Öykü

Unut(ma)

Acıların sevindiren yanı olur mu? Olur… Hem de bal gibi olur. Gözünün önünde hayattaki son nefeslerini alıp, yakalandığı hastalığa hem kahrolup hem de iyi ki olanları hatırlamıyor diye sevinir mi insan? Sevinir…

Hiç sevmediği hastanelere son günlerini verdiğini anlamamak güzel olmalı…

Üstelik kriz anlarında kurguladığı hikâyeleri bilinçli olarak söyleyebildiğimizi düşünüyorum da ne biçim bir rahatlama… Ağzına geleni say sonra da hatırlama. Ve bunun için sana kimse kızamasın. Evet, evet Alzheimer dan bahsediyorum.  İlk zamanlarıydı sanırım bildiğim en akıllı, derin düşünen kadınlardan biri idi. Ve onun bu hale gelmesi daha da acıtıyordu insanı. Öylesine anlardan biri…

-Aynısı,  görsen aynısını yapmış… Eşyaların aynından, duvarlar bile küf yeşili. Hatta çeyiz sandığımın aynısı… Ceviz.

-Yok, öyle bir şey. Olacak iş mi? Neredeymiş?

-Ohoo! Sen daha uyu. Hani ileride köprü var ya oranın öteki ucunda. Her duvarı ayrı renkten boyalı. Köşk gibi ama değil tabii.  Bahçe içinde. Bizim ev gibi balkonlar ışıklandırılmış. Her akşam yakıyorlarmış ışıkları ev yaldır yaldır. Ön cephesinden seyretmeye adam kıyamıyormuş.

-Babam neden yapsın sana bunu?

-Yapmış işte… O kadına açmış o evi… Açmış.

-Anahtarları versin gidip bakacağım.

-Kim?

-Baban. Ara getirsin şimdi… O anahtarı getirsin… Getirsin gözü kör olasıca.

-Babamda yoktur anahtar falan.

-Ver şu pardösümü…

-Anne nereye?

-Eve.

-Senin evin burası zaten evindesin!

-Yok, öteki eve gideceğim çeyiz sandığım orada. Getirsin anahtarı, o puşta söyle çabuk getirsin.

-Alo… Baba, annem öteki evin anahtarlarını istiyor!

-Ne evi?

-Köprünün öteki ucundaki evin anahtarlarını. Hani akşamları balkon ışıklarını yaktığınız…

-Anladım.

-Tamam, baba sen akşama getir anahtarları.

-Of…

-Anne, bak akşama getirecekmiş babam anahtarları. Şimdilik bekleyelim. Akşam olsun gelsin alırız.

-Getirecek değil mi?

-Getirecek…

-E şimdi çeyiz sandığımı kurcalarlar orada.

-Bir şey olmaz.

-İçinde sizin bebeklik eşyalarınızdan da var… Ellerler. Anahtarı getirsin.

– Hoş geldin baba…

-Hoş buldum… Annen nerede?

-İçeride.

-Anne, babam evin anahtarlarını getirmiş.

-Ne evi? Hangi ev?

-Hani köprünün öte tarafındaki ev. Duvarları küf yeşili boyalı… Çeyiz sandığın da orada imiş ya hani.

-Densiz, densiz konuşma… Babana terlik ver

..???

Yazar: Mehmet Emin Duyan

Yaptıklarını veya yazdıklarını değil, yazacaklarını ve yapacaklarını anlatmayı seven yaşlı bir adam.

Bu Yazıya 10 Yorum Yapılmıştır.

  1. Mehmet sirac Cevapla

    Güzel olmuş emin. Devam

  2. Ahmet Cevapla

    Daha önce şiiri bizide okudum çok beyendim hikayeyi bekliyordum sonunda oda geldi tebrik ediyorum başarılarınızın devamını diliyorum

  3. Zenan Cevapla

    Yine sıradışı bir yazı emeğine sağlık

  4. Aydın Cevapla

    Yüreğine sağlık kardeşim. Duygulandım

  5. Hamit Cevapla

    Unutmak güzel bir olay. İnsanı yoran, öfkelendiren üzen olayların bir hastalık vesilesiyle kurtulmak ilginç olsa gerek. Unutmak her ne kadar güzel bir şey miş gibi görünse de aslında güzel hatıralarda arada kaynar. Hayatın güzelliği olsa gerek iyilik ve kötülük hep Yanyana yürür.

  6. Nezaket Cevapla

    Unutmak ve unutmamak, unuttugunu unutmak… cok yakinimizda… cok guzel ic ice gecmis. Cok sevdim.

  7. FİGEN ATAOL Cevapla

    Sevgili Mehmet Emin. Her hikayede farklı bir dokunuş..Ama hepsinde aynı içtenlik. Sevgiyle kal

  8. Abdulkadir Cevapla

    Sevgiyle ve en içten dilekler daime senin olsun o saf yuregine saglik Emincigim Allah devamına erdirsin

  9. Sabri Cevapla

    Emin bey mükemmel yazmaya devam.

  10. Şeyhmus öner Cevapla

    Emeğinize sağlık Emin bey çok güzel bir yazı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir