktü mü tam…<br>Başlıyor, mevsim ne olursa olsun…<br>Ağıt ayları!</p><p class="wp-block-paragraph">Dikkat ediniz!<br>Taşınan her poşette bir insan silueti vardır.</p><p class="wp-block-paragraph">Biri ’bakısma’ taşır içinde…<br>Bir diğeri…<br>Mısır gevreği!<br>Birinden, birbirine değen tombik promillerin<br>Sesleri gelir değil mi?<br>Bir diğeri, zemzem belki…<br>Hac dönüşleri, malum…<br>Komşuluk gereği!</p><p class="wp-block-paragraph">Ve her şey biziz buralarda.<br>Bir tencere kapağı…<br>(Kulpu kırık olmalı!)<br>İki küçük domates…<br>(İyice kızarmalı!)</p><p class="wp-block-paragraph">Ya da bomboş bir poşet…<br>İçi, bizi yansıtmalı.<br>İçimizi anlamalı!</p><p class="wp-block-paragraph">İntikam olsun bu satırlar.<br>Poşete giren bedenlere…<br>Ona ağlayan annelere…<br>Sınır çizgisi ihlallere…<br>Zenginliklerden düşen necipliğe…<br>Hatta…<br>Şöhretlerden, Sohrablara!</p><p class="wp-block-paragraph">Aldım şairliğimin tescil ödülünü!<br>Kendimi, ‘yılın aptalı’ ilan ediyorum.<br>Çok bir şey başarmış gibi…<br>Bir boş poşet üzerine…<br>Kalkmışım…<br>Okuyor bir de hala…<br>Kalkmışım…<br>Şiir yazıyorum!</p><p class="wp-block-paragraph">Sor kendine güzel dostum:<br>Ben, ne yapıyorum?</p><p class="wp-block-paragraph">Ölümü mü anlıyorum?<br>Sanmam!</p><p class="wp-block-paragraph">Ölümüme ağlıyorum!</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/poset-savrulmalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İKİSİ ufak B’İRİCE</title>
		<link>https://zamansizdergi.com/ikisi-ufak-birice/</link>
					<comments>https://zamansizdergi.com/ikisi-ufak-birice/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haydar Alper Eser]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2020 06:05:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Metaforik Düşünce]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://zamansizdergi.com/?p=9385</guid>

					<description><![CDATA[İnsan, çocukluk kahramanlarından bile…Doğrultmaya yakın belini…Tiksiniyor! Bir insanın domateslerden nefret etme sebebi tadı veya kokusu dışında bir kavram da olabilir.Yani bilmiyorum belki de ona dokunan eldir.Ona yüklediği manadır.Aç kalasınız metafor yönetmenleri! Ya da yemeği…Tatmadan tuz bocalayan bir kızın…Bakteri hasreti? Annem…Gece uyumadan önce yaptığı son şey…Sabah kahvaltıya doğramak üzere mutfak taşının üzerine…Domates çıkarmak olurdu.Kışın salatalığın tadı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph">İnsan, çocukluk kahramanlarından bile…<br>Doğrultmaya yakın belini…<br>Tiksiniyor!</p><p class="wp-block-paragraph">Bir insanın domateslerden nefret etme sebebi tadı veya kokusu dışında bir kavram da olabilir.<br>Yani bilmiyorum belki de ona dokunan eldir.<br>Ona yüklediği manadır.<br>Aç kalasınız metafor yönetmenleri!</p><p class="wp-block-paragraph">Ya da yemeği…<br>Tatmadan tuz bocalayan bir kızın…<br>Bakteri hasreti?</p><p class="wp-block-paragraph">Annem…<br>Gece uyumadan önce yaptığı son şey…<br>Sabah kahvaltıya doğramak üzere mutfak taşının üzerine…<br>Domates çıkarmak olurdu.<br>Kışın salatalığın tadı olmazdı elbet.<br>Ama domates bağımsızdı bizim evde…<br>Mevsim fark etmez.<br>Konulurdu köşeye.</p><p class="wp-block-paragraph">Sabah çıkarmazdı.<br>Çok soğuk olurdu sabah.<br>Isınmazdı kahvaltıya kadar.<br>Dişi sızladı annemin.<br>Babam kızardı ya da…<br>Babam hep kızardı aslında.</p><p class="wp-block-paragraph">Üç domates konulurdu tezgâha.<br>Yıllarca…<br>İki ufak biri irice…<br>İri olan babama mahsustu.<br>İki ufağı da biz pay ederdik.<br>Peynir olmazdı bazen sofrada.<br>Ama domates bakiydi orada.<br>Sofra serildiğinde yeri bile belliydi bu meretin.<br>Tam orta noktaya…<br>Herkes rahat ulaşabilsin diye.<br>Ya da rengi iştah açsın falan…<br>Kabuldü her şey…</p><p class="wp-block-paragraph">Yıllar yılı bozulmadı bu.<br>Bir hırsız girse gece vakti.<br>Hazırdı çalacağı kırmızı toplar.<br>Başka bir şey kalmazdı ortada…<br>Bu toplar kadar.</p><p class="wp-block-paragraph">Sonra bir gün…<br>Tezgâh boş kaldı evde.<br>Kırk gün kadar çıkmadı o üçlü.<br>Ziyaret falan da çarpmadı bizi.<br>Anlamadım arasını.</p><p class="wp-block-paragraph">Kırk birinci gün…<br>İki küçük yerli yerinde bekledi suya kalktığımda.<br>Annem unutmuş sandım.<br>Anlamadım!<br>Büyüğü de ben çıkardım.<br>Sabah açınca gözlerimi…<br>Sofrada o büyük vardı.<br>Yanında bir bıçak!</p><p class="wp-block-paragraph">Ben annemin domates çıkarmayı unuttuğunu sandım.<br>Ben annemin iki taneyi çıkardıktan sonra işi olduğunu sandım.<br>Komşuların kapıyı çaldıklarını sandım!</p><p class="wp-block-paragraph">Ben…<br>Ben nerden…<br>Nerden bileyim ulan!</p><p class="wp-block-paragraph">Babamın öldüğünü!</p><p class="wp-block-paragraph">İşe gitmedi o gün annem.<br>Ben okulu bıraktım çoktan.</p><p class="wp-block-paragraph">Biri kapımızı çalana kadar elimde bıçak…<br>Biri kapımızı çalana kadar önümde domates…<br>Biri kapımızı çalana kadar yanımda annem…<br>Sonra çaldı biri kapımızı…</p><p class="wp-block-paragraph">Domatesleri çıkaranı da aldı benden.<br>Kırk birinci gün.<br>Gece uyumadan…<br>Bu kez bana düştü bu görev.<br>Üç tane çıkardım.<br>Yerli yerince…<br>Köşede beklettim onları.<br>Sabah doğdu güneş.<br>Daha çok kızardılar.<br>İkisi küçük biri iri…<br>Kapımız çalana kadar…<br>Kimsen yok!<br>Dedi biri!<br>Pazara gidemez oldum yıllardır.<br>Kasa içinde görünce pazarcılara sarıldım.<br>Ağladım insanların ortasında.<br>Her sabah…<br>Kalktım koydum onları önüme.</p><p class="wp-block-paragraph">Birisi kapımı çalana kadar elimde bir bıçak…<br>Birisi kapımı ha çaldı…<br>Ha çalacak!</p><p class="wp-block-paragraph">Ben küçüğü yemedim.<br>Annem de dokunmadı.<br>İri olan kaldı orada.<br>Çürümeye başladılar sonra.</p><p class="wp-block-paragraph">Ben…<br>Ben nereden…<br>Nereden bileyim ulan!</p><p class="wp-block-paragraph">Annemin çürüdüğünü!</p><p class="wp-block-paragraph">Ve şimdi hasta gözüyle bakıyorlar bana.<br>Domateslerle kafayı bozdu diyorlar.<br>Duyuyorum.<br>Okulunu okudum tek başıma.<br>Bırakmadan bitirdim onu!</p><p class="wp-block-paragraph">İnsanların aklını attı dediği şeyin ne olduğunu anlamak için verdim yıllarımı.<br>Akıl…<br>Akıl kuştur anladım.</p><p class="wp-block-paragraph">Ve ben…<br>Ben nereden…<br>Nereden bileyim ulan!</p><p class="wp-block-paragraph">Aklımı atacağımı!</p><p class="wp-block-paragraph">Annemle babamı yan yana gömdüm.<br>Aynı zamanda ölmediler aslında.<br>Niye yan yana gömdüm?<br>Belki de hayattayken yapamadığım şeyin intikamını almışımdır.</p><p class="wp-block-paragraph">İmam görmeden…<br>Toprağın altında…<br>Ben…<br>Ne yapmışımdır?</p><p class="wp-block-paragraph">Mezarlarına…<br>Bir avuç tohum…<br>Domates atmışımdır.<br>Her gün…<br>Sanki…<br>Sanki sulayınca…<br>Çiçek verince ektiğim…<br>Çıkınca domatesler…<br>Koparıp onlarla beraber…<br>Sofraya oturacakmışımdır!<br>Es geçmeden perşembeleri…<br>İlaçlamaya kalkmışımdır.</p><p class="wp-block-paragraph">Sonra çıkmıştır o mezardan…<br>Biri küçük biri iri…<br>Bakmışımdır.<br>Eksik saymışımdır.<br>Ve tam olmasını istemiş…<br>İki küçük bir iriye…<br>Artmasını istemişimdir.</p><p class="wp-block-paragraph">Yorulmuşumdur.<br>Sulamaktan…<br>Koşturmaktan…<br>İnsanlardan…<br>Ya da tek başınalıktan değil…<br>Yalnızlıktan!<br>Domateslerden…</p><p class="wp-block-paragraph">Ve ikinciye tamamlamak adına…<br>Ben de onların…<br>Üzerine yatmışımdır!<br>Bu kez boyuta bakmadan…</p><p class="wp-block-paragraph">Boş kalmıştır tezgâh üstü…<br>Boş kalmıştır pazar yeri…<br>Boş kalmıştır annem eli…</p><p class="wp-block-paragraph">Ve her şey bittikten sonra…<br>Sofrayı taşırken içeri…<br>Masada oturanların dahi…</p><p class="wp-block-paragraph">Ölüsüne bakmışımdır.<br>Ölüme alışmışımdır!</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://zamansizdergi.com/ikisi-ufak-birice/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
