Deneme

Ömer Hayyam’a Mektup

Oğlum yavrum canımın en güzel parçası sen bu mektubu okuduğun zamanlarda nerelerde ne hallerde olurum bilmiyorum. Malum Azrail gelmeden ne mail atıyor nede mesaj. Ben sana bu mektubu yazarken sen annenin karnında keyif çatıyorsun. Gerçekten sen mi istiyorsun bilmiyorum ama annen sürekli babası Ömer’in canı çekiyor diye saçma sapan şeyler istiyor. Mesela daha dün gece senin avokado istediğini söyledi. Ulan sıpa sen Mardinlisin avokado nedir? Haklısın oğlum bir avokado için tartışmaya değmez, babaların görevidir evlatlarının dileklerini yerine getirmek. Bunu bir yatırım gibi düşünmek gerek değil mi? Ben sana şimdi bakacağım sende bana ben yaşlanınca bakacaksın. Evet, oğlum bu cümlem ile sana hayata dair ilk dersi vermiş oldum. Hayatta her şey karşılıklıdır yani ne ekersen onu biçersin. Yaradan bana yeterince ömür verirse sana hayata dair anlatacağım çok şeyler olacak. Ama bu mektubun amacı o değil. Sana seni beklerken yaşadıklarımı ve his ettiklerimi anlatmak için bu mektubu yazıyorum. Bir nevi günlük gibi düşün. Haklısın oğlum madem bu bir günlük olacak o zaman başlık Ömer Hayyam’ı beklerken olmalıydı ama ne bileyim içimden böyle yazmak geldi. Aman canım başlığın ne önemi var önemli olan altta yazılanlar öyle değil mi? Başlıyorum o zaman.

Sanırım öncelikle neden sana Ömer Hayyam dediğimle başlamak gerekiyor. Aslında her şey küçük ablan Hayat Elif’in başının altından çıktı kendileri tam bir cadı, bir gün durup dururken

Baba! Ben hep küçük mü kalacağım benim abla olma hakkım yok mu?

Gibi absürt bir soru sordu, tabi’i ki ciddiye almadık ama bir akşam durup dururken annenin karnını öpüp

-Ömer nasılsın kardeşim?

Deyiverince annen ile birbirimize baka kaldık!

Sanırım bu bir işaret dedi annen.

Sırf cuma günü sala okunurken doğduğu için ismi Mehmet Emin yapılan bir kişi olduğum için oldum olası bu tür işaretlere uyuz olmuşumdur. Ayrıca yıllar önce ben senin ismini bulmuştum; bir oğlum olursa adını Onur koyağım demiştim. Şimdi dört yaşındaki bir velet yüzünden bu hayalimden vazgeçmek olmazdı. Ama bir evde üç kız ve bir kadın varsa bir erkeğin onlara karşı direnme şansı sence yüzde kaçtır, tabiî ki sıfır. Üstelik içten içe bir erkek evlat isteğin varsa ister istemez yelkenleri suya indiriyorsun. Ve ağızdan şu cümle çıkı veriyor:

Ulan söz veriyorum bir oğlum olursa adını Ömer koyacağım

Ve dün annenin doktoru müjdeyi verdi

Gözünüz aydın bir oğlunuz olacak

Evet, bir oğlum olacak. Belki büyüdüğünde ben çok yaşlanmış olacağım ama yinede karşılıklı oturup birer kadeh parlatıp dertleşebileceğim bir oğlum olacak. Bir oğlum olacak babam ile birlikte yapamadıklarımı birlikte yapabileceğim bir oğlum olacak. Şimdi sana bir sır vereceğim oğlum, ama bu ikimizin arasında kalsın. Kimliğine ismini Ömer Hayyam yazdıracağım böylece hem ablana verdiğim sözü yerine getirmiş olacağım hem de ilk okuduğum kitabın yazarı olan en sevdiğim şairin ismini evimde yaşatacağım, umarım beğenmişsindir ismini. Bu günlük bu kadar oğlum, aklıma bir şeyler geldikçe oturup tekrar yazacağım.

Nereye gidiyorsun oğlum sana anlatacağım hikâyelerimi dinlemeden nereye gidiyorsun. Gitme be daha seninle annenin dırdırından kaçıp bir Türkü barda oturup erkek erkeğe rakı içip dertleşeceğiz. Sen bana seni terk edip giden o selvi boylu boncuk gözlü kızı anlatacaksın, ben de sana Üniversite yıllarından kalma ve hala unutamadığım yıldız gözlü cennet gülüşlü Ermeni kızı anlatacağım. Gitme oğlum daha seninle Kadıköy’e gideceğiz benim gençlik yıllarımda gittiğim iskelenin oradaki Birahaneye gideceğiz birer bira içip oradan Saraçoğlun da Fenerin maçını izleyip Fenerin aleyhine karar veren hakeme küfür edeceğiz

.Bu yaşlı adamı bırakma gitme oğlum. Bakma sen herkesin bana yaşın kırk altı henüz gençsin dediğine, bedenim değil belki ama yaşlı ve yorgun bir kalbim var benim bu gidişi kaldırabileceğinden şüpheliyim be oğlum. Emir büyük yerden geliyor ise yapacak bir şeyi kalmıyor insan oğlunun git o vakit yavrum git beni düşünme sen beliki yarım kalan bir hikaye olarak yer alacaksın yüreğimde 

SÖYLE BAKALIM BEYİM BEN ŞİMDİ BU MEKTUBU KİME GÖNDERECEĞİM.

Yazar: Mehmet Emin Duyan

Yaptıklarını veya yazdıklarını değil, yazacaklarını ve yapacaklarını anlatmayı seven yaşlı bir adam.

Bu Yazıya 4 Yorum Yapılmıştır.

  1. Zenan Cevapla

    Usta şaşırtmaya devam ediyor

  2. Ali Cevapla

    Umarım yaşanmış bir şey değildir

  3. Şeyhmus öner Cevapla

    Hoş gelir Sefa gelir Şeyhmus öner’in yeğeni

  4. FİGEN Cevapla

    Sevgili arkadaşım. Yazıların gittikçe daha da derinleşiyor. Ve ben yazılarını okurken hem düşünüyor hem duygulanıyor hem gülüyor hem …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir