Deneme

Mavi Hikâye

İstanbul mavidir… Mavi de İstanbul…

Methiyelerin hakkını sonuna kadar veren o canım şehir!

Sokaklarında kaybolamadığım şehirlere bir türlü ısınamayışım da senin yüzünden zaten. Başka nerede bulunur ki mehtabı batırıp, güneşi anason kokusuyla doğurmanın hazzı? Eski dar sokakların şimdilerde ayaküstü uğrak mekânlara dönen, değişen insan profiline rağmen duygu anlamında buram buram aşk olan tek şehir. Maviye tutkunluğum bundan belki de.

Bir balıkçı tezgâhının mavi muşambasının romantik bir hale gelişi de yine senin yüzünden İstanbul! Suçlusun ve ben senin suçlarına bile bayılıyorum.

Nasıl demişti Tevfik Fikret İstanbul için?

“Ey köhne Bizans! Ey büyücü koca bunak! Ey bin kocadan arta kalan el değmemiş dul…“ diye gidiyordu aklımda kalan dizeler.

Ne zaman çaresizliğe düşsem bir mavi yapıştı kalemimin ucuna. Üstelik terk etmeyen tek sevgilim gökyüzü de mavi. Şimdi bunca girizgâhın ardından mavi sevdası tüttürmek iyi gidecek sanırım. Gelin bendeki mavilerden sunayım bir iki tane;

Bu tezgâhın sahibi nerede?

Tükenmişlerini almaya gitti…

Belli mi dönüşü?

Azında çok kalır, çoğunda az…

Öyküsü derindir Bey amca… Mavi tutturur, mavi yazar.

“ En beğendiğim bir damla gözyaşıyla yıkadığımdır” der.

Maviler kaçadır ki?

Alıcısı biçer pahayı…

Çoğu akşam mavisi ister. Bir kadeh rakıya yarenlik etsin diye. Üstüne serper hüznü, verir.

Ederi?

Beleş…

Ya şu açık mavi olanlar?

Onlar sabahlık… “ Tan karşılaması” der… Üstüne uykusuzluk döker verir.

Ederi?

Beleş…

Şu üstünde buğu olanlar peki?

Onlar “ Avuç içi mavisiymiş. Her daim avuçta. Nemli. Kaybetmeyi göze alamayanlar içinmiş. Üstünün süsü, derin nefesmiş.

Ederi?

Beleş…

Sabah dizerken hepsiyle konuşur Bey amca. Sever hepsini tek tek.

Bulut yanına uyan; nokta maviler de yapar. Aradan görünsün gülsünmüş diye…

O ne kadar ki?

E beleş…

Peki, bunca beleşe nasıl dönecek ki bu çark?

O bir bakışla, bir sözle doyar bey amca. Hele hele içten dökünen birkaç hece bitimsiz kazanç. Mavileri tükenince gider böyle. Bazen bulur gelir bazen de kendi tükenir. İşte o zaman içindeki mavilerden döker. Katar, karıştırır. Mavi ağlar, mavi güler bey amca!

Sevdalıdır, ne denir?

Yazar: Mehmet Emin Duyan

Yaptıklarını veya yazdıklarını değil, yazacaklarını ve yapacaklarını anlatmayı seven yaşlı bir adam.

Bu Yazıya 14 Yorum Yapılmıştır.

  1. Zenan Cevapla

    Her yazısında olduğu gibi yine farklı bir tarz deneyerek şaşırttın beni nereye kadar sürecek merak ediyorum

  2. Oktay Cevapla

    Merhaba.harika bir yazı.istanbulla bir daha aşık oldum

  3. ayfer artaç Cevapla

    Turgut Uyari, Edip Canseveri, Gülten Akıni aratmayacak bir mavi’li yazi..gönlune sağlik

  4. İdris Cevapla

    Maviye duyduğum iştiyakı, toz bulutu misali kapayan gündelikleri tekmeleyip-kısa sürede- onları başımdan savdığınız için müteşekkirim. Eyvallah.

  5. Şeyhmus Öner Cevapla

    Dünyanın ederi mavi kadar. Yüreğin mavi olsun abim, ağzına yüreğine bileğine kalemine sağlık

  6. Abdulkadir Cevapla

    Çok güzel yazıların edebi olarak da beğendim. Çok daha faydalı yazılar yazmanı temenni ediyorum inşallah.

  7. FİGEN ATAOL Cevapla

    Mavi rengi çok severim bu yazıdan sonra daha çok sever oldum maviyi

  8. Aziz Aslan Cevapla

    Yine döktürmüşsün üstad

  9. figen Cevapla

    MAVİ rengi çok severim bu yazıdan sonra daha çok sever oldum

  10. Zeynep Cevapla

    Ağzınıza sağlık çok güzel olmuş

  11. HAYAT elif Cevapla

    Istanbul için yazılmış sıradışı bir aşk öyküsü daha Üstad yine sasirtmayi başarmış

  12. kübra Cevapla

    İstanbul’un Mavi Mavinin İstanbul olduğu ancak bu kadar sade anlatılabilirdi. İstanbul’a ve maviye aşık olmak isteyenler için çok güzel bahanem var artık

  13. Nezaket Cevapla

    Masmavi bir yazi olmus. Bir nefeste duygulari hissederek okudum. Tebrikler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir