Ana Sayfa Edebiyat Şiir Ölüm Mahkumu

Ölüm Mahkumu

ve galiba bu sana son mektubum
tükenmemişti oysa lügatımda harfler biliyorum
ayak seslerinin gürültüsünde
sana dair neler neler düşürmüştüm yüreğime
ve süzecektim daha onları koğuşta
hayalini çizdiğim duvarlarla konuşurken
görüş günü okuyayım diye ezberleyecektim sana ama
olmadı

insan ömrünü nasıl da heba edebiliyormuş
şimdi şimdi anlıyorum
o yetmediğini söylediğimiz günler
meğerse ne yavaş geçiyormuş
bahçeye çıkış saatlerini sayarken anladım
hiç bir gölgenin sığmadığı demir pencereye
bir küçücük ışık düşmesini beklerken
bir ömür süren o saniyelerin nasılda birer ok gibi vurduğunu
nasılda yaraların bir türlü iyileşmediğini

biliyorum
son saatler artık ve ben hala
iyileşmeyen yaralarımdan
gölgesi düşmeyen sesinden
bir türlü geçmeyen saatlerden konuşuyorum
oysa son mektuptur bu ve herkes gibi bende
kadim bir şiirle veda etmeliyim sana
turuncu gökyüzüne son kez çizdiğim yüzünü ekleyip
bir mendil bir berfin bir erken ağarmış saç teli belki
ama olmadı
tıpkı tüm yarım bıraktıklarım gibi
bu mektubu da yarım yollayacağım sana
yarım demişken;
henüz yazamadığım şiirlerim geliyor aklıma
ölmek değil de işte böyle yarım kalmak:
gözyaşlarını dökememiş bir bulut
başını göğe erememiş bir tohum
boynunun kenarından genzimi dolduran,
kokusunu sunamamış bir gül gibi
ölmek değil mesele
yarım kalmak
büyüdüğünü görememek değil çocukların
ilk aşklarına tanık olamamak

Bu Yazı İçin Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz