5 Eylül 2026

Rabia Çelik Çadırcı

Rabia Çelik Çadırcı

Urfa'nın Bozova ilçesinde 1982 yılında dünyaya gelen Rabia Çelik Çadırcı ilk ve orta öğrenimini burada tamamlamış; lise eğitimi için Urfa Anadolu Ticaret Meslek Lisesine devam etmiştir. Rabia Çelik Çadırcı edebiyat kariyerine odaklanarak Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesinde başladığı üniversite eğitimini yarıda bırakmıştır. İlk gençlik yıllarından itibaren özellikle şiirle uğraşan şair/yazar kısa öyküler de kaleme almış; bu öykülerini “Gece Saçlı Kırlangıçlar” adlı kitabında bir araya getirmiştir. Bu kitabın dışında “Zehrimar” ve “Kör Bir Harfle Yazıyorum Göğe” adlı iki de şiir kitabı yayımlamıştır. Edebi üretimleri Varlık, Şiirden, KE, Eliz Edebiyat, Sincan İstasyonu, Mühür, Sanat ve Hayat, Lacivert Öykü ve Şiir, Sadece Şiir, Yenie ve Caz Kedisi gibi dergilerde yayımlanmış ve yayımlanmaya devam etmektedir. Şiir ve öykülerin yanı sıra Türk Edebiyatının önemli şair ve yazarlarıyla yaptığı söyleşilerle dikkat çeken Rabia Çelik Çadırcı Sanat Editörlüğü de yapmaktadır. “Maya” adlı kısa roman uzun hikâye olan metni yazarın son çıkan kitabıdır. Türkiye Yazarlar Sendikası üyesi olan şair Mersin’de yaşamaktadır.

3 Aralık Dünya Engelliler Günü

‘acımak, ruhunda sinsice efendiliği taşıyan sahte sevgi dürtüsüdür.’ 3 Aralık Dünya Engelliler Günü -Hitler’in katlettiği ve diğer tüm yanlış, yetersiz yaklaşımlardan dolayı mağdur olan tüm engellileri anarak- Birleşmiş Milletler tarafından 1992 yılında alınan kararla, BM İnsan Hakları Komisyonu 5 Mart…

Yazarlarımızdan Rabia Çelik Çadırcı’nın, Müesser Yeniay’la Röportajı

Müesser Yeniay’la “Güller Yükseliyor Dumanlar Gibi” üzerine… Öncelikle kutluyorum yeni kitabınızı. “Güller Yükseliyor Dumanlar Gibi” içerisinde yer alan şiirlerinizin yaratım süreci ve poetikası hakkında neler söyleyebilirsiniz? Beş yıl aradan sonra şiirlerimi okurla paylaşmak gerçekten heyecan verici. Buradan Müesser Yeniay şiirini…

inandım aç açına

saçlarımdan vurdular beni o güzelim aydınlıktave uykumdanvurdular beni sualsizo kör karanlıkta beni soğuk suyla yundular o ayazdaçulsuzdumyalağuzdum inandım aç açına o vakitbeni tanrının doyurduğunarüyalarımdademir ranzamın altına saklanan bir muzla

İşçi Çocuk

ellerimde kış ihanetisoğuğun yara iziçocuktumbir başınapiç gibi koca göbekli şehirlerde yüzümde yaz lekesiyersizdi güneşin ölçüsüz öfkesigöçme mevsimi artıkçirkinlerinçocuktum, işçiydim bir pikabın kasasındaçocuktum, işçiydim, aç bir ölüydüm

yıldız yağardı gökten o vakitler

yıldız yağardı gökten o vakitleryıldız yağardı gökten o vakitlersiniverirdi aşıkların gözünden göğsünedamlarda çıralar, demirden tahtlarruhlara sarınan rüzgarın şarkılarıyarasanın dişleri belirdi bir gece ansızınbirçok yarasaydı, karanlıktı, karalardıbütün sükûnetini yırttılar geceninve sıyırdı bir kadının çığlığı kulakların zarınıbir baba düşünce yereçocukların payına düşen…

başımdaki yeni us’a merhaba

yeni koltuk takımlarının canı cehennemeporselen tabaklar, suplalargümüş kaplama bıçaklarhayatımızı nasıl da kesiyorlar canı cehenneme o sıkıcı botlarınstilettoların ağırlığı bedenimdene demeli yığın halinde buluzlarave elbiselerin askıda eskiyen yüzüne merhaba yeni dünyamdaki özgür tin’ebaşımdaki yeni us’a merhaba

Usta Şairlerden Şiir Üzerine Görüşler – Celal Soycan

Bugünki konuğum Celal Soycanİlgili çalışmama farklı yaklaşımıyla ayırdığı kıymetli zaman ve yanıtı için teşekkür ederim. Değerli kardeşim, Mersin ‘den merhaba. Soruşturmaya ilişkin nazik iletinizi almıştım. Sorularınıza içkin temel bir meselede farklı düşündüğüm için yazamadım.Sorun şu: Sanatta, şiirde GENÇ olanın kategorize…

yaşamak

yalnızca hayatta kalmak mı?yaşamak! tüm ölü ve diri hücrelerimizleyaşamak, payımızı alarak muhannetin elindenola ki devlerin aklından cüceleri ezmek geçerola ki afili yakalılar ötekini perişan etmeyi düşlerve düşleri bir kibrit harında son dünya kirini nakşederçulsuzların peşinden eksilmeyen o arabesk fitilayaklı virüsün…

Bunaltı

yaşamı soluyan her seferindegüleç suskun belki mağrursövüp duruyorum işte boşluğunatüm zamanlarınhiçten başka neymişim kiortasında şarkıların yarım kalanboğazında düğüm sözcüklerinkederin bir onuru varkederin teraziyle sorunu var

Güzide Falcı

ey güzide falcı!ah, nasıl da emin bir duruşeteğimden döküleni yılan pulu sanan divanede ki bileyim kerametini niçindir kabusu uykularının? işte bak, bileyiverdin öfkeyibir hortlak gibi hissiz yüz sen ki bir zamanların lordu!incisi hep bu kıyılarınbastonu yüreğinde görüyorum artıkiki büklüm, düşkün!

Hrisi’den Gelen Utanç

                                                               Hrisi’den Gelen Utanç Daha büyük şehirlere ve şehirlerin türlü gürültülerine alışkındım. Neden gelmiştim bu köye bilmiyorum. Belki de dinlenmek… Dinlemek zihnimin müziğine iyi gelecekti. Burası gördüğüm bütün köylerden çok daha güzeldi. Yan yana sıralanmış müstakil evler, evlerin çoğunun geniş…

Puşi

köle ağıdı efendi dilindeakmaz tek damla yaş fikri muannitkoltukaltımda bir neşteraksa ya irin koynumuzdan aşağıher yok oluş, yokuş mutluluğunmuştusu zerre kalmayacağısaymayanın insan ne geldiyse başımıza dedi babamtopla eteğinden kimsesizliğinipörsümüş suratlıların nazarındanpuşimiz yüzünden geldi

çöl yüreğimin şelalesi

ey çöl yüreğimin şelalesi! ey anlamı sözcüklere gömentanrı!lütfu biçare nefesimin ve de en güzel mavimşahin kanadına tutunan serçe parmağı kesme!kesme şah damarını kalbiminilişsin usulca sedasızgöğünün güzelliğine meczuphiç etme süslenen tek heceyihiç etme süslenen her geceyi

eyle beni ey sevgili gül

eyle beni ey sevgili külsavrulsun bedenimden arta kalan ayazakalmaz ahım ateş olmadıkça yanan uğrunayaşat ve yarat her yeni gün doğumunda eyle beni ey sevgili gülsakın yaprağımdan neşrolan saf kırmızılarıyakınmam doyurdukça tutkun toprağımı sev ve esirge her gün batımında

Çıplak Düş

kan kuşalıydı tenimiz / bebe kadının arınıp çırılçıplak kalmalıydık ki, bedenimiz derisinden kopsun! berikiel keyifsiz kalsın sonsuz tülden kapıların manası kilitsizlik ürktün mü ey melik! destursuz hazların kısır düşünden işte bundandır soyunmalı lanetli elmanın kabuğundan