9 Ekim 2026ISSN 3150-0757

Zamansız’ın seçtiği kitaplar satışta Kitap Mağazası
İrfan Erdoğan

İrfan Erdoğan

Kahraman Maraş'ın Elbistan ilçesine bağlı Çerkezuşağı köyünde 1960 yılında doğdum. Anadolu Üniversitesi halkla ilişkiler bölümünün son sınıfından ayrıldım. Evli üç çocuk babasıyım ve aynı zamanda 38 yıl fabrikada çalıştım ve 5 aydır emekliyim. Sırasıyla Bir Emekçinin Günlüğü, O da bir işçi ben de, Korona Günlüğü,Kıskançlık ve Babamdan öyküler adlı kitapların yazarıyım... Ayrıca Türkiye’den Almanya'ya göçün 60. Yılında 24 yazar arkadaşla birlikte "60 uzun yıl" adlı bir de ortak Antoloji yazdık. Yine Filtresiz Dergi öncülüğünde, ondan fazla arkadaşla birlikte "Filtresiz Öyküler" adıyla ortak bir kitap yazdık... Serbest gazetecilik yaptığım dönemlerde 2008 yılında (ÇETKO) Çevre ve Tüketicileri Koruma Derneği tarafından yaptığım haberlerden dolayı takdirname ile ödüllendirildim. 2022 yılında da Fakir Baykurt 'un kurucu ve onur üyesi olduğu ATYG (Avrupa Türkiye'li Yazarlar Grubu) tarafından da işçi edebiyatına yaptığım katkıdan dolayı ödüllendirildim...

Andreas’a Mektup Yok

Oturduğumuz binanın ikinci katında Alman Andreas ile karısı Andrea  otururlardı. Emekli ve yaşlılardı. Gün geldi ikişer yıl arayla yaşlılıktan dolayı hastalanıp aramızdan ayrıldılar. Hans adından da bir tek oğulları vardı. Oğulları büyük olduğu için kendilerinden ayrı başka bir mahallede otururdu.…

Garip

Haydar amcamın, kangal cinsi köpek yavrusunu Sivas’tan getirdiği günü daha dün gibi hatırlıyorum. Haberi duyar duymaz kangal yavrusunu görmek için o gün köyde ne kadar çocuk varsa Haydar amcamgilin kapısının önüne toplanmıştık, Halbuki köyde köpek çoktu ancak söz konusu kangal…

Konyalı Kamil

İş arkadaşım Konyalı Kamil, dişlerini yaptırmak için aylardır fabrikadaki arkadaşlar arasında kulis yapıyordu. Bazen Alman kalitesi güzeldir. Alman dişçilerinde yaptıracağım arkadaş. Adamların her şeyi kaliteli bazen da fikrini değiştirerek “Yok arkadaş! En iyisi Türkiye´de yaptırmak, Atatürk boşuna ‘Beni Türk hekimlerine…

Ünzüle Teyze

Ünzüle teyzemi bundan tam 44 yıl önce daha 18 yasına bile basmadan seyyar satıcılık yapmaya başladığım günlerde gittiğim Buruncu adlı köylerinde tanıdım. Ünzüle teyze o zamanlar hatırladığım kadarıyla 50 yaşlarında ya var ya yoktu. Kendisi ufak tefek bir kadın ama…

Sevgili Anneciğim

Aramızdan ayrılalı bir hayli zaman oldu ama biz seni hiç ama hiç unutmadık. Her an bizimleymişsin gibi yaşamaya devam ettik. Hasretin dayanılacak gibi değil ama yapacak bir şey de yok. Kendimizi yokluğuna alıştırmaktan başka çaremizin olmadığını bilip öyle yaşıyoruz işte!…