4 Eylül 2026

RUH U VİRAN

Bu sancı, bu ah, bu çile

Şehirler, şehirler ağrılı leylim

Yüreğim bent denizi

Tutuklu bir mahkum gözlerim şimdi

Kara zehir, yürek yangın, bu çöl, bu ova…

Teşne yazlarımız, kışlarımız bulanık, kuşlarımız açtır bizim.

Sevdalı boran, siyah, gri, çiseliyor her an

Hoyrat sülüetler bezgin dehliz ağızlarında tünemiş

Harçlıdır mevziler, namlularımız ıslaktır bizim.

Şehirler, şehirler ağrılı leylim

Bir hülyadır şimdi gözlerin, bir düş ölüsü

Koca ülkem yalın ayak, tozlarımız süpürülmüş

Zift mavisi şimdi karartılar, kavuşmalar hep ertelenmiş

Dalgın ve bezgin tüm kelimelerim, ayaküstü konuşmalarımız, binek satırlarımız vardır bizim.

Bu ruh, bu intizar, bu ağlamaklı şey

Erimiyor sevda yükü, namlular ıslak, yürekler harap

Dayan yürek sızım, hangi sancı meşrulaştırır acımızı?

Hangi tabip? Hangi hap? Hangi sevap?

Ve bir ses, intizar, ahlar yığını

Hezeyanların kulak yırtan sesi

Tarumar  bir sokak ortası

Yetimlerin ürkek bakışı altında

Gölgelerin siper ettiği kovuklar yığınında bir ses

Zalimce haykırışlar, telaşlı şimdi yürekler

Feryatlıdır matemler, pınarlar hep tuzlu

Sevdalar gezek olmuştur teşne güz vakitlerinde

Yüreğim aman! Dayan ha!

Sızım sızım sızlıyor sancılı yüreğim

Gebedir şimdi kışlar bir bahara

Aman yüreğim hangi ayaza? Hangi bahara?

Herdemdir sancın, bêkes’tir intizarım

Leylim sen çekilen su, ben kahır kuyusu

Şehirler, şehirler ağrılı leylim

Şimdi bir ah dolusu.

Yazar

Fırat Agece

1997 Muş- Merkez 2016 Lisans macerası, Konya Selçuk Üniversitesi- Siyaset bilimi ve kamu yönetimi bölümü İnsan neydi ki? Bu kadar değil mi? "İnsan" tanım dışı bir varlıktı benim için Hem her kalıba sığanın bir tanımı olmalı miydi? Mesela yurtsuzun bir adı yoktu bende, ne de…

Tüm yazıları (9) →

Fırat Agece’nin diğer yazıları

Son eklenenler

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.