Röportaj

Usta Şairlerden Şiir Üzerine Görüşler – Şükrü Erbaş

Bugün ki konuğum Şükrü Erbaş

İlgili çalışmama yönelik maruzatını belirterek ayırdığı kıymetli zaman ve görüşleri için teşekkür ederim. 

Sevgili Rabia Çelik Çadırcı, üzülerek, tüm bu sorulara uzun uzun yanıt verecek zamanım olmadığını söyleyerek başlayayım. Şiir odaklı değilse de yolculuklarım var, yetiştirmem gereken birkaç yazı var. Ve şu günlerde bitirmem gereken kitaplar var. Eğer izin verirseniz, şiirle ilgili kimi düşüncelerimi kısa kısa paylaşayım. Olur ya, bir-iki arkadaşıma küçücük bir katkısı olur. Olmazsa da beni bağışlamanızı dileyeceğim:

Şiir, insanın yalnızlığına tutunma çırpınışının öteki adıdır. Bir itiraz, bir mutsuzluk bilinci halinde yaşadığı dünyaya, sözcüklerle, katlanma gerekçeleri yaratmasıdır. Dünyayı yaşanır kılma eylemidir. Varlığına ilişkin, başkalarının yaptığı tanımları reddedip, insanın kendi anlamını oluşturmasıdır. Sığındığı her şeyin, mezarı olduğunu görmüştür. Çok özel bir ürperme hali olan aşk bile, ikinci gün, bütün ağızlarda aynı cümleyi kurmaktadır. Bu incinmeye teslim olmamak için, insanın kendi kalbinin bile dışına çıkma girişimidir şiir. Zamanın kuşatmasına karşı, bir özgürlük tasarımı oluşturma güzelliğidir. Kendi uzaklığı için, insanın insanlara sunduğu bir özürdür. Kalabalığa gönderilen bir yalnızlık elçisidir. Tamamlanmış her şeye karşı geliştirilen bir yetinmezlik bilincidir. (…) Şiir, harflerden taşan ikinci hayattır. Gelecek hayatlardan pay isteme doyumsuzluğudur.

*

Şiir de diğer bilgi türleri gibi, insanın kendini ve hayatı tanıma yollarından birisidir. Diğer sanat yapıtları gibi bizi başkalarının yaşantı deneyimlerine, ruhsal derinliklerine götürür. Çok kısa, yetersiz hayatımıza, başka hayatları katar. Tek kişilik hayatımız, insanlığın sonsuz halleri ve hayatlarıyla olağanüstü biçimde büyür, çeşitlenir. Hayal gücümüze olağanüstü bir işlerlik kazandırır. Biz, bir can sıkıntısı halinde yaşadığımız bir cümlelik sınırlarımızı hayal gücümüzle aşabiliriz. Başka dünyalara, başka hayatlara hayal gücümüzle girebiliriz. Bu, bize başkalarının yerine kendimizi koyma erdemini kazandırır. Biz ancak böylece bir başkasını sevebiliriz. Aynı şekilde, başkaları da bizi ancak böyle bir empatiyle sevebilir. 

*

Başlangıçta bilmesek de yazmak, insanın anlam arayışı, anlama çırpınışıdır. Donmuş bir aklı, donmuş bir kalbi sözcük sözcük çözme çabasıdır. Başta şairin kendisi olmak üzere, insanı bilinenin hapishanesinden kurtarma, onu geleceğin gizine ve özgürlüğüne kavuşturma serüvenidir. Bir duygu yaratma işidir yazmak. Ya da boğazımıza düğümlenmiş duyguya yepyeni bir karşılık yaratma işi. Biz, kendimizi bilme de dâhil, bu dünyaya ilişkin her şeyi, derinlikli olarak yazarak bilebiliriz. Öteki bilgiler hayatı kolaylaştırmak içindir ama yazarak anladıklarımız, hayatı zorlaştırma pahasına da olsa, insanın var oluş bilgisidir: Kalbin bilgisidir; zamanın bilgisidir; aşkın bilgisidir; ölümün bilgisidir; dilin bilgisidir; mutsuzluğun bilgisidir; ama hiçbir zaman pişmanlığın değil… Ancak böylece hayatımıza, başkalarının dayattıkları dışında, kendi anlamımızı ve değerimizi katarız. Ancak böylece insanlarla eşit ve özgür bir ilişki kurabiliriz. Dünyaya kendi sözlerimizle katılırız. Doğanın bütün varlıklarından can alan bir varoluş bilgisi, bir ölüm bilincidir şiir. İnsan şiirle dile dönüşür, dille insana dönüşür. (…)

*

Şiir bize anlamayı öğretir; sevmeyi öğretir; itirazı öğretir; sessizliği öğretir; geleceği öğretir; soru sormayı öğretir; kendi varlığımızın büyüsünü öğretir; sınırların saçmalığını öğretir; alın çizgisinin derinliğini öğretir; kuşkunun verimliliğini öğretir; yetinmemenin zenginliğini öğretir; zorbalığın zavallılığını öğretir; zamanın ürpertisini öğretir; inceliğin gücünü öğretir; suskunluğun dilini öğretir; gecenin ışığını öğretir… Kısaca insanın ve doğanın tükenmez hazinelerini katar ruhumuza. İnsan ömrünü insanlığın yaşıyla eşit hale getirir. Bundan ötürü de yaptığı iş ne olursa olsun, şiir okuyan insanı okumayandan çok daha başarılı ve üstün kılar; elbette aynı zamanda daha duyarlı, acılı ve mutsuz… Ama bu acı, bu mutsuzluk insan hayatının güzelleştirilmesi ve geliştirilmesi anlamında kesinlikle verimli bir acıdır, mutsuzluktur.

İncinme değil bu
Öfke değil
Ah! değil.

Ötesi… çok ötesi.

Tam bir yürek çöküntüsü
Ruhun taşa dönmesi
Aklın büyük yalnızlığı.

İnsana olan inancını yitirme!

Şükrü Erbaş

“otların uğultusu altında” kitabından

Şükrü Erbaş, 1953’te Yozgat’ta doğdu. (Nüfus 01.01.1954) İlk ve ortaöğrenimini bu kentte yaptı. Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler bölümünü bitirdi. İlk şiiri 1978 yılında Varlık dergisinde yayımlandı. 1972-1998 yılları arasında TMO Genel Müdürlüğü’nde çalıştı. Ceyhun Atuf Kansu (1987), Orhon Murat Arıburnu (1996), Ahmed Arif (2002), Ömer Asım Aksoy (2005), 17. Altınportakal (2013), F. H. Dağlarca (2015) ve  Behçet Necatigil (2018) Şiir Ödülleri ile Homeros Emek Ödülü (2004), Halkevleri Halkın Hakları Sanat Ödülü (2016), Terakki Vakfı Okulları Öğrencileri Onur Ödülü (2019) sahibi. 1985-1988 yılları arasında Yarın dergisinin yazı kurulunda, 1993-1999 yılları arasında Edebiyatçılar Derneği’nin yönetiminde görev yaptı.

Şiir: Küçük Acılar (1984), Aykırı Yaşamak (1985), Yolculuk (1986), Kimliksiz Değişim (1992), Bütün Mevsimler Güz (1994), Dicle Üstü Ay Bulanık (1995), Kül Uzun Sürer (1996), Derin Kesik (1999), Üç Nokta Beş Harf (2001), Yalnızlık Heceleri (2003), Gölge Masalı (2005), Unutma Defteri (2007), Bağbozumu Şarkıları (2012), Pervane (2015), Yaşıyoruz Sessizce (2016), Kuş Uçar Kanat Ağlar (2018), Otların Uğultusu Altında (2019).

Deneme: İnsanın Acısını İnsan Alır (1995), Gülün Sesi Gül Kokar (1998), Bir Gün Ölümden Önce (1999), Sarkacın Kalbi (2002), Çekilme Suları (2009), Çırpınıp İçinde Döndüğüm Dünya (2020). 

Söyleşi: Eşik Burcu (2010).

Yazar: Rabia Çelik Çadırcı

Ş.Urfa’nın Bozova ilçesinde dünyaya geldi. İlk ve ortaokulu burada, liseyi Ş.Urfa Anadolu Ticaret Meslek Lisesi’nde tamamladı. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat bölümünde sürdürdüğü lisans eğitimini yarıda bıraktı. Edebiyatla ilk gençlik yıllarında uğraşmaya başladı. Yazıları çeşitli gazetelerde ve Bibliyomag sitesinde öykü ve şiirleriyse Varlık, Sanat ve Hayat, Zamansız Dergi, Sadece Şiir gibi dergilerde yer aldı. 2017 yılında “Gece Saçlı Kırlangıçlar” adlı öykü kitabı yayımlanan yazarın, 2019 yılında da “Zehrimar” adlı şiir kitabı yayımlandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir