Anı

Konyalı Kamil

İş arkadaşım Konyalı Kamil, dişlerini yaptırmak için aylardır fabrikadaki arkadaşlar arasında kulis yapıyordu. Bazen Alman kalitesi güzeldir. Alman dişçilerinde yaptıracağım arkadaş. Adamların her şeyi kaliteli bazen da fikrini değiştirerek “Yok arkadaş! En iyisi Türkiye´de yaptırmak, Atatürk boşuna ‘Beni Türk hekimlerine emanet edin’ dememiş.” deyip bir türlü karar veremiyordu.

Bazı arkadaşlar da Kamil´in kararsız birisi olduğunu bildiklerinden ve biraz da işin gırgırına giderek ortalığı kaynatıp milleti neşelendirmek için Kamil´e takılarak “Aman Kamil abi burada yaptırma dişler domuz kemiğinden olabilir sonra ne olur ne olmaz abi. Elhamdüllahi müslümanız, aman dikkatli ol ha” diyerek ortalığı kahkahalara boğuyorlardı. Arkadaşların bu alaycı durumu karşısında iyice çaresiz kalan Kamil de iyice panikleyerek bazen işin içinden çıkamadığında ve bunalınca bu defa direk yanıma gelir “Hüseyin abi sen ne diyorsun bu duruma, bunların işi gücü gırgır. Bunlara kalsa ömür boyu dişsiz kalırım ya!“ der çıkardı.

Ben de Kamil´i aydınlatabildiğim kadarıyla düşüncemi söylerdim söylemesine de Kamil´in hergün planları değişirdi, bir türlü nerede nasıl yaptıracağına karar veremezdi. Onun için benim de söyleyeceklerimin bir faydasının olmayacağını bilsem de yine bildiklerimi söylerdim. Bir başka gün Kamil yine sevinerek yanıma geldi ve bu defa heyecanla “Abi, sonunda kararımı verdim, Türkiye`de yaptıracağım dişlerimi, orada çok hesaplıymış duyduğuma göre, bir hastane buldum ismi xxx Hastanesi, adamlarla da konuştum; orada 3 ay boyunca dişlerimi yaptığım süre içinde yeme icme, konaklama, her şey dahil 3 bin euroya mal olacakmış, öyle dediler. Vallahi çok güzel, böyle fiyat nerden bulunur. Bu firsat kaçırılmaz. Hem elin Almanına kazandıracağımıza memleketimiz kazansın değil mi yani, boşuna burada niye 7 – 8 bin euro vereyim ki?” deyince, bu defa: Vallahi orasını sen bilirsin Kamil, benim bildiğim dişin iyisini her yerde biraz fiyatlı yaparlar, senin dediğin aklıma yatmadı, böyle bir fiyat biçmekle onlar seni önce oraya çekmek için öyle demiş olabilirler, dikkatli ol yine de ona göre dedim ama artık Kamil çoktan kararını vermişti bir şekilde, tekrar “Yok yok abi, yarından tezi yok fabrikadan izin alıp biletimi kestikten sonra gideceğim; bu kafama yattı, başka çaresi yok” diyerek son noktayı koyunca artık ben de fazla bir şey diyemedim.

Aradan haftalar aylar geçti, sonra Kamil fabrikadaki yıllık izniyle birlikte 3 ay izin alarak biletini de kestikten sonra Türkiye´nin yolunu tuttu. Üç ay sonra Kamil, dişlerini yapmış bir şekilde aramıza geri döndü. Bu defa hepimiz Kamil´in etrafını sararak kendisine tek tek hayırlı uğurlu olsun dedik yeni dişleri için ama Kamil´in ağzını bıçak açmıyordu. Belli ki bir şeyler ters gittiği için öfkelenmişti. Bu haline karşı arkadaşlarla ne dediysek ne yaptıysak konuşturamadık bizim Kamil´i, belli ki içinde büyük bir öfke vardı ama nasıl patlatacağını kestiremez gibi bir hali de vardı. Üzerine varmadık. Bir süre Kamil´i kendi haline bıraktık. Nihayet günler sonra Kamil dayanamadı ve fabrikadaki bir dinlenme molası sırasında artık konuşmak için bana dönerek “Ah eşşek kafam ah, senin dediğini dinlemedim de gittim bir de üstüne üstlük borçlu döndüm iyi mi Hüseyin abi?

Halbuki bana burada telefonda 3 bin euroya herşey tamamdır diyen hastane orada bana tam 10 bin euro hesap çıkarmasınlar mı. Kendilerine telefonda konuştuklarımızı hatırlattım ama onlar bu defa kıvırarak biz sadece dış masrafları için öyle demiştik dediler. Üç ay boyunca yeme içme yatmayı hesaplamamıştık deyip çıktılar işin içinden abi, ben de çaresiz artık çıkan tam 10 bin euroluk masrafı elimdeki parayla ve birazını da orada borçlanarak ödedim geldim.“ deyince

Bu defa arkadaşlar Kamil’e biraz moral vermek düşüncesiyle de olsa işi tekrar şamataya dökerek Kamil´e “Abi, üzme tatlı canını, olan olmuş artık; hiç değilse dişlerin helal diş, helal diş sahibi oldun be, burada allah esirgesin domuz kemiğinden yaptırıp günaha girseydin nolacaktı, direk cehennemi boylayacaktın bir düşün hele,“ deyince artık Kamil de bizim kahkahalarımıza katılarak hep birlikte kendisine güldük sonra da neşeyle kalkıp işimizin başına döndük.

O günden itibaren de bizim Kamil ne zaman sözü dişçi ve dişlerden açsa başına gelenleri yad eder; hep birlikte doya doya güleriz…

Yazar: İrfan Erdoğan

Kahraman Maraş'ın Elbistan ilçesine bağlı Cerkezuşağı köyünde 1960 yılında doğdum. Anadolu Üniversitesi halkla ilişkiler bölümünün son sınıfından ayrıldım. Evli üç çocuk babasıyım ve aynı zamanda 33 yıllık fabrika işçisiyim. Bir Emekçinin Günlüğü, O da bir işçi ben de, Korona Günlüğü adlı kitapların yazarıyım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir