Deneme

Üç Karanlık Kitabesi

XI. Methiye (Sub)

Gözlerin; rüyanın dokusundaki gerçek, masal dağındaki hayal, mavi bir çöl ve çiçek açmış bulutsu bir gök.

Gövden; Elif’in omurgasındaki kavis, Aşur’un önünde salınan Dicle ve ruhun tanrıya karıştığı mekân.

Gülüşün; müjdelenmiş bahar, cennetin kapısındaki bin rüya ve kalbimde sır tutmuş çengi.

Göğüslerin; taze kış havası, yalnız bir bozkırın sırtı ve Sara’nın rahmindeki sevinç.

Avuçların; insan elinin değmediği iklim, Akmelek kilinde gizlenen yaşam ve tohumun gövde ektiği dokunuş.

Sözlerin; kalbi saran korku damarı, aşkın saçak kökleri ve ayrıca yüreğin kuvveti.

Rahmin; Yafa rıhtımındaki tüccarın elindeki kök. O kök, tarlada güneşin uyuduğu gece ve rengimizi bulduğumuz hayat.

XII. Methiye ( Rosa)

Bağrın; denizin, ormanın, rüzgârın ve dağın uğultusu dolu. Burası kalbim, burası sesim, burası nefesim, burası boşluğun aynası sonsuzluk.

Bakışın; gecenin içindeki kış kokusu ve ayrıca gündüzün içindeki güneş kavruğu.

Yürüyüşün; eski çarşılarda anlatılan masal, tanrının mülküne giden yoldaki tören anıtı ve zafer takı.

Parmak uçların; hayal kuyularını aralayan söz, bütün kötü hikâyeleri unutturan sanat.

Ey sevgili Havva kızı! Sen kaç gecesin, sen kaç gündüzsün? Çünkü zaman sonsuzun ötesi. Ve çünkü zaman anladığımız an biten bir hat.

Ben üç karanlıktan doğan Âdem. Ben üç krallar savaşının galibi Selahaddin. Ben Lamelif Ali. Ben ruhu dağınık zaman.

Sen Atlasın yedi güzeli Ülker’in yeryüzündeki ışığı. Sen Şi’ra’nın gece ruhu. Sen Sin şehrindeki Şin kitabesi. Sen zamanın mekân tutmuş hali.

Yazar: Mehmet A. Başkurt

“Rüya, her rengi gören tanrıdır!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir