Görüntü açıklaması

Ücretsiz Sevkiyat

Hızlı ve Ücretsiz Gönderin

Görüntü açıklaması

Çevrimiçi destek

Nihai ve 7/24 Destek

Görüntü açıklaması

3d Güvenli ödeme

Güvenli Çevrimiçi Ödeme

Hepsi Zamansızda

Mağazaya git

LİVOR AMA MORTİS DEĞİL

Haydar Alper Eser
19 Eylül 2025
Image Description

Pışşş pışşş pışşş, pışşş…Bir daha uyanmayacak olanlara,

uykusu bölünenlere, yerinden edilenlere, son parasıyla seyyardan incir çözmeye çalışan bir dayı gördüm dün, büyüklere, son adımını karşıdan karşıya geçerken ölüme atan bir çocuk vardı önceki gün, küçüklere, kazılmadık mezardan umut kesilmez demişlerdi, o halde morgda soğuktan mı öldü onlar, son nefesini flüoresanlara karşı veren heryaşlara, bir yaş skalası olmadığı için koridorda sayıp sövmemizin de çaresizliğine, beni kandırıyorlar mı acaba diye o kovulup araçlara taşımadan son tur nabız yoklamalara, nihayetinde onların özü, bizlerin gözü mora dönmelere, ismen öyle olsa da yaşarken pek adli gelmeyen tıplara, kapı önlerine, titreyen ellere, kötü yollara, kötü yolların zihninizdeki ile aynı şeyi tanımlamamasına, bazı şehirlerin bazı kaldırımlarına, bazı kaldırımın üstlerindeki bazı evlere, bazı evlerin bazı koltuklarına, bazı koltukların bazı oturma şekillerinin tahayyülüne, bazı oturma şekillerinin aynı eldeki tespihlerine, bazı tespihlerin bazı firkete işaretleri, bazı anlara, yıllarca anlatımlara, çocukluğa, aşka ve hemen ardından suskunluğa, utanca, utangaçlığa, utanmanın da bir çözüm getirmemesine, mecburen öfkeye, sürdürülebilen hissizliğe, galiba bu cümle bitmeyecek.

Pışşş, pışşş, pışşş, pışşş…

Birinin selamımı almadığını gördüm geçen. Günü mü aydın değildi yoksa benim tarafımdan yöneltilen bir aydınlığı mı reddediyordu? Baş sallamalara, baş çevirmelere, dönmelere, dolaşmalara, aynı yere çarpışlara, virgüllere, devamlara, artık ninniler okunurken uyananlara, kendini değil de zihnini uyutmaya çalışanlara, susmanın ancak uyumayla mümkün olduğunu sananlara, sonra uykuda da konuşanları görüp şaşıranlara, bazı hastalıkların devasını bulamayanlara, devası yoksa hastalığı da kabul etmeyenlere, cinlere, şeytanlara, çaputlara, rol yapmalara, o kişiyi görmemek için herkesi görmek zorunda kalmışlara, çok üzün tümce oldu diye uyarılmışlara, uyarılara karşın devam etmişlere, kapatsa da kurtulsam diye sıkılmışlara, kapanmasa da sürse diye ummuşlara, bunların aynı hayatta yan yana gelmesine şaşıranlara, utananlara, uzaklaşanlara, kendinden kaçanlara değil ama kendinden geri çekilenlere, ancak bu geri çekilme ile toplumda iletişime geçenlere, galiba noktanın varlığından habersiz bir aptalım. Benim için ‘’D.T.’’ artık ‘’Devlet Tiyatrosu’’ değil de ‘’Doğum Tarihi’’ kısaltması olmaya başladığından beri; noktadan çok korkuyorum.

Pışşş, pışşş, pışşş, pışşş…

Kuru pastalara, kuru ekmeklere, kuru emeklere, kuruya dair ne varsa hayatında yer edinmişlere, kuru otlara, kurumasın diye uğraşanlara, su dökmenin yetmediğine uyananlara, kuru selamlara, kuru sofralara, tek çeşit kaşıklara, tek çeşit gözlere, tek çeşit yaşlara, bunca kuruluğu ıslatmak için gözünü kullananlara, mutfaklara değil belki ama masalara, geç saatlerde masalarda kalmışlara, kalkınca yapabileceği tek şey kendini yatağa atabilmek olan sonlara, ikililere, şunu da çakıp öyle yatayım diye düşünenlere, şunu da sayısı artanlara, sabaha, anasona, kahveye, toza, tuza, saçlara, irkilmelere, hayranlıkla değil de yabancılıkla yatağındakini izleyenlere, yan yanayken dahi bir uzağı özleyenlere, çok yakınken ayrı düşenlere, çok ayrıyken yakın hissedenlere, ben bu yarayı tam saramadım deyip ortaya atmışlara, yarasına sargı arayanlara, yarasını açık edenlere, açık edilince daha çok yaralanmışlara, çaktırmayan yaşayanlara, kısılan gözlere, çekilen burunlara, yanan genizlere, konuşursa dağılacağını bildiği için fısıldayanlara, en sevilen şarkılara, o şarkıları çalınca tebessümlere, masaya vurulan kadehlere, toprağa dökülen meylere, ilk yudumunu göğe sunanlara, yemeğin yanında verilen meyveyi/tatlıyı eve saklayanlara, kıtlara ve son çaresi kanaatlere, ben bu zihni kimin kulağına kusacağım?

Pışşş, pışşş, pışşş, pışşş…

Bana mandalina getirmiştin, nefsine inat.

Beni, nefsine açtığın paydan da çok sevmiştin.

On iki saat mesainin bitiminde, yelek cebinden çıkmıştı.

Turuncuydu, iriydi, boldu çekirdeği, acıydı.

Çaktırmadım acılığını, çaktırmadın çaktırmadığımı.

Çaktırmadan yaşadık yıllar yılı, çaktırmadan kapandı o kapı.

Bazı mezarlıkları, elimle koymuş gibi biliyorum.

Gibisi yok! Elimle koydum çünkü. Biliyorum.

Bazı mezarlıkları, elimle koymuş gibi biliyorum.

Gibisi yok! Elimle koydum çünkü. Biliyorum.

BİR CEVAP BIRAK

Görüntü açıklaması

Güvenli alışveriş noktası

Hızlı ve güvenli ödeme