
Yumuşakça bir tülle örtülmüş şu göğsümün altında uyuyan demir pençenin minesi değil miydin sen? Ben yoksulluk tanrısı, ölümle ardalanan kimsesizlik fotoğrafı. Sen pası, yası öğütüp, bir kuşun kanadına iliştirip, göklere çıkartan. Sonsuz boşluklara varıp yere çalan. Sen tufanda vaha, çoramış toprakların uzak görüş seyrinde serap. Bir şeyin var olduğu bilinen, bilinenin yıkıcı bir aldatmaca olduğuna inanılan. Aslına bakılırsa kendini törpüleyen bir kıvılcım. Her şey bitti denmişken toprağımda yasını ilan etmiş kuru ottan cehenneme götüren.
Şimdi hangi kimlik beni senden çalan şu zamana hükmeder, senin kaybedişine yasımı zincirler, zincirine beni kör Sadi eyler? Hangi vatan beni sarar, hangi sandıkta uyur tahayyül edilen, hallerim hangi sancıyla doğurur kendini, hangi kuyuda gülümserim yeniden?
Kırk geceden bu yanadır yutkunduğumu doğrar, doğradığımı yerim. Aşım, sazım, sözüm dillendiğimden gayrısı değil. Kırk divana büzülüp kırk nesimden ettiğim derse küfreder yine seni derim, yine seni.
Ey sultanların şahı, alemde eğer bir yandığın varsa alemi sana kâr etseler de par etmezmiş. Hakikat hardan ibaretmiş. Süngüler yara diken, soğuyan kan pekmez imiş. Şu büyüyen değirmende öğütüldükçe büyüyen yasın hamilinin sancısıdır beni yutkunuşa kul eden.
Sen hiç yutkunuşun boğuluş öyküsünü dinledin mi?
Ak memene düşen sütün çürüyüşünü hissettin mi? Gözünün ferinin küsüşüne yürek bulantını şahit kıldın mı? Çıkıp hazan kürsüsünde geceyi yargıladın mı? Tüm suçu göçen kanatlara yükledin mi?
Bilmezler anamın kalbi kınalı oğlağı olduğumu. Bu yüzdendir neye niyet etseler ona kurban olduğum. Nefsimden çıkıp giden cılız şeytanın bile hüznü var. Onun bile dimağında tortulanan hasedinden vazgeçen bu gidişine kör olan nefsin soğumuş bu külün altında uyuyan hardan daha kibirlidir. Nereye varmak için bu koşuş? Daha kaç civan yol yanacak göğsünde uyuyan fotoğrafla? Mührünün kederini görmez misin iblisin armasından utanışını, uyanışını hakikate?
Yazar
Mert ATAL
Bitlis - Tatvan doğumluyum. Sosyal Bilgiler öğretmeniyim. Göç ve Kelebek Patikasıadında iki kitaba sahibim. On beş yıllık bir şiir yazma çabam var. Bu doğrultuda kendimi geliştirmeye devam ediyorum.
Tüm yazıları (3) →Mert ATAL’ın diğer yazıları
Deneme
Toprağı Toprakla Pişirirler
18 Ekim 2023
Şiir
Zaman
10 Eylül 2022
Son eklenenler
Edebiyat
Erhan Şanal’ın Portrelerinde Batik Estetiği ve Çağdaş Sanatın Kesişimleri
15 Eylül 2026
Anı
Andreas’a Mektup Yok
12 Eylül 2026
Edebiyat
YAŞASIN ADLİ KONTROL ŞARTIYLA SERBEST BIRAKILIYORUM!
10 Eylül 2026
