
Mahmut Aksoy’a…
Tepemde uçuşan sinekler dikkatimi dağıtıyor.
Odadaki huzuru bozan minik kanatların vızıltıları…
Yakalamaya çalışmak, öldürmeye uğraşmak ve dahası…
Aksatıyor yaşamaya dair ne varsa, kalan birkaç çirkin anı.
Tepemdeki savaş uçaklarının ne farkı var peki sineklerden?
Rahatsız edici, mide bulandırıcı ve benciller değiller mi onlar gibi?
Annemin sözünü kesiyorlar gece muhabbetlerinde.
Babamın namaza başlaması için ellerini havada bekletiyorlar.
Bembeyaz seccadelerin üzerine kızıllıklar döküyorlar.
Bazen biri de yetmiyor gibi peş peşe geçiyorlar.
Evimin camlarını titretiyorlar, eşyalarımı deviriyorlar.
Bulutlara kötü davranıyorlar ve yerleri ıslatıyorlar.
Yılın ilk karını onlar yağdırıyor gürültüyle.
Her geçişlerinde bekliyoruz en az otuzar saniye!
Bu beklemeler yerine defter, kitap toplasaydık…
Sanıyorum ki adımız düşerdi akademiye!
Kitaplar okusaydık şayet; halklara bakardık tepelerden!
Şairlik böyle öğretildi şehrimizdekilere!
Spor yapsaydık mesela; yüz yıl daha uzardı ömrümüz düne göre!
Ellerimizi kaldırıp çocukların ölmemesini diledik işte!
Hiçbir şey de olamadık haliyle!
Belki biraz insanlaştık, kim bilir?
Evet, öfke koktu içimiz, sıkıldı yumruğumuz.
Durduramadık çocuklarımızın ölümlerini de.
Kala kala kendi içimizdeki kaldı göz dikmedikleri.
O da bu gidişle çıkar bir sandalyeye!
Tüm ‘dördüncü dünya’ ülkeleri gibi…
İki satır adı çıkar belki bir gazeteye.
Bir kare ile ölümsüzleşsin diye kaldırınca kadrajları…
Arka plana birkaç parça devlet iliştirdiler ülkemde.
Ciğerimize çekmeden tüttürdüğümüz cigaralığı üflerken göğe…
Bulutları görmemize karıştılar bu viran mahallede.
Travmatik çocukluğumuz ile oturduk şiir defterinin önüne.
Elbet kazınmıştı bilincimizin bir yerlerine.
‘Harfler yan yana gelip heceye ve kelimeye dönüşür’ diye öğretilmişti bizlere.
Tank, tüfek, mayın ve el bombaları oluşturdu yazdıklarım önümde.
Bazı şeylere ihanet ettiğim için suçlandım tükenir kalemimle.
Şimdi ne fark eder doğduğum toprağın rengi de bereketi de…
Taşları ha siyah olmuş ha beyaz, önemli olan bahtı değilse…
Ha Diyarbakır’da yükselmişim, babamın omuzlarının üzerinde…
Ha Mardin’de kapanmış gözlerim, annemin yoksul ülkesinde!
O zaman da iliştirirler mi şairler adımı, ağıtlarının ilk dizelerine?
Yazar
Haydar Alper Eser
‘’yazıyorum, kelimeyi kurtarmak için kontrol mahkemelerinden…’’
Tüm yazıları (15) →Haydar Alper Eser’in diğer yazıları
Deneme
PETER û FRİEDRİCH û HAYDAR
10 Aralık 2025
Deneme
LİVOR AMA MORTİS DEĞİL
19 Eylül 2025
Deneme
GODOT GELSE DE İSTİFA ETSEM!
23 Temmuz 2025
Son eklenenler
Edebiyat
YAŞANMAMIŞ BİR HAYAT
22 Eylül 2026
Edebiyat
KIRILMANIN İÇİNDEN: ÖMER EKEN İLE SÖYLEŞi
19 Eylül 2026
Edebiyat
BİR KIZ VARDI
16 Eylül 2026
