
Oturduğumuz binanın ikinci katında Alman Andreas ile karısı Andrea otururlardı. Emekli ve yaşlılardı. Gün geldi ikişer yıl arayla yaşlılıktan dolayı hastalanıp aramızdan ayrıldılar. Hans adından da bir tek oğulları vardı. Oğulları büyük olduğu için kendilerinden ayrı başka bir mahallede otururdu. Hans da ayda yılda bir, ya da parasız pulsuz kaldığında anne ve babasına uğrardı o kadar…
Haliyle Andrea ile Andreas ölünce evleri boş kaldı. Hans nasıl olmuşsa o dönem ev sahibiyle konuşmuş evi bana verin ben buraya taşınayım deyince ev sahibi de hayır dememiş. Meğer Hans ‘ın anne babası ölmeden önce Hans’a biz ölürsek evimizi boş bırakma buraya taşın diye vasiyet etmişler…
O vesilesiyle Hans bir kaç yıl önce geldi anne babasının evine taşınıp daireye yerleşti. Sonra öğrendik.Hiçbir mobilya vs de getirmedi anne ve babasının eşyaları yeterli diye. Hans anne babasının yerine yerleşti ama başı bozuk bir adam ne binanın kurallarına uyuyor ne de laf dinliyor. Böyle boş beleş bir adam. Mesela binanın asansöründe sigara içmek yasak yangın tehlikesine karşı ama o dinlemiyor içiyor…
Kaç defa da suç üstü yakalayıp uyardım ama söylediklerim bir kulağından girip ötekisinden çıkıyor. Sonra ev sahibi kapının önüne çöp tenekesi de koymuş ama o elindeki herhangi bir çöpü çöp tenekesine değil yerlere fırlatıyor…
Böyle bir adam işte. Bir de bir huyu var günde en az on defa ikinci kattan aşşağı inip posta kutusuna bakıyor. Rahmetli babası da öyleydi. Hergün onlarca kez aşşağı inip posta kutusuna bakardı. Ama ben buna saygı duyardım “Hergün onlarca kez posta kutusuna mı bakılır ” diye kızan hanıma “Öyle deme hanım adam emekli, zamanı çok. En azından aşşağı inip posta kutusuna bakması ona bir spordur” desem de hanım bildiğini okurdu…
Dört aydır ben de emekliyim, en azından spor olsun diye aşşağıya iniyorum. İnerken de evin çöplerini döktükten sonra yukarı çıkıp eve geleceğim zaman haliyle posta kutusuna baktığımı bilip gören hanım bu defa bana “Andreas’ı geçtin, ne habire Andreas gibi posta kutusuna bakıyorsun. “Boşuna posta kutusuna bakma, Andreas’a mektup yok” diyor birlikte gülüyoruz…
Zamansız Dergi uygulaması

Yazar
İrfan Erdoğan
Kahraman Maraş'ın Elbistan ilçesine bağlı Çerkezuşağı köyünde 1960 yılında doğdum. Anadolu Üniversitesi halkla ilişkiler bölümünün son sınıfından ayrıldım. Evli üç çocuk babasıyım ve aynı zamanda 38 yıl fabrikada çalıştım ve 5 aydır emekliyim. Sırasıyla Bir Emekçinin Günlüğü, O da bir işçi ben de, Korona Günlüğü,Kıskançlık…
Tüm yazıları (7) →İrfan Erdoğan’ın diğer yazıları
Edebiyat
Komşum Hasan…
13 Ekim 2026
Eleştiri
İlhan Sami Çomak ” Kimseye Kırgın Değilim” diyor…
15 Mart 2025
Anı
Garip
29 Aralık 2021
Son eklenenler
Deneme
Taşın İçindeki Çiçek
30 Ekim 2026
İnceleme
Belleğin Tanıklığı, Ötekinin Yüzü ve İlişkinin Coğrafyası: Muhammed ile Melisa
27 Ekim 2026
Deneme
BAŞKALARININ FRIDA’SI
25 Ekim 2026
