Deneme

Beynin Toprağıdır Çok Dillilik

Kozmopolit dünya yapısında insanların sosyal, siyasal, kişisel farklılıkları önemli bir yer tutar. Bu farklılıkları ifade etmek için sembolik bir dile ihtiyaç duymaktayız. Duygularımızı, düşüncelerimizi, davranışlarımızı anlamlandırıp ifade etmek için dil bir araç rolündedir. Dünya yapısına baktığımızda insanlık, tarihten bu yana sürekli değişim ve gelişim göstermektedir. Bu gelişim insanın birden çok şey öğrenmesi ihtiyacını da doğurmuştur. Birey kendini ifade etmek için bir dile daha ihtiyaç duyabilir. Sonrasında doğan başka ihtiyaçlar veya çevre koşullarından ötürü bir dil daha öğrenme eğilimi gösterebilir. İkinci bir dili öğrenme insanın gelişimi ve sosyalleşebilmesi, kişilerarası iletişiminin daha iyi olabilmesi adına güzel katkılar sağlayabilmektedir.

Hayatımızda bu denli önemli role sahip dilin beynimizdeki faaliyetlerinden biri zihni şekillendiren bir yapıda olmasıdır. Farklı dilde konuşan insanlar aynı olayı farklı biçimde hayal edip zihninde kurgulayabiliyor. Her dilin fonolojik yapısı, dizimi, anlamlılığı farklı olduğundan zihinsel sürece etkisi de o dilin yapısı ile olabilmektedir.  Dil beynimize can veren ve aynı zamanda beynimizi sarmalayan bir topraktır.  Bu dile ek bir dil öğrendiğimizde toprağa can katmış oluyoruz. Dili ne zaman, nasıl öğrendiğimiz bu toprağı budama yöntemimizdir.  Araştırmalar bizlere ikinci dilin erken yaşta öğrenilmesinin daha olumlu sonuçlar doğuracağını göstermektedir. Beyin, erken yaştaki çocuklarda daha elastik yapıda olduğundan dili çok hızlı bir şekilde öğrenebilmektedir.  Ayrıca ikinci bir dilin öğrenilmesi bireylere bilişsel esneklik, sosyal duyarlılık, yaratıcı düşünme, farklı kültürleri tanıma isteğini artırma, empati gibi olumlu özellikler sağlayabilmektedir.

Dili anlama, tekrar etme, söz dizimini bilme gibi beynin farklı fizyolojik çalışma stilleri bulunmaktadır. Beynin yapısına bakıldığında dil alanından sorumlu sol yarı küre, nöral yapılanması ve bu küredeki sinir ağları uyarıcılarının incelenmesi ile önemli bir noktadadır. Dilin beyinde nasıl işlendiği, nasıl öğrenildiği, kodlandığı, dizimi, fonolojik özellikleriyle birlikte kaotik bir durumda görünebilmektedir.  Dilin nasıl işlendiği, dille ilgili oluşan durumların kesin bir açıklamasını bulmak zor olabilmektedir. Fakat dille ilgili olan bazı çalışmalar bizlere Broca alanının konuşma üretmekte, Wernicke alanının konuşmayı anlama faaliyetinde olduğunu göstermektedir. (akt. Mergen, 2010). İsimlerinden haberdar olmasak da anlamın, konuşmanın ve birbirimize kelimelerle uzandığımız bölgelerin anavatanı da diyebiliriz. Bu alanlar dil ediniminde önemli bir roldedir. Bu alanlara bağlı korteksler ve duygular arasında da ilişki kurmak doğal olacaktır. Yani kısacası beyindeki her bölge bir başka bölgeyle etkileşim içindedir. Bölgeleri birbirinden kesin çizgilerle ayırmak pek sağlam bir adım olmayabilir.

Günümüzde ikinci dilin öğrenilmesi bir ihtiyaç haline gelmiştir. Fakat sosyal, siyasal ve ekonomik nedenler gibi durumlardan dolayı diller arası bir hiyerarşi meydana gelebilmektedir. Önem arz eden ve önem arz etmeyen diller kategorisini birey kendi zihin yapısında oluşturabilmektedir. İngilizce konuşurken ki durumumuzla Arapça konuşan durumumuz dillerin farklı özelliklerinin yanı sıra toplumsal yargılardan ötürü de değişebilmektedir.

Her dil bir insandır sözünü yıllardır duymuşuzdur. Her dil kendi kültürel yapısıyla örtük veya açık bir şekilde zihnimize girebiliyor. Dili nasıl işlediğimiz, ne zaman ve nasıl öğrendiğimiz dil edinimi sürecinde önemli noktadır. Dil, beynimizin toprak horizonlarıdır.  Her dil ardından yeni bir ‘ben’ yaratacaktır. Yeni ‘ben’ler yarattıkça özgürleşeceğiz. Özgürlüğümüzün anlamı dilimizdedir. Dil özgürleştirir, cesur beyinler yaratır. Her yeni dil geride bıraktıklarımızın toplamı olacaktır ve her yeni dil yeni anılar için alınmış derin bir nefes, yağmur sonrası toprak ferahlığı ile bilişinize uzanacaktır.

Kaynakça :

Filiz Mergen, İki Dilli Bireylerin Anadilinde ve İkinci Dilde Dilbilgisel ve Anlambilgisel İşlemlemelerinin Nörodilbilimsel Açıdan İncelenmesi (İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal      Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2010),

Yazar: Arzu Tükenmez

Doğu Akdeniz Üniversitesi Psikoloji bölümü mezunuyum. Hayatı ve insanları anlayabilmek adına tercih ettiğim bu meslekte faydalı olabilmeyi amaçlıyorum.

This Post Has One Comment

  1. Evrim Cevapla

    “Her yeni dil geride bıraktıklarımızın toplamı olacaktır ve her yeni dil yeni anılar için alınmış derin bir nefes, yağmur sonrası toprak ferahlığı ile bilişinize uzanacaktır.“ kısmı etkileyici bir biçimde aktarılmış. Böyle bir yazıyı bizlerle paylaştığınız için çok teşekkürler..😌

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir