Deneme

Hayat Kitabesi

Öğretmenim Zerrin Boratav Bağçivan’a; bu mektup sizindir. Sevgilerimle.

Niyayeş

Marifet kelamının aldığı on dört menzil yol; Ayn, Min ve Sin kavşağında düğümlenir. Bu düğüm insanın itaat damarıdır. Hadi, üfle avuçlarıma! Dua, Mutlu ruhların kefaretidir. Bu Doğu’nun minberidir.

Sinemdeki dağ; Aşk. Aşk, ruhun lekesi. Gecenin ruhunu muhafaza eden Güneş kavruğu.

Yaranın zarafeti; susmak. Susmak, rindin oturduğu sessiz toprak. Yaş odunun közdeki su ilahisi.

Kökün toprakla muhabbeti yaşamdır. Yaşam, zamanın ömrü ve anıların tortusu. Suresi insan olan söz.

Bağrımdaki bu ses, tutku. Tutku, içimizdeki şarkı ve ıssız ruhların çekildiği harabeler.

Ben hayatın üstündeki meddah. Sahra tozundaki Hürmüz. Hind aktarındaki âttar. Kır havasındaki bahar. Ve gelip en son Çinwad Köprüsü’nde biten ömür.
Çünkü insan, zamanın ölümlü halidir.

Tewt

Sevgi, hayata can veren su gibidir. Aşk, Dünya Ağacındaki on güneş ve Latin Masalı’ndaki Venüs. Sevgi ve Aşk; gece yüzü olan Batı’nın kalesidir.

Her ibadet tanrıya raks. Raks, ruhun gövdedeki sarhoş hali. Çünkü aslında anlam; gördüğümüz kendimiz. Ve sen kendine gizlenen dağ.

Kabul kapısında gömdüğümüz boşluk anlarımız Mevlana sancısındaki altın nilüfer; durgun, duru, sessiz ve bin yıllık uykunun sersemliği.

Babil Kilimindeki gözlerin; tanrı ve insan arasında akan yeşil nehir. Emaresi güçlü kalplerin kaynak olduğu cümleler.

Gövden; kentlerin ilahı Lidya tacirlerinin giyindiği çul ve anıların hayat bulduğu koku ve sessiz höyüklerin en dibindeki gömü.

Sözlerin Şam kılıcındaki fikre siper tutmuş Cayy Köyü’ndeki Salman. Barışın beyaz iliği ve nefesten can bulan ruh.

Kâinat; zamanın mekân tutmuş hali ve zamanın bitmeyen sonsuzluğu. Ancak zaman, insanın ölümlü halidir.

Yazar: Mehmet A. Başkurt

“Rüya, her rengi gören tanrıdır!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir