Ana Sayfa Edebiyat Deneme Bu hiç adil değil!

Bu hiç adil değil!

“Bu hiç adil değil!” Diline pelesenk olmuş bir nida oldu bu, bugün  oğlum küçük Uzay’ın. (Hangi adalet dağıtılan çizgi filmden duyduysa:)

Süt içmek istiyor! Kefir değil; kefir veriyorum:

El  cevap: “Bu hiç adil değil!”

Beklenti, paket cips; verilen, ev yapımı, lavaştan bozma” cips”.

El  Cevap: “Bu hiç adil değil!”

Anlaşılan bu aralar adalet arar modda takılıcaz.

Ya dünya?!

Ne zamandır sorguluyor insanoğlu, adaleti?

Belli ki sosyal düzenin varoluşundan beri.

Doğanın gücü karşısında savunmada kalmak için kurduğu topluluklarda, onun zalimliğinden topyekün ve imece usulu korunmayı başarmışken yine aynı toplum içinde çıkan adaletsizliklerden zulum görmüş insanoğlu; belki de yok olmuş! Doğanın zulmunden kaçıp “kalabalık”dan güç alacağim derken, canından olmuş yine o  “kalabalık” yüzünden. Doğal olanin kudretinden korunmuş da sığınağındaki “güçlü” ye yenik düşmüş.

Eflatun, Aristo, Socrat ve daha nice feylasof da cevap aramaya çalışmış Eflatun’un derlediği diyaloglardan oluşmuş kitab-ı “Devlet”‘ de benzer sorulara. Sohbet etmişler sorular üstüne. Mesela, “Adalet nedir?”, “Adaletli olmak mı yoksa adaletsiz olmak mı iktidarın işine gelir?” ve “Adaletsiz olmak mı adaletli olmak mı doğal olandır?” ve benzeri sorulara cevap aramşlar.

Kimisi, doğaya bakmalıyız soruların doğru cevabı için demiş ve savunmuş şu fikri: “Doğa da da adalet yok, güçlünün güçsüzü ezmesi “hak” ”,  demiş. Kimisi de “zaten evren, insan, tanrı “bir” dir. Bu “bir” liğin içinde “kötü” yoktur “kötü” görünen her şey mutlak bir neden-sonuç ilişkisi içinde “bir” olanın döngüsüne katkı için vardır ve “iyi” dir”,  demiş. Yani adaletsizlik ve adalestsiz olan da aslında hakikaktin mutlak varlığının devamı için gereklidir demeye getirmiş ?! Bazıları ise ilahi olana bağlamış “adalet” kavramını. Hatta, “adaletsiz” olduğunu farkettirmeden “adaletsiz” olmak daha erdemlidir diyen bile olmuş; çünkü zaten “güçlünün elinden adaletsiz olma hakkını alıp güçsüzün hakkını gaspetmesine izin vermemek zaten düpedüz “adaletsizlik” miş!!!”

Antik çağ felsefecileri bunları derken soruyorum kendime:  “Sence nedir adalet? Ya da adalet var mıdır?” diye!

Ve ben soruyu cevaplayamadan mutfaktan bir ses: “Bu hiç adil değil!”

Çünkü jelibonunu abisi yemiş!

O yüzden şimdi ben yargı dağıtmaya mutfağa..

Çünkü mesele felsefe yapmak için yaşamı bırakmak değil, yaşarken felsefe yapmakmış..

“Adalet nedir? Var mıdır?” sorusuna benim cevabım mı? 

Bilmem ki…  Varmı dır? ..

Önceki İçerikNâbizade Nazım’a
Sonraki İçerikKarahindiba
Sabriye Gür
1981’de Manisa’nın küçük bir beldesi olan Gölmarmara’da doğdu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde İngilizce Öğretmenliği ve Sosyoloji bölümlerini bitirdi. Kendisini bir düşünme ve öğrenme aşığı olarak tanımlıyor. Okuma eylemiyle mazisi çok eskiye dayansa da yazma, onun için henüz yeni yola çıktığı ve kendini bu mecrada keşfetmeye çalıştığı bir yolculuk. Ona göre her bakışın, her duruşun ve her halin derin bir hikayesi var sanatın biryerinden anlatılmaya değen ve o da bunu biraz çizim, biraz da yazım ile yapmaya çalışıyor. Gördüğü her şeyde bir hikaye arayan herkese “Merhaba!” demek, yeni çıktığı bu yolculukta yegane amacı.

1 Yorum

Bu Yazı İçin Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz