5 Eylül 2026

Galip Uçar

Galip Uçar

1984 İstanbul doğumlu. Yeditepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı sonrasında eğitimine aynı üniversitenin Eğitim Yönetimi ve Denetimi yüksek lisans programı ve Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümlerinde devam etti. Anadolu Üniversitesi Tarih bölümünden mezun olan yazar 2009 yılından beri aralarında TED Kuzey Kıbrıs Koleji ve Ataşehir Belediyesi’nin de olduğu çeşitli kurum ve okullarda Türk Dili Edebiyatı öğretmenliği yaptı. Vakıflarda ve bazı kurumsal büyük şirketlerde ve freelance olarak editörlük, redaktörlük, arşiv direktörlüğü ve danışmanlık yapan ve çeşitli üniversiteler ve halk eğitim merkezlerinde yaygın eğitim modeliyle Diksiyon Kursları da veren yazarın, yayınlanmamış ve basılmamış birçok şiiri, öyküsü ve denemesi vardır. Kendi söz müziklerini yazdığı şarkılarının olduğu single albümleri ve başka şarkıcılara verdiği şarkıları da olan Uçar hâlihazırda geçimini söz müzik yazarlığı, editörlük ve öğretmenlik yaparak sağlamaktadır.

HIŞIRDARKEN SENİN SESİNLE

Yılkı atlarının nal seslerinde girmiştim bir şehire Ağaçların yaprakları hışırdarken senin sesinle Güneş solmaya yüz tutmuştu hayli turuncu Kara tüllü kadınların bakışlarının hizasından Bordo kumaşlı kahvehane sandalyelerinin seyranında Sızlar bir eski yara arzu eder bir şeyleri adı konmaz Sakala düşer…

ERMİŞSE SIRRINA DÜNYA

Ermişse barışın sırrına dünya Bir türkü söyle takılsın turnanın kanadına Yazsın anlatsın DağınıOvasını Yaylasını Şehrini Gahi zindanda gahi kahvehane masasında Dinle tarlasını Fabrikasını İşçinin nasırlı ellerinden tutanda Bir yürek yırtılır Kalır hasretli sızı Helalleşir Yarım kalmış bir söz dudakta Lisanı…

BEŞ MİNİK ORKİDE

BEŞ MİNİK ORKİDE Beş minik orkideAçıldı anidenPembe ve beyazElbet narindi birazYaz geçip gitmiştiAnlamamıştıkSon günlerimiziMutluluklarımızıAnlamamıştıkSonlarımızıBir yazı gibiAkıp gitmiştiSayfalarca boşKahve rengindeVe hoşElbet narindi birazOrkidelerin bizden haberi yoktuBiz de tanımazdık kendisiniBir balkon köşesindeki haliniBeş adediniRenginiYaz geçip gittiArdına güz de bağlandıKar da yağdıHatta kış…

ŞEHRİN KARŞI KIYILISI

İki ayrı yüzüyüz İstanbul’unBen başka bir senSen başka bir benİki kavuşmaz yakayızDüğmesiz iliksizİki farklı kulesiyiz İstanbul’unSen denizde dalga içindeBen tepede rüzgârlara direnenGörsek de beyaz vapurlarıBeyaz martılar izin verdiğinceSissiz ve hissiz İstanbul sabahlarındaKonuşup görüşemeyiz uzak yakınlıklardanİki medeniyetiz İstanbul içindeSen surlarla kaplıBen…

Bir Şehir ki Çocuklar Asi

Asidir bu şehir çocukları asiYürek yangınlarıKıyıya vuran dalgalarından belliBir yanda defne bir yanda zeytin dallarıSanma ki yıkıntılarla anılırKalkmaz geriAsidir bu şehirÇocukları asiNe İskender’e yar olmuşNe Fransız’a bakiYarılsa da göğsünün ana damarıYine gelir yan yanaErmeni Türk NusayrîAsidir bu şehirÇocukları asiBaş eğmez…

Aralıklar Aralıklar

Saçlarından fırlayan rahvan atlarDört nala koşarken üstüme üstümeBir esmer kadın güzelliğindeVe yaz günüdür ille deNe dağlarda gezen yörüklerNe şehrin gri evleriBir nehir akarCan verirBakışlar ah bakışlarÖylesine yakınDerin çok derinUzak ulaşılamayacakKemer tokalarının ışıltısını saranSimsiyah derilerin esaretindeDeliklerden sızdığı kadardır şimdi aşkAralık günü…

Uzak Yalnız Bir Adaya

Limonlar sarıya dönmüştürPortakal çiçekleri açmıştır beyaz beyazTurkuaz dalgalarıyla denizin kıyısında hurmalar palmiyelerSalınmıştır yeni güz rüzgarlarıylaGüneşin turuncu ateşine bulutlar gelmiştir bazı bazıDağlardaki yeşillikler biraz daha koyuya çalmıştırPapatyalar şampuanlara kremlere Babutsalar masaya dönmüştürHavanın o en sıcağı kırılmıştır artıkSazlıklar boy vermeye başlamıştırFatıma’dan Arabahmet’e…

Baharın Müjdecisi Ülke

Uzak diyarların derin ormanlarında, karların eriyip, nehirleri coşturduğu, şelalelerin çılgınlar gibi akmaya başladığı, otların yeşerip, çiçek olmak için toprağı yırtan fidanların güneşi selamladığı günler gelmişti. Kahverengi ayılar; olanca gürültülü esnemeleriyle ormanı titrete titrete uyanırken, Leylekler, göç ettikleri sıcak diyarlardan aldıkları…

Aylardan Mayıstı

Taktı baretiniGiyindi tulumunuTuttu çekiciniKavradı orağınıYürüdü çamurlu ayaklarıylaYürüdü karanlıkların en karası gecedeKararlı adımlarla ufka doğruSalladı bir o yandanSalladı bir bu yandanYüreğinden vurduÇekici örse vurur gibiYüreğinden vurduSon hasadı kırar gibjYüreğinden vurduZalimi yere serer gibiVurdu ha vurduKurak yaz günlerindeKana kana su içer gibiSoğukta…

Yüzünün Issızı

Yüzünü fırlatmış denizeBir yunusun yüzgecine takılmışAh dalgalar vurmuş ahDalgalar gözyaşlarından daha kuruymuşGün ışığı ay ışığına karışmışDenizler başka denizlereKoskoca dünya da bir ıssız adaymışGökkuşağının düştüğü yerde konuşlanmışYemiş içmiş gezmiş tozmuşMutlu sanılmışHuzurlu sanılmışVar oldukça hep sanılmışHep yanılmışHerkesi yanıltmışBir bira şisesi esmerliğinde yaşamışSek…

Yaramaz Sincap ve Akıllı Tavşan

Bir gün, ormanın derinliklerinde, cennetten bir parça gibi güzel ağaçların altında koca boynuzlu geyikler, hafta sonunun verdiği mutlulukla top oynuyorlardı. Bu beş geyik boynuzlarıyla topa vura vura birbirlerine atarlarken, birden top ağaçların yanından aşağıya doğru kaçtı ve derenin kenarına doğru…

Güneşi Sandalıma Koydum

Güneşi sandalıma koydumKirletmesinler diyeSeher vaktindeAsıldım küreklereÇek babam çekAslan balıklarının kortejindeGümüş balıkları deniz fenerimTanrıların korkaklığı olanDağlara ada dağlarına doğruÇalınmış ateşlerinden de büyükBir yükü sırtıma yükledimKıyılarına vardımVe kafa tuttum onlaraSaklandılar kaçtılarKirlettirmedim güneşiGünün kalabalığınaRiya sürdürmedimBir parça ışın verdi banaEllerim aydınlıkSür dedi başınaSürdümDaha sür…

Kestane Sokak

Birazdan geçecektirGözlüklerinin buğusuylaBaşı öne eğikSiyah saçları yanlardan kıvır kıvır dökülenKırmızı pardesölü kadınDamlardaki karın rüzgara kattığı ayazlaAyazağa’dan bu yana esenPrusya mavisi gözleriVe Alman parlak beyaz teniyleYaşamına anlam arayanİrice sarışın öğrenci kızNefes nefese tırmanacaktırHemen ardındanBirbirine karışmışSiyah kıvırcık düzensiz sakalıEsmer teninde siğiller yara…

Sensiz Saniyeler Neyime

EmeğimAlın terimSevdiğimSaat beş olsun diyeGözümü saatlere diktiğimAvcumun nasırıBacaklarımın yorgunluğuÖğle aralarındaTadıni dahi anlamadanAlelacele yediğim yemeğimSabah gözüm yarı açıkAyaz yollarda yürüdüğümAy sonlarını bekleyişlerimYazmaktan aşınmış kalemimYazılmaktan yıpranmış defterimGözüme girip de yakan terimSokağıma vardığımda dinlenme umudumBoğazımı dinlendiren çayımBeni dinlendiren kahvemHayalini kuramadığım hayal kırıklıklarımCiğerimYüreğimİç sancımGünün…

Sahil Türküsü

Birazdan dağların ardındanPortakal rengine çalıpBatacak güneşNe çareAma dalgalarBitmeyen bir şarkınınSonsuz dansındaAdımları bir ileri bir geri gidenUslanmaz usanmaz bir kavalye gibiBazen sararak beliniBazen tutarak eliniBazen yaslanarak omzunaVuracak sahildeki çakıl taşlarınaGökyüzü ayı çağıracak sahnesineÖnce mavi giyecekSonra en şaşalı ve parlakBeyaz elbisesiyle çıkacak…

Öksüz Bir Karadeniz Türküsü

Sakin ve hüzünlü bir Karadeniz Türküsü çalarGece kadar derinGece kadar uzunGece kadar hasretlik doluYeşil yapraklar bakar gözleriyle yollaraBembeyaz yaseminler açar o an anılarAy parlağı gecenin en köründeYalan sanır şarkılarda dökülen gözyaşlarınıOlanca yılların yorduğu bakışları yalan sanırOysa tüm öksüzlüğüyle aşka hasretinAyağına…

Yanağına Deniz Basmış Akdeniz

Ey dağlarını kurban edenYanığına deniz basmışHüzünlü yoldaşKayalıkların mı ağlasınŞelalelerin miKime dert yanasınYana yanaKimden hayır alasınŞimdi kül dağlarında ölü ceylanlar yatarŞimdi kül dağlarında kahpelikUzanmaz koridorlardan elleri sanaNe eşin yoldaşın sağabilir yaranıNe falezlerinden dökülenlerBir efkar sarar üstünüDuman dumanEn karasındanBir efkar ki eylemez…

Bir Aldatış ve Geri Dönüş

Merhaba denizYine benUzun süre oldu biliyorumOnun içindir kiBir merhaba da beklemiyorumAnılar yetiyor inanVe seni yine gördüğümdeAynı şeyleri buluyorum yaO da yetiyorBiliyorum kiBir gün yineSorgusuz sualsizBeni koynuna basacaksınYine şubat lodosundaKoca dalgalarınla ıslatacaksınEvet aldattım seniSenin kat kat büyüklerinleKat kat tuzlularını tattım zevkleVe…

Masada Duran Üç Zeytin

Masada duran üç zeytinAnlatır halkın haliniMasada duran üç zeytinDerdimi seni ve beniMasada duran üç zeytinSanki durumu bilir gibiMasada duran üç zeytinKonuşur akşamüstünden geceye senli benliMasada duran üç zeytinOlur o an Amerikada bir zenciMasada duran üç zeytinAfrikada bulunan suyun sevinciMasada duran…