5 Eylül 2026

Mehmet Emin Duyan

Mehmet Emin Duyan

Yaptıklarını veya yazdıklarını değil, yazacaklarını ve yapacaklarını anlatmayı seven yaşlı bir adam.

Kuyruklu Yalan

Ben seni hiç özlemedim ki!Gözlerimde ki yaşlara bakma,Yalancı onlar. Ben seni hiç özlemedim ki!Ben kovaladıkça,Karşıma dikilen hayallerin de yok.Ben seni hiç özlemedim ki! Dokunuşlarını da unuttumKirpiklerimi okşamanı da.Ben seni hiç özlemedim ki! Birinden çıkıp, diğerine yuvarlandığımKuyular gibi gözlerini de unuttum.Ben…

Gönülde Akşam

Nihayet! Dedi yaşlı adam.Nihayet!Hiç gitmeyecekmiş gibi geldiEski dostu.Acaba anlamış mıydı telaşını?Gitsin diye gözünün içine bakışınıAnlasa inadına didiklerdiNe kurttu o…“Geçmeli” dedi fısıltıyla.Akşam güneşininYarım yamalak izler düşürdüğüTezgâhın ardından doğruldu.İskemlesini aldı.Kapının önüne koydu.Toparladı çırpınan yüreğininYorduğu soluğunu.Beklenen, akşamıBin kat daha güzel etmeyeNeredeyse gelirdi.Otururken kapı…

Ömer Hayyam’a Mektup

Oğlum yavrum canımın en güzel parçası sen bu mektubu okuduğun zamanlarda nerelerde ne hallerde olurum bilmiyorum. Malum Azrail gelmeden ne mail atıyor nede mesaj. Ben sana bu mektubu yazarken sen annenin karnında keyif çatıyorsun. Gerçekten sen mi istiyorsun bilmiyorum ama…

Susam Sokağı Perisi Ayfer Artaç İle Röportaj

1980’li yılların sonlarına doğru TRT de Amerikan CTW- TV ile uluslararası ortak bir yapım olan SUSAM SOKAĞI (Sesame Street) adlı bir çocuk programı yayınlanmaya başladı. Bu program o dönemki çocukların hayal dünyalarının gelişmesinde büyük etki yaratmıştı. SUSAM SOKAĞI’NIN ülkemizdeki metin…

Unut(ma)

Acıların sevindiren yanı olur mu? Olur… Hem de bal gibi olur. Gözünün önünde hayattaki son nefeslerini alıp, yakalandığı hastalığa hem kahrolup hem de iyi ki olanları hatırlamıyor diye sevinir mi insan? Sevinir… Hiç sevmediği hastanelere son günlerini verdiğini anlamamak güzel…

Mavi Hikâye

İstanbul mavidir… Mavi de İstanbul… Methiyelerin hakkını sonuna kadar veren o canım şehir! Sokaklarında kaybolamadığım şehirlere bir türlü ısınamayışım da senin yüzünden zaten. Başka nerede bulunur ki mehtabı batırıp, güneşi anason kokusuyla doğurmanın hazzı? Eski dar sokakların şimdilerde ayaküstü uğrak mekânlara…

Olmalı

Ben sele kapılmadanBoğulmaz kelimelerim satırlardaGörüyorum geliyor en azından sesi… Yakamıza yapışmışZemheri yalnızlıklarınCemresi mi düşüyor? Yok, yok…Olur mu ki?Ya olursa! Yok saydığımız,Yerini unuttuklarımız var.Bir göz-ışığıBir yürek çarpıntısı meseleAnımsadıkça gülümsemek hatta… Yok, yok…Olur mu ki?Ya olursa! Üstelik adı bile konmamışÖmrü henüz çok…

Günaydın

Usulca açtı gözlerini, hep yaptığı gibi yastıktan kaldırmadan başını sağ taraftaki pencereye doğru çevirdi ve derin bir oh çekti. Her sabah olduğu gibi aynı yerde rızkını bekliyordu. Yavaşça yatağından doğrulmaya başladı, çok tuhaf her zaman hissettiği ağrı yoktu bu sabah.…