Ana Sayfa Edebiyat Şiir Zor

Zor

Ne gelmeye inandım ne gitmeye

Mutlak bir mekan var mı bizim için

Fırtınadan sonra doğa

Kelebek ağacı

Sağlam yapılar için tekin değil dünya

 

Bir sözcüğün köklerini yokladım

Yaralarım yok değildi

Orman gibi uğuldadım

 

Kaç bin yılda döndüm

Gülümsemenin ılıklığını

 

Dönüşerek iniyor yağmur

Bir salyangoz belki kaplumbağa

Büyütüyor birbirini

Zafer için kavga şart değil

 

Buraya nasıl geldim unuttum

Suya dalan el içimdeki tek zenginlik

Rüzgar eser buluşturur bizi

Benim dediğin şey kendine zincir

 

Onu erteleme kalemin ucunda kan

Emeğin içinde mucize

 

Güzel demek en kolayı çiçeğe

Sebep bulamamak kendi dışında

Kimseyi suçlayamamak en zoru

Önceki İçerikSu
Sonraki İçerikSıradanlığın Sıradışılığı
Gülümser Çankaya
Şair olmanın “Bu benim şiirim.” diyebilme olgunluğuna ulaşmaktan başka bir şey olmadığını düşünmüşümdür hep ama bu zannedildiği kadar kolay bir mesele değil. Bu ancak özgürleşmiş insanın kurabileceği bir cümle. Şiir konusunda söylenenlerin hepsini duyacak ama hiçbirini duymayacak, hepsini anlayacak, öğrenecek sonra unutacak, kendiniz olarak yeniden oluşturmaya çalışacaksınız… Yazmak çelişik çaba, delice bir cesaret gerektirir. Dışardan gelen seslere kulak kesilmek, başka hayatlara bakmak kendi bilgimizi oluşturmanın yollarından biridir. Türk şiirini, dünya şiirini okumadan, başka seslerden bağımsızlaşmadan kişinin kendi sesini bulabileceğini sanmıyorum. Gitmeden gelinmez; gitmeli ki insan kendine dönebilsin. Yalnızca şiirde değil, yapılan her işte bence insan kalbine baksın, oradan filizlenmeyen hiçbir şey sahi olmaz çünkü.

1 Yorum

Bu Yazı İçin Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz