Deneme

Ayna Ayna Söyle Bana

Aynanın sırrı; ardındaki sırrın karanlığındadır. ( italik harflerle yazılmış giriş cümlesidir)

Sevgili Nasralılar değerli Beytlahim ahalisi ve pek kıymetli roma lejyonu!

Yahuda değilim dediysem o kadar da değil sevgili okur, “İlk taşı sevdiklerini bir öpücükle ele vermeyeniniz atsın” desem, hepiniz elinizdeki taşı nerenize sokacağınızın telaşına düşersiniz. Hangimiz bir ihanetin vicdanıyla bir kez de olsa kendini bir erguvan ağacına asmadı ki? Hangimizin darağacı utancından kankızıl çiçekler açmadı ki?

Saygı değer başkan, değerli meslekdaşlarım ve muhterem Gerusia Meclisi üyeleri!

Yahuda değilim dediysem de az Brütüs te değilim hani, ”Yahu sen melankolinin aynasısın; Ne Yahudası ne Brütüsü? Sen kimsin? Dino nerede?“ diye ortalığı vaveylaya verme sevgili okur. Sevdiklerimizi hançerlenmeleri için bir kez de olsa kapıları hangimiz aralamadı ki haşhaşîlere? Hangimiz sevdiklerimizin son nefesindeki ihanete uğramışlığının verdiği acının ateşini gözlerinde görmedi ki? Sonra ihanetin acısını dindirmek, ihanetinin üstünü örtbas etmek için şehirleri ateşe vermedi ki hangimiz? Ne diyordu şair;

“Herkes öldürür sevdiğini
Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle! “
(Not: Oscar Wilde’nin bu enfes şiirini Tuncel Kurtiz seslendirmesiyle anımsayınız lütfen)

Sevgili Ottori Hanzo şahsında kılıç ustaları! Pek kıymetli tapınak Şovelyeleri! Ve miyamoto musashi’nin aziz hatırası!

Şimdi, cümlelerle müdessir, paslı demirleri şiir cümleleri ile bileyip fütursuzca oraya buraya saplamayı alışkanlık haline getirmiş bir aynayım ben. “Ayna ayna söyle bana “ derken akseden Kalligulayı, Nasralı İsa olarak göreceğim. Herkes öyle yapar; kendi kendini hançerleyecek kıvama gelenler hariç.

Ben, “O” bu arada… Bu yazıdaki gölge benim. Asırlardır kendi yalnızlığından beslenen tek bir harf olan “O “ bir sayfasına nakş edilebilseydim hayatın, onaltı dize, yedi virgül ve yetmiş sekiz noktalı bir melankoli şiiri olurdum. Olurdum olurdum da Babam Tanrı müsaade etmedi. “ Hadi leyn oradan Tanrının kızı mı olur” diyen ataerkil organizmalar! Var! Ulan var! Benim işte, o boş zamanında üzerinde düşüne düşüne işlediği kızı benim işte. Hayatının hemen hemen her sayfasında ona küsen küçük şımarık kızı…

“Ayna ayna söyle bana” .
Bir görünen bir de görünmeyen yanımızı göster! Göremeyen varsa şimdi denesin. Cesareti olmayan varsa bir kadeh şarabı kendisine refik etsin! Ehmedê Xanî’ nin şu şiirini bir dua gibi mırıldasın;

Saqî tu ji bo Xwedê kerem ke
Yek cur’eyê mey di Camê Cem ke

Da Cam bi meyê cîhannuma bit
Her çi me îrade ye xwuya bit

(Şiir tercümesi: Ey saki lütfen buyur, kerem buyur
Camı ceme bir yudum şarap doldur
Doldur ki bu kadeh bizlere cihanı göstersin
Ne var ise ortaya bir bir çıkıversin)

Sevgili Trinity, saygın Morpheus ve Matrix Troykasının değerli oyuncuları!

Varlığına şaşırdığımız insanları düşündünüz mü hiç? Sizde aynaya bakıyor hissi uyandıran insanları. ”Kimi zaman nereden çıktın sen?“ dediğiniz; bazen de, “Nerede sakladılar seni bunca zaman?” dediğiniz. Ben düşündüm… Tanrı, tanrısal mükemmellikte iyi bir ruh düğümcüsüdür ve iyi de bir kimyager… Bir elinde insan denen eşref-el ekber diğer elinde beherglaslar. Alelacele yarattıklarını es geçelim. Acımasın diye üflediği ruhlara özendiği anlara değinmek daha doğru olur. Her şeyden biraz ekledi bu ruhlara , sanattan, güzellikten, beceriden ,sesten, histen, sisten, ihanetten ve şaraptan!!! Arta kalan zerreleri hak yemeden dağıttı. Haramdır israf bilirsiniz.

Tanrı hepimize ayrı ayrı ruh çözeltileri hazırlayacak kadar eksik bir kimyager değildir sevgili okur. Hepimiz biraz ihanet ve biraz şarabın mayaladığı cevherin özleriyiz ya da özün cevherleriyiz.
Ayna ayna söyle bana!
“Aşk, eski bir yalan. Adam ile Eva dan kalan…” diye diye mırıldanarak; dünya denen kitapta sevgisizliğin anlatıldığı o boş sayfayı nakş etmeye çalışan bir harfim ben. Ben, “O” yum.

Dizlerinde uyutup saçlarımı okşarken; ruhuma üflediği her zerre için Tanrı’sına teşekkür eden bir harf…
Ben “O”yum.

Yazar: Erdal Alper

Site editöryası kendimi tanıtacak bir özgeçmiş istemişti. İnsan en çok kendisine yabancı olan canlıdır hesabı soruya cevap vermek için kopya çektim. “dünya küresinin, Türkiye qariyesi Mardin sakinlerinden; ismi önemsiz, Cismi değersiz, çaresiz ve kimsesiz bir Abd-î acz.* *1960 lı yıllarda Elazığ tımarhanesinde vefat eden bir“ delinin” son arzuhalinden kopya edilmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir