Ana Sayfa Zamansız O An Anı Leçek

Leçek

Her iki eli öpülesi bir adamdı babam. Çektiği tespihin kehribar kokusu işlerdi ellerine. Yanaklarından öpmüşlüğüm yoktur; biz eline eğilirken o başımızdan öperdi. Pek sarılmazdı, hatta hiç sarıldığını hatırlamıyorum… Ama uzun uzun bakardı bize tespihini çekerken, sevgi dolu merhamet dolu olurdu bakışları. Benim nezdimde bir babanın en büyük isteğidir büyüdüğünü görüp yere çömelmeden ayakta kucaklamak evladını. Kendisinden uzun olsun ister, boynunu kaldırıp yıldızlara bakar gibi bakmak ister… Bir baba evladının kendisinden iyi olmasını ister sadece.

Babamın bir uzvuydu adeta o tespih, onun ayrılmaz bir parçası olmuştu. Tespih tanelerinin diliyle konuşurdu bizimle; yüzünde yakalayamadığımız küçücük bir mimiği, aklımızın ermediği bir davranışını hep o taneler fısıldardı bize. Pencereden dışarı bakar, ufuk çizgisiyle konuşurdu sanki içinden sessizce. Tespihinin tanelerini ağır ağır, yavaş yavaş çekerdi; o zaman anlardık ‘bana dokunmayın, konuşturmayın’ demek istediğini. Ağarmış saçlarının, yetmişe dayanmış ömrünün muhasebesini yapardı kendi kendine. İkişer ikişer, hızla çekti mi tespihi bilirdik ki sinirlenmiştir, üzülmüştür babam; bir tespihe bir annemize bakardık böyle zamanlarda. Tespihin şakırtılı sesinden ve annemin mimiklerinden, sinirini ölçmeye çalışırdık babamın hiç konuşmadan.

Bir de o tespihi çekmeyip parmağına dolaması vardı. İşte o an bilirdik ki babamız mutludur, sıkıntısı yoktur, her şey yolunda gidiyordur. Hepimizin yüzünde bir gülümseme, Alâeddin’in sihirli lambasındaki cini bulmuş gibi dile dileyebildiğini! Keyfi yerindeyken babam hemen bana bakar, ‘Koş, git getir silahları, temizleyeceğiz hepsini’ derdi. Böyle zamanlarda babamın gözleri parlar, keyifle dokunurdu hepsine tek tek; vefa borcu sayardı onlarla ilgilenmeyi. Yere büyük bir sofra serilir, birinde yağ diğerinde mazot olan bakır taslar getirilirdi önüne. Sonra anneme bakar, ‘Leçek getir hanım, şunları bir güzel temizleyelim’, derdi.

Eskimiş leçekleri küçük parçalara bölerken, ne kadar dramatik bir kaderleri olduğunu düşünürdüm içimden; hayatımızın ne çok anında başrol oynamış bu leçek. Misal, beşikte sallanmasına rağmen sürekli ağlayan, bir türlü susmayan yeğenimin sesini işitince annem yengeme seslenir, ‘kızım leçeğini çocuğun yüzüne örtüver de sussun’, derdi. Leçeği koyar koymaz susuverirdi haylaz yeğen; anasının kokusunu alırdı zaar, tüm leçekler anne kokar aslında… Yakalamaca oynarken düşüp dizimi kanatmıştım bir kez, ne çok acımıştı canım; annem hemen bir leçek bağlayıp kanamayı durdurmuştu. Ateşlendiğimizde derhal leçek ıslatılır, alnımıza koltuk altımıza konulurdu. Başımız ağrıdığında annem leçeğini çıkarır alnımıza hafifçe bastırarak bağlar, baş ağrımız hemencecik geçerdi. Annemizin leçekte sakladığı damlasakızı; ah, nasıl da hafif bir reçine kokusu yayardı etrafa! Sağılmış sütü süzerken leçek, peynir kalıbı yaparken leçek… Örf, adet ve ananelerimizde de önemli bir yeri var leçeğin. Erkeklerin kavgası sırasında, yere atılan bir leçek kavgayı bitirir; birinin gitmesini engellemek için son çare olarak yere leçek serilir, çünkü üstünden atlanamaz, üzerine basılamaz leçeğin. Leçek demek kadın demek, ana demek. Kadına olan saygı, verilen değer ne kadar da büyük…

Ama şu dünyada hiçbir şey beyaz kalamıyor. Babamın silahlarını temizlerken kullanıp simsiyah ettiği, işi bitince de ‘Oğul, atıver şunu’, diye elime tutuşturduğu leçek… İşte bakın, tam burada, ellerimin arasında duruyor!

11 YORUMLAR

  1. Sizi yürekten kutluyorum..okurken çok duygulandım..ayrıca bu şahane yazilarinizla beni buluşturan sevgili arkadaşım vedat kurtay’a teşekkür ediyorum..başarılarınızin devamını diliyorum..Antakya’dan selamlar sevgiler 🙋‍♀️

  2. Fırat Duyandan geçmişe kîsa ama duygu dolu bir dokunuş olmuş, cok beğendim.. Bence bulduğun her fırsatta yazmaya devam etmeli ve yazdiklarini ana bir kitapta derlemelisin

  3. Yazının akışı mı yoksa yaşadıklarıma benzerliği mi bilemedim ama beni 90 öncesi çocukluğuma aldı götürdü.
    Bence çok güzel olmuş. Nice nice güzellik dileğiyle IZMIR’den selam olsun.

  4. Fırat eski kültürlerimizi o kadar güzel anlatıyorsun ve güzel dokunuşlarla anlatmışsın ki, senin yazılarını okurken çok keyif alarak okuyorum ve tekrar başa dönüp bir daha okuma isteğim oluyor…Barışın simgesi olan leçeği çok anlamlı bir şekilde dile getirmen güzel olmuş eline sağlık güzel insan.👏🏽👏🏽👏🏽👍
    Ve kehribahar ve leçeği dile getirmen harika olmuş.
    Yeni yazını sabırsızlıkla bekliyorum.

Bu Yazı İçin Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz