
Kapan
Kâinatın sesi insanın kalbidir. Benim kalbimin sesi gülüşündür. Sonra o sesli gülüşün aldı rüzgârını ayrılığa gitti. İki dağ arasındaki eşikten uçuruma koştu. Zor zamanlardı ve rüzgâr esiyordu. Çalılar alıp başını gitti. Ağaçlar da gitmek istiyordu. En son kayalar ve rüzgârlar kalmıştı.
Rüzgârın çağrısı, zamanı kucağında taşıyan rindin vaazında. Vaiz; medet ver kalbine. Çünkü yel var saçlarında ve baht kaderin çilesi, düğün-derneği ve hayatın lekesidir, diyor.
Düş kapanı uykudan ve rüyadan söylediler; Kenan illerindeki lehçeler beş kırık cetvelin sırrına mahzardır. Beni Muhabbet Kabilesine fısıldayanlar bilir; Hüsn de Aşk da benim.
Ben, ben, kendi dünyamın kahramanı. Ben, müşrik bir methedar. Ben, kibrim, kendine kanan nergis. Suhan perdeyi araladığında; benim ruhumun bedeni sen idin.
Üçüncü nefes ve üçüncü sesleniş (Yedi Askı)
İrem çiminde yalın ayak dolaşıyorsun ve elbiselerinde Gubari hattından nakışlar. Yedi Askı şiirlerinde sen benim kabilemsin; özerklik tohumunun dumanı ve kalbine inen yağmurun duası.
Göç
Bu kentin içerisinde Ledüd hadisinin mirasçılarıyız biz. Bundandır hep sırtımızda feleğin yanlış kalemleri. Çünkü red, nefsin küfrüdür elbet bu şûrada.
Yaman Dağındaki Karagöl ‘’sunağın, Kızlar Kayasında’’ dediğinde ben durmadan yürüdüm ve en nihayetinde vardım. Sunak bin yıllık bir ağızdandı. Sunak, kesilmiş saçların biriktirdiği anılardı. O anılar; yetim, yoksul ve ahların ateşi kadar günahkârdı.
Sonra derya boyunca yürüdüm. Suyun nemini, toprağın karanlığını, ateşin harını ve rüzgârın kalbini gördüm. Doğa tanıdıkça sevebileceğimiz bir dünya idi.
Doğayı kentlerden ayıran çitler vardı. Çitleri aşıp duman ağızlı kentlere geçtim. Kentlerde İnsanın nefsini gördüm. Ay’ı ve Güneş’i boğmuşlardı, dağı ve toprağı saklamışlardı, suyu ve havayı kirletmişlerdi, otu ve ağacı yakmışlardı. Madenleri ve cevherleri işlemişlerdi. İnsan, kentlerde yalnızlığın mahsulü bir hasattı.
Dördüncü Nefes ve Dördüncü Sesleniş(Nakş)
Oradan kaçıp sana vardım. Sen bir gazelin doğuş yeri; İlk sözü, ilk beyti ve ilk nakşı idin. İlk nakş aşktır ve aşkın acısı insanı arındırır ve zamanı uyutur.
Zamansız Dergi uygulaması

Mehmet A. Başkurt’un diğer yazıları
Edebiyat
Diyarbakır Dikeni
9 Ekim 2026
Deneme
İnsan Kokusu
28 Eylül 2026
Röportaj
Gamze Kartal’ın Sanat Pratiği Üzerine Bir Röportaj
8 Temmuz 2026
Son eklenenler
Edebiyat
Zamanın Tozu
19 Ekim 2026
Edebiyat
Yıldızlı Yeraltı
16 Ekim 2026
Edebiyat
Komşum Hasan…
13 Ekim 2026

İnsan, kentlerde yalnızlığın mahsulü bir hasattı.
Sayın hocam, sevgilerimle