Ana Sayfa Edebiyat Şiir Yekûn Mektubu

Yekûn Mektubu

Mim ( I. İklim)

Bu mektup yedi iklimin rengi gözlerine adanmıştır. Bu mektup aşkın en eski adına yazılmıştır. Bu mektup tütsülü ormanlarda yazılmıştır. Ve her harfi yedi maden üzerine yedi ayrı hat ile ayrı yedi zamana ve ayrıca yedi vadiden yazılmıştır. Bu kelâmın hepsi Cam-ı Cem’dir. Daha ‘’ilk adımda kaybolanların hikâyesi’’ ve mirasıdır da. Benim mirasım gözlerindir. Gözlerin sanem taşı; siyah, parlak ve ilahi.

(II. İklim)

Bu miras bana, sana, bize ve sizedir. Ne diyor bu miras? Diyor ki, hayattın bir sırrı varsa o da yaşamayı bilmektir. ‘’Siz! Size, sis. Siz! Size, ölümü anlatan boşluksunuz.’’ Bu şiirin şerhi nedir? Şiirin şerhi bir nevi şiirin şehridir ve bizim şehrimizde çoğumuzun bohçası rengârenk ve bomboş. Benim bohçamda sen varsın. Sen, dalgın bir ebru, renkli ve Osmanî.

Ra (III. İklim)

Mânaya sığınan münzevilerin ürkekliği var üzerimde. Hesap söz yanılgıdır hep her zaman elbet. Çünkü mâna ruhtur ve gövdemizin hafızası ruhumuzun cildidir. Siz hiç ruhunuzla göz göze geldiniz mi? Ben geldim. Nedir ruhumuzla göz göze gelmek? Tanrıyla göz göze gelmektir. Ve sen bir rüyasın. Çünkü rüya, her rengi gören bir tanrıdır.

(IV. İklim)

Güzel bir sabahın otuzundayım. Sırtımda hırka, heybemde ekmek kırıntıları ve yenikli birkaç kitap var. Gökyüzü bulutlarla dolu. Bulutların arkası mavi bir sonsuzluk. Babil’in, Asur’un, Kudüs’ün, Kerbela’nın, Mardin’in ve Ortadoğu’nun altı bin beş yüzyıllık kadim tarihi üzerinde yalın ayak yol alıyorum. Yollar toprak, yollar safran sarısı taş ve yollar ot dolu. Yol yok! Yollar her yere. Her tarafım sarı harman ışıltısı dolu. Her bir taraf sensin. Çünkü sen sürme Süryani ışıltısısın. Ve ayrıca sen iki zamanın sahibisin.

Dal (V. İklim)

Sahranın serabıdır saçların. Gözlerin kaya tortusu rengi oyuk gölge. Mevsim hangi iklimdi biliyorum. Bazen zamana karşı durduğum doğrudur. O zamana karşı durduğum gün; zaman ve mekân denen her şey matem ve buluttu. Kış, dilsiz ve ısırgandı. Tuzdan hayal heykeller arasında bir kör asa vardı. Aşınmış tamburlarını saklayarak; taş sokaklarda iki adam yarışıyordu. Bu yarışın ve zamanın tam ortasında; ela bir zaman, şaşırtıcı bir anlamsın sen.

(VI. İklim)

Hanların, surların ve cenglerin diyarından, Mardin’den yazıyorum sana. Taşın, ahşabın, camın ve reyhanın diyarından yazıyorum sana. Lamba alevinin dili sensin. Az önce ay ışığında süvariler geçti yanımızdan. Şimalden cenuba, kendi diyarlarına, iniyorlardı. Bin nefesli bir gazeldiler. Ve senin gözlerin sıcak bir kış kahvesiydi.

Nun (VII. İklim)

Nun Vadi’sinde yazdıklarım ve bildiklerim sadece sensin. Burada zamanın taciriyiz biz. Bulutları rüzgâra yükleyip giden. Zaman ve rüzgâr yan yana olduğunda; saçların avuçlarımda karanlık, gözlerin yıldız kuşağı olur. Çünkü; gülüşün sarılsam tanıyacağım tüm kâinatı. İşte bu zaman ve mekânda; ruhun rengi, ağırlığı ve mülkü aşk olur. Ve şunu biliyorum, sadece kalbin değil zekânın da kutbu aşktır. Elbette ki sana sarhoşluğumu saklayamam. Ama seni ummak ne büyük Umman’dır.

Bu Yazı İçin Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz