Ana Sayfa Edebiyat Şiir II. XVI. Mektup

II. XVI. Mektup

I. Methiye (Gövdenin Şarkısı)

Sen bir duasın; arzdan arşa uzanan bir yol. Her daim kendine varan evrende cebr dairesi ve ayrıca derviş ocağı.

Saçların gecenin büyüsü; kalem, kelâm ve hür karanlık, bin söylev ve bin çizim. Şaşkın bir Mem konuşur burada.

Gözlerin bir umman ve ayrıca muazzam bir zindan; devleri ve perileri dize getiren zebercet zifiri masal.

Suretin su damlası; gökyüzünün mavi mührü ve ayrıca Habil ile Kabil arasındaki kavga İklima.

Boynun Ledün ilmi; gizli bir can. Nefes alıyorsun. Bütün hayat oradan dökülüyor üzerime.

Göğüslerin mavi bir gölge; derin, yeşil, serin ve bir vaha vadi.

Omurgan bir yılan kıvrımı; divit kalemi susar ve der ki, zehirli bir ter damlası.

Karnın gizli bir define; rahminde tüm insanlığın varlığı. Devam, daim ve tanrıya uzanan toprak bir yol.

Bileklerin gökkuşağı inceliği; renkli, efsunlu ve baş döndürücü kâinat boşluğu.

Gövden ikindi üzeri güneşi; sarı, haki ve kahverengi.

Yürüyüşün kırmızı toprak; Akdeniz cengi ve Ege tanrılarının kalbine saplanan maki iğnesi; sert, asil ve dişi.

II.Methiye (Gönlün Şarkısı)

Nefesin okyanusun dibi; derin, mavi ve karanlık.

Kayıp bir uyku halisin; derin, uzak ve büyülü.

Sesin bir İranî gece; nazın ve sancının dansı, tok bir alacakaranlıktan yankılanan ince ve beyaz bir tül.

Sabrın, derinliğin zarafeti, bir kadının kucağı ve kokusu.

Ruhun gövdeme ağır gelen bir yük; bin katar, bin karanlık, bin boşluk ve bir erguvan ipeği.

Zaman sende döner; eteklerin dört kitabın gölgesi ve on yedi bin iki yüz otuz dört kelimenin pervanesi.

Sana seslenmek; iki yüz doksan bir harfin on sekiz bin âlemin her birinde yankısıdır.  Kalbin gizli bir ilim; Cebrail buradan fısıldar bana. Uğuldamalar içerisinde sessizlikler yatar.  

Bu Yazı İçin Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz