16 Eylül 2026

Zeki Azizoğlu

Zeki Azizoğlu

1986 Mardin doğumlu. Balıkesir Üniversitesi İngilizce İşletme Fakültesi 2010 yılı mezunu. Şiir yazıyor.

Pili biten saate

Saat gece yarısına yakın Penceremin Buğusuna gömülmüş  İmgeye dönüşmeyi bekleyen Anlayamadığım bir gölge Bileklerinden kesik bir de zihin var bende üstelik  Ancak yüreğim yazar belki içerlerden Ve ne sen ne de bir başkası  Ben ölmeden ve yitmeden Kadavra gibi açılmadan…

Mezmur

Şiir dök saki Bu gülüş başka sevilmez Kokusu miski amber olan o güzel Sözlerle anlatılmaz                  “Anonim” Işık geldi önce ve sonra söz Söz adını fısıldadı toprağa Yaban gülleri adınla filizlendi Semanda döndü…

Ola ki

Bir bebeğim, ilk nefes almışımAnnemin koynundan koparılmışEmeklemeye bile başlamadanSeni sevmişimTüm çiçeklerden kokular devşirmişYine de senin kokunu bulamamışımBir köşe başında rastlarım diye sanaYedi yirmi dört yalın ayak dolaşıp durmuşumNerede olacağını söyleyebilen kuşlardanMedet ummuşum Ola ki bir filizim belkiKayaç topraklardaİte kaka göğermişim…

Amor Mio

Amor mio, Tanrıçam!Bin yıllardır aranıp duranO sonsuzluk suyunun başındakiÖlümsüz prensesler gibiYaşlı bedenime sonsuzluğu bağışladınDudaklarından aşkın alevleriniTanrısını unutmuş ruhuma üfledin Amor mio, tanrıçam!Tapınmayı unutan kalbimeKölen olmamı ve ruhumu adamamı sağlıyorsunBen ki her türlü ululuğa karşı çıkmışOysa ışığının altında kaybolmaktanKendini anlamayanÇaresiz bir…

Elma Kokulu Çocuklar

Ne kâğıt, ne kalem, ne şiirDolmuyor gözlerimin ucundaki boşlukVe ellerim titrek bir kelebekKanatlarım yükünü bırakamıyorBir yağsam,Bir yağabilsemYağmur olup hüzünlerimden arınsamVerimsiz toprakları yeşertsemElma kokularıyla gezinsemBir çocuğun yanağında çukurBir annenin memesinde süt Ne kağıt, ne kalem, ne şiirKaranlığı parçala(ya)mıyorDört duvar bir de…

Ölüm Mahkumu

ve galiba bu sana son mektubumtükenmemişti oysa lügatımda harfler biliyorumayak seslerinin gürültüsündesana dair neler neler düşürmüştüm yüreğimeve süzecektim daha onları koğuştahayalini çizdiğim duvarlarla konuşurkengörüş günü okuyayım diye ezberleyecektim sana amaolmadı insan ömrünü nasıl da heba edebiliyormuş şimdi şimdi anlıyorumo yetmediğini…

Düş

Düş’ün kavrayamadığı bir düş var bende Hangi kelimeyi tutsam Bozuk bir saat gibi yanlışYa eski bir heyecanın ağıtıYa çocuğunu sev(e)memiş bir babanın gözyaşları Elde yaşanmışlıklardan kalmış heybem İçinde gece yarısı şairlerinden saklı kalmış bir kaç kelime Ki manaya durmamış dahaÖğütüp…

Araf

Kirpik uçlarını geri isteyen Kanserli bir çocuk gibiyimElimde sararmış fotoğraflarlaAnılar deryasında kulaçsız yüzüyorum Kaç sevmişlik geçmiş başımdanKaç gülmüşüm kerelerce unutmuşumYaprağı dökülmez, dalı kurumaz Devrilmez bir çam sanmışım kendimi Hazana zamansız yakalanmışHenüz kanada durmamış güvercin yavrusu gibiyimNe uçmayı becermişimNe sığınacak liman…

Yanlış İplerde Düğümlenmek

Yanlış iplerde düğümlenmişiz geç fark ettim. Sen ikinci sınıf bir aşk romanında çocuksu düşlerini tüketmişken, Ben yazarlığıma veda etmişim; figüranlarla dolu bir romanın tam ortasında Sen akıttığın gözyaşlarını sahte bir güneşte kuruturken, Ben ıslanmayı bilmeyen bulutlarda gam olup birikmişim Yanlış…