Ana Sayfa Edebiyat Deneme Tanımsızlık

Tanımsızlık

Bir isme tanımsız, bir sözcüğe, bir kişiye…
Anlamını bilmediğim yada bulunmayan
Belki de aranılmaya müsait,bir çaresizlik tanımsızlık.
Düşüncelerin gelgefi içinde sürükleniyor benliğim, gözlerim kapalı hırpalanıyor bedenim.
Bir yorgunluk çöktü isim bulamayışıma, tanımsızlığıma belkide hiçliğime..
Kelimelerin dehlizlerinde, kaybolmuşum. Aranılmaya müsait, görülmeye değer belkide duyulmaya hasret.

Tanım dışı bir hayal, bir siluet, bir hengameler yığını. Sonrasında evet, sonrasında yitip giden çaresiz bakışlar altında ezilen, hor görülen hakir bir ben. Bir ben ki her şeye kayıtsız ve tanımsız.

Bir ben ki zamana şartlı bir teslimiyetle aiddiyet bağlarıyla geçmişe hasret kalan. Hülyaların nadide uykuları arasında  sersemleşmiş çilekeş bahtında. Solgun benzi, yürek dağlayan feryadı bir ben. Kirpikler ıslanmaya meyilli, ben ıslatmamaya inat, sersenişler ne fayda, dökülüyor gözümden inciler, kanımca birer inci yığını, herkesçe tanımsız. 

Lüzumsuz tasalar, hıçkırıklara boğuyor beni,sesimi duyabilirler susmalıyım, hıçkırıklar boğuyor genzimi durmalıyım, kirpiklerim sırılsıklam, dinmeliyim. Burnumu çekerken buluyorum kendimi, hırpalanmış bir gözlerim, kirpiklerimi hiç sorma, ya kaynağından olan pınarım. Evet lüzumsuz tasalar demiştim, lüzumsunuz belkide, evet belkide beni tekrara düşüren sizsiniz şimdi olduğu gibi, beni hep aynı kalıplaşmış tasniflere sıgdiranlar,beli belirsiz elem denizlerinde beni boğmaya çalışanlar evet lüzumsunuz.

Dalıyor yine gözlerim, uçsuz bucaksız, beyaz bir buluta gözlerim yeni belini doğrultmus, kendine gelmiş düşlere talip, olmayacaklara aminli ağızlarla hep bir yakarış, düşlenmemesi gerekeni düşlüyor ve utanmadan süslüyor. Tanımadan kendini, kendine tanımsız, duymadan kendini, herkese kulak; olmayanı kendini, oldurtanı tüm bir şeye. Evet farkındayım, iyi değilim, bir şey var adını koyamadığım beni sarıp sarmalayan ama bedenimi degil, hayır hayır onu değil ruhumu, beni, hatta düşlerimi, hayallerimin belini kavrayacak derecede bir sarmalayış, beni ben olmaktan çıkaran tanımsızlığıma tanımsız adlandırmasını yapan bir şey. Adı olmalı o şeyin, bir adı!

Evet bu isim bulamama cefası beni harap ediyor, çoraklaşmış hüzün çöllerinde hep kendimi ararım, bazen bir gözyasinda, bazen tebessüm eden bir gözde mutluluk kavramı uzak, mutluluk kavramı yok lugatta, öyle bir kavram yok, lugatımın tenha sayfalarında. 

Olmalıyım, olmam gerekeni kurtarmalıyım, cefadan yol katetmeliyim sefaya. İsim bulmalıyım, o şeye tanımsızı sığdırmalıyım düşlerime belki de lugatimin tenha sayfalarında mutluluk kelimesini istiflemeliyim, belki son olarak bir inci sevdalısı akıp giden tüm zamana Hodgamlıgın ruh üfürülmüş bedeninde bir tanımsızlık bendeki söküp atılmayan.

Evet kendime tanımsız, hayata ve tüm düşlere. 

Önceki İçerikRuh Molekülü
Sonraki İçerikEl
Fırat Agece
1997 Muş- Merkez 2016 Lisans macerası, Konya Selçuk Üniversitesi- Siyaset bilimi ve kamu yönetimi bölümü İnsan neydi ki? Bu kadar değil mi? "İnsan" tanım dışı bir varlıktı benim için Hem her kalıba sığanın bir tanımı olmalı miydi? Mesela yurtsuzun bir adı yoktu bende, ne de sığınacak bir evi, en çokta şaşırılası bir adresi... Her şeyim Konya'ya gitmekle başladı, acılarımı orda doğurdum ben ve kendimce edebiyat dedim onlara, şairlerden şiirler okudum onlara günden güne büyüyen acı ve eriyen bir ben bıraktım tanımsız lığıma... Şair ruhlu insanları severek yazmaya başladım, Acılarımı doğurtmaya yardımcı oldukları için, Bir kadın sevmek ve ruhunda hırpalanarak yoğrulmak en büyük hazzım oldu ve sonrasında doğmak bu kadından... Yazmak, yazmak ve yine yazmak tüm mürekkepler isyan edene kadar yazmak, selam olsun tüm kalemleri ağlatanlara...

Bu Yazı İçin Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz