5 Eylül 2026

Dılovan Çakmak

Dılovan Çakmak

Dılovan Çakmak, Londra merkezli disiplinlerarası bir sanatçı, antropolog, şair ve editördür. Araştırma temelli sanat pratiği; antropoloji, kozmoloji, astronomi, edebiyat ve çağdaş resmi bir araya getirerek insan bilincini, kültürel belleği ve insanlığın evrenle ilişkisini araştırır. Şu anda bağımsız bir sanat, edebiyat ve kültür dergisi olan Zamansız Dergi’nin Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapmaktadır. Dergide şiir, deneme ve editoryal yazılar yayımlar.

Düşler Yemini

Bir mizansen diyerek düşünmeli bu hayatı,Hele ki başını bir otobüs camına yaslarcasına durarak.Kadife bir müzik eşliğinde,böyle zehir,zemberek bir enstrümantal.Dolu dolu yaşadığını düşüneceksin ve,yanılgısı uğruna bu hayatın,feda edeceksin ömrünü.Bu sallantılı enstrümantal,damarlarından akacak,beynine mıhlanacak olur anda,acı çekeceksin içten içe,-istemsiz.Bilmeden bir günah işler…

Arzu ve Çıplak Darbe

Ben bu hayattan göçüp gittikten sonra,Sanırım ahlakım değişecek, gerisin geriye açılacak kapılar..Rüzgardan aşağılara savrulacak insan saydıklarımızVe gurur yitirecek kendini.Bir çocuk ağlayacak daha beşiğinde.Gözleri kapalı ve inatçı bir çığlık ile, masum olduğumu anlatmaya çalışacak.Bir meme darbesi ile susturulacak yalnız,Ve kimse, artık…

Talancılık

Hakikat, sancılı bir adanmışlıkla kendini var eder,Nitekim bir içten doğuş örneğidir buAdanmışlığa giden yolda her bir adım, bir iç güdümsel meydana geliştir.Her geliş bir amacı temsil eder.Ve her bir amaç, bir talan ediştir.Talan merkezli olay ufku, oluşa dökülür.Ve hizmeti, hezimeti…

Beş Kere Saliha

Saliha, çok uzun zaman geçti, hatırlamak seni Artık gül kokmuyor, oksijen solumuyorsun. Beni ise her anı, kalp yetmezliğine savurur. Az zamanlı ömrüm. Garip alışkanlıkların, hala unutmadım yansımaları çok Mimiklerin gelir akla, üç nokta Ve sırf sen yağmurda ıslanmıyorsun diye artık…

Katil

Akıbet, yedi kuşak sonra yakarışları bezenmiş Göbek bağları vakitsiz kesilen, ömrü törpülenmiş Kabilin torunlarıdır bu kavm-i cemil Zaman suretlerde defnolur Doğum sancıları nüfuz eder her bir benliğe Zapt edilemez bir öcün alameti yeryüzüne kıyam eder. Her yakarış Habil’i doğurur, buketler…

Dağ Sevinci

Seviniyorum seniBunu sakın unutmaAy ışığını güneşten aldığına yemin ederkenArşın arşın parlarken gök, yıldızların sesiyleGöbek bağı henüz kopmamışken çocukluğumunve Dünya kararlıyken bir tur bindirmeye, nefislerin üzerineÜç yüz altmış beş gününü dahaDüşünüyorum seniDüşüne-yorumsamacıDüşüne-bilirDüşüne-dizeler veDüşüne, pek çok şey sığar. Oralarda bir yerlerde, kavuşuyorum…

Fidandan Yeşermiş Bir Tohum

Hayır, ben seni sevmiyorum veVe bu, bu çok aşırı fena bir durum olmaya başladı..Bakmak üzerine teoriler adında, seni yazabilirim,Bakış açımı sana göre şekillendirip,Bütün evrenimi sana bağlayabilmememin hiçbir yolu da yok.Senden gelmek isterdim, sana kadar yok olmakÖmrümün sonuna kadar, senin yıldızlarından…

Beyhude

Dünya bir şer alanıdır, nahçıvanBabilin gamzesi nebukadnezardır.Değildir bir sanrı,Peygamber sanrısı hiç değildirHele ki bir gözbebeği tonunda sallamakParmak uçlarında arşıHele ki kainatı müstakbel eyleyipMisket yuvarlamak rüyalaraAkıtmak bohçalarca erdemi yüzü koyunVurmak eyleminin lehçesineMünafık olmak hiç değildir.Aslolan, nasrın kuşlarına protestolarcaGökkubbe ritüellerce öne koşmakAğıtlar…

Mut’lu’k Zamanı

mut’lu’k’ zamanı I.bir kuluçka dönemindeyim,altıncı haftasından başladım dağılmaya. mut’lu’k’ zamanı II.safir, elyaf elbiselisükse, esmer bir kimse mut’lu’k’ zamanı III.kalifiye prollerin, rölyefçi hallerimübalağadan bir eksik dalı mut’lu’k’ zamanı IV.salkım bahçemin armadilloları,miraçta gasp edilmiş yeri. mut’lu’k’ zamanı V.üç kuruşluk dil altı hapları,cam…

Serseri’m Tuhaf

Aynamın kayıplar köşesinden seslenir,Bir düş uzatmış olduğumVe çehremin bulaçlarında özdeştiğim akımlar Yüzümden silinen bir fena asetonlu anlamlar,Aklımın ücra, zeytin ekmek kapıştığı,Zamanın eriyen saatlere karıştığı ve daha bir yanımEsirger ve bağışlar mizaçlara muskalaşmış.Daimi ve lakin tokatlar kervanına küstahtır.Anne yakarışlarına kulak kabartışlarımızOluşan…