Görüntü açıklaması

Ücretsiz Sevkiyat

Hızlı ve Ücretsiz Gönderin

Görüntü açıklaması

Çevrimiçi destek

Nihai ve 7/24 Destek

Görüntü açıklaması

3d Güvenli ödeme

Güvenli Çevrimiçi Ödeme

Hepsi Zamansızda

Mağazaya git

GENÇLİK GÜZEL ŞEY

Ömer Gültekin
3 Ağustos 2026
Image Description

Masaya koyduğu sol elinde kitap tutan genç bir adam, gövdesi hafif sağa dönüktü. Bağlama çalan arkadaşına bakıyor, başını hafif sallayarak ritim tutuyordu. Kafede masaların çoğunu gençler doldurmuştu. Çevirmen olan arkadaşım iki elini masaya yaslamış, hafifçe öne eğilmişti. Yüzündeki tebessüm, çalan ezgiden ve sıcak atmosferden duyduğu memnuniyeti ele veriyordu. Ona, ‘Ne güzel gençler!’ dedim. Arkadaşımın gülümseyen dudakları yavaşça geriye doğru açıldı. Yüzü aydınlandı. Ardından gözlerinin içi de gülmeye başladı. Bana;

Yaw, bir de şu gençlerden yakınıyoruz. Şu güzel hallerine baksana! Nasıl da efendi efendi eğleniyorlar, müzik çalıyorlar! Yaşlandıkça onlardan daha çok şikayet etmeye başlıyoruz; oysa Kürtçedeki – camêr – sözcüğü, özünde gençliktir ha!’ dedi.

Sırtımı hafifçe sandalyeye yasladım. Genç sanatçı bağlama çalmaya devam ediyordu. Ezgiler kulağıma ulaşırken, çevirmen arkadaşımın sözü tekrar tekrar zihnimde yankılanıyordu. Bir yandan melodinin ritmi, öte yandan cümlenin nakaratı…İkisi birbirine karışıyordu.

Sahi, – camêr – sözcüğü Kürtçede – İyi, yiğit, dürüst, eli açık – gibi olumlu vasıflar taşıyordu. Bu sözcük, Farsçadaki ‘’civanmerd / جوانمرد ‘’ sözcüğüyle aynıydı. Kürtçedeki – camêr – ile Farsçadaki – civanmerd / جوانمرد – özünde aynı sözcüktür.; fakat biçim ve telaffuzlarındaki ayrışma, iki dilin birbirinden ayrılan ses ve yapı özelliklerini de gözler önüne serer. Sözcük, genç anlamına gelen – ciwan – ile adam, erkek anlamına gelen – mêr – sözcüklerinden meydana gelmişti. Harfiyen ‘’genç adam’’ anlamına geliyordu. Esasında, Türkçedeki cömert sözcüğü de buydu ve Farsçadan Türkçeye geçmişti. Sözcüğün Türkçede anlamı daralarak, sadece eli açık anlamında kullanılıyordu. Kürtçe ve Farsçadaki anlamını karşılayan sözcük ise, daha çok, delikanlı sözcüğüydü. İlginç bir şekilde, delikanlı sözcüğündeki gençlik, yiğitlik, cömertlik ve dürüstlük vasıfları, – camêr / civanmerd / جوانمرد – ile aynı olduğunu fark etmeye başlayınca, heyecanım artmaya başlamıştı. Bir an kalp atışlarımı hissettim. Kalp ritmim, bağlamanın dingin temposuyla artık aynı akmıyordu. Gözlerim hala aynı yere bakıyor ama dikkatim çoktan içime dönmüştü. Sanki dış dünyanın sesi biraz kısılmış, içimdeki düşüncenin sesi ise yavaş yavaş yükselmişti.

O esnada, Arapçada da – fütüvvet /futuwwat /فتوة – sözcüğünün, genç anlamına gelen – feta / فتى –sözcüğünden geldiğini hatırlamaya başladım. Bu sözcüğü ana dilim Arapçada çok kullanıyordum. Sözcük, aynı zamanda yiğit,ahlaki erdem, cömerlik, fedakarlık anlamlarına geliyordu. Gençken, biz gençlerin büyüklerden duymayı çok istediğimiz ama onların bizim için çok cimri kullandıkları bir sözdü. Hasret kaldığımız bu sözü unutmamıştım.

Komşu dillerde gençlik kavramının bu denli birbirlerine yaklaşması dikkatimi çekmişti. Temas halindeki bu dillerin ideal insan tasavvuru büyük ölçüde ortaktı. Bu sosyo – kültürel coğrafyada bir erkeğin değeri yalnızca cesaretiyle değil, misafirperverliği, cömertliği, sözünde durmasıyla ölçülürdü. Bu yüzden yiğit, cömert ve dürüst, aynı kişilik tipinin özellikleri haline gelmişti. Arapça, Farsça, Kürtçe ve Türkçenin yüzyıllar boyunca aynı kültür havzasında birbirini etkilemesi, aynı çoğu akraba olmayan bu dillerde mecazlar ve ideal insan anlayışı etrafında oluşan ortaklıkların da temelini oluşturmuştur. Bu ortaklık, yüzyıllar boyunca paylaşılan ahlak anlayışının ve kültürel etkileşimin bir göstergesi sayılmalıdır.

Bitişiğimizdeki masada oturan genç adam, elindeki kitabı bırakıp temposu yükselen bağlamanın ritmine hafif alkışlarla eşlik ederken, masadaki kitabının adını gördüm. Hermann Hesse’nin Gençlik Güzel Şey adlı kitabıydı. Kitabı okumamıştım; ama adını biliyordum. İlk gençlik yıllarımda bir gazetenin biriktirdiğim kuponlar karşılığında, promosyon olarak verdiği kitap setlerinden biri de buydu. Büyük ihtimalle yazar, gençliğinin son demlerinde kendi gençlik anılarını kaleme almıştı. Bilmiyorum; ama bildiğim kadarıyla, gençken insan, gençliğin hayatın insana bağışladığı en büyük cömertliklerden biri olduğunu bilmez. Oysa ben, masasında bu kitabı olan gencin, Nobel ödüllü bu yazarın eserinden yalnızca edebi bir tat değil, kitaba adını veren o gençliğin güzelliğinden de pay aldığını görüyordum. Müzik kesilmişti; masaya taze çaylar servis ediliyordu.

Odun sobasının ızgarasında dışardan getirdiği kestaneleri pişiren gençlerden biri, elindeki maşayla birkaç pişmiş kestaneyi masamıza bıraktı. ‘’Abiler, ikramımızdır!’’ dediğinde, çevirmen arkadaşım ona, ‘’tu camêrî welle! / delikanlı adamsın valla!’’ dedi. Ben o esnada çevirmen arkadaşıma, ‘’delikanlı mı, cömert mi, ‘’camêr’’ için daha uygun bir karşılık olurdu?’’ diye sormaya yeltenince, çok sıcak olan kestane damağımı yaktı. Ben bunu, ‘’Sus!’’ uyarısı olarak yorumladım. Ardından hem kestanenin hem de gençlerin eğlencesinin tadını çıkarmalıydım.

Önceki makale AKIŞKANLAR DİNAMİĞİNDE BİR TAŞIN ANATOMİSİ

Ömer Gültekin

1980 Nusaybin doğumluyum. Eğitim Fakültesinin Sosyal Bilimler Bölümünden mezunum. Ana dilim Arapçayla beraber iyi düzeyde Kürtçe, Farsça, Türkçe ve orta düzeyde İngilizce biliyorum. Sosyal Bilimler ve Dilbilimi ilgilendiğim alanlardır.

Görüntü açıklaması

Güvenli alışveriş noktası

Hızlı ve güvenli ödeme